MİMARLIK GÜNDEM
“Toplum Hizmetinde Mimarlık” İlkesinin TMMOB Mimarlar Odası 50. Dönem Çalışma Programı’na Yansımaları
Zeynep Eres Özdoğan, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı
TMMOB Mimarlar Odası 50. Dönem Genel Kurulu’nu 10 – 11 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Zeynep Eres Özdoğan genel başkan, Orhan Ersan genel başkan yardımcısı, Tores Dinçöz genel sekreter, Ünsal Keskin genel sayman, Mustafa Özçelik, İlke Çalışkan ve Murtaza Er üye olarak merkez yönetim kurulunu oluşturdular. Zeynep Eres Özdoğan önümüzdeki dönemin gündem maddelerini aktarıyor.
TMMOB Mimarlar Odası 50. Dönem Çalışma Programı’nda Odamızın mesleğe ve ülke sorunlarına bakışını tarihsel çerçevede değerlendirerek; günümüz koşullarında gerek “toplum hizmetinde” ilkesi gerek “mesleğin ve mimarın yanında” yaklaşımı çerçevesinde iki temel aksta çalışmalara ağırlık verilmesi öngörülmektedir. Son yıllarda deprem, yangın ve sel gibi afetler karşısında kentlerden köylere tüm yerleşim alanlarının ve doğal çevrenin aldığı ağır hasar, afetler karşısında mimarlığın nasıl konumlanması gerektiğini bir sorun yumağı olarak ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma programının eğitimden mevzuata, mesleki uygulamadan yapı denetimine ilgili her alanda doğal ya da insan kaynaklı afetlerin neden ve sonuçları üzerinden çalışmaların yürütülmesi planlanmaktadır.
TMMOB Mimarlar Odası 50. Dönem Genel Kurulu’nu 10 – 11 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Zeynep Eres Özdoğan genel başkan, Orhan Ersan genel başkan yardımcısı, Tores Dinçöz genel sekreter, Ünsal Keskin genel sayman, Mustafa Özçelik, İlke Çalışkan ve Murtaza Er üye olarak merkez yönetim kurulunu oluşturdular. 50. Dönem Merkez Yönetim Kurulu Çalışma Programı’nı “toplum hizmetinde mimarlık” ilkesiyle belirledi. 1960’lı yıllardan bu yana Odamızın temel çizgisini oluşturan bu yaklaşım, 1969 yılında “Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde” tanımıyla bir cep kitapçığında ifade bulmuştur. “1969 Genel Seçimleri Öncesi Yurt Sorunları Üzerine Mimarlar Odası’nın Görüşleri” başlığıyla çıkan bu yayında, kamuya ve yöneticilere duyuru olarak ele alınan konular, Odamızın o dönemde ülke sorunlarına ve mesleğe yönelik duruşunu tariflemektedir. Kısaca bu görüşleri anımsamak, 57 yıl sonra bugünün Türkiyesi üzerinden bir değerlendirme yapmak 50. Dönem çalışma programının içeriğini belirlemek için yararlı olacaktır. Buna göre;
“
Sıhhatli şehirleşmiş ileri bir Türkiye’nin kurulabilmesi için - anayasa [1961] gereği - kent topraklarının bir an önce kamulaştırılması şarttır. Bugünkü anayasa düzeni içinde kent arsalarının kamulaştırılması mümkündür.”
“
Haksız ve kolay kazanca yönelmiş bazı örgüt ve varlıklı kişilerin - egemen sınıfların, kıyılarımız üzerinde giriştikleri spekülasyona karşıyız. Kıyılarımız, topluma dönük, kamu yararına kullanılacak bir statüye kavuşturulmalı, kıyılar kamulaştırılmalıdır.”
“
Şehir planlama kavramının ‘imar planı’ kavramıyla aynı anlamda ele alınıp dar kapsam içinde düşünülmesinin, büyük kentlerimizi planlama faaliyetinin bilimsel kuruluşlardan titizlikle gizlenmesinin, kentlerimizin düzenli olarak gelişmesini çıkmazdan kurtaramayacağına, bugünkü imar anarşisini ortadan kaldırmayacağına dikkati çekeriz.”
“
Kent topraklarının geçerli bir ekonomik unsur olduğu bir düzende konut sorununun çözümlenmesi olanaksızdır.”
“
Mimarlar Odası, iç sömürücü sınıfların kendi çıkarlarını sürdürebilmek için dış çıkarların aleti olmaktan çekinmeyen tutumların sonucu olarak, yerli teknisyenlerin daha iyi çözümleyecekleri sorunlarda, yabancı uzmanlardan yararlanılmasına karşı koyacaktır.”
Kitapçıkta barınma ve kentleşme sorununun yanı sıra mimarların mesleğini yapabilme konusu da ele alınmıştır. Bu yaklaşımlara karşın yaşanmışlıklara baktığımızda; kent arsalarının değil kamulaştırma, tersine, kamuya ait arsaların, parkların, deprem toplanma alanlarının özelleştirilerek imara açıldığı, kıyıların toplum yararına kullanmak yerine bir yandan otel, yazlık site vb. özel kullanımlara dönüştürülürken bir yandan da ağır çevre tahribatına maruz kaldığı bir süreçteyiz. Günümüzde Türkiye’de yalnızca kentler ve kıyılar rant oluşturmamakta; ülkenin tüm yüzeyi, dağları, tepeleri, ovaları ile kimi yerde yerleşim alanı kimi yerde maden ocağı olarak rant ekonomisine konu olmaktadır.
Kitapçıkta “teknisyen - politikacı bütünleşmesi” başlığı altında;
“
Kaderde, kıvançta, tasada ortak, hiç kimsenin ezilmediği ve ezmediği güçlü ve yaratıcı insanların mutlu Türkiyesini kurmak için hızlı ve dengeli gelişmeyi sağlayan bir iktisadi kalkınma ve bağımsızlık savaşının başarıyla yürütülmesi gerekir. Bugüne kadar planlı kalkınma ilkesinin gerektirdiği teknisyen - politikacı bütünleşmesi yerine, teknisyen ile politikacı karşı karşıya bırakılmışlardır. Kalkınmayı sağlayacağı öne sürülen yatırım kararları, politik mülahazalarla verilmiş ve teknisyen karar verme mekanizmasında daima politikacının emrine girmiştir, bir bölüm bürokrat ise bu çalışmada kendilerini politikacı ile özdeşleştirmiş ve çalışmanın yönünü saptırmıştır.”
denilmektedir. Bu açıklama 1960’lı yıllarda mimarların meslek alanı içindeki kentleşme ve mimarlık konularındaki görüşlerinin ve yaklaşımlarının uygulamada yeterince yer bulmadığını ve ülkenin fiziki planlamasının daha doğrusu “plansız gelişiminin” politikacılar tarafından kotarıldığını ortaya koymaktadır. Yaşadığımız onca deprem ve hele ki 2023 Kahramanmaraş - Hatay depremleri sonrasında; mimarın, mühendisin dolayısıyla “bilim”in reddedildiği sözde kentleşme pratiğinin yol açtığı ağır yıkım, bu durumu somut şekilde belgelemektedir.
TMMOB Mimarlar Odası 50. Dönem Çalışma Programı’nda Odamızın mesleğe ve ülke sorunlarına bakışını tarihsel çerçevede değerlendirerek; günümüz koşullarında gerek “toplum hizmetinde” ilkesi gerek “mesleğin ve mimarın yanında” yaklaşımı çerçevesinde iki temel aksta çalışmalara ağırlık verilmesi öngörülmektedir. Son yıllarda deprem, yangın ve sel gibi afetler karşısında kentlerden köylere tüm yerleşim alanlarının ve doğal çevrenin aldığı ağır hasar, afetler karşısında mimarlığın nasıl konumlanması gerektiğini bir sorun yumağı olarak ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma programının eğitimden mevzuata, mesleki uygulamadan yapı denetimine ilgili her alanda doğal ya da insan kaynaklı afetlerin neden ve sonuçları üzerinden çalışmaların yürütülmesi planlanmaktadır.
Ülkemizde tüm üniversite diplomalı meslek alanlarında bir soruna dönüşen mesleklerin meslek insanlarının itibarsızlaştırılması süreci mimarlık ve mimarlar için de ne yazık ki söz konusudur. Bu bağlamda özellikle aramıza yeni katılan genç mimar meslektaşlarımız en büyük zorlukları yaşayan kesimdir. Gerek iş bulma olanakları gerek nitelikli iş yapma koşulları gerekse lisans eğitiminin yetersizlikleri yeni mezun mimarları, maddi manevi yıpratmakta; büyük zorluklarla kazanılan sınavlar sonrası yoğun bir eğitim programının ardından üniversitede öğrendiği mimarlığın bilimsel ve etik duruşunu, özgün tasarım yapabilme olanağını mimar olarak yaşayamayan genç meslektaşlarımız haklı olarak karamsarlığa kapılmaktadır. Bu bağlamda çalışma programında genç meslektaşlarımızın sorunlarını ve beklentilerini doğru anlamak için anket vb. çalışmaların yürütülmesi, buna koşut olarak mesleğin ilk döneminde daha hazır daha donanımlı olabilmeleri için Sürekli Mesleki Gelişim programlarıyla destek eğitiminin sağlanması, genç mimarların biraraya gelebileceği, birbirleriyle iletişim kurabilecekleri etkinliklerin geliştirmesi gibi çalışmaların yapılması planlanmaktadır.
TMMOB Mimarlar Odası 50. Dönem Çalışma Programı’nda iki temel sorun ise “toplum hizmetinde” ilkesi çerçevesinde barınma sorunu, “mesleğin ve mimarın yanında” yaklaşımı çerçevesinde ise “mesleki hak ve yetkiler” olarak belirlenmiştir. Tıpkı 1960’lı yıllarda olduğu gibi ülkemizde bir barınma krizi söz konusudur. Bu sorun yalnızca başını sokacak ev bulma derdi değil, insan onuruna yakışır bir yaşam alanına sahip olabilme sorunudur. Kent çeperine dizili çok katlı tek tip yapılaşmalar çağdaş bireyin nitelikli yaşam alanı olamaz. Çalışma Programı’nda ülke sathında yaşanan barınma sorununun çok yönlü olarak araştırılarak çözüm yollarının tartışılması öngörülmektedir.
Mimarın mesleki hak ve yetkileri bir yandan yaşadığımız depremler sonrası imza sorumluluğu bağlamında ele alınmakta bir yandan da yapı alanındaki diğer mesleklerle hak ve yetki üzerinden tartışılmaktadır. Mimarın proje tasarımından şantiyede uygulama ve yapı denetimine ve aslında yapının yaşam süresi içinde düzenli denetimine giden süreçte her alanda mesleki haklarının gözetilmesi üzerine çalışma yapılması 50. Dönem Çalışma Programı’nın temel konularından birini oluşturmaktadır.
TMMOB Mimarlar Odası 50. Dönem Yönetim Kurulu olarak tüm meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu belirtir; mesleğimizin gereği olarak tüm toplumun sağlıklı, nitelikli, güvenli ve kimlikli kentlerde, insan onuruna yakışır şekilde yaşayabilmesi için çaba göstereceğimizi değerli meslektaşlarımızla ve kamuoyuyla paylaşırız.
Bu icerik 69 defa görüntülenmiştir.