ETKİNLİK
Avrasya’da Kökler ve Yollar Konulu Konferans ve Ağa Han Mimarlık Ödülleri Semineri Üzerine
Esra Şahin Burat, Doç. Dr., Southeast Üniversitesi Mimarlık Okulu, Çin, Asya Mimarlık Arşivi Merkezi (AAAC) Yardımcı Direktörü
Çin’in Nanjing kentindeki Southeast Üniversitesi (SEU), geçtiğimiz mayıs ayının sonunda önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Avrasya’nın dört bir yanından katılımcıları biraraya getiren ve Ağa Han Mimarlık Ödülleri sergisine de ev sahipliği yapan “Avrasya’da Kökler ve Yollar: Kültürlerin ve Uygarlıkların Göçleri ve Dönüşümleri” başlıklı konferans başarıyla gerçekleştirildi. Yazar, yollar, göçler, kültürel karşılaşmalar, değişimler ve süreklilik temalarının öne çıktığı konferans oturumlarından ve ödül töreninden detayları ve izlenimlerini aktarıyor.
Nesiller arası kültürel aktarım, dönüşüm olmadan mümkün müdür? Kültürler arası etkileşimler, tarihte olduğu gibi bugün de, değişimi beraberinde getirirken aynı zamanda sürekliliği de mümkün kılmaz mı? Kök salmak hep aşağıya, yola düşmek hep uzağa doğru mudur? Çin’in Nanjing kentinde bulunan Southeast Üniversitesi (SEU) bünyesinde düzenlenen “Avrasya’da Kökler ve Yollar: Kültürlerin ve Uygarlıkların Göçleri ve Dönüşümleri” başlıklı konferansta, kültürlerin ve uygarlıkların süreklilik ile değişimi mimarlık üzerinden nasıl müzakere ettiği tartışıldı. (Resim 1)
Çin’in önemli tarihî başkentlerinden biri olan Nanjing, yani “Güney Başkenti”, ülkenin Deniz İpek Yolu’na açılan kapısıydı. Ünlü denizci ve seyyah Zhang He’nin 15. yüzyılda Doğu Afrika’ya kadar uzanan seferlerinde kullandığı devasa gemilerin inşa edildiği, Yangtze Nehri üzerinden Pasifik Okyanusu’na ve oradan batıya açıldığı kent, miras ve etkileşim üzerine yapılan tartışmalar için güçlü bir tarihsel zemin oluşturdu. Porselen, ipek, kadife ve Nanjing’in ünlü “bulut brokarı” (altın, gümüş ve tavus kuşu tüyünden elde edilen ipliklerle dokunan ipek kumaş), batıya doğru yolculuklarına Nanjing’den başlıyordu.
Bu tarihsel ve kentsel arka plan içinde, 23–25 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen konferansta, Avrupa ve Asya’da tarih boyunca kurulan kültürel, düşünsel ve mimari bağların süreklilik ve dönüşüm içindeki aktarımları tartışıldı. Konferans, mimarlığı ve kentleri bu köklerin ve yolların görünür hale geldiği alanlar olarak ele alarak, yerel geleneklerin bölgesel etkileşimler içinde nasıl yeniden yorumlandığını ve ortak gelecek tahayyüllerine nasıl katkı sunabileceğini gündeme açtı. Avrasya’nın çeşitli noktalarından Nanjing’e gelen katılımcılar, konferansın dört oturumunda sunumlarını gerçekleştirdi. (Resim 2) Beşinci oturum ise mimarlık yoluyla yereli güçlendirirken aynı zamanda kültürler arası köprüler kurmayı hedefleyen Ağa Han Mimarlık Ödülleri’ne ayrıldı.
Konferansın başkanlığını Southeast Üniversitesi Mimarlık Uluslararasılaşma Model Okulu (IDS) Dekanı ve Asya Mimarlık Arşivi Merkezi (AAAC) Direktörü David Leatherbarrow, Selanik Aristoteles Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Anastasios Tellios ve Southeast Üniversitesi Mimarlık Okulu öğretim üyesi, Asya Mimarlık Arşivi Merkezi Yardımcı Direktörü Shi Yonggao üstlendi. Southeast Üniversitesi Mimarlık Fakültesi bünyesinde yer alan Mimarlık Uluslararasılaşma Model Okulu (IDS), Çin Halk Cumhuriyeti’nde mimarlık ve ilgili disiplinler alanında uluslararasılaşma amacıyla kurulan tek model okul olma özelliğini taşıyor. Farklı ülkelerden gelen tam zamanlı ve yarı zamanlı akademisyenlerden oluşan kadrosuyla, İngilizce eğitim veriyor. [1] Asya Mimarlık Arşivi Merkezi ise Çin’de bir üniversite bünyesinde kurulan ve mimarlık ile ilgili disiplinlere odaklanan tek arşiv merkezi olarak öne çıkıyor. Arşiv’in önemli koleksiyonları arasında mimarlık tarihçisi ve kuramcıları Joseph Rykwert ile Kurt Forster’ın kişisel kütüphaneleri, Louis Kahn’ın çizimlerinin dijital arşivi, Çin Mimarlığı Araştırmaları Derneği’nin yirminci yüzyılın ilk yarısında ürettiği rölöve çizimleri ve önemli çağdaş mimarların mimari çizimleri, belgeleri ve maketleri bulunuyor.
Bu iki kurumun ev sahipliği yaptığı etkinlikte, açılış konuşmalarını izleyen ilk oturumun başkanlığını Shi Yonggao yaptı. Oturumda ilk olarak Yunanistan’ın Çin Halk Cumhuriyeti Başkonsolosu Evgenios Dimitrios Kalpyris, “Yunan Perspektifinden Çin ve Yunan Medeniyetleri” başlıklı bir konuşma yaptı. Ardından söz alan Ağa Han Mimarlık Ödülleri Direktörü, İranlı mimar ve kent plancısı Farrokh Derakhshani, “Kültürler Arasında Bir Köprü Olarak Mimarlık: Çoğulculuğu İnşa Etmek” başlıklı sunumunda, Ağa Han Mimarlık Ödülü’nün yaklaşık elli yıldır mimarlığı yalnızca yapı üretimi olarak değil, farklı kültürler ve topluluklar arasında çoğulculuk, süreklilik ve karşılıklı anlayış kuran etik bir pratik olarak nasıl desteklediğini, ödül alan projelerden örneklerle aktardı. Daha sonra etkinlik katılımcıları, AAAC Direktörü David Leatherbarrow’un rehberliğinde, Arşiv’in seçme kitaplarından oluşan sergiyi ve arşiv odasını ziyaret etti. Koleksiyonların 16. yüzyıla kadar uzanan nadir eserleri de içeren parçalarının ısı ve nem kontrolü altında korunduğu arşiv odası ziyaretine, Yardımcı Direktörler olarak Shi Yonggao ve ben, arşiv sorumlusu Chen Shuhan ile birlikte eşlik ettik. (Resim 3)
23 Mayıs öğleden sonra gerçekleşen “Devinen Coğrafyalar” başlıklı ikinci oturumun başkanlığını IDS öğretim üyesi Antonios Thodis ve SEU Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Li Xinjian yaptı. Oturumda ilk olarak Selanik Aristoteles Üniversitesi (AUTH) öğretim üyesi Alkmini Paka, “Yeni Mimari Yaklaşımlar: Coğrafya, Kültürel Bağlam ve Geçmişle İlişkide Yenilenme Arayışı” başlıklı sunumunda, günümüzün belirsizlikleri, çevresel krizleri, kent ve konut sorunları karşısında mimarlığın konumunu yeniden düşünürken, modernizmin gözden geçirilmiş bir yaklaşımla geçmişle sürekliliğin bugün içinde nasıl yeniden kurulabileceğini tartıştı. Daha sonra söz alan TMMOB Mimarlar Odası Başkanı ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Zeynep Eres Özdoğan, “Kültürel Dönüşümlerin Bir Göstergesi Olarak Anadolu’da Osmanlı Öncesi Ticaret Yolları ve Yapıları” başlıklı sunumunda, Anadolu’nun tarih öncesi dönemde çakmaktaşı, obsidyen ve tuz gibi yaşamsal ürünlerin dolaşımıyla şekillenen ticaret yollarını hatırlatarak, 13. yüzyılda Selçuklu kervansaraylarıyla güvenli ve yoğun bir ağa dönüşen bu güzergahların Asya, Anadolu ve Avrupa arasında mimari, kültürel ve ekonomik etkileşimi nasıl kurduğunu ele aldı. (Resim 4)
SEU öğretim üyesi Wang Xingping ise güncel etkileşimler bağlamında Afrika’ya uzanarak “Kuşak ve Yol Girişimi Kapsamında Çin Afrika İşbirliği: Sanayileşme ve Endüstri Parkı Gelişimi” başlıklı bir sunum yaptı. Kahve arasının ardından Taşkent Mimarlık ve İnşaat Mühendisliği Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Azamat Khasanov, “Avrasya Boyunca Güzergahlar: Büyük İpek Yolu Boyunca Sürdürülebilir Ulaşım Altyapısı ve Hizmet Ağlarının Dönüşümü” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Çin’in kuzeyinde konumlanan İç Moğolistan Teknoloji Üniversitesi Mimarlık Okulu öğretim üyesi Duan Jianqiang, “Göçebe Topraklardan Surlu Kentlere: Kuzey Wei Başkentleri ve Sınır Garnizonlarında Mekânsal ve Zamansal Dönüşümler” başlıklı bir sunum yaptı. Kırgız Devlet Teknik Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Enstitüsü Dekanı Saltanat Kozhobaeva ise “Yüksek İrtifa Koşullarında Taş Rabat Mimari Anıtının Mevcut Teknik Durumunun ve Korunma Olanaklarının Kapsamlı Analizi” başlıklı sunumunda, Kırgızistan’ın Çatır Gölü ile Torugart Geçidi yakınlarında, deniz seviyesinden yaklaşık 3.500 metre yükseklikte yer alan Orta Çağ mimari anıtı Taş Rabat kervansarayının yüksek irtifa, deprem riski ve artan turizm baskısı altındaki mevcut durumunu değerlendirerek uzun vadeli koruma, izleme ve restorasyon konularında öneriler sundu. Sunumların ardından oturum başkanlarının yönettiği soru cevap ve tartışma bölümü yer aldı. Modernleşmenin endüstrileşmeye indirgenip indirgenemeyeceği ve Orta Çağ Avrasya etkileşimlerinin modernlik açısından nasıl değerlendirilebileceği tartışıldı. Etkinliğin ilk günü, Çinli mimar, klasik bahçe araştırmacısı ve ressam Tung Chuin adına kurulan Tung Chuin Müzesi’ne yapılan ziyaretle sona erdi. “Modern Çin mimarlığının dört ustasından biri” olarak anılan sanatçının eski aile konutuna eklemlenerek oluşturulan modern müze, bugün bir anma, sergi ve etkinlik mekânı olarak kullanılıyor. (Resim 5)
Etkinliğin 24 Mayıs sabahında gerçekleştirilen “Geleneği Dönüştürmek” başlıklı üçüncü oturumu, benim ve SEU Mimarlık Okulu öğretim üyesi Zhuge Jing’in oturum başkanlığında yapıldı. Oturumda ilk olarak Çinli mimar Zhang Pengju söz aldı. “1 ile Başlamak: Gelenek İçinde Mimari Gelişimin İki İzleği” başlıklı sunumunda, Çin’in İç Moğolistan bölgesinde gerçekleştirdiği projeleri aktardı ve Ağa Han Mimarlık Ödülleri’nin 2025 döneminde ödül alan, Hohhot kenti yakınlarındaki Batı Wusutu Köyü Toplum Merkezi’ni tanıttı. Mimari üretimin hiçbir zaman sıfırdan başlamadığını vurgulayan Zhang Pengju, İç Moğolistan’ın yerel mimarlık geleneklerinden beslenen bilinçli yöntemsel çıkarımlar ile belirli bir bölgede uzun süreli pratik içinde gelişen sezgisel ve algısal birikimin tasarıma nasıl yön verdiğini ele aldı. Daha sonra söz alan ODTÜ Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Ayşen Savaş, “Bir Güzergah Olarak Müze: Erimtan ve Anadolu Kültürel Dolaşımının Mekânsal Olarak Yeniden Yazımı” başlıklı sunumunda, Ankara’nın tarihî merkezindeki atıl yapıların dönüştürülmesiyle hayata geçirilen Erimtan Müzesi’ni, mirası yalnızca barındıran sabit bir koruma mekânı olarak değil, Anadolu’nun katmanlı coğrafyasında kültürel belleği yeniden kuran, dolaşıma sokan ve dönüştüren etkin bir güzergah olarak ele aldı. (Resim 6)
Hong Kong Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi ve Wang Weijen Mimarlık Ofisi’nin yürütücüsü Wang Weijen, “Avluların Dönüşümü: Budist Manastırından Harabe Bahçesine” başlıklı sunumunda, Budist manastır avlularının Hindistan’dan Gandhara’ya, İpek Yolu üzerinden Çin, Japonya ve Kyoto Zen bahçelerine uzanan tarihsel dönüşümünü, çağdaş mimarlıkta avlu kavramı etrafında Pekin hutonglarından Shenzhen okullarına ve Hong Kong köy bahçelerine uzanan yeni yorumlarıyla birlikte ele aldı. Kahve arasından sonra devam eden oturumda Shi Yonggao, “Geçmişi Malzemeler Arasında Taşımak: Taş, Ahşap ve Dünyaların Sürekliliği” başlıklı sunumunda, Antik Yunan taş tapınağından Han kaya mezarı ve Tang taş pagodasına, Kyriakos Krokos’un Bizans Kültürü Müzesi ile Wang Shu’nun Ulusal Yayınlar ve Kültür Arşivi’ne uzanarak, mimarlığın değişen malzemeler ve kopan tarihsel süreklilikler içinde kültürel anlamı nasıl taşımaya devam edebileceğini tartıştı. Oturumun son konuşmacısı olan Torino Politeknik Üniversitesi öğretim üyesi ve IDS yarı zamanlı öğretim üyesi Marco Trisciuoglio, “Bir Kentin Mimarisi: Modernitenin Şafağında İngiliz Bir Mimarın Gözünden Nanjing” başlıklı sunumunda, Thomas Allom’un çizimlerine dayanan 19. yüzyıl Nanjing gravürlerinden hareketle, 19. yüzyıldan itibaren Çin’i betimleyen katalogların Batı dünyasında egzotik imgeler, mimari referanslar ve tekrarlanan üslup kalıpları üretmedeki etkisini vurguladı. Oturum, moderatörler eşliğinde yapılan tartışma ve görüş alışverişiyle son buldu.
Öğleden sonra gerçekleşen dördüncü oturum, “Kültürler Arası Pedagojiler” başlığıyla ve Southeast Universitesi IDS öğretim üyesi Sinan Burat’ın oturum başkanlığında yapıldı. İlk olarak David Leatherbarrow, “Mimarlık Eğitimi: Herhangi Bir Yerde Değil, Yalnızca Burada da Değil” konulu sunumunda, belleğin yer ve imgeyle kurduğu ilişkiden hareketle, mimarlık eğitiminde hafızanın yalnızca bilgiyi saklama aracı değil, yerel deneyimler ile yabancı karşılaşmalar arasında öğrenmeyi, hayal gücünü ve yeniden düşünmeyi mümkün kılan üretken bir mekânsal pratik olduğunu belirtti. Daha sonra söz alan AUTH öğretim üyesi Despoina Zavraka, “Kentsel Pedagojiler: Kamusallıkların Derinliği” başlıklı sunumunda, Antik Yunan kentinin kamusal mekân mirasından hareketle, çağdaş tasarım stüdyolarında kamusallık ve mahremiyetin topoğrafya, ritüel, toplumsal roller ve kolektif pratikler aracılığıyla nasıl katmanlı biçimde yeniden yorumlandığını ele aldı. AUTH Mimarlık Fakültesi Dekanı Anastasios Tellios ise “Kesişimlerin Zanaatı: Selanik ve Nanjing Arasında Somut ve Somut Olmayan Bilgi ve Tipolojiler” başlıklı sunumunda, farklı coğrafyalar arasındaki mimari etkileşimlerin biçim taklidinden çok tektonik bilgi, mekânsal ritüeller ve yapı üretim pratiklerinin aktarımıyla gerçekleştiğini ifade etti. Oturum, soru - cevap ve tartışma bölümünün ardından David Leatherbarrow’un kapanış konuşmasıyla sona erdi.
25 Mayıs sabahı ise Ağa Han Mimarlık Ödülleri seminerine ve 2025 dönemi ödül sahiplerinden Zhang Pengju’nun çalışmalarına ayrıldı. Farrokh Derakhshani söz alarak Ağa Han Ödülleri’nin tarihçesini ve misyonunu aktardı. Ödül alan projelerin bağlamsal ve ölçeksel çeşitliliğini gösteren örneklerin yanı sıra bu projelerin ortak niteliklerine vurgu yaptı. Daha sonra söz alan SEU Mimarlık Okulu Dekanı Prof. Zhang Tong, Ağa Han Ödülü alan Zhang Pengju’nun İç Moğolistan bölgesinin coğrafyası, iklimi ve kültürüyle kurduğu yakın bağları vurguladı. Dekan, aynı zamanda Ağa Han Mimarlık Ödülleri 2025 döneminde kısa listeye kalan ve ödül alan projelerin SEU Mimarlık Okulunda hazırlanan sergisini tanıttı ve katılımcıları sergiye davet etti. Daha sonra bu projeleri anlatan bir film gösterimi yapıldı. Han Tümertekin’in tasarladığı Rami Kütüphanesi 2025 dönemi finalistleri arasında yer alarak hem filmde hem de Mimarlık Okulu’ndaki sergide Türkiye’yi temsil etti. Tarihi 18. yüzyıla uzanan Rami Kışlası’nda yer alan bu büyük ölçekli yeniden işlevlendirme projesi, Osmanlı dönemi askeri yapılarını geniş kapsamlı bir kütüphaneye ve kültür merkezine dönüştürmüştür.
Film gösteriminin ardından, Zhang Pengju’nun AAAC’de sergilenen projelerine ait çizim, belge ve maketleri Arşiv’e bağış törenine geçildi. AAAC Direktörü David Leatherbarrow, mimara cömert bağışı için teşekkür ederek sertifikasını takdim etti. Arşiv’de saklanacak bu belgelerin, gelecek nesillerin tasarımcıları ve araştırmacıları için değerli bir kaynak oluşturacağını ifade etti. Bunu takiben Zhang Pengju’nun rehberliğinde AAAC’deki sergi gezildi. Mimar, projenin bulunduğu köyün kamusal yaşam ihtiyaçlarından hareketle geliştirdiği tasarım kararlarını anlattı. Eski tuğlaların yeniden kullanımına yönelik malzeme yaklaşımları, sokak ve ara sokakların mekânsal örgütlenmesindeki süreklilikler ve değişimler, dairesel avlunun anlam ve işlevleri, pasif iklimsel düzenleme önlemleri ve yerinde inşaat sürecinde yapılan uyarlamalar, sunumun önemli başlıkları arasındaydı. (Resim 7)
Proje sergisi gezisinin ardından konferans katılımcıları, davetliler ve SEU akademisyenlerinin katıldığı bir seminer yapıldı ve sergilenen projeler üzerine görüşler paylaşıldı. David Leatherbarrow’un yürütücülüğünde gerçekleşen seminerde, Zhang Pengju’nun tasarım yaklaşımı ve yere ait pratikleri vurgulandı. Zeynep Eres Özdoğan, mimarlığın barışı inşa etme hedefine dikkat çekerek Wusutu Köy Merkezi’nin barışa, doğaya ve kamusal yaşama yönelme imkanını yansıttığını ifade etti. Anadolu’ya atıfta bulunarak, en eski yapı malzemelerinden biri olan tuğlanın bu yapıda yeniden kullanılmasının, kadim ve insani bir malzemenin topluluk yaşamına yeniden katılması anlamına geldiğini belirtti. Ayşen Savaş ise yapının mütevazı ama güçlü bir kamusal niteliğe sahip olduğunu vurguladı. Yapının parçalı kütlesinin merkezden dışa doğru açılarak çevresine yanıt verirken aynı zamanda onu dönüştürdüğünü dile getirdi. Seminer katılımcılarının görüşlerinin ardından Zhang Pengju, katkıları ve yorumları için katılımcılara teşekkür ederek seminerin kendisi için pek çok açıdan daha derin düşünceleri tetiklediğini belirtti. (Resim 8) Seminerin ardından konuklar ve katılımcılar, Mimarlık Fakültesi Dekanı Zhang Tong ve Mimarlık Bölümü Başkanı Tang Peng eşliğinde, SEU Mimarlık Okulu yapılarından biri olan Qiangongyuan’da düzenlenen 2025 Ağa Han Mimarlık Ödülleri Kısa Listeye Kalan ve Ödül Kazanan Projeler Sergisini ziyaret etti. (Resim 9)
“Kökler ve Yollar” etkinliğinin son ayağında ODTÜ öğretim üyesi Ayşen Savaş, Renhui Forumu kapsamında SEU Mimarlık Okulu’nda bir sunum gerçekleştirdi. (Resim 10) “Renhui” mahlasıyla da bilinen Profesör Yang Tingbao, Southeast Üniversitesi’nde mimarlık disiplinini kuran, Çin’in önde gelen mimar ve mimarlık eğitimcilerinden biridir. Mimarlık Okulu’nun, mimarın 120. doğum yılı vesilesiyle ve akademik mirasını onurlandırmak amacıyla başlattığı Renhui Forumu, Çin’den ve dünyadan önde gelen akademisyen ve mimarları konferans vermek üzere davet etmektedir. 25 Mayıs akşamı gerçekleşen etkinlikte, David Leatherbarrow’un Prof. Savaş’ı takdiminin ardından Mimarlık Okulu Dekan Yardımcısı Zhu Yuan, Savaş’a Renhui Forumu Sertifikasını takdim etti. (Resim 11) “Modernizmin Bölgelerarası Bir Arşivi Olarak ODTÜ Yerleşkesi” başlıklı sunumda Ayşen Savaş, ODTÜ Yerleşkesi’ni uluslararası etkileşimler, modernist ütopya ve zaman içinde dönüşen maddi miras üzerinden okuyarak, kampüsün çizim, yapı, belge ve nesne arasındaki ilişkilerle nasıl yeniden değerlendirilebileceğini ortaya koydu. Canlı yayın ile çok sayıda izleyiciye ulaşan sunum, soru ve tartışma bölümüyle tamamlandı.
Yoğun ve verimli geçen “Avrasya’da Kökler ve Yollar” başlıklı etkinlikler başarıyla tamamlandı. 2025 yılının Nisan ayında, henüz Ağa Han Mimarlık Ödülleri açıklanmamışken, Zhang Pengju ve Shi Yonggao’nun organize ettiği bir sempozyuma davetli olarak Hohhot kentini, Zhang Pengju ve ekibinin bir endüstri mirasını dönüştürerek inşa ettiği Mimarlık Okulu’nu ve Batı Wusutu Köyü Toplum Merkezi’ni ziyaret etme imkanı bulmuştum. Yine aynı ekip tarafından tasarlanan, köy içinde yer alan mütevazı ama son derece incelikli konaklama biriminden çıkarak, yeni çiçeklenmiş erik ağaçları, koyun ağılları ve eski tuğlaların kenara istiflenip yeniden kullanıldığı köy evi inşaatları arasından yürüyerek vardığım Toplum Merkezi’nin mimari bir başyapıt olduğunu düşünmüştüm. Yapıya odaklanan sempozyumda Bergama Asklepionu’na atıfta bulunmuş, toplum merkezinin duyumsal, fiziksel, ruhsal ve toplumsal bir “iyileşme” mekânı gibi işlediğini ifade etmiştim. [2] Yapının farklı niteliklerdeki sergi mekânları, köyü çevreleyen dağlara bakan “peri bacaları” (doğal iklimlendirme sağlayan ısı bacaları), köy sakinlerini, turistleri, sanatçıları, akademisyenleri, suyu, ateşi ve müziği kendine çeken dairesel avlusu ve mekânsal deneyime özenle dahil edilmiş anıt ağaçları, derin bir etki bırakmıştı. (Resim 12) Dallarına renkli çaputlar bağlanmış anıt ağaçların uzun gölgeleri altında içilen çaylar, arkaik geleneklerin Avrasya boyunca hem kök salıp hem de uzun yollara düştüğünün güzel kanıtlarından biri olarak değerlendirilebilir.
NOTLAR
[1] Bilgi için: Southeast University School of Architecture, (https://arch.seu.edu.cn/jz_en/InternationalizationDemonstrationSchool_41176/list.htm). [Erişim:10.06.2026]
[2] Anon.,2025, “Hui Space: Symposium on the West Wusutu Village Community Center,” Architectural Journal, sayı:678, Temmuz, ss.17–25. DOI: 10.19819/j.cnki.ISSN0529-1399.202507003
Bu icerik 73 defa görüntülenmiştir.