MİMARLIK
344
KASIM-ARALIK 2008
 
MİMARLIK’tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

MİMAR PROFİLİ: Şevki Vanlı’nın Farklı Kimlikleri: Avangart? Girişimci? Eleştirmen?

MİMARLIK MÜZESİNE DOĞRU
İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR
MEA ARCHITECTURA MEA CULPA
Zavallı Mimar / Gürhan Tümer



KÜNYE
DOSYA: Anadolu Kentlerinin Değişen Çehresi

Bir Muhafazakar Modernleşme Laboratuarı Olarak Kayseri:

Ahmet Erdem Tozoğlu

Araş. Gör., Erciyes Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

 

Filiz Sönmez

Araş. Gör., Erciyes Üniversitesi, Mimarlık B&o

Anadolu kentlerinin 1980’lerden itibaren yaşadığı sosyo-ekonomik ve kültürel dönüşüm, bunların beraberinde getirdiği yeni talepler, yaşam kalıpları ve mekânsal farklılaşmalar geleneksel merkez-perifer teorileriyle açıklanamayacak kadar karmaşık olup, kendine ait paradigmaları içerir. Bu dönüşüm, küçük tüccarların ekonomik hayatı yönlendirdiği ticari kapitalizmden, sanayi tesislerin nitelik ve niceliğinin artışıyla ortaya çıkan endüstriyel kapitalizme geçişin sancıları da değildir sadece. Ya da bu sürecin praksisi, bilinçaltında Batı dışı aydınlanmasız modernleşme perspektifi üzerine kurulmuş, oryantalist teorilerle de açıklanamaz. Yeni bir bakış açısıyla, belki de, Hakan Yavuz’un da belirttiği gibi, Orta Anadolu’da yaşanan süreç, Protestan reformuna benzer bir biçimde, Ortadoğu’nun başka yerlerindeki dramatik olayların gölgesinde kalan ve fark edilmeyen, sessiz bir Kalvenist reformunun yaşanıyor olmasıdır.[1]

 

Bu bağlamda Kayseri örneği, kabaca son 30 yıl içinde muhafazakar çevrelerin sanayileşmeyle biriktirdikleri servetle, önce modernleşmeyle yüzleşmelerinin ve sonrasında da kentsel ölçekte bu yüzleşmenin sonucu ortaya çıkan hibrid kültürün taleplerinin yarattığı mekânsal değişimin hikâyesidir. Bu süreç mekanik ve tek düze olmayıp, muhafazakârlık-modernleşme ikiliğinin ötesinde kendi içinde kente ve kentliye ait değerlerle, yaşam pratikleriyle ve içsel dirençleriyle ancak içeriden bir bakışla analiz edilebilir.

 

Bu yazının bağlamsal çerçevesi, Kayseri’de son yıllar içinde yaşanan kentsel değişim ve dönüşümün kentsel belleğe ve yaşam pratiklerine etkileri üzerine düşünme çabasıdır. Kayseri’deki bu dönüşümün hikayesi, süreç olarak Anadolu’da diğer kentlerde de örneklenebilecek temalar içermektedir bir bakıma. Bu değişim, açılan büyük alışveriş merkezleri, kent merkezindeki konut dokusunun boşaltılması ve ticari alanlara dönüştürülme çalışmaları, toplu konut projeleri veya kentsel büyümenin tarihî çevreyle sancılı ilişkileri çerçevesinden de okunabilirdi. Ancak burada, Kayseri’de yaşanan güncel bir tartışma alanı çerçevesinden bu okumanın yapılması hedeflenmiştir: Sivas Caddesi’ndeki değişim.

 

Tarihine baktığımızda, çekirdeği 1910 yılında Mutasarrıf Muammer Bey ve Belediye Reisi İmamzade Mehmed Bey’in, bir kısım halkın karşı çıkmasına rağmen şehir içerisindeki yaygın bir vaziyette bulunan mezarlıkları kaldırarak, Sivas yönündeki yolu açmasıyla atılan Sivas Caddesi[2] 1950’li yıllara kadar özellikle akşam saatlerinden sonra pek tekin olmayan, şehirler arası bir kara yolu hükmündedir.[3] (Resim 1, 2)

 

1950’li yıllarda Kayseri Belediyesi Başkanı Osman Kavuncu’nun döneminde planları yapılan bu caddenin Cumhuriyet Meydanı ile Atatürk Stadyumu arasında kalan ilk bölümünün genişletilerek bulvar haline getirilmesi 1957-58 yılları arasında belediye başkanı olan Şahap Sicimoğlu zamanında gerçekleşmiş ve caddenin iki tarafına kooperatifler tarafından 5’er katlı binalar yaptırılmıştır.[4] 1959 yılına ait yerel Hakimiyet gazetesinde, Sivas Caddesi’nin çalışmalar sonucunda genişliğinin 41 metre olacağı, önemli tarihî eserlerin bulunduğu bu yolun kentin gelişimi için de önemli olacağı vurgulanmaktadır.[5] Önceleri cadde üzerine bulunan küçük atölyelerin 1950’lerden itibaren sanayi bölgesine taşınmasıyla da cadde üzerinde konut alanları gelişme fırsatı bulmuştur.[6]

 

Özellikle 1970’li yıllardan itibaren cadde boyunda çoğunlukla konut yapı kooperatifleri eliyle olmak üzere ardı ardına binalar hızla yükselmeye başlamıştır. Sivas Caddesi boyundaki arsaların çoğunlukla tarla ve bahçe olması, imara açılan bu alanların arsa maliyetlerinin de düşük olmasını sağlamış ve o dönemde kurulan işçi kooperatiflerin ilgisini çekmiştir.
 
Bu konutlar, o dönemde kredi kullanabilmek için Kayseri’de alışılan standart konut büyüklüklerine göre oldukça küçük tutulmuştur. Ancak asansör, kalorifer ve iyileştirilmiş bir sıhhi tesisat sistemiyle planlanan bu yapılar sağladıkları konfor imkânıyla ve yeni oluşlarıyla zamanla toplumdaki sabit gelirli kesimden ziyade, ekonomik açıdan daha üst kesimde bulunan insanların ilgisini çekmiştir. Zaman içinde yap-sat müteahhitleri daha büyük alanlara sahip konutlar inşa etmeye girişmişlerdir. O dönemde Beyazsaray Apartmanı gibi ikonik örnekler büyük hacim ve konfor ögeleriyle öne çıkmaktadır. Daha önceleri İstasyon Caddesi üzerindeki apartmanlarda oturan bu kesim, zaman içinde Sivas Caddesi’nde yükselen bu konutlara yönelmişlerdir.[7] Önceleri tamamı konut olan bu binaların önce giriş katları, sonradan da yavaş yavaş üst katları ticarethane ve büro olarak kullanılmaya başlanmıştır.
 
Özellikle 1970’li yıllardan itibaren Sivas Caddesi’nde oturmak Kayserili için bir itibar ifadesidir ve ilginç olan, bu dönemde kentin kapalı toplum yapısı düşünüldüğünde önemli bir toplumsal statü göstergesi hükmündedir. (Resim 3)
 
Bu göstergelik işlevi tüketime yönelik ticari hayatın kalbinin attığı cadde üzerinde açılan mağazalar için de belirleyici olmuştur. Artık sadece cadde çevresinde yaşayan insanlar için değil, Kayseri kentinin tümü için cadde bir çekim alanı haline gelmiştir. Yıllardır, özellikle güzel havalarda insanların üçer-beşerli gruplar halinde biraraya geldiği, cadde boyunun iki tarafında ağır ağır yürüyerek turlar attıkları kamusal bir toplanma ve sosyalleşme alanı halinde kullanılagelmiştir. Bu yürüyüşlerde göz ucuyla mağaza vitrinleri izlenir, dondurma ve kuruyemiş yenir, ayaküstü karşılaşılan tanıdıklarla sohbet edilir, çay bahçeleri ve parklarda dinlenilir. Bu özellikleriyle cadde kentte yaşayanların izledikleri ve izlendikleri sosyal bir platform haline gelmiştir. Kayseri çevresindeki pek çok kente göre ekonomik ve sosyal ölçütlerde daha zengin olsa da, açılan yazlık sinemalar haricinde özellikte kentte bu türden sosyalleşme imkânı sağlayacak sosyal donatıların ve kentsel alanların azlığı bir bakıma Sivas Caddesi’ni kent belleğinde biricik hale getirmiştir. Birkaç nesil boyunca cadde kalabalıklar için sosyal ve ekonomik statünün sergilendiği, insanların izlendiği ve insanlarla buluşulan özel bir alandır ve bu özelliğiyle Sivas Caddesi, Kayseri kent belleğinde salt bir araç-yaya aksı olmaktan öte anlamlar içeren okumalar yapma potansiyeline sahip olagelmiştir. (Resim 4, 5)
 
Kayseri son yıllarda bitmeyen değişim sürecinin önemli eşiklerinden birini yaşıyor. Türkiye’nin modernleşmesinde bize özgü açılımlar içeren bu değişimi anlamak için bildik okumalar yetersiz kalıyor. Kentsel büyüme açısından bakıldığında Kayseri kenti, 1960’lara kadar merkez çevresinde kompakt olarak gelişen bir mekân yapısına sahipken, makroform gelişmesi çeşitli faktörlerin etkisiyle değişime uğramış, radyal yol sistemine dayalı gelişim, gelişme aksları boyunca mekânsal uzlaşma ve farklılaşma ortaya çıkmıştır. Bugün doğu-batı aksında giderek belirginleşen lineer gelişme makroforma dönüşmüştür. Kent güney ve güney-batıda doğal ve yapay eşiklere dayanmıştır.[8] Sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında, yaşanılan süreç, bildiğimiz muhafazakarlık-değişim / modernleşme dikotomonisini yıkacak nitelikte. Kayseri’de şu anda kendine özgü moderniteyi talep eden, bunu da yerel yönetimler, ticaret ve sanayi çevreleri eliyle harekete geçiren orta sınıf klasik muhafazakar doku kalıplarına sığmayacak haldedir. Kuşkusuz bu değişime kendi iç yapısı ve dinamikleriyle saf bir modernleşme diyemeyiz. Kayseri’de küçük atölye ve ticarethane işletmelerine dayalı ekonomik üretimden, bugün Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan yüzlerce fabrikaya doğru yaşanan değişim, beraberinde sermaye birikimini ve büyüyen bir orta sınıfı getirmiştir. Bu girişimci kesim temelde muhafazakar değerlere bağlı olsa da, kalite standardı sağlama ve uluslararası rakiplerle rekabet sağlayabilmek için kapitalist dünyanın rekabetçi yapısına ve bu rekabet ortamında şansı arttırmak için gerekli olan inovasyon becerisine ulaştığı söylenebilir. Bu inovasyon yetisine rağmen Kayseri özelinde farklı olan, süregelen yaşam pratiklerinin bir anda terk edilememesi ve kendi içinde yeni-eski arasında sentez ve gerilimlerini içermesidir. Bu açıdan son yıllarda yaşanan bu evrilmenin doğru algılanması, kentin gelecekteki büyümesini de doğru olarak okumak açısından önemli bir konudur. Bu evriliş, Kayseri özelinde, sermaye birikimi - yeni talepler – arsa spekülasyonu – mekânsal farklılaşma- sınıfsal ayrışma zincirleme reaksiyonu ötesinde açılımlar da içermektedir. Bu bağlamda, kapalı toplum yapısı ve muhafazakâr değerlere bağlılık, gelenek ve yaşam pratikleri mekânsal farklılaşma sonrası süreci farklı bir doğrultuya sürüklemektedir.
 
Diğer yandan da, bu süreç kimi potansiyelleri barındırsa da, sosyolojik ilişkiler ve kent planlaması açısından çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir. European Stability Institute tarafından Kayseri üzerine hazırlanan yakın zamanlı bir raporda da tartışıldığı gibi Kayserili girişimcilerin arasında İslami Kalvenizmin yükselişi, bu kişilerin ticari başarısının sebebi mi (Max Weber’in belirttiği gibi) yoksa bu kişilerin refah seviyesinin neticesinde İslam’ın modern dünyayla uyumluluğunu vurgulayan yorumlarını benimsemelerinin sonucu mu? Bu konuda kesin bir yorum yapmak çok güç. Her iki durumda da Orta Anadolu’daki yeni neslin modernlikle kendine has yeni bir barış yaptığı açıkça görülüyor,[9] denilebilir. Değişimin önemli aktörü olan bu büyüyen orta sınıf kent mekânının yeniden üretimi ve değişiminde de çeşitli mekanizmalarla etkin bir rol üstlenmiştir. İnşaat sektörü, yerel yönetimler ve talep eden veya maruz kalan sosyal grup olma gibi ara yüzler aracılığıyla bu orta sınıf, kent alanını beraberinde tartışmaları da beraberinde getirerek yeniden şekillendirmektedir.
 
Kayseri’de kentsel mekândaki bu değişim, Sivas Caddesi aksına paralel ve dik açılan yeni caddeler, bu caddeler arasında yeni oluşan konut alanları ve alışveriş merkezleri ile mikro merkezlerin oluşum sürecidir. Bugün bu alışveriş merkezleri ve konut alanları Sivas Caddesi’nden daha cazip alanlar olarak algılanmaktadır. Denilebilir ki, Sivas Caddesi kentsel büyümenin doğrultusunu belirlerken, diğer yandan da nitelik ve nicelik bakımından yüklenen anlam ve değerlerin bir kısmını bu yeni oluşan kentsel alanlara devretmiştir. Bir bakıma Sivas Caddesi gündelik hayat ve yaşam pratiklerinde biricikliğini yitirmiştir. Ancak ilginçtir ki, bugün şehir merkezinin dışında olmasına rağmen Sivas Caddesi aksının devamında yer alan pek çok konut bölgesi Sivas Caddesi üzerinde bulunduklarını belirterek kitlelerden talep görmektedir. Bu da yapılı çevrenin değişim hızına göre kentli belleğindeki Sivas Caddesi imgesinin daha yavaş değişmesiyle açıklanabilir bir bakıma.
 
Son yıllarda Kayseri genelinde Sivas Caddesi eksenindeki güncel bir tartışma olan Hafif Raylı Sistem Projesi de caddenin kent belleğindeki yerinin değişimi üzerinden okunmaya müsaittir. Projenin bir bölümünün Sivas Caddesi’nden geçecek olması caddenin hâlâ önemli bir aks olduğunu vurgular. Ancak bu proje dolayısıyla caddede refüjde bulunan ağaçların kaldırılması, yaya kaldırımının daraltılması, yaya hareketinin açılan yaya ve araç alt geçitleriyle kesintiye uğratılması gibi sorunlar kentte bugünlerde çokça tartışılan konulardır. Bu çalışma, bu konunun teknik ve tasarım yönünden irdelemesinden ziyade, kent belleğinde yarattığı değişim etkisi üzerinde durmaktadır. Son yıllarda, yukarıdaki paragraflarda betimlenen Sivas Caddesi’ndeki sosyal platform olma imgesi değişimi yaşamaktadır.
 
Bugün, caddenin Cumhuriyet Meydanı tarafından başlayan bir yürüyüş, öncelikle daralan yaya kaldırımına mahkum olur. Orta refüjden geçen hafif raylı sistemin bariyerleri nedeniyle caddeyi dikey geçiş yayalar için sınırlanmış haldedir. Birkaç yüz metre ileride “NATO Kavşağı” olarak adlandırılan yere gelindiğinde, yaya hareketi bir kez daha kesintiye uğrar. Yapılan alt geçit çalışmasında öncelik araç trafiğine tanındığından yayalar doğrudan karşıya geçişe devam edemez, caddenin her iki yönünde de alt geçitleri kullanmaya yönlendirilir. Caddenin NATO Kavşağı ile Fuzuli Kavşağı arası kesiminde yaya yolunun bir kısmı araç otopark alanı olarak tahsis edilmiştir. Bu kesimde iki yönlü taşıt trafiğinin ortasından geçen hafif raylı sistem alt geçitlerin giriş ve çıkış kesimlerinde yol kotunu yakalayamamasından caddeyi dikey kesen yaya hareketi yine kısıtlamıştır. Ayrıca açılan NATO ve Fuzuli Alt Geçitleri ile araçların ortalama hızı oldukça yükselmiş olup, cadde artık yaya dostu olma özelliğini hızla kaybetmektedir. Eskiden meydandan Tuna Kavşağı’na kadar kesintisiz sürebilen bu kitlesel yürüyüş deneyimi, bugün pek çokları için NATO ve Fuzuli Kavşakları arasına sıkışmış haldedir. (Resim 6, 7, 8)
Yaptığımız görüşmelerde ekonomik olarak cadde esnafının da bu değişimden olumsuz etkilendiği görülmektedir.[10] Sivas Caddesi’nin yaya merkezli kullanımı araç merkezli hale dönüştükçe, bu aksa yaya ilgisi azalmakta ve eski sosyal ve ekonomik prestijini kaybetmektedir. Bugün pek çok esnaf ve bölge sakini caddenin eski günlerini nostalji ile yüklü bir sükut hali içinde izlemektedir. Caddenin kent belleğindeki bu imajının değişiminin olumlu ve olumsuz açılımlarının olması pekala mümkün. Burada düşündürücü olan, kent insanına sosyalleşme için mekânsal üretimin çok çeşitlenmediği ve daha özelde açılan alışveriş merkezleriyle sınırlı kaldığı sürece, varolan insancıl bir alternatifin kaybının kentli için bir kamusal alan kaybı olduğu gerçeğidir. Bugün tabii ki Sivas Caddesi kamusal fonksiyonunu tamamen kaybetmiş değildir, hatta denilebilir ki kentsel alanda böyle bir değişimin varlığı da kaçınılmazdır. Ancak önemli olan, kentlinin birkaç kuşaktır belleğinde olan bir olgunun bu değişim aracılığıyla yeniden kurgulandığı ortamda, kent belleğinden sınırlı sayıdaki sosyalleşme imgelerinden birinin yavaşça siliniyor olmasıdır. (Resim 9, 10)
 
Kayseri gibi büyüyen bir kentte mekânsal boyutta da değişimin olması kaçınılmaz bir süreç. Bu değişim kimi zaman öngörülebilir kimi zaman da öngörülemez mekanizmalarla ortaya çıkmaktadır. Değişimin aktörleri olan yerel yönetimler, yapı müteahhitleri, büyüyen kentli orta sınıf arasındaki gerilim ve işbirlikleri farklı düzeylerde yeni ilişkilerin tanımlanmasına sebep olacak ve Türkiye’de kentin gelişimi üzerine kurulan epistemolojinin yeni pratiklerinin ve praksisinin tanımlanmasını sağlayacaktır.
 
Türkiye’de Kayseri üzerinden okumaya çalıştığımız kent belleğinin mekânsal alanın dönüşümüyle kaybı, değişimin teknik ve estetik tartışmalar eksenindeki açılımları kadar önemli olup, bizde eksik olan kentlilik bilinci oluşumu için oldukça önemli bir ara yüzdür. Bu bakımdan Anadolu kentlerinin kısıtlı olan kamusal alan potansiyeli ve bunların dönüşümü biraz da kentsel belleğin korunması adına tartışılması gerekmektedir. Bu tartışmanın, nostalji ile örülü, statik bir bellek inşası şeklinde anlaşılması sonucuna varması gerektiğinden emin değiliz; ancak merkezî yönetim, yerel yönetimler ve sermaye çevreleri gibi etkin aktörlerin kent ortamını değiştirme çabası da tek başına rant üzerinden okunabilecek bir çerçeveden de taştığını düşünmek gerekmekte. Bugün Türkiye’de gelişen STK’lar, her ne kadar yeterli olmasa da, daha önce olmadığı kadar toplumu ve bu etkin aktörleri etki altına alabilmekte. Bu bağlamda önemli olan, etkin aktörlerce toplumsal fayda gözetmek amacına yönelik projelerin işleyiş mekanizması ve ikincil sonuçlarının da gerçekten bu amaca hizmet etmesi. Bu da, el yordamı ile deneme yanılma yoluyla üretmekten ziyade, iyi niyetlerle başlayan çalışmaların toplum tabanında tartışılmasını ve paylaşılmasını sağlayarak olabilir. Bu anlamda STK’lar bunun ortamını sağlayabilirler. Kayseri Raylı Sistem Projesi de bu çerçevede sivil toplum katılımı ile süreci daha doğru işleyen bir proje olabilirdi. (Resim 11)
 
Türkiye’de son yıllarda yoğun olarak yaşanan yapılı çevrenin dönüşümü örneklerinde, projelerin estetik, ekonomik değerleri yanısıra kent belleği ve kentli için getirdiği anlam kaymaları ve kayıpları da üzerinde düşünülesi konulardandır. Değişimin doğal ve zorlama süreçlerinin değişimin öznesi, aracı ve hedefi olan insan ve birlikte biriktirdiği toplumsal bellek üzerine bıraktığı izler üzerine düşünmek, Kayseri üzerine bu düşünce deneyinin ana çıkış kaynağı olmanın yanında sürecin pek de deşilmemiş boyutları üzerine yeni okumalar yapmak için birer fırsata da dönüşebilir.
 
Mimarlığın, onun öznesi olan insanla birlikte düşünülmesi gerektiği gerçeği bugün herkesin ortak kabulüdür. Sivas Caddesi, yaşanan süreçte araç odaklı bir kara yoluna dönüşürken insanlar pek tabii ki taleplerini ertelemek yerine diğer alternatifler üzerine yoğunlaştırmaktadır. Sivas Caddesi üzeri ve civarında bulunan İpek Saray ve KayseriPark gibi alışveriş merkezleri, bugün bu talebin düzenleyicisi olurken, cadde üzerinde, yıkılacak olan Atatürk Stadı’nın yerine yapılması planlanan alışveriş merkezi ve rezidans kuleleri de yeni ihtiyaçları ve yeni yaşam kalıplarını kentli belleğine sunacak ve beraberinde yeni tartışmaları getirecektir. Zengin bir geçmişi bünyesinde barındıran Kayseri’nin son 40, 50 yılında, birkaç kuşak nesline hitap eden Sivas Caddesi, insanların yaşadıkları kentle kendilerini ilişkilendirdikleri önemli kentsel mekânlardan biri iken, yaşadığı değişim gelecekte, yeni projelerle çok daha farklı boyutlar kazanacağı kesin gibidir. Kayseri’de son günlerde Sivas Caddesi özelinde hafif raylı sistemle ivme kazanan tartışmalar, kentsel bellek, sosyal ve ekonomik değişim ve neticesinde de kentin ve kentlinin yaşam biçiminin değişimini ortaya koymaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYNAKLAR
 
Röportajlar:
(Bu çalışmanın kent belleğindeki değişim üzerine kurgulanışını, büyük ölçüde Kayseri’de yaşayan röportaj yaptığımız kişilerin görüş, anı ve düşünceleri sonucu edindiğimiz izlenimler belirledi. Kendilerine katkılarından dolayı teşekkürü borç biliriz.)
-          Mimar Rıdvan Nakipler ile yapılan 15.08.2008 tarihli röportaj
-          İbrahim Tosun ile yapılan 18.07.2008 tarihli röportaj
-          Kasım Siyimer ile yapılan 18.07.2008 tarihli röportaj
-          Necati Özsoy ile yapılan 18.07.2008 tarihli röportaj
 
Yazılı Kaynaklar:
 
-          1959, Manşet, Hakimiyet Gazetesi, 20 Ekim 1959 tarihli, Kayseri İl Halk Kütüphanesi Arşivi.
-          2001, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kentsel Ulaşım Etüd Raporu, Kayseri.
-          Erkiletlioğlu, H. 2006, Kayseri Tarihi, Bel-sin Eğitim Hizmet Güzelleştirme ve Yardım Vakfı Kültür Yayını, no:1.
-          ESI, 2005, İslami Kalvenistler: Orta Anadolu’da Değişim ve Muhafazakârlık Raporu, Berlin-İstanbul.
-          Yaman, F. 2008, Kayseri Türk Anıtları, Kayseri Enstitüsü Derneği Yayınları, no:8, Kayseri.
-          Yavuz, H. 2003, Islamic Politic Identity in Turkey, Oxford University Press, Londra.
 
 
RESİMLER
1. 1920’lerde Sivas Yolu (© Nihat Karakaya Arşivi)
2. 1968 yılına ait kartpostalda Sivas Caddesi (© Faruk Yaman Arşivi)
3. 1978 yılına ait kartpostalda Meydan ve Sivas Caddesi (© Faruk Yaman Arşivi)
4, 5. Hafif Raylı Sistem Çalışmaları öncesi Sivas Caddesi (© K.B.B. Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı Fotoğraf Arşivi)
6, 7. Hafif Raylı Sistem Çalışmaları sırasında NATO Kavşağı ve Sivas Caddesi, 2007 (© K.B.B. Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı Fotoğraf Arşivi)
8. Hafif Raylı Sistem Çalışmaları sırasında Fuzuli Kavşağı ve Sivas Caddesi, 2007 (© K.B.B. Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı Fotoğraf Arşivi)
9, 10. Hafif Raylı Sistem Çalışmaları sonrasında planlanan NATO Kavşağı ve Sivas Caddesi (© K.B.B. Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı Fotoğraf Arşivi)
11. Hafif Raylı Sistem Çalışmaları, Sivas Caddesi, 2007 (© K.B.B. Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı Fotoğraf Arşivi)
 





[1] Yavuz, 2006, s.9


[2] Erkiletlioğlu, 2006, s.603.


[3] Necati Özsoy ile yapılan 18.07.2008 tarihli röportaj


[4] Erkiletlioğlu, 2006, ss.722-723.


[5] 1959, Hakimiyet Gazetesi.


[6] Kasım Siyimer ile yapılan 18.07.2008 tarihli röportaj


[7] Rıdvan Nakipler ile yapılan 15.08.2008 tarihli röportaj


[8] Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kentsel Ulaşım Etüd Raporu, 2001, s.198


[9] ESI, 2005, ss.24-25.


[10] İbrahim Tosun ile yapılan 18.07.2008 tarihli röportaj


Bu icerik 3547 defa görüntülenmiştir.