ULUSLARARASI GÜNDEM
BM - Habitat 13. Dünya Kentsel Forumu Bakü Eylem Çağrısı
İngilizceden çev. Bengüsu Döngül
Azerbaycan’ın Bakü kentinde düzenlenen Dünya Kentsel Forumu’nun (WUF13) on üçüncü oturumunun eylem odaklı yapısından ilham alan “Bakü Eylem Çağrısı”, kolektif, ortaklaşa üretilen, eşitlikçi ve kapsayıcı bir sürecin sonucudur. Bu çağrı, sivil toplum kuruluşları, kadınlar, yaşlılar, çocuklar ve gençler, Yerli Halklar, meslek mensupları, akademi, araştırmacılar, yerel ve bölgesel yönetimler, engelli bireyler, milletvekilleri, özel sektör ve konut değer zincirinin çeşitli aşamalarında faaliyet gösteren diğer aktörler dahil olmak üzere, farklı sektörlerden ve yönetişim alanlarından paydaşların sunduğu çeşitli katkıları biraraya getirmektedir.
Bu belge, Dünya Kentsel Forumu öncesinde gerçekleştirilen ilk kapsamlı paydaş görüşmeleri sürecinde aylar süren çalışmaların sonucudur. Bu ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyor ve kutluyoruz; sürekliliği ve hesap verebilirliği sağlamak amacıyla yapılandırılmış çok paydaşlı bir katılım mekanizması çerçevesinde, Dünya Kentsel Forumu döngüsü boyunca hem öncesinde hem de sonrasında yapılacak görüşmelerle birlikte standart bir uygulama olarak benimsenmesini talep ediyoruz.
176 ülkeden 52.000’den fazla katılımcının yer aldığı ve bugüne kadarki en büyük WUF etkinliği haline gelen öncü WUF13’e ev sahipliği yaptığı için Azerbaycan Hükümeti’ne içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tarihte ilk kez, ev sahibi ülkenin inisiyatifiyle 27 devlet başkanı ve hükümet başkanı Liderler Bildirisi Zirvesi’ne (Leaders’ Statement Summit) katıldı. Yüzün üzerinde bakan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı ve çok sayıda üst düzey yetkili de zirveye katılım gösterdi. WUF13’teki yenilikler arasında Bakü Kent Ödülü, İş ve İnovasyon Merkezi, WUF Akademi kampüsü ve Uygulamalar Merkezi yer alıyor.
Giriş
Küresel konut krizi, dönüm noktasına ulaşıyor. Bu kriz tesadüfi değil; derin yapısal, sistemik ve yönetişimsel başarısızlıkların bir sonucudur. Bu çoklu kriz, mülksüzleştirme, sömürgeleştirme, ırkçılık, eşitsizlik ve diğer tarihsel ve güncel bağlamlarla ilişkili, karmaşık ve birbiriyle bağlantılı faktörler tarafından tetiklenmektedir.
Dünya genelinde 3,4 milyar insanın yetersiz konut koşullarından etkilendiği tahmin edilmektedir.
Bir ev, sadece dört duvar ve bir çatıdan ibaret değildir. Ev, onur, kültür ve kimliğin yuvasıdır ve en önemlisi, güvenli bir geleceğin dayanağıdır. Ev, kamusal alanlar, okullar, ulaşım, sağlık tesisleri ve diğerleri gibi kamu olanakları ve hizmetleriyle birbirine bağlı bir sistemin merkezinde yer alır. Bu nedenle konutun sosyal ve çevresel işlevi kabul edilmeli ve kent hakkı, sosyal güvenlik ve ekonomik büyüme konusundaki daha geniş bir vizyona entegre edilmiş kalkınma gündeminin merkezinde bir insan hakkı olarak önceliklendirilmelidir.
- Dünya genelinde, konutların finansallaşması ve metalaşması kentsel eşitsizliği ve yoksulluğu derinleştirmektedir. Konutlar artık satın alınamaz hale gelmekte; bu durum soylulaştırma ve artan kısa vadeli kiralamalarla birlikte mekânsal eşitsizlikleri ve evsizliği tetiklemektedir;
- Yetersiz arazi yönetimi ve planlama sistemleri, mekânsal ayrışmadan altyapı eşitsizliklerine ve kentsel yayılmaya kadar pek çok konut sorununun temelinde yer almakta ve bu durum genellikle piyasa spekülasyonlarına ve yerinden edilmeye yol açmaktadır;
- Küresel ve ulusal düzeyde alınan kararlara rağmen, konut için ayrılan kamu fonları azalmaktadır ve geleneksel finansman kaynakları hala parçalı, kısa vadeli ve konutların planlandığı, hizmet verildiği, iyileştirildiği, inşa edildiği ve yönetildiği bölgelerle yeterince bağlantılı değildir;
- Yerel ve bölgesel yönetimler, kentsel dönüşüm ve hizmet sunumunda ön saflarda yer almaktadır; ancak küresel konut krizini ele almak için genellikle gerekli yetki, kapasite veya kaynaklara sahip değildir;
- Çatışmalar, savaşlar ve kent yıkımı, okullar, hastaneler, kamu tesisleri ve konutlar gibi sivil altyapının yanı sıra ekoloji ve biyolojik çeşitliliği de doğrudan etkilemekte; bu durum insanları evsiz bırakmakta ve çoğu zaman onları mülteci ya da ülke içinde yerinden edilmiş kişiler (IDP’ler) olmaya zorlamaktadır;
- Kentsel merkezler, mega şehirler ve ikincil şehirler demografik açıdan hızla değişmektedir. Bunların çoğu, engelli kişileri, gençleri, çocukları, kadınları, yerli halkları ve yaşlıları destekleyen ve onlara bakım sağlayan kuşaklar arası konut sistemlerine yönelik talepleri karşılamakta zorlanmaktadır;
- Dünya genelinde zorla yerinden edilme vakaları artmakta ve bu durum doğrudan yerinden edilmeye yol açarak konut krizini daha da şiddetlendirmektedir. Bir evin yıkıldığını görmek, kişisel eşyaların kaybından çok daha öte bir anlam taşır. Bu durum, uzun süreli zihinsel, duygusal ve fiziksel travmalara yol açar;
- Dünya genelinde kentler, şiddetli sel felaketleri, kentsel ısınma ve kötü hava kalitesi gibi iklim değişikliğinin etkilerini derinden hissetmektedir. Yetersiz konut koşullarında yaşayan aileler ve bireyler, iklim değişikliğinin orantısız etkileriyle karşı karşıyadır;
- Tarihsel olarak, bakım işlerinin yükünü kadınlar üstlenmiştir; ancak kadınlar hala konut, mülk sahipliği, istihdam, temel hizmetler ve hareket özgürlüğü gibi alanlarda yapısal engellerle karşı karşıyadır.
- Ekonomik kriz ve diğer etkenler, aileleri ve bireyleri benzeri görülmemiş bir hızla evsiz bırakmaktadır. Birçok şehir, genellikle masada pek bir çözüm ya da alternatif bulunmamasına rağmen, evsizliği suç saymayı tercih etmektedir;
- Küresel ölçekte, konut, su ve temizlik, elektrik, ulaşım, bağlantı, kamu hizmetleri, eğitim ve sağlık gibi daha geniş kapsamlı ekonomik ve altyapı sistemlerine yeterince entegre edilmemiştir. Altyapı ve temel hizmetlerin koordinasyonsuz bir şekilde sunulması, bakımı ve finansmanı, konut yetersizliğinin etkilerini daha da ağırlaştırmaktadır.
- Beton gibi inşaat ve yapı malzemeleri, düşük karbonlu alternatiflerin yanı sıra geleneksel ve yerel inşaat tekniklerinin kullanılmaması nedeniyle küresel sera gazı emisyonlarının (GHG) neredeyse üçte birine neden olmaktadır.
- Yetersiz mesleki kapasite, veri ve kanıtlar genellikle hatalı kararların alınmasına yol açarak sömürücü uygulamaları ve yolsuzluğu teşvik etmektedir.
Bu ortak niteliklere rağmen, her mahalle, kent, ülke, bölge ve kıta kendine özgüdür. Bu krizin doğasını tam olarak anlamak için yerel ve ulusal bağlam büyük önem taşımaktadır.
Küresel konut sorununun boyutu, kararlı, koordineli ve acil bir müdahaleyi gerektirmektedir. Bu Eylem Çağrısının merkezinde, konut konusuna yeniden öncelik verilmesi, bütüncül konut politikalarının yönetişim ilkeleri doğrultusunda yönlendirilmesi ve örgütlü, çok paydaşlı eylemler, uzun vadeli finansman, geliştirilmiş uygulama kapasitesi, çok düzeyli yönetişim, sürdürülebilir kamu yatırımı ve ölçülebilir hesap verebilirlik mekanizmalarıyla desteklenmesi talepleri yer almaktadır.
Tanıdan Eyleme Geçiş
Uluslararası düzeyde tanınan bir insan hakkı olarak “Yeterli Barınma” hakkının kabulünden Habitat süreçlerine ve 2030 Gündemi ile Gelecek için Sözleşme’ye kadar uzanan, konut alanındaki çok taraflı eylemi şekillendiren sürekli girişimlerin farkındayız. Yeni Kentsel Gündem’in onuncu yıldönümünün kutlandığı bu yılda, üye devletlere, küresel konut krizinin ele alınmasında bir ortaklık ve biraraya getirme kurumu olarak BM - Habitat’ın katalizör işlevini güçlendirmeleri ve uygulamayı hızlandırmaları çağrısında bulunuyoruz.
BM - Habitat'ın 2026 – 2029 Stratejik Planı, Herkes İçin Yeterli Barınma Konusunda Açık Uçlu Hükümetlerarası Uzman Çalışma Grubu (The Open-Ended Intergovernmental Expert Working Group on Adequate Housing for All – OEWG - H) gibi çeşitli mekanizmalar aracılığıyla barınma alanındaki eylemleri hızlandırmak için bir yol haritası sunmaktadır. Üye devletler ve paydaşlar, uzman ve uygulayıcıları aday göstererek ve yeterince temsil edilmeyen grupların dahil edilmesini sağlayarak kapsayıcı katılımı teşvik etmeye ve çalışma grubuna aktif olarak katılmaya çağrılmaktadır.
Önümüzdeki on yılı ve bunu takip edecek beş Dünya Kentsel Forumu oturumunu (2026 – 2036), Yeni Kentsel Gündem’in uygulanmasını hızlandırmak ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nde ölçülebilir ilerleme sağlamak için bir eylem on yılı olarak konumlandırmak konusunda açık bir fırsat bulunmaktadır. Dünya Kentsel Forumu’nun sonuçları, izlenebilir taahhütleri içermeli, başarılı program ve projeleri belgelemeli ve 2030 sonrası gündemine katkı sağlamak üzere uygulama yollarını paylaşmalıdır.
Yerel ve ulusal süreçler, konut gündemine yönelik güçlü bir politik ivme oluşturulmasına katkıda bulunmaktadır. Yeni Kentsel Gündem Bakanlar Toplantısı’nın (The Ministerial Meeting on the New Urban Agenda) özetleri, İkinci Afrika Kentsel Forumu’nun Nairobi Deklarasyonu (Nisan 2026) ve birçok bölgesel anlaşma, yeterli, karşılanabilir, kapsayıcı ve iklime dayanıklı konutlar konusunda iddialı ilkeler ortaya koymaktadır. Bu belge aynı zamanda güney - güney ve kuzey - güney işbirliği, öğrenme ve ortak çalışma alanlarında yeni biçimlerin ortaya çıkmasına olanak sağlamaktadır.
Bu eylem çağrıları üç başlık altında toplanmaktadır: Konut krizinin altında yatan hakları ve itici güçleri tanımak, krizin doğrudan tezahürlerine müdahale etmek ve herkes için adil, kapsayıcı, dayanıklı ve sürdürülebilir bir gelecek için konut sistemlerini dönüştürmek.
Temel Hakları ve İtici Güçleri Tanımak
1. İnsan haklarımızı koruyun, saygı gösterin ve yerine getirin!
Her türlü bağlamda barınma, bir hak olmaktan ziyade bir meta olarak ele alınmaya devam etmekte; tahliyeler, yıkımlar, çatışmalar ve yerinden edilme durumları ise insanların haysiyetini, güvenliğini ve geçim kaynaklarını zedelemektedir. Barınma konusunda, zorla tahliyelere karşı koruma önlemleri, daha güçlü mülkiyet ve kiracı hakları korumaları ile adalete erişim dahil olmak üzere, insan hakları temelli bir yaklaşımın tam olarak benimsenmesini ve uygulanmasını talep ediyoruz. Uluslararası kuruluşların desteğiyle, ulusal ve yerel yönetimler bu talebi, barınmanın sosyal ve çevresel işlevini tanıyan ve koruyan arazi kullanım planlaması yasal, politik ve kurumsal çerçevelere dahil etmelidir. Bölgesel, ulusal ve yerel barınma sistemleri içinde topluluk öncülüğünde ve katılımcı yaklaşımların kurumsallaştırılmasını talep ediyoruz.
2. Evlerimizi koruyun!
Aileler, bireyler ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler genellikle güvensiz veya standartların altında konutlara itilmekte ve bu da onları daha fazla yerinden edilme, güvensizlik ve dışlanmaya maruz bırakmaktadır. İnsani yardım, toparlanma ve uzun vadeli kalkınmayı birbirine bağlayan entegre konut yaklaşımları çağrısında bulunuyoruz; bu yaklaşımlar, kırılgan ve çatışma sonrası ortamlarda iklime dayanıklı ve insan odaklı kentsel toparlanmayı teşvik edecek ve bu kesimlerin kalkınma ve iklim kaynaklarına erişimini kolaylaştıracaktır. Ulusal ve yerel hükümetler, insani yardım ve kalkınma aktörleri ile uluslararası kurumlar, konutları ve temel sivil altyapıyı korumalı, yerinden edilme ve yıkıma karşı koruma önlemlerini güçlendirmeli ve bu korumaların etkili bir şekilde uygulanmasını sağlayan mekanizmaları desteklemelidir. Çatışma sonrası yeniden yapılanma konusunda, Azerbaycan’ın ev sahibi hükümeti de dahil olmak üzere önemli küresel örnekler bulunmaktadır. Yeniden yapılanma ve toparlanma çabalarına ve nihayetinde ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin evlerine dönüşüne öncelik verecek koordineli bir yaklaşım çağrısında bulunuyoruz. Tüm ulusal hükümetler tarafından özgür ve önceden bilgilendirilmiş rıza garanti altına alınmalıdır.
3. Çeşitliliğimizi tanıyın!
Konut sistemleri, dışlanmaya ve arazi ile konuta erişimde eşitsizliğe yol açan yerel bağlamları ve cinsiyet, etnik köken, kültür, yaş, engellilik, hukuki statü ve vatandaşlık gibi unsurların kesişim noktalarını göz ardı etmeye devam etmektedir. İnsanları politika ve uygulama sürecinin merkezine yerleştiren, farklı grupları ortak üreticiler olarak kabul eden, kuşaklar arası ve kesişimsel konut yaklaşımları çağrısında bulunuyoruz. Sivil toplum ve taban hareketleri, hükümet, özel sektör ve uzmanlarla birlikte öncülük ederek, konut politikalarında çeşitliliği yerleştirip korumalıdır.
4. Evlerimizi iklime dayanıklı hale getirin!
İklim etkileri, konut güvensizliğini ve yerinden edilmeyi hızlandırmakta ve mahalleler, kentler ve bölgeler genelinde halihazırda sosyal, ekonomik ve çevresel istikrarsızlıkla karşı karşıya olan toplulukları orantısız bir şekilde etkilemektedir. Tekrarlanan sel felaketleri, kuraklıklar, biyolojik çeşitlilik kaybı, kirlilik, aşırı sıcaklar ve kötüleşen hava kalitesi, halk sağlığı, ekosistemler, geçim kaynakları, yaşanabilirlik ve genel yaşam kalitesi üzerinde yıkıcı etkiler yaratmaktadır. İklim direncini güçlendiren, biyolojik çeşitliliği koruyan ve doğaya dayalı, topluluk öncülüğünde ve yerel çözümler yoluyla zararlı etkileri hafifleten, iklim adaletine bağlı ve çevreye duyarlı kentleşme ve planlama ile desteklenen konut sistemleri çağrısında bulunuyoruz. Dirençli altyapı, yenilenebilir enerji, temel hizmetler, afet hazırlığı ve önleme, geçim kaynakları ve sosyal ağlar konusunda ulusal ve yerel hükümet müdahalelerinin yanı sıra, halk öncülüğünde yerelleştirilmiş, yerli ve geleneksel uygulamaların güçlendirilmesini talep ediyoruz.
Doğrudan Etkilere Yanıt Vermek
5. Entegrasyonun katalizörü olarak ev!
Konutlar, altyapıdan, temel hizmetlerden ve ekonomik fırsatlardan çoğu zaman izole bir konumda yer almaktadır; kentsel yayılma, mekânsal ayrışma ve yetersiz koordine edilmiş arazi kullanım planlaması, düşük gelirli hane halklarını iş imkânlarından, hizmetlerden ve fırsatlardan uzak, kenar mahallelerde yer alan ve dışlayıcı bölgelere itmektedir. Konutları ulaşım, hizmetler, geçim kaynakları ile doğal ve kültürel mirasla birleştiren, aynı zamanda karma, kapsayıcı ve hizmet olanakları iyi olan kuşaklar arası mahalleleri teşvik eden, toplumsal cinsiyet perspektifini içeren bütünleşik ve katılımcı bir mekânsal planlama yaklaşımı çağrısında bulunuyoruz. Meslek mensuplarını, akademiyi ve araştırma kurumlarını, hükümet ve sivil toplumla ortak bir vizyon geliştirmeye ve konut, ekonomik fırsatlar ve ulaşımı kapsayan bütünleşik kentsel planlama ile hedefe yönelmiş destekleri talep etmeye çağırıyoruz.
6. Konutların herkes için erişilebilir olmasını sağlayın!
Artan arsa fiyatları, emlak spekülasyonu, kısa vadeli kiralamalar, istikrarsız işgücü piyasaları, sınırlı konut arzı ve finansmana erişimdeki eşitsizlikler nedeniyle konutlar giderek daha pahalı hale gelmekte ve bu durum birçok haneyi evsizlik ve yetersiz yaşam koşullarına sürüklüyor. Kiralama ve sosyal konutlara erişimin genişletilmesi, kapsayıcı imar planlamasının geliştirilmesi, sübvansiyonların ve maliyet düşürme stratejilerinin güçlendirilmesi, spekülatif uygulamaların düzenlenmesi, emlak vergilendirme sistemlerinin iyileştirilmesi ve tüm gelir grupları için finansmana erişimin artırılması dahil olmak üzere, konutların satın alınabilirliğini iyileştirmek için sürdürülebilir önlemler alınmasını talep ediyoruz. Parlamento üyeleri ve ulusal hükümeti, satın alınabilirliği koruyan yasal önlemler almaya teşvik ederken, kamu konut programları, Kalkınma Finans Kuruluşları (DFI’ler), özel sektör ve kendi kendine konut inşa etme girişimleri yoluyla konut arzının artırılmasını da destekliyoruz.
7. Ayrımcılık yapılmaksızın barınma hakkını güvence altına alın!
Mahalleler, fiziksel şekilleri ve konumlarının ötesine geçer; insan yeteneklerinin, refahının ve topluma aidiyet duygusunun gelişmesini sağlayan, bakım, sosyal bağlar, kültür, güvenlik ve toplumsal yaşamın yaşandığı alanlardır. Cinsiyet, çeşitlilik ve cinsel yönelimi dikkate alan; cinsiyete dayalı şiddeti ele alarak, kamusal ve ortak alanları güçlendirerek ve evrensel ve kapsayıcı konut tasarımını teşvik ederek erişilebilirliği, yakınlığı, güvenliği, refahı ve sosyal içermeyi destekleyen konut yaklaşımları çağrısında bulunuyoruz. Hükümete, meslek kuruluşlarına ve sivil topluma, sosyal uyumu güçlendiren, ayrışmayı azaltan ve herkes için güvenlik, sağlık ve onuru iyileştiren kapsayıcı ve karma kullanımlı mahalleleri teşvik eden net kılavuzlar geliştirme çağrısında bulunuyoruz.
8. Zorla tahliyelere son verin!
Zorla tahliyeler ve yerinden edilme, uluslararası düzeyde tanınan insan haklarının ağır ihlallerini teşkil etmekte; konut güvenliğini sarsmakta, geçim kaynaklarını yok etmekte, iklim krizini şiddetlendirmekte, insan onurunu zedelemekte ve topluluk sistemlerini zayıflatmaktadır; üstelik bunlar genellikle yeterli koruma önlemleri veya alternatifler olmaksızın gerçekleşmektedir. Zorla tahliyeler ve yerinden edilmelere karşı, yasal güvenceler, izleme mekanizmaları ve mülkiyet güvenliğini sağlayan önleyici yaklaşımlar dahil olmak üzere daha güçlü korumalar çağrısında bulunuyoruz; aynı zamanda, yerinde iyileştirme çalışmalarına, topluluk öncülüğündeki yaklaşımlara ve yerinden edilmenin kaçınılmaz olduğu durumlarda yeterli tazminat ve alternatiflere öncelik verilmesini talep ediyoruz. Parlamento komisyonları, hükümet daireleri, insan hakları kurumları ve Birleşmiş Milletler (BM) ajansları tarafından desteklenen uluslararası kuruluşlar, hesap verebilirliği güçlendirmeli ve küresel zorla tahliye ve yerinden edilme eğilimlerini izlemek, haritalandırmak ve ele almak için kalıcı, çok paydaşlı mekanizmalar kurmalıdır.
Konut Sistemlerini Dönüştürmek
9. Konut yaklaşımlarını çeşitlendirin!
Milyonlarca insan, kendi inşa ettikleri, aşamalı ve gayri resmi konut sistemleri aracılığıyla kentleri şimdiden şekillendiriyor; ancak bu gerçekler, politika ve yasal tanınma kapsamı dışında kalmaya devam ediyor. Aşamalı konut, kent genelinde gayri resmi yerleşim alanlarının iyileştirilmesi, yasallaştırma, kiralık ve sosyal konut, kooperatifler, ortak mülkiyet fonları, kapsayıcı konut ve topluluk öncülüğündeki konutları içeren, farklı ve yerel bir yaklaşım çağrısında bulunuyoruz. Ulusal ve yerel yönetimler, sivil toplum, konut sağlayıcıları ve işletmecileri, özel sektör finans kurumları ve bankalar arasında daha güçlü bir işbirliğini destekliyoruz. Bu işbirliği, kamu, özel sektör, topluluk, mikro ve karma finansal araçların birleşimiyle talep odaklı programları yenilikçi bir şekilde geliştirip teşvik etmelidir.
10. Konutlar için araziler güvence altına alınsın!
Artan kentleşme, giderek yaygınlaşan finansallaşma ve zayıf arazi yönetişim sistemleri, arazi maliyetlerinin yükselmesine, emlak spekülasyonuna, mekânsal eşitsizliğe ve arazi mülkiyet güvencesizliğine yol açmaktadır. Arazi piyasalarının uygun şekilde düzenlenmesi, spekülasyonun önlenmesi, emlak vergilendirmeleri, kapsayıcı konut politikaları, imar harçları ve arazi değerinin geri kazanımı yoluyla, hizmetlere erişimi olan ve riskleri azaltılmış arazilere adil erişimi sağlayacak şekilde, arazi sistemlerinin kamu ve yerel düzeyde daha güçlü bir şekilde yönetilmesini talep ediyoruz. Parlamentolara ve bakanlıklara, arazi yönetimini yerel makamlara ve yerel yönetimlere devretmeleri çağrısında bulunuyoruz; arazi kurumları, topluluklar ve kalkınma aktörleri ise kapsayıcı ve hesap verebilir arazi yönetişim sistemlerini geliştirirken, mülkiyet haklarını ve güvencelerini güçlendirmelidir.
11. İhtiyacın olduğu yere kaynak aktarın!
Konut finansmanı sistemleri, sınırlı kamu yatırımı, krediye eşitsiz erişim ve düşük gelirli hane halklarına ve topluluklara ulaşamayan mekanizmalar nedeniyle hala parçalanmış, koordinasyonsuz ve erişilemez durumdadır. Mali özerklik ve gelir yaratma stratejilerine odaklanarak belediye kaynaklarını güçlendirerek, kapsayıcılığı ve ölçeği öncelik haline getirmek üzere konut finansmanı değer zincirinin yeniden tasarlanmasını talep ediyoruz. Kalkınma bankalarını ve özel sektörü, krediye erişimi öncelik haline getirmeye ve bölgesel temelli, en çok ihtiyaç duyanların erişebileceği, öngörülebilir, uzun vadeli finansman çerçeveleri oluşturmaya çağırıyoruz. Özel sektörü, ulusal ve yerel yönetimler, merkez bankaları, finans kurumları ve örgütlü topluluk tasarrufları ile ortaklık kurarak, riski hesaplama ve yönetme, destekleri hedefleme, krediye erişimi genişletme ve karma finansman konusunda yeni yolların öncülüğünü yapmaya teşvik ediyoruz. Parlamenterleri ve ulusal hazineyi, özel ve topluluk öncülüğündeki tasarrufları da dahil ederek, çeşitli konut yaklaşımlarına cevap verebilmek için devlet desteklerini çeşitlendirmeye teşvik ediyoruz.
12. Çok sektörlü ve çok aktörlü bir yaklaşımı teşvik edin!
Parçalanmış planlama sistemleri, konutu arazi, altyapı, ulaşım, geçim kaynakları ve temel hizmetlerden kopararak dışlanmayı, mekânsal eşitsizliği ve verimsiz kentsel büyümeyi pekiştirmeye devam etmektedir. Konutu daha geniş bölgesel ve kentsel çerçevelere yerleştirirken, eşitliği, kapsayıcılığı, mekânsal adaleti ve şehre erişim hakkını ilerleten entegre ve sistem temelli planlama yaklaşımlarının oluşturulması çağrısında bulunuyoruz. Bu sürecin, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, taban hareketlerinin ve özel sektör aktörlerinin sonuçları birlikte üretmeleri için güçlendirilmesi yoluyla yürütülmesini şiddetle tavsiye ediyoruz.
13. Çok düzeyli ve katılımcı yönetişimi güçlendirin!
Etkili konut sistemleri, tüm yönetim kademeleri ile taban örgütleri, sivil toplum, uzmanlar ve kalkınma aktörleri arasında güçlü bir işbirliği, ortaklık ve koordinasyon gerektirmektedir. Ara ölçekli şehirlerden mega kentlere kadar yerel ve bölgesel yönetimler, genellikle etkili bir şekilde hizmet sunmak için gerekli yetki, kaynak veya kurumsal destek olmadan uygulama görevini üstlenmek zorunda kalmaktadır. Üye Devletlere, sorumlulukları netleştiren, kurumlar, sektörler ve paydaşlar arasındaki koordinasyonu iyileştiren ve ademi merkeziyetçi kaynak, katılımcı planlama araçları ile güçlendirilmiş kurumsal ve uygulama kapasitesi yoluyla yerel ve bölgesel yönetimleri güçlendiren yapısal reformları hayata geçirmeleri çağrısında bulunuyoruz. Ulusal, bölgesel ve yerel yönetimler, topluluklar, meslek mensupları, kalkınma ortakları ve sivil toplum, kapsayıcı konut sağlama, kent genelinde gayri resmi yerleşim alanlarının iyileştirilmesi ve yerelden beslenen kentsel dönüşümü destekleyen, metropol ve bölgesel düzeylerdeki çok düzeyli ve çok paydaşlı yönetişim mekanizmalarını güçlendirmelidir.
14. Uygulama, hesap verebilirlik ve sonuç odaklılığa konularında kararlılık gösterin!
Konut konusundaki taahhütler eksik değildir; ancak zayıf koordinasyon, sınırlı kapasite ve etkisiz sistemler nedeniyle sonuçlar hala beklentilerin gerisinde kalmaktadır. Uygulama kapasitesini güçlendirecek eğitim, mesleki eğitim ve mesleki gelişim sistemlerine yönelik sürdürülebilir yatırımların yanı sıra, belirgin yol haritaları, ölçülebilir hedefler ve güçlü izleme ve raporlama mekanizmalarına sahip ulusal konut stratejilerinin uygulanmasını talep ediyoruz. Sivil toplumu, yerel, bölgesel ve ulusal hükümetleri, kapasite oluşturmak, koordinasyonu güçlendirmek, başarılı uygulamaları belgelemek ve ilerlemeyi izlemek amacıyla ortaklıklar, güçlü Ulusal Habitat Forumları ve ortak komiteler kurmaya teşvik ediyoruz. Küresel düzeyde ise, BM - Habitat’ı, Yeni Kentsel Gündem’in uygulanmasındaki ilerlemeyi izlemek ve başarılı konut uygulamalarını yaygınlaştırmak için Dünya Kentsel Forumu’nu kilit bir platform olarak kullanmaya teşvik ediyoruz.
15. Bilgi ve verileri kamu yararı için kullanın!
Konut sistemleri genellikle tapu kayıtları, konut ve piyasa araştırmaları, nüfus sayımı ve demografik bilgiler ile ekonomik verilerle ilgili yetersiz, parçalı ve güncel olmayan bilgilerle işler. Bu durum, hızla değişen ihtiyaçlara, doğal afetlere veya uzun vadeli planlamaya yanıt verme yeteneğini engeller. Yerel ve topluluk öncülüğündeki verileri bilimsel ve akademik bilgiyle birleştiren, kanıta dayalı bir yaklaşıma yönelik güçlü bir karar çağrısında bulunuyoruz. Akademik kurumları, araştırma ortaklarını ve uygulamacıları, yapay zekânın olanaklarını da entegre ederek bilgi ve kapasite eksikliklerini gidermeye ve daha güçlü analitik ve ampirik çerçeveler oluşturmaya çağırıyoruz. Uluslararası kuruluşları, hükümetleri ve akademik topluluğu, özellikle küresel güneyde araştırmaları hızlandırmak için daha fazla kaynak ayrılmasını savunmaya teşvik ediyoruz. Buna, katılımcı planlama süreçlerine yönelik olarak profesyonellerin, kamu sektörü yetkililerinin, sivil toplumun ve taban hareketlerinin kapasite geliştirmesine yönelik hedefli programların geliştirilmesi de dahildir.
Sonuç olarak, Azerbaycan Hükümeti’ne ve halkına gösterdikleri sıcak misafirperverlik için teşekkür ederiz. “Bakü Eylem Çağrısı”, konut krizinin köklerine inerek bu sorunla mücadele etmeye yönelik iddialı bir çağrıdır. Birlikte, kimseyi geride bırakmadan bu zorluklarla başa çıkmak için organize olmalıyız.
Yasal Uyarı: “Bakü Eylem Çağrısı”, paydaşlar ve ortaklar arasında yapılan istişare ve müzakerelere dayanan, WUF13 kapsamında paydaşlar tarafından hazırlanan bir sonuç belgesidir. Bu belge, müzakere yoluyla varılmış bir hükümetlerarası sonuç niteliği taşımamaktadır ve Birleşmiş Milletler üye devletlerinin veya Genel Sekreterliğin görüşlerini ya da resmi tutumlarını yansıtmayabilir.
NOT
Metnin orijinaline şu adres üzerinden ulaşılabilir: BM - Habitat, 2026, Baku Call to Action Housing the World: Safe and Resilient Cities and Communities, (https://unhabitat.org/sites/default/files/2026/05/wuf13_baku_call_to_action.pdf). [Erişim:22.05.2026]
Bu icerik 70 defa görüntülenmiştir.