449
MAYIS-HAZİRAN 2026
 
MİMARLIK'tan

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: XX. ULUSAL MİMARLIK SERGİSİ VE ÖDÜLLERİ

XX. Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi Üzerine Gözlemler

F. Cânâ Bilsel, XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Seçici Kurul Üyesi

Mimarlar Odası tarafından ilki 1988 yılında düzenlenen Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’nin yirmincisinin gerçekleştirilmesi; bir diğer deyişle, ülkemizde mimarlık mesleğinin bu en seçkin ödül ve sergi programının 38 yıldır aralıksız düzenleniyor olması mesleğin değerlerinin öne çıkarılması, paylaşılması ve geleceğe taşınmasında çok önemli bir kazanım oluşturuyor. Oda yönetimlerinin, komite üyelerinin ve seçici kurulların üyelerinin ortak çabalarıyla kurumsallaşarak bugüne gelen Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’nin düzenlenmesine emek verenler kadar, eserleriyle sergiye katılan mimarların bu süreklilikte büyük payı bulunuyor. Bu bağlamda, XX. Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’nde Seçici Kurul Üyesi olarak görev almaktan büyük onur duyduğumu öncelikle belirtmek isterim.

Mimar Sinan Büyük Ödülü, Mimarlığa Katkı Ödülü ve Anma Programı, mimarlığa değer katanlara, mimarlar topluluğu olarak verdiğimiz değeri göstermesi nedeniyle özel bir önem taşıyor. Seçici kurulumuz Mimar Sinan Büyük Ödülü’nün, meslek yaşamları boyunca örnek bir işbirliğiyle gerçekleştirdikleri nitelikli eserleri ve mimarlığa kazandırdıkları değerler için Semra Uygur ve Özcan Uygur’a verilmesine oy birliğiyle karar verdi. Mimarlığa Katkı Dalı Ödülleri’nin ise, Seçici Kurul’a önerilen adaylar ve kurulun önerileri arasında yapılan değerlendirme sonucunda mimarlık kültürüne farklı biçimlerde sağladıkları katkılar nedeniyle iki kişiye verildi. Kurulumuz, uzun yıllar kültürel mirası koruma alanında uzmanlar yetiştirmiş, özgün araştırmalarıyla mimarlık ve sanat tarihine değerli katkılarda bulunmuş olan Ömür Bakırer’e ve mimarlık eğitimciliği yanında, mimarlık eleştirisinin gelişmesine ve mimarlık kültürünün toplumla buluşturulmasına katkıları nedeniyle Celal Abdi Güzer’e Mimarlığa Katkı Ödülü’nü; ayrıca, Mimarlar Odası’nda toplum yararını gözeten özverili çalışmaları ve kurumun belleğine yaptığı değerli katkılar nedeniyle, Mücella Yapıcı’ya Mimarlığa Katkı Dalı Seçici Kurul Özel Ödülü’nü vermeyi anlamlı buldu. Anma Programı kapsamında ise, ülkemizde kültürel mirasın belgelenmesi ve korunmasında öncül çalışmalar yapmış olan Mimar Ali Saim Ülgen’in bir sempozyum ve kitap yayınıyla anılmasını önerdi.

Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi, ülkemizde mimarlığın güncel durumunu yansıtması yanında, nitelikleriyle öne çıkan projeleri, yapı uygulamalarını ve fikir sunumlarını biraraya getiren, mimarlıkların buluştuğu bir açık platform ve mimarlık üretiminin zaman içerisindeki evrimini, mimarlık yaklaşımlarındaki süreklilik ve değişimleri sergilemesiyle, araştırmacılar için eşsiz bir kaynak oluşturuyor.

Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’nin ilkinin düzenlendiği 1988 yılında 154 eserin sergiye sunulduğu, eser sayısının 1990’da 100’den 2006’da 202’ye yükseldiği ve 2012 yılında 241 eserle en yüksek sayıya ulaştığı görülüyor. Buna karşılık, 2014 – 2018 arasında eser sayısının 209’dan 123’e düştüğü, 2020 – 2024 arasında ise üç dönem 96 – 98 arasında sabitlendiği izleniyor [1]. 2026 yılında ise Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’ne sunulan eser sayısı, önceki döneme oranla yaklaşık yüzde 40 oranında azalarak 58 eserle bugüne kadarki en düşük sayıda gerçekleşmiş bulunuyor. Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’ne sunulan eser sayısındaki bu düşüşün nedenlerini analiz etmek, bugün kurumsallaştığını düşündüğümüz bu önemli ödül ve sergi programının sürdürülebilirliğini sağlamak açısından önem taşıyor. Son yıllarda yaşanan ekonomik krizin mimarlık üretimini olumsuz yönde etkilemesi bir yana; Mimarlar Odası’nın mesleki denetiminden geçen proje sayısının kayda değer oranda azalmasının da bu sonuçta etkisinin olabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Bu yıl Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’nde Seçici Kurul’un değerlendirmesine sunulan 58 eserden 34’ü Yapı dalında, 22’si Proje dalında, 3’ü ise Fikir Sunumu dalındaydı. Yapı Dalı’nda sergiye sunulan eserler arasında kamu yapılarının göreli olarak az sayıda olması, kamusal kullanımdaki yapıların önemli bölümünün işverenlerinin ise özel kuruluşlar olması ise, mimari proje ve yapı üretiminin kamu alanından özel alana kaydığını işaret etmesi açısından, kanımca ilginç bir bulgu.

Üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer konu ise, gerek Yapı gerekse Proje dalları altında tanımlanmış olan Çevre (Kamusal Alan Tasarımı) kategorilerinde yalnızca üç eserle başvurulmuş olması. Çevre ve kamusal alan tanımlarının birbirinden farklı kapsamları göz önüne alınarak bu kategorinin, “Çevre ve Kamusal Mekân Tasarımı” olarak değiştirilmesinde, son yıllarda kırsal veya özel alanlarda gerçekleştirilen açık alan düzenlemelerinin de bu kategoride değerlendirilebilmesi açısından yarar bulunuyor. Diğer yandan, bu yıl proje ve yapı dallarında sergiye ve ödüle sunulan kentsel tasarım proje ve uygulamalarında, tarihî mahalleleri ve nitelikli yapıları yıkarak ortaya çıkarılan boşluğu yeşil alana veya meydana dönüştüren; anıt yapıların, çevrelerinde yer alan mahallelerin toplumsal odağı olduğunu göz ardı eden bir yaklaşım olarak ortaya çıktığı gözlemleniyor. Günümüzde yerel yönetimlerin kentsel dönüşüm euforiası düşünüldüğünde, “yıkarak güzelleştirmeyi” önceleyen bu tasarım anlayışı, tarihî kent dokusunun bütünlüğünü tehdit eden bir tavır olarak son derece riskli görünüyor.

Seçici Kurulumuz proje ve yapı uygulamalarına katılan nitelikli proje ve yapı uygulamaları arasında ödül adaylarını bir dizi değerlendirme ölçütü üzerinden uzlaşıyla belirlemiş bulunuyor. Bu ölçütler arasında, mimari tasarımın ve uygulamanın niteliği yanında, tasarımın yarattığı toplumsal fayda, ödül adaylarının ve ödüllerin belirlenmesinde öncelediğimiz bir konuydu. Seçici Kurulumuz tarafından ödüle değer görülenler kadar, ödül adayı olarak belirlenen proje ve uygulamalar da sergilenmek üzere seçilen nitelikli eserler olduğunun altını çizmek istiyorum. Diğer yandan, Ulusal Mimarlık Ödülleri ve Sergisi’ne sunulan tüm proje ve yapı uygulamalarının, müellifleri tarafından seçilen eserler olmaları nedeniyle iki yıl boyunca farklı kentlerde ve elektronik ortamda sergilenmelerinin, sergiye katılan eser sahiplerini takdir ve teşvik etmenin iyi bir yolu olduğunu düşünüyorum.    

Seçici Kurul olarak, güçlü kavramsal yaklaşımı, nitelikli tasarım ve uygulamaları nedeniyle ödüle değer gördüğümüz yapı, proje ve fikir sunumlarının çeşitli ortamlarda, farklı boyutlarıyla tartışılmasını, başarılı ve başarısız yönleriyle eleştirilmesini, mimarlık ortamının tüm canlılığıyla bir kamusal paylaşım alanı oluşturmasının gereği olarak gördüğümü ifade etmek isterim.

NOT

[1] TMMOB Mimarlar Odası Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri, (http://www.mo.org.tr/ulusalsergi/). [Erişim:01.06.2026]

Bu icerik 83 defa görüntülenmiştir.