314
KASIM-ARALIK 2003
 
MİMARLIK'TAN

ODADAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

SORUŞTURMA 2003:
MİMARLIK GEÇMİŞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

DOSYA: MİMARLIK EĞİTİMİ 2003

KENT TARİHİ



KÜNYE
DOSYA: MİMARLIK EĞİTİMİ 2003

Mimarlık Eğitiminde Akreditasyon Süreci

Necati İnceoğlu

Prof. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü

Akreditasyon Atölyesi Yürütücüsü

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren komisyonumuz, ilk raporunu İstanbul’da düzenlenen mimarlık eğitimi toplantısında sunmuş ve komisyonda oluşan görüşleri tartışmaya açmıştı. Bu toplantıda sunulan sonuçları aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

1. Bir eğitim kurumundaki akreditasyon sorununu uluslararası ve ulusal olmak üzere iki boyutlu düşünmek mümkündür. Mimarlıkta, mühendislik dallarındaki ABET gibi yaygın bir uygulama alanı olan uluslararası bir akreditasyon kurumu yoktur. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki okulları akredite eden ulusal bir akreditasyon kurumu bulunmaktadır (NAAB). Bu kurum, Amerika dışındaki mimarlık okullarında, ilk aşamada akreditasyon olmasa da “tanıma” anlamında bir değerlendirme yapmak üzere bir girişimde bulunmaktadır.

2. Akreditasyon veya eşkredilendirme ulusal veya uluslararası bir değerlendirme ve bunun sonucunu tescil etme anlamında kullanılmaktadır. Özellikle Amerika’da mühendislik alanındaki okulların ABET tarafından akredite edilmesi, bunun en yaygın örneğidir. Akreditasyon – eşkredilendirme kavramı, değerlendirme (assessment) ve onay (validation) kavramlarından farklıdır. Değerlendirmeye akreditasyonun ilk adımı olarak bakılabilir. İş hayatındaki oditing sistemi gibi, bir değerlendirme sistemi ABD’de, İngiltere’de ve bazı Avrupa ülkelerinde yaygındır. Değerlendirme, bir kurumun isteği üzerine, bu konuda uzmanlaşmış başka bir kurum, örneğin RIBA tarafından yapılabilmektedir. Örnek olarak, 1995 yılında YÖK’ün örgütlediği bir pilot çalışma gösterilebilir. Bu projede İngiltere’deki bir üniversitenin hazırladığı değerlendirme sistemi, gönüllü olarak kurumlarını değerlendirmeye açan İTÜ ve Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümlerinde uygulanmıştı. Adı geçen okullar, öğretimin performansına ilişkin amaçlar, alt yapı, programlar, öğrenci aktiviteleri, öğretim kalitesi vb. konularda değerlendirme komisyonuna bilgilerini sunmuşlar, komisyon da bu verileri gözlem ve özel incelemelerine dayanarak değerlendirmişti. Bu değerlendirme kurumları birbiri ile karşılaştırma esasına değil, her kurumun kendi hedeflerine ulaşma konusundaki başarısı ve bunu başarmak için gösterdiği kararlılığa göre yapılmıştı. Akreditasyon kurumu bir onay (validation) kurumu değildir. Örneğin, YÖK’ün yurtdışından alınmış bir diplomanın eşliğini onaylaması akreditasyon veya bunun bir adımı sayılmamaktadır.

3. Ülkemizdeki mimarlık okullarının en azından öğretim üyesi sayılarına bakarak gösterdiği farklılık ve bu okulların performanslarını dışlaştıracak herhangi bir aracın olmaması ulusal bir akreditasyon sisteminin yararlı olacağını düşündürmektedir. Bu yolla, özellikle genç öğretim kurumları belirli aralıklarla kendilerini tartmak ve başarılarını mimarlık kamuoyuna duyurmak olasılığını bulacaklardır.

4. Ülkemizde ulusal bir akreditasyon kurumunun Mimarlar Odası öncülüğünde ve onun örgütlenmesi ile kurulabileceği düşünülmelidir. Bunun yanında, mimarlık öğretimi dernekleri, Mimarlık Vakfı, Mimarlık Okulları Bölüm Başkanları Birliği MOBBİG, bu kuruma üye vererek destek sağlayabilirler.

5. Bu sistemin örgütlenmesi Mimarlar Odası tarafından gerçekleştirildikten sonra, sekreteryası da Mimarlar Odası tarafından yürütülür. Komisyonumuzun önceliği ilk aşamada yukarıda sözü edilen dernek, vakıf, MOBBİG vb.nden oluşan bir ulusal Akreditasyon Kurulu oluşturmasıdır. Bu kurul yılda bir veya birkaç defa toplanacak, ilkeleri, politikaları belirleyecek ve sistemin işlerliğini denetleyecektir. Bu kurumun kendi içinden seçeceği 4-5 kişilik bir yürütme komitesi sistemi çalıştıracaktır. Bir örnek vermek gerekirse, A okulunun akredite olmak için Akreditasyon Kurulu’na başvurduğunu düşünelim; kurul bu başvuruyu yürütme komitesine ilettiğinde, komite 2-3 kişilik bir komisyon kuracak ve saptanmış değerlendirme ilkeleri doğrultusunda adı geçen A kurumunun yerinde değerlendirilmesini isteyecektir. Bu değerlendirmenin süreçsel ve ilkesel esasları için 1995’de YÖK’de gerçekleştirilen model örnek olarak alınabilir.

Değerlendirmesini kendisine sunulan bilgi ile ve gözlemlerine dayanarak yapan komisyon, raporunu Akreditasyon Kurulu’na sunacak, kurul bu raporu görüşerek onaylayacaktır. Kurumların böyle bir akreditasyon için hangi ana amaçlarla başvuruda bulunacakları sorusu akla gelmektedir. Şu anda çok belirgin olmasa bile sayısı 30’ları aşan mimarlık okulları arasında bir yarış vardır. Öğrenci tercihleri ise, ya rastlantısal veya kulaktan dolma bilgilerle olmaktadır. Akredite olmuş bir kurumun eğitim-öğretim kalitesi bir anlamda tescil edilmektedir. Örneğin internet ortamında konan değerlendirme raporu kolayca her aday öğrenci tarafından incelenebilir. Bu yolla genç okullar için bir özgüven sorunu ortadan kalkmaktadır.

Bütünüyle gönüllü başvurma, gönüllülük üzerine kurulacak akreditasyon, öğretimin performansının değerlendirilmesine dayanan bir sistemdir; dolayısıyla sistem değerlendirilerek bir kurum belirli bir süre ile akredite olmaktadır.

Bu icerik 2183 defa görüntülenmiştir.