315
OCAK-ŞUBAT 2004
 
MİMARLIK'TAN

ODADAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • 9+1

    anlama / anla(t)ma / anla(ş)ma
    Tansel Korkmaz

    Dr., İstanbul Bilgi Üniversitesi, Tasarım Kültürü ve Yönetimi Programı

    9+1 Yuvarlak-Masa Toplantıları Moderatörü

ÖĞRENCİ BULUŞMASI

KONGRE: 15. YAPI VE YAŞAM: UIA 2005'e DOĞRU "KENTLER VE MİMARLIK" ÜZERİNE

  • Boşluğun Mimarisi
    Emre Demirel

    Araş.Gör., Hacettepe Üniversitesi,

    İç Mimari ve Çevre Tasarımı Bölümü

  • Günümüzde Koruma / Restorasyon Çıkmazı
    S.Sarp Tunçoku

    Yrd.Doç.Dr., Mimar - Restorasyon Uzmanı,

    Sivas - Cumhuriyet Üniversitesi,

    İnşaat Mühendisliği Bölümü

    Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Üyesi



KÜNYE
MİMARLIK VE TERÖR

Binalar Bombalı Saldırılara Ne Kadar Hazır? HSBC Olayı

Ahmet Turhan Altıner

Mimar, Acil Durum ve Afet Yönetimi Uzmanı,

Mimarlar Odası Yayın Komitesi Başkanı

Kasım ayında İstanbul’daki terör olaylarına sahne olan HSBC Bankası ve dolaylı olarak Metrocity yapıları, çeşitli derecelerde hasar gördü. Yazıda, insan kaynaklı afet olarak tanımlanabilecek bombalı saldırıların, özellikle yüksek binaların tasarımında dikkate alınması gerekliliğinin altı çiziliyor. Bu iki yapının mimarlarının verdiği bilgiler doğrultusunda, tasarım aşamasında ne gibi önlemler alındığına değinen yazı, bombalamalarla ortaya çıkan durumun ancak “afet yönetimi” ile üstesinden gelinebileceğini söylüyor.

Türkiye’nin Teröre Hedef Olan İlk Yüksek Yapısı

20 Kasım 2003 Perşembe günü, saat sabah 10:55’te, İstanbul Levent’te HSBC, nam-ı diğer Demirbank Binası’nın 5 metre önünde bomba yüklü bir kamyonet infilak etmişti. Hatırlanacağı üzere, 15 Kasım Cumartesi günü Beyoğlu’ndaki Neve Şalom ve Şişli’deki Beth İsrael sinagoglarının önünde cereyan eden terör eylemi, bu kez önce Levent ve beş on dakika sonra Beyoğlu’nda tekrarlanmıştı. Sinagog eylemlerinde olduğu gibi, bu kez de gökyüzüne sarı bir duman yükselmiş ve çevreyi keskin bir kimyasal madde kokusu kaplamıştı. Herkes öksürüyordu. Levent’teki infilak sonrasında Zincirlikuyu’dan 4. Levent’e kadar gökyüzünün sapsarı olduğu söylendi. Kullanılan bombaların basınç tesiri çok yüksek olduğunda herkes hemfikirdi. Binaların cam ve madeni çerçeveleri patlamayla parçalanmıştı. Polisin olay yerinde yaptığı ilk araştırmalara göre patlamalarda kullanılan bombalar, sinagoglara yönelik saldırılarda kullanılanlarla aynı türdeydi. Kullanılan bombaların, amonyum sülfat, nitrat ve sıkıştırılmış akaryakıt karışımından oluşturulan tahrip gücü yüksek bombalar olduğu söylenmişti.

Bu yazının konusu, ne insan kaynaklı afet olarak bomba yüklü kamyonetle terör olayı, ne bundan kimin sorumlu olduğu, ne de insan ve mal kayıpları. Konumuz, Türkiye’de ilk kez karşılaşılan bu olaydan, yüksek bir binanın nasıl etkilendiği hakkında bir araştırmanın ilk sonuçlarının sunulmasıdır. Yazının kahramanları ise, tabii ki HSBC Genel Müdürlük Binası, ya da yapımı sırasındaki adıyla Demirbank Binası, konuşulan mimarlar, mühendisler, isimleri saklı görgü tanıkları ve olaydan doğrudan etkilenen kişiler.

Önce baş kahramanımız binanın künyesi: Binayı yaptıran Demirbank A.Ş. Mimarı Haluk Tümay. Müteahhit Koray İnşaat A.Ş. Statik projesi İrfan Balioğlu. Yapım yılı 1994. İç mimarlık Eren Talu. Binanın sahipliği 2001 yılında BBDK’ya geçmiş; HSBC (Hong Kong Shangai Bankacılık Şirketi) tarafından kiralanarak kullanılmaya başlanmış. Toplam alan, yaklaşık 18.000 metrekare. 8 bodrum, 15 cadde üstü kattan oluşmakta. Akıllı bina sayılmakta; aydınlatma, yangın söndürme, havalandırma, asansörler gibi pek çok işlev elektronik olarak kontrol edilmekte. Binanın dış kaplaması Neoparies markalı cam taşı. Mekanik montaj. Pencerelerdeki camlar kamilen lamine.

Patlamadan İki Ay Sonra

Patlamadan 2 ay sonra binaya girildiğinde, durum aynen şöyleydi: Binanın içinde bir yapısal, gerisi yapısal olmayan bütün hasar, olduğu gibi duruyordu. Sadece girişteki salonun üzerindeki döşemede patlak vardı. Aynen bir futbol topu patlağı gibi. Zeminin üzerindeki 4 - 5 katta ve bodrum katlarının ilk üçünde asma tavanlar inmiş, armatürler kırık. Binanın kaplaması dökülmüş, camlar kırılmış, asansörler çökmüş.

2 ay geçmiş, henüz binayla ilgili resmi raporlar gelmemişti. Henüz hasar tespiti yapılmamıştı. Bina henüz HSBC tarafından BBDK’ya teslim edilmemiş durumdaydı. Anlaşılan bürokrasi berdevam.

Binanın önünde patlatılan bombanın niteliği ve niceliği henüz kesin değildi. İlk gün gazetelerde yazılanlar dışında bilgi yok. Genel kanaat, gübreyle karışık 1 ton kadar bomba patlatılmıştı. İnfilak, binanın Büyükdere Caddesi’ne olan cephesine yaklaşık 5 metre mesafede meydana gelmişti. Beton zeminde 1,5 - 2 metre derinliğinde bir krater oluşmuştu. Bunlar konusunda hiçbir kesin beyanat yok. Açıklama yapılmadı henüz.

Patlama anında en yakın asansörde olan iki kişiden birinin anlattığına göre, asansör hızla yukarı fırlamış, sonra da aşağıya düşmüştü. Yere çakılmadığı için de kurtulmuştu. “Asansörün neden düştüğünü anlayamıyorum” diyor. Binanın üçüncü bodrumundaki otomasyon odası bütün görüntüleri almıştı. Elektrikler, patlamadan 45 dakika sonra kesilmişti. Otomasyon patlamaya rağmen kısmen görevine devam etmişti. HSBC ya da Demirbank Binası’nın mimarı Haluk Tümay, binanın proje ve inşaat sürecindeki titizlikten söz etti. Cam güvenliğine büyük dikkat sarfedilmiş olması, pek çok can kurtarmıştı. Lamine camlar kırılmış ama etrafa saçılmamıştı. Ona göre cam güvenliği, can güvenliği idi. Bütün binalarda, hem cephede hem de iç bölmelerde, temperli ya da lamine cam kullanılmalıydı. Bir kırılma anında kafaya camın Madam Giyotin gibi inme riski önlenmeliydi! Unutulmamalıdır ki, bombalama olaylarında ölümler çoğunlukla parçalanan ve etrafa saplanan cam parçalarından oluşur. Yalnız, Şişecam yöneticilerinden mimar Yücel Akyürek’e göre, ne yazık ki Türkiye’de henüz bir cam yönetmeliği yok. Yangın Yönetmeliği’miz nasıl yaratılmış ise, iyi bir Cam Yönetmeliği de derhal çıkartılmalı.

HSBC ya da nam-ı diğer Demirbank Binası’nın karşısındaki yüksek katlı Metro City bloklarının mimarı Doğan Tekeli, görüşmede infilak noktasına 80 metre mesafedeki Metro City A Blok’un dördüncü bodrumunda bombanın tesirinin adeta 5,5 büyüklüğündeki deprem gibi hissedilmiş olduğunu söyledi. 29 metreye 7 metre boyutundaki konsol ana giriş saçağı hasar görmemişti. Cephede ciddi sayılabilecek bazı deformasyonlar, öndeki büro blokunda oldu. Doğan Tekeli patlama sonucunda çift camlı (ısıcam) cephe pencerelerinin bazılarında dıştaki değil, iç cam tabakasının kırılmış olduğunu tespit etmişti. Binanın “mall” bölümünün tavanı, teflon örtü yerine cam olsaydı, büyük can kaybı meydana gelebilirdi.

Analiz Avustralya’dan Gelir

Avustralya’da Wollongong Üniversitesi, İnşaat, Maden ve Çevre Mühendisliği Fakültesi öğretim üyesi Dr. Alex Remennikov, HSBC bombalamasıyla ilgilenmiş. Elde sağlam bilgiler olmadığı için 1995’te ABD’de Oklahoma şehrinde Murray Binası önünde kamyonette patlatılan bomba örneğini kullanarak, hazırladığı bir modele uygulamış. Bilindiği gibi Oklahoma’da, Federal Murray Binası’na bombalı saldırı olayında 168 kişi ölmüştü. Murray Binası da Demirbank Binası gibi 5 metre mesafeden 110 cm yükseklikten, yine bir kamyonetle saldırıya uğramıştı. 1.800 kg TNT kullanılan terör olayının sonucunda patlamaya en yakın dış kolon yıkılmış, iki kolon da önemli hasar görmüştü. Bu yapısal hasar sonucu binanın büyük bölümü çökmüştü.

Binanın statik mühendisi İrfan Balioğlu bombalama sonucu Demirbank Binası’nda yapısal hasar olmadığını söylemektedir. Bu olay yüzünden, olası büyük bir depremde bina etkilenmeyecektir. Binanın yapısal olarak etkilenmediğinden hareketle, Murray Binası örneğiyle yaptığı analizde Avustralyalı Dr. Remennikov, HSBC Binası önünde patlatılan bombanın 200 kg TNT olduğunu söylemektedir. Dr. Remennikov’un çalışmasına internetten ulaşılabilir. Uyguladığı modelin resim ve açıklamaları incelenebilir. (The HSBC Bank Building Bombing: Analysis of Blast Loading)

Boşalan Enerji, Peydahlanan Sorunlar

Patlama yüzünden açığa çıkan enerjinin bir kısmı termal radyasyon, gerisi hava ve zemin şok dalgaları olarak kendisini gösterir. Hava dalgası, infilak noktasından her yöne doğru süpersonik bir hızda yayılır. Yüksek miktarda patlayıcı kullanıldığında, şok dalgası kısa süreli bir deprem hissi verebilir. Mimar Doğan Tekeli’nin sözünü ettiği Metro City A Bloku beşinci bodrumdaki deprem hissinin nedeni bu olabilir. Fakat bu etki, statik mühendisi İrfan Balioğlu’nun da söylediği gibi sinüzoidal deprem dalgası değildir.

Patlamalarda insanlar genellikle 3.000 – 4.000 °C dereceye varan ısı ve normal atmosferik basıncın yüzlerce misli basınç yüzünden yaralanabilir ve ölebilirler. Yerden yukarı doğru küresel olarak yayılan hava dalgasının sıkıştırdığı bütün hacimlerde yapısal olmayan ağır hasarlar oluşur. Aynen asma tavan ve armatürlerin ve camların etkilendiği gibi. Bilindiği gibi, asma tavanlar bombanın yarattığı basınçları taşıyabilecek yapılar değil. Ayrıca, karışımını henüz tam öğrenemediğimiz ama söylenen gübre, ammo, vs.nin patlamayla birlikte ortaya çıkardığı kimyasal ve termal enerji, bazı görgü tanıklarının belirttikleri “alev topu”nu, sarı gökyüzünü ve keskin kokuyu yaratabilir.

Dr. Alex Remennikov’un ve statik mühendisi İrfan Balioğlu’nun söylediği gibi veriler elde olursa, kuvvetler bilinirse, her türlü mühendislik hesabı mümkün. Tarif edilebilecek bir yük yoksa hesaplamada neyi esas alabilirsiniz ki? Bombanın gücü ve diğer parametreler bilinirse, etkileyecek yük ve karşı koyacak kesitler hesaplanabilir. Ancak, Türkiye, bırakın bomba afetini, hiçbir afete karşı hazır değil. Hiçbir konuda öncelikler belirlenmemiş. Hangisi önce? Önce afet yönetimi mi? Önce sistem mi? Önce planlama mı? Önce hazırlık mı? Önce takım çalışması mı? Önce standartlar mı? Önce ortak mesaj dili mi? Yoksa hepsi mi?

Burada çok önemli bir “önce”ye yer vermeliyiz. Önce, terörün insan kaynaklı bir afet olduğunu görmeliyiz. Bombalı saldırı, ne bir güvenlik mensubunun üstesinden gelebileceği gündelik bir olay, ne de bir ambulans, itfaiye veya polis ekibinin üstesinden gelebileceği bir durumdur. Bu saldırılar, yerel imkanlar ile baş edilemeyen, etkilediği yerlerin işlevlerini tamamen ve uzun süre durdurabilen birer afettir. Bu nedenle de, bu olaylar doğrudan doğruya “Afet Yönetimi”nin konusudur. Dolayısıyla, mimarlık ve mühendislik çalışmalarında, herhangi bir planlama veya hesaplamanın ta başında, afet yönetimi uzmanlarına da başvurulmalıdır.

HSBC olayı yepyeni sorunları ortaya çıkartmadı mı? Murray Binası örneğinde olduğu gibi 1.800 kg TNT gücünde infilaklar koskoca gökdelenleri yere indirebilir. Peki, ne yapmalı? Zincirlikuyu-Levent-Maslak hattı İstanbul Manhattanizasyonu tehlike altında mı? Yapılabilecek herşeye ve verilecek bütün önceliklere ilaveten binalar bombalı saldırılara karşı nasıl planlanmalı? Böyle bir şey mümkün mü? Böyle bir önlem şehircilik, mimarlık, mühendislik ve afet yönetimi açılarından ele alınabilir mi? Bütün önceliklere birlikte öncelik kazandırarak, belki…

Bu icerik 7430 defa görüntülenmiştir.