TEMA[S]
Landform Ueda: Topografyanın Mekânsal Anlatıya Dönüştüğü Bir Peyzaj Kurgusu
Şeyma Seyrek, Öğr. Gör. Dr., Hitit Üniversitesi Mimari Restorasyon Programı
Peyzajın bilinçli biçimde toprak formlarıyla düzenlenmesi, tarih öncesi dönemlerden günümüze uzanan köklü bir tasarım geleneğinin parçasıdır. Tarih öncesi mezar höyükleri (tümülüs), Orta Çağ’ın savunma amaçlı setleri ve Rönesans ile Barok bahçelerde karşımıza çıkan seyir tepeleri, bu geleneğin farklı dönemlerde ortaya çıkan örnekleridir [1]. Bu tür yapay yükseltiler çoğu zaman yalnızca topografyayı şekillendiren fiziksel unsurlar olarak değil, aynı zamanda kültürel anlamlar taşıyan ve toplumların hafızasında yer eden sembolik yapılar olarak da değerlendirilmiştir. Bu tarihsel arka plan içinde değerlendirildiğinde, mimarlık kuramcısı ve peyzaj tasarımcısı Charles Jencks’in Edinburgh’da İskoç Ulusal Modern Sanat Galerisi önünde tasarladığı Landform Ueda, modern peyzaj tasarımının dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkar (Resim 1, 2). 2002 yılının Ağustos ayında tamamlanan Landform Ueda, yaklaşık 3.000 m²’lik bir alana yayılan ve 7 metre yüksekliğe ulaşan basamaklı çim höyük ile onu çevreleyen üç hilal biçimli su havuzundan oluşmaktadır. Topografyanın bilinçli biçimlendirilmesiyle oluşturulmuş bütüncül bir kompozisyon sunarak kıvrımlı hatlar, yükselip alçalan yüzeyler ve su öğesi birlikte dinamik bir mekânsal kurgu oluşturur. Tasarımın biçimsel dili, evrenin işleyişini açıklamak için kullanılan “garip çeker” (strange attractor) kavramından esinlenmiş olup, peyzajın statik bir zemin olmaktan çıkarılarak hareket ve enerji fikrini yansıtan bir anlatı alanına dönüştürülmesini amaçlar [2].
Jencks bu projeyle daha önce “sıkıcı ve ölçeksiz bir yer” şeklinde tanımladığı sıradan bir çim alan olarak kullanılan mekânı, ziyaretçilerin üzerinde yürüyebileceği, farklı kotlardan deneyimleyebileceği ve çevredeki açık hava heykelleriyle ilişki kurabileceği bir yaşayan galeriye dönüştürmeyi hedeflemiştir. Tasarımcının “dalga ve bükülme” olarak tanımladığı yaklaşım, toprağın biçimlendirilmesini yalnızca estetik bir müdahale olarak değil, aynı zamanda kozmolojik düşünceleri mekâna aktaran bir anlatı biçimi olarak ele alır. Toprak yüzeylerin keskin eğimleri ile su havuzlarının durgun yüzeyi arasında kurulan karşıtlık, mekâna hem görsel bir ritim hem de güçlü bir atmosfer kazandırır.
Bu tür peyzaj müdahalelerinde mekânın deneyimi yalnızca görsel algıyla sınırlı değildir; ziyaretçi, topografyanın farklı eğimleri boyunca hareket ederek mekânı bedensel olarak da deneyimler [3]. Bir yeryüzü biçimlendirme (landform) ancak içinde dolaşıldığında, farklı bakış noktalarından keşfedildiğinde ve fiziksel olarak hissedildiğinde gerçek anlamda bir yer / mekân niteliği kazanır. Bu açıdan Landform Ueda, peyzaj mimarlığı ile heykel sanatının kesiştiği noktada yer alan ve mekânın deneyimlenme biçimini yeniden tanımlayan bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Modern yeryüzü biçimlendirme uygulamaları, doğanın dinamik süreçlerinden esinlenen biçimleriyle peyzaja hem görsel derinlik hem de sembolik anlam katmakta; mimarlık, sanat ve doğa arasındaki sınırların yeniden düşünülmesine katkı sağlamaktadır.
NOTLAR
[1] Porada, K.; Zachariasz, A., 2019, “Earthen Forms in the Landscape of Cities as Structures of Symbolic”, IOP Conference Series: Materials Science and Engineering, cilt:5, sayı:603, 052070.
[2] Thompson, C. W., 2007, “Complex Concepts and Controlling Designs: Charles Jencks’ Landform at the Scottish National Gallery of Modern Art, Edinburgh”, Journal of Landscape Architecture, cilt:1, sayı:2, ss.64–75.
[3] Smyth, M., 2005, “Articulating the sense of place experienced by visitors to the Jencks landform”, Spaces, spatiality and technology, ss.249–260.
Bu icerik 83 defa görüntülenmiştir.