|
|
 |
-
Ali Cengizkan Doç.Dr., ODTÜ Mimarlık Bölümü
-
Neslihan Türkün Dostoğlu Prof. Dr., Uludağ Üniversitesi, Mimarlık Bölümü
-
Esin Boyacıoğlu Yrd. Doç. Dr., Gazi Üniversitesi, Mimarlık Bölümü
-
Derleyen ve Çeviren: Tuğçe Selin Tağmat
-
Güven Birkan Mimar, Sarıkamış Harekâtı Anma Alanları Fikir Yarışması Asli Jüri Üyesi
-
Esin Boyacıoğlu Yrd. Doç. Dr., Gazi Üniversitesi, Mimarlık Bölümü
-
Özlem Güzey Yrd. Doç. Dr., Gazi Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü
-
Şule Taşlı Pektaş Dr., Bilkent Üniversitesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü
-
Emel Kayın
Yrd. Doç. Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü
-
Gürhan Tümer Prof. Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü
KÜNYE
|
|
 |
ANMA
Günhan Danışman’a Teşekkür
Ahmet Ersoy Boğaziçi Üniversitesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi
“Şöyle bir dakika dursaydık Günhan Bey”. Şimdi durup Günhan Bey’le beraber geçen zamanları düşündüğümde, aklımın bir köşesinde çöreklenmiş duran, ama hiç de söyleyemediğim cümlenin bu olduğunu anlıyorum. Geriye bakınca daha çok sıradan anlar geliyor aklıma. Bölüm toplantısındayız. En büyüğümüz Günhan Bey, ama bardaklarımızın boşaldığını farkettiği an kimseye fırsat vermeden fırlayıp, sonra elinde bir tepsi kahve ile odaya geri dönüyor. Teşekkür bile edemiyoruz, çünkü biz durumu idrak edip hamle bile edemeden kaybolup elinde süt ve şekerle yeniden beliriyor ve tüm bunları en sade, en kalpten gülümsemesiyle süslüyor. Ya da, arabayla Yıldız’a doğru gidiyoruz. Beşiktaş’ta bir işimiz var diyor, bir taraftan cep telefonunda konuşarak, ama hiç durmadan halledeceğiz. Gerçekten de araba hareket halindeyken bir öğrencisi koşarak yanımızda beliriyor, Günhan Bey eline bazı evraklar tutuşturuyor öğrencinin ve o arada ne yapacağını anlatıyor, biz yolumuza duraksamadan devam ediyoruz. Dursaydık Günhan Bey, biraz otursaydık şurada, diye düşünüyorum. Ama onun oturmaya hiç niyeti yok. Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan veda törenindeki kesif ve firaklı kalabalığa şahit olup (bir türlü fırsat bulup da doğru dürüst teşekkür edemediğini düşünenler) ne çok insanla ne kadar farklı şeyi paylaştığını görünce Günhan Bey’in bitmeyen telaşını biraz anlar gibi oluyorum. Günhan Bey’le Boğaziçi Tarih Bölümü’ne öğretim üyesi olarak başvururken yaptığım ilk konuşma vesilesiyle tanıştım. Tanıdığı insanı katmerli bir kavrayışı ve sahiplenişi vardı. O yabancılık anında beni sadece nevniyaz bir tarihçi ve müstakbel bir Boğaziçili olarak görmedi, aynı zamanda ODTÜ kökenli ve mimarlıktan biraz nasiplenmiş biri olarak muhabbetiyle bir kat daha sarmaladı ve benimsedi. Günhan Bey hevesle ama tevazuuyla ait olduğu, mahviyetle hizmet ettiği, vefa, gönül ve gurur bağıyla bağlı olduğu kurumlar, projeler, ilkeler ve hedefleriyle yaşar, hisseder, sizi de öylece bu dünyanın bir parçası yapardı: Boğaziçi Üniversitesi’nde Apdullah Kuran’dan el alarak geliştirdiği Mimarlık Tarihi Programı, Mimarlar Odası, Mimarlık Vakfı, ODTÜ, Robert Kolej, Tarsus, Arnavutköy, arkeoloji, restorasyon, teknoloji tarih, ve daha bilmediğim nice ilgi ve emek alanıyla çiçeklenmiş bir hayat. Çiçeklerin arasında telaşla kaybolan, hep müjdeler veren gözleriyle gülen Günhan Bey. Hoşça kal.
Bu icerik 3948 defa görüntülenmiştir.
|
 |
|
|