449
MAYIS-HAZİRAN 2026
 
MİMARLIK'tan

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ULUSLARARASI GÜNDEM

13. Dünya Kentsel Forumu (WUF13): “Dünyayı Barındırmak: Güvenli ve Dirençli Kentler ve Topluluklar” Teması Üzerine Bir Değerlendirme

Aylin Akçabozan Taşkıran, Arş. Gör. Dr., Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü, UN-Habitat “Tarihi Kentsel Peyzaj (Historic Urban Landscape - HUL)” Çalışma Grubu Koordinatörü

13. Dünya Kentsel Forumu (World Urban Forum – WUF) geçtiğimiz mayıs ayında Bakü’de gerçekleşti. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (BM - Habitat) tarafından düzenlenen forumda “Dünyayı Barındırmak: Güvenli ve Dirençli Kentler ve Topluluklar” (Housing the World: Safe and Resilient Cities and Communities) temasına odaklanıldı. Küresel ölçekte giderek derinleşen konut krizi, iklim değişikliği, sosyal eşitsizlik, yönetişim sorunları ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yerelleştirilmesi konularının ele alındığını ifade eden yazar, gerçekleşen oturumlarda çok aktörlü ve çok ölçekli çözüm önerilerinin öne çıktığını aktarıyor.

2002 yılından beri her iki yılda bir dünya çapında düzenlenmekte olan Dünya Kentsel Forumu’nun temel amacı, barınma, kentleşme ve sürdürülebilir kentsel kalkınma konularında uluslararası işbirliğini geliştirmek, kentler arasında deneyim paylaşımını teşvik etmek ve ortak bilgi üretimini desteklemektir. Forum, Yeni Kentsel Gündem’in uygulanmasına katkı sağlayacak yeni konuların belirlenmesi, iyi uygulamaların paylaşılması ve kurumlar arası işbirliklerinin geliştirilmesi için önemli bir imkân sunmaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (BM - Habitat) tarafından düzenlenen Dünya Kentsel Forumu (World Urban Forum – WUF), sürdürülebilir kentleşme, Yeni Kentsel Gündem (New Urban Agenda) [2] ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SDG) uygulanmasına yönelik en önemli küresel platformlardan biri olarak kabul edilmektedir [3].

Forumun katılımcıları arasında ulusal hükümet temsilcileri, yerel ve bölgesel yönetimler, parlamenterler, sivil toplum kuruluşları, topluluk temelli örgütler, şehir ve bölge planlama uzmanları, araştırma kurumları, akademik kuruluşlar, özel sektör temsilcileri, vakıflar, Birleşmiş Milletler kuruluşları ve diğer uluslararası kuruluşlar yer almaktadır. Dünya Kentsel Forumu, sürdürülebilir kentleşme konusunda çok paydaşlı ve kapsayıcı bir küresel diyalog platformu olarak işlev görmektedir.

17–22 Mayıs 2026 tarihleri arasında Azerbaycan’ın Bakü kentinde gerçekleştirilen 13. Dünya Kentsel Forumu (WUF13), küresel ölçekte giderek derinleşen konut krizi, iklim değişikliği, sosyal eşitsizlik, yönetişim sorunları ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yerelleştirilmesi konularını çok aktörlü ve çok ölçekli bir perspektifle ele almıştır. Forum boyunca gerçekleştirilen oturumlar, yuvarlak masa toplantıları ve ikili görüşmeler; kentlerin yalnızca küresel sorunların ortaya çıktığı yer değil, aynı zamanda çözümlerin geliştirildiği bir laboratuvar olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

WUF13'ün ana teması olan “Dünyayı Barındırmak: Güvenli ve Dirençli Kentler ve Topluluklar” (Housing the World: Safe and Resilient Cities and Communities), küresel ölçekte giderek derinleşen konut krizini sürdürülebilir, kapsayıcı ve dirençli kentleşme perspektifinden ele almıştır. Tema kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda küresel konut krizi, informel yerleşimlerin dönüşümü, afet ve kriz sonrası yeniden yapılanma süreçlerinde konutun rolü, iklim değişikliği ile konut arasındaki ilişki, konutun sosyal ve ekonomik etkileri ile konut finansmanının geleceği gibi konular tartışılmıştır. WUF13’te gerçekleştirilen tartışmalar, Yeni Kentsel Gündem’in temel ilkeleri doğrultusunda konut, iklim dirençliliği, kültürel miras, sosyal kapsayıcılık ve sürdürülebilir metropoliten gelişim arasındaki ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine katkı sağlamıştır.

Oturumlarda konutun yalnızca fiziksel bir barınma birimi olarak değil, sosyal adaletin, ekonomik kalkınmanın ve toplumsal dayanıklılığın temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Artan konut maliyetleri, yerinden edilme, soylulaştırma, informel yerleşimlerin yaygınlaşması ve iklim değişikliğinin etkileri karşısında, konut politikalarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının gerekliliği ortaya konmuştur. Özellikle güvenli, erişilebilir ve uygun fiyatlı konuta erişimin temel bir insan hakkı olduğu belirtilirken, konutun su, enerji, ulaşım, kamusal hizmetler, sosyal koruma mekanizmaları ve çevresel sürdürülebilirlikle birlikte düşünülmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Tartışmalar ayrıca, konutun, krizlere karşı dirençli kentlerin oluşturulmasında stratejik bir araç olduğunu göstermiştir. İklim değişikliği, doğal afetler, ekonomik kırılganlıklar ve toplumsal eşitsizlikler karşısında geliştirilecek konut politikalarının yalnızca yapı üretimine değil, aynı zamanda toplulukların güçlendirilmesine, mahalle ölçeğinde yaşam kalitesinin artırılmasına ve sosyal bütünleşmenin sağlanmasına odaklanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede WUF13, konutun geleceğine ilişkin tartışmaları, insan odaklı, kapsayıcı ve dirençli kentlerin inşası için temel bir politika alanı olarak yeniden gündeme taşımıştır.

Bu yılın tartışmalarında öne çıkan temel konu, konutun yalnızca fiziksel bir yapı veya niceliksel bir üretim meselesi olarak değil, yaşamın temel koşullarını belirleyen çok boyutlu bir hak olarak yeniden tanımlanması olmuştur. Bunun yanı sıra, sosyal konut, eşitlik, mahalle ölçeğinde yaşam kalitesi ve dirençli toplulukların oluşturulması gibi konular ele alınmış; konutun su, enerji, ulaşım, kamusal hizmetler ve sosyal koruma sistemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, konut politikalarının yalnızca yapı üretimine odaklanan geleneksel anlayıştan uzaklaşarak, daha geniş bir “habitat” perspektifine yönelmesi gerekliliğini ortaya koymuştur.

Forum boyunca Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının yerelleştirilmesi (SDG Localization) konusu önemli bir gündem maddesi olarak öne çıkmıştır. Yerel yönetimlerin, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının uygulanmasında ve izlenmesinde merkezî bir role sahip olduğu vurgulanırken, çok katmanlı yönetişim yapısı geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda Local2030 [4] girişimi örnek gösterilerek, küresel hedeflerin yerel gerçekliklerle buluşturulabilmesi için sistemik çözümlerin, yerel raporlama mekanizmalarının ve katılımcı uygulama modellerinin geliştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gönüllü Yerel Değerlendirme (Voluntary Local Reviews – VLR) ve Gönüllü Ulusal Değerlendirme (Voluntary National Reviews – VNR) süreçleri, yalnızca teknik raporlama araçları değil, aynı zamanda kurumsal kapasiteyi güçlendiren ve hesap verebilirliği artıran mekanizmalar olarak değerlendirilmiştir. [5]

Forumda ele alınan bir diğer önemli konu ise iklim değişikliği, su yönetimi ve bölgesel dirençlilik ilişkisi olmuştur. Özellikle Azerbaycan, Kolombiya, Brezilya ve Peru’dan sunulan örnekler üzerinden geliştirilen tartışmalarda, su merkezli bölgesel kalkınma yaklaşımlarının geleceğin kentleri için kritik öneme sahip olduğu ifade edilmiştir. Su kaynaklarının göz ardı edildiği planlama modellerinin uzun vadede kırılgan olduğu; buna karşılık su sistemleri, ekolojik koridorları ve doğal kaynakları, planlama süreçlerinin merkezine yerleştiren yaklaşımların iklim dirençliliğini artırdığı vurgulanmıştır.

Latin Amerika’dan aktarılan deneyimler, bölgesel planlamanın yalnızca idari sınırlar üzerinden değil, ekolojik sistemler, havzalar ve toplumsal ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini göstermiştir. Bu bağlamda su, yalnızca doğal bir kaynak değil; aynı zamanda yurttaşlık, kamusal politika ve bölgesel kalkınma süreçlerini şekillendiren temel bir unsur olarak tanımlanmıştır. İklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve afet riskleri karşısında geliştirilecek politikaların, sosyal koruma sistemleri ve mekânsal adalet ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

WUF13 kapsamında üniversiteler, yerel yönetimler, STK’lar çeşitli oturumlar ve ikili görüşmeler aracılığıyla aktif katkı sağlamıştır. “Voices from Cities” (Kentlerden Sesler) oturumu ve BM - Habitat ile gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında, konut hakkının metropoliten ölçekte yeniden düşünülmesine yönelik çalışmalar paylaşılmıştır. Bu çerçevede tartışmaya açılan “Konut Birimlerinden Metropoliten Yaşam Alanlarına: Metropoliten Konut Hakları için Bölgesel Anlaşmaya Doğru” (From Housing Units to Metropolitan Habitats: Towards a Territorial Pact for the Metropolitan Right to Housing) başlıklı sunumda, günümüz konut krizinin yalnızca konut üretimiyle çözülemeyeceğini; konutun arazi kullanımı, su, enerji, kamusal hizmetler, erişim, yönetişim ve finansman sistemleriyle birlikte ele alınması gerektiği savunulmuştur. Çalışma, Metropoliten Konut Manifestosu’nu gelecekte geliştirilebilecek “Metropoliten Konut Hakkı” kararının kavramsal temeli olarak değerlendirmekte ve çok düzeyli yönetişim, iklim dayanıklılığı, arazi ve finansman araçları ile kapasite geliştirme mekanizmalarına dayalı yeni bir bölgesel mutabakat önermektedir.

Milano Politeknik Üniversitesi, Barselona Metropoliten Alanı (AMB) ve Marmara Belediyeler Birliği (MBB) işbirliğiyle düzenlenen “Özgürlük için Konut: 21. Yüzyıl için Mekânsal Mutabakat - Metropol Ölçeğinde Konut Hakkına İlişkin Birleşmiş Milletler Kararına Doğru” başlıklı oturumda konut hakkının metropoliten ölçekte daha kapsayıcı bir şekilde ele alınmasına yönelik ortak yaklaşımlar tartışılmıştır. Konut krizinin metropoliten düzeyde üretilen bir eşitsizlikler ağı olduğu ve bu nedenle çözümlerin de çok düzeyli yönetişim, bütünleşmiş planlama, veri temelli karar alma ve ortak finansman mekanizmalarıyla geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Tartışmalar; konut, iklim uyumu, mobilite, hizmetler ve bakım sistemlerinin ayrı politikalar olmadığı, aynı kentsel yaşam sisteminin parçaları olduğu vurgulanmıştır. [6]

Konutun yalnızca yaşam birimi üretimi olarak değil, “metropoliten habitat” kavramı üzerinden değerlendirilmesini önermektedir. Tartışmalarda, çağdaş yaşamın gerçek ölçeğinin metropol ölçeği olduğu; konut piyasalarının, ulaşım ağlarının, su sistemlerinin, ekolojik koridorların ve kamusal hizmetlerin belediye sınırlarını aşan işleyişlere sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle “Metropoliten Konut Hakkı”, yalnızca bir konuta erişim hakkı değil; aynı zamanda güvenli, erişilebilir, kapsayıcı ve dirençli bir yaşam çevresini mümkün kılan bölgesel koşullara erişim hakkı olarak tanımlanmıştır.

WUF13 kapsamında Türkiye’den Prof. Dr. Ayşen Ciravoğlu da TMMOB Mimarlar Odası ve Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) temsilcisi olarak foruma katılım sağlamıştır. UIA, forum süresince sürdürülebilir kentleşme, afet sonrası yeniden yapılanma ve konut politikaları alanlarında çeşitli etkinliklere katkı sunmuştur. Bu kapsamda öne çıkan etkinliklerden ilki UIA 2030 Ödül Töreni olmuştur. Söz konusu ödül programı, mimari tasarım kalitesini ve yenilikçi yaklaşımları teşvik etmenin yanı sıra, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SDG) gerçekleştirilmesine somut katkı sağlayan tamamlanmış mimari projeleri uluslararası ölçekte görünür kılmayı amaçlamaktadır.

Forum kapsamında dikkat çeken bir diğer etkinlik ise Habitat Professionals Forum (Habitat Uzmanlar Kurulu) tarafından hazırlanan ve UIA’nın da katkı sunduğu “Recovering the Future: A Framework for Transformative Recovery from Disaster”(Geleceği Yeniden Kazanmak: Afet Sonrası Dönüşümsel İyileşme için Bir Çerçeve) başlıklı belgenin tanıtım toplantısı olmuştur. Günümüzde iklim değişikliği, doğal afetler ve çatışmalar nedeniyle giderek daha fazla önem kazanan yeniden yapılanma süreçlerine odaklanan bu belge; afet sonrası iyileşmenin yalnızca fiziksel yeniden inşa ile sınırlı kalmaması, sosyal, ekonomik, çevresel ve kültürel boyutları kapsayan bütüncül ve dönüştürücü bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yönüyle belge, afetlere hazırlık, dirençlilik ve sürdürülebilir yeniden yapılanma süreçleri için önemli bir yol haritası sunmaktadır.

Bunun yanı sıra, UN - Habitat üst düzey yöneticilerinin de katılımıyla gerçekleştirilen Habitat Professionals Forum yuvarlak masa toplantısı, forumun en yoğun ilgi gören ve en verimli tartışmalarına sahne olan etkinliklerden biri olmuştur. Yapılı çevrenin şekillendirilmesinde rol alan farklı uzmanlık alanlarının temsil edildiği toplantıda, “Küresel Konut Açığını Kapatmak: Yeterli ve Dayanıklı Konutların Geliştirilmesi İçin Farklı Meslek Grupları ve Bağlamlar Arasındaki Kapasite Eksikliklerini Gidermeye Yönelik Çözümler” konusu ele alınmıştır. Tartışmalarda, küresel ölçekte artan konut ihtiyacına yanıt verebilmek için disiplinlerarası işbirliklerinin güçlendirilmesi, teknik ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, yerel bilgi ile uluslararası deneyimin bütünleştirilmesi ve dirençli konut üretimine yönelik yenilikçi yaklaşımların desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Forumun önemli çıktılarından biri de üniversitelerin ve akademik ağların sürdürülebilir kalkınma süreçlerindeki rolüne ilişkin tartışmalar olmuştur. Akademik kurumlar; araştırma üretimi, veri toplama, kapasite geliştirme, politika oluşturma ve uluslararası işbirlikleri yoluyla Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının (SDG) yerelleştirilmesine katkı sağlayan temel aktörler olarak değerlendirilmiştir. Özellikle yerel ve uluslararası raporlama sistemlerinin geliştirilmesinde, kanıta dayalı karar alma süreçlerinde ve çok paydaşlı işbirliklerinin oluşturulmasında üniversitelerin kritik bir rol üstlenebileceği vurgulanmıştır.

Genel olarak değerlendirildiğinde WUF13, sürdürülebilir kentleşmenin yalnızca fiziksel planlama ve altyapı yatırımlarıyla sağlanamayacağını; konut, su, iklim, sosyal adalet, yönetişim ve kültürel değerlerin birbirleriyle ilişkili sistemler olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Forumun en önemli öğretisi, sürdürülebilir kalkınmanın yerel ölçekte gerçekleştirilmesine rağmen, bunun ancak çok paydaşlı işbirlikleri, çok düzeyli yönetişim yapısı ve ortak bilgi üretim süreçleriyle mümkün olabileceğidir. Bu bağlamda WUF13, Yeni Kentsel Gündem ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda daha kapsayıcı, dayanıklı ve adil yaşam alanlarının inşası için önemli bir uluslararası platform oluşturmuş; konutun bir yapıdan öte yaşamın temel taşı olduğu yönündeki anlayışı küresel ölçekte güçlendirmiştir.

NOTLAR

[1]Historic Urban Landscape – HUL)” Çalışma Grubu Koordinatörü olarak, Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN - Habitat) tarafından 17–22 Mayıs 2026 tarihleri arasında Azerbaycan’ın Bakü kentinde düzenlenen 13. Dünya Kentsel Forumu’na (World Urban Forum – WUF13) katılım sağlamıştır. “Dünyayı Barındırmak: Güvenli ve Dayanıklı Kentler ve Topluluklar (Housing the World: Safe and Resilient Cities and Communities)” teması altında gerçekleştirilen forum kapsamında, ulusal ve yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler, metropoliten yönetimler, sivil toplum temsilcileri ve politika yapıcıların katılımıyla düzenlenen çok sayıda oturum, yuvarlak masa toplantısı ve ikili görüşmeye katılmıştır. Kent Kütüphanesi’nde (Urban Library) “Yerelleştirilmiş Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Kapsamında Kültürel ve Doğal Miras: Metropolde Konut Üzerinden Çoklu Kimliklerin Oluşturulması (Cultural and natural heritage in localised SDGs: Creating multiple identities in housing in the metropolis)” oturumunda “Tarihi Kentsel Peyzajdan Metropoliten Yaşam Alanına - Kültürel ve Doğal Mirasın Konut Politikalarındaki Rolü” başlıklı bir sunum gerçekleştirmiştir.

[2]

[3]

[4]

[5]

[6]

Bu icerik 85 defa görüntülenmiştir.