347
MAYIS-HAZİRAN 2009
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA
Tasarıma Kapsayıcı Yaklaşım:
HERKES İÇİN TASARIM

YAYINLAR

MİMARLIK MÜZESİNE DOĞRU ADIM ADIM


İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY


TÜRKÇE ÖZET



KÜNYE
DOSYA
Tasarıma Kapsayıcı Yaklaşım:
HERKES İÇİN TASARIM

TASARIMDA ÖNEMLİ BİR KESİM: ÖZÜRLÜLER*

İngiltere, Japonya ve Türkiye’de Özürlülük ve Erişilebilirlik

Deniz Çağlayan Gümüş

Dr., Şehir Plancısı

Tam olarak erişilebilir/ulaşılabilir bir toplumun temel özelliği, “tüm yapıların oluşturulmasında ve tüm etkinliklerin organize edilmesinde, en geniş çapta insan yapabilirliğinin gözetilmesinin evrensel bir kabul olmasıdır”. Wendell, 1996; 55 (aktaran: Freund, 2001; 705)

Engeller ve erişilemez/ulaşılamaz yapılı çevre, farklı toplumlarda farklı düzeylerde de olsa hâlâ önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz yerleşimleri, yetişkin, orta yaşlı ve eksiksiz yetiye sahip ideal kişiler için kurgulanmakta ve uygulanmaktadır. Bu bakış açısıyla organize edilen ve oluşturulan yerleşimler ve sunulan hizmetler, hareketlilik yeteneği tam olmayan pek çok kişi için toplumun diğer üyeleriyle aynı biçimde ve yeterli düzeyde toplumsal hayata katılmalarını engeller niteliktedir.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü dezavantajlı olmayı; ayrımcılık, farklılaştırma, fırsat eşitsizliği veya en basit biçimiyle sosyal sistemin dezavantajlı grupların gereksinimlerini karşılamaması nedeniyle, bir toplumda kabul edilen ve beklenen etkinliklerin yürütülmesinde güçlük yaşama durumuyla ilişkili biçimde tanımlamaktadır. (1) Bu tarifte de açıklandığı gibi, toplumun bütün kesimlerinin mevcut yaşam çevresinde eşit biçimde varolamaması veya bazı kesimlerinin güçlükle varolabilmesi durumu, kişilerin özelliklerinden değil, toplumun yaklaşımından kaynaklanmaktadır.

Dezavantajlı olmayı mekân düzeyinde düşündüğümüzde, özürlüler, geçici olarak özürlü bulunanlar, yaşlılar, hamileler, bebek arabalılar, çocuklar, iri ve şişman kişiler, çok uzun ve çok kısa boylu kişiler ve hatta yük taşıyanlar dezavantajlı konumdadır. Çünkü bu grupta yer alan kişiler yapılı çevrede herhangi bir engelle karşılaştıklarında sorun yaşarlar ve hareketlilikleri farklı düzeylerde kısıtlanır. Görüldüğü gibi yapılı çevrede hareketlilik sorunuyla karşılaşma olasılığı aslında oldukça geniş bir kesimi ilgilendirir ve hemen herkes günlük etkinliklerini gerçekleştirirken hareketliliğinde kısıtlılığa maruz kalabilir. Sözü edilen bu grubun önemli bir bölümünü özürlüler oluşturmaktadır. Yürüyüş güzergahında pek çok kişi için farkına varılmadan aşılabilen 2 cm.den daha fazla kot farkı, tekerlekli sandalye kullanan bir özürlünün karşısına çıktığında onu tamamen çaresiz bırakıp, bu kişinin engelli hale gelmesine yol açmaktadır. Bu iki kot uygun nitelikte rampa ile birbirine bağlandığında herkesin burayı rahatça kullanarak yoluna devam etmesini sağlayacaktır.

Günümüzde özürlülüğün toplumsal bir durum olarak ele alınması, özellikle de yapılı çevreyle ilgili meslek alanları için son derece önemlidir. Özürlülüğün geleneksel olarak ele alındığı yaklaşımda özürlü kişi, “Özürüm, merdiven çıkmamı engellediği için müzeye veya sinemaya giremiyorum.” ifadesini kullanarak sorunu kendinde ararken, konunun toplumsal veya hak temelli olarak değerlendirilmesiyle, “Basamaklar, binaya girmemi engellediği için müzeye veya sinemaya giremiyorum.” (2) diyerek aradaki farkı açık biçimde ortaya koyabilir.

Mekânsal düzenlemelerle sosyal ilişkilerin şekillenmesi arasında da yakın koşutluk bulunmaktadır. Yapılı çevrede bulunan engeller nedeniyle özürlülerin kamuya açık alanlarda yeterince varolamamaları, onları tanımayan toplumun olumsuz tutumlar geliştirmesine, bu olumsuz tutumları sergilemeleri ise özürlülerin evlerine kapanarak kamuya açık alanlardan uzaklaşmaları sorununu doğurmaktadır. Toplumsal olumsuz tutumların içinde, yapılı çevreyle ilgili meslek alanlarından kişilerin çalışmalarında özürlüleri gözardı etmesinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.

ERİŞİLEBİLİRLİKLE İLGİLİ BAZI YAKLAŞIMLAR

Oldukça yakın bir geçmişe sahip olan “erişilebilirlik” kavramı ve tasarımın herkes için, yani toplumun herhangi bir kesimini dışlamadan yapılması birbiriyle yakından ilgilidir. Erişilebilirliği en yalın şekilde “herkesin istediği her yere/mekâna ulaşabilmesi ve burayı kullanabilmesi” biçiminde tanımlamak mümkündür. “Kapsayıcı tasarım” (inclusive design) veya “evrensel tasarım” (universal design) gibi yaklaşımlar da benzer temel ilkelere sahip kavramlardır.

Kapsayıcı tasarım, daha çok üretim faaliyeti açısından tartışılan ve “ürünlerle kullanıcıların kapasitesi/yapabilirliği arasındaki denge” biçiminde tanımlanır. (3) Bir ürün toplumun bir kesimi gözardı edilerek imal ediliyorsa, yeniden tasarlanması gerekmektedir. Buna yapılı çevreden bir örnek, yaya geçitleriyle verilebilir. Tasarlayan, planlayan ve uygulayan kişiler tarafından herkesin yeterli merdiven çıkma kapasitesi bulunduğu varsayılarak yapılan, oysa herkesin eşit biçimde merdiven çıkma becerisi bulunmadığı için kullanamayacağı bir yaya üst geçidinin kapsayıcı tasarım ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır.

Evrensel tasarım ise, güvenlik, estetik, konfor ve kullanılabilir biçimde tasarlanmış ve çok genç ve çok yaşlı kişiler de dahil en geniş toplum kesimleri tarafından kullanılabilecek yapılı çevreler oluşturulmasını amaçlayan bir akımdır. (4) Evrensel biçimde tasarlanmış yapılı çevrenin, herkes için adil kullanım olanağı sağlayan, farklı düzeyde beceriye sahip kişiler için kullanımda esnekliğe sahip, yalın, algılanabilir bilgilendirme içeren, hatalar için toleranslı, düşük fiziksel çaba gerektiren ve yaklaşım ve kullanım için uygun boyut ve alana sahip biçimde kurgulanmış olması gereklidir.

ÜÇ ÜLKE, ÜÇ HİKAYE

Yukarıda iki örneği verilen erişilebilirlikle ilgili yaklaşımların tartışılmaya başlandığı ve tasarımda gözönünde bulundurulduğu ülkeler, özürlülük haklarının da geliştiği ve özürlülüğe bakışın geleneksel olmaktan çıkıp toplumsal olarak değerlendirildiği yerlerdir. Bu ülkelerin geçmişte özürlü bireylere bakışı, güncel sosyal politikalarını ve uygulamalarını etkilediği için büyük önem taşır. Bu makalede yapılı çevrenin özürlüler için öneminin farkına yakın geçmişte başlandığı, ancak kısa sürede önemli yol kat eden iki ülke, İngiltere ve Japonya, bazı yönleriyle incelenecektir.

İngiltere’de Özürlülük ve Erişilebilir Yapılı Çevre Mevzuatı

İngiliz toplumunun özürlülere yönelik ve özürlülük konusundaki geçmiş tutumlarının günümüz koşullarını belirleyen en önemli etkenler olduğu görülmektedir. Bugün kazanılmış olan eşitlik ve hak temelli pek çok avantaj, örnekleri Ortaçağ döneminde görülen ve bazı Avrupa ülkelerinde de benzerlerine rastlanan bir dizi ayrımcı ve dışlayıcı uygulamanın sonucunda gerçekleşmiştir. Çoğunlukla özürlülerin kurumlara kapatılarak bakılması ve toplumdan tamamen soyutlanarak yaşamaya mahkum edilmeleri şeklindeki uygulamaların yaygın olduğu dönemlerde, bunlara karşı olan ilk sivil toplum örgütleri kurulmuş ve daha insanca yaşama şartlarının sağlanmasıyla bağlantılı olarak özürlü hakları telaffuz edilmeye başlanmıştır.

1960’lı yıllarda “demokratik toplum” söylemi altında herkesin politik sürece katılım hakkı bulunduğunu, fakat özürlülerin erişilebilir olmayan oy kullanma mahalleri ve politik bilgilenme nedeniyle vatandaşlık haklarını kullanamadıkları vurgulanmıştır. 1980’li yıllara gelindiğinde, günlük yaşamda özürlülerin ayrımcı uygulamalara maruz kaldıkları ve bunun nasıl çözümlenebileceğine ilişkin tartışmalar ışığında “Bağımsız Yaşam Hareketi” geliştirilmiştir. Bağımsız Yaşam Hareketi çerçevesinde özürlü örgütlerinin güçlenmesiyle, özürlü olmayanlarla eşit statü kazanmak amacıyla kurumsal ayrımcılığın sona erdirilmesi, ayrımcılık karşıtı mevzuatla sorunlara çözüm aranması ve özürlülerin haklarının korunması talepleri devlete iletilmiştir. Bu süreçte, erişilebilir olmayan toplu taşıma ve yapılı çevre konularında ülke çapında kampanya ve protesto gösterileri yapılarak sorunların kamuoyunu bilgilendirici ve devleti zorlayıcı biçimde gündeme taşındığı görülmektedir. (5)

Tüm bu çabaların ve on üç başarısız mevzuat girişiminin ardından 1995 yılında Özürlülük Ayrımcılıkla Mücadele Yasası kabul edilmiştir. Özürlülük Ayrımcılıkla Mücadele Yasası, istihdam, mal, tesis ve hizmet kullanımı, mülk ve emlak satın alınması veya kiralanması ve eğitim konularında haklar ve görevler içermektedir. Yasa, işverenlere, hizmet sağlayıcılarına, evsahiplerine, okul, yüksekokul ve üniversitelere çeşitli yükümlülükler getirmiş, fiziksel düzenlemeler yapılarak özürlü bireylerin toplumsal yaşama katılımlarının artırılmasını amaçlamıştır. Yasanın izlenmesi ve değerlendirilmesi için Özürlülük Çalışma Grubu 1997 yılında kurulmuştur. İki yıl süren çalışmasının ardından bu grup, yerini Özürlülük Hakları Komisyonu’na bırakmıştır. Bu komisyonun özürlüleri sahip oldukları haklardan yararlanmaları konusunda bilgilendirmek, sorunlara pratik çözümler bulmak, yaşanan sorunlarda uzlaştırıcı araçları kullanmak ve yasanın güçlendirilmesi için kampanyalar yürütmek gibi görevleri bulunmaktadır. 2005 yılında, Özürlülük Ayrımcılıkla Mücadele Yasası’nda yeni düzenlemeler yapılarak mevcut yasada yer almayan bazı alanların genişletilmesi öngörülmüştür.

Yasada, işverenin gerekli fiziksel düzenlemeyi yapmaması ve hizmet sunucularının özürlülerin hizmete ulaşmaları için gerekli önlemleri almamaları yasaklanmaktadır. 2004 yılından bu yana yasanın kapsamı genişletilerek, kamuya hizmet veren firmalar ve diğer hizmet sunucularına, özürlüler için engel niteliğinde olan unsurları kaldırmaları veya iyileştirmeleri yükümlülüğü verilmiştir. Eğitim alanındaysa yetişkin eğitimi ve gençlik hizmetleri de dahil tüm eğitim kurumlarında binanın girişinde rampa yapılması, acil durumlarda her özür grubu için önlem alınması, bina içi dolaşım, aydınlatma, zıt renklerin kullanılması gibi önlemler 2002 yılından beri mevzuatta yer bulmuştur. Taksiler, toplu taşıma taşıtları ve raylı sistem taşıtlarını içeren toplu taşımanın özürlülerce kullanılabilecek şekilde tasarlanması da yine yasa kapsamında amaçlanmıştır.

İngiltere’de, erişilebilirlik konusunda bir dizi yasal düzenleme bulunmaktadır. Bunlardan yerel yönetimler için en önemlisi, yeni binaların ve bazı eklemelerin erişilebilir olmasını öngören 1991 Yapı Yönetmeliği’nin M bölümüdür. Yönetmelikte 1992 ve 1999 yılında değişiklikler yapılmış olsa da mevcut binaların dönüşümüne dair zorunluluk bulunmaması en önemli eksikliği olarak değerlendirilmektedir. Özürlülük Hakları Komisyonu 2004 yılında bireylerin ve toplumun tutumları, hizmet, ulaşım, iletişim, binalar ve açık alanlarda planlama, tasarım ve yönetimi içeren “kapsayıcı çevreler” terimini kamuoyuna tanıtmış ve bu tarihten itibaren yapılacak uygulamaların bu doğrultuda gerçekleştirilmesini hedeflemiştir. (6) Bu bağlamda, ülkedeki planlama sistemindeki temel iki stratejik hedeften biri toplumsal entegrasyondur (Diğeri sürdürülebilir ekonomik gelişmedir).

İngiltere’de erişilebilir uygulamaların yapılması konusunda faaliyet gösteren çeşitli örgütlenmelerin bulunması dikkat çekmektedir. Swindon İlçe Konseyi, Ulaşım Faaliyet Grubu, Danışmanlık Grubu, Londra Ulaşım Grubu ve Bristol Kent Konseyi bunlara örnek olarak verilebilir. Bu örgütlenmeler yerel yönetimlerle ve diğer birimlerle birlikte yapılı çevrede farklı kullanımlarda erişilebilir düzenlemelerin sağlanması amacıyla çalışmalar ve etkinlikler yürütmektedir. Banka, müze gibi binaların, metro ve otobüs taşıtlarının dahil olduğu toplu taşıma sistemlerinin yeniden düzenlenmesinde bu çalışma gruplarının etkin rol oynadığı görülmektedir.

Japonya’da Özürlülük ve Erişilebilir Yapılı Çevre Mevzuatı

Japonya’da özürlülük konunda elde edilen gelişmelerde Birleşmiş Milletler Asya Pasifik Özürlüler Onyılı ve özürlüler tarafından yürütülen toplumsal hareketlerin temel rolü oynadıkları görülmektedir. Japon toplumsal geleneği ve devlet politikaları, özürlülere aileleri tarafından bakılması üzerine oluşturulmuştur. 1960’lı yıllarda aileler ilk kez çocukları için yatılı kurumlar oluşturulmasını talep etmiş, Japon kurumsallaştırma süreci bu taleplerin yanıtlanmasıyla başlamıştır.

Dünyanın değişik yerlerinde 1960’lı ve 1970’li yıllarda hız kazanan toplumsal hareketlerin benzerleri, Japonya’da da kötü koşullara sahip bakım kurumlarına ve özürlüler için ayrı okulların kurulmasına karşı özürlü sivil toplum örgütlerince başlatılmıştır. 1976 yılında Özürlü Hakları Koalisyonu’nun kurulması ile gösteriler hız kazanmıştır. “Tam Katılım ve Eşitlik” sloganıyla özürlü örgütlerinin çalışmalarını Asya Pasifik Özürlüler Onyılı sürecindeki bazı önemli yasal düzenlemeler ve bazı hakların elde edilmesi izlemiştir. Özürlülerin kısıtlı düzeyde yeni haklar elde ettikleri bu yılların ardından, devlet tarafından sağlanan refakatçilerin yardımıyla konutlarında yaşamlarını sürdürme modeli olan “bağımsız yaşam” yeni ve alternatif bir yaşam biçimi olarak benimsenmiş, bu modelin geliştirilmesi için devletten destek talep edilmiştir.

Japon özürlülük mevzuatında 120 farklı yasada özürlülük konusunda düzenleme bulunmaktadır. Yasalar özürlülerin günlük yaşamlarına, özür türlerine ve özürlülerin yaşlarına göre düzenlenmiştir. Özürlüler için temel insan haklarının iyileştirilmesi, toplumsal yaşama ve politika oluşturma sürecine katılım düzeyinin yükseltilmesi gibi temel prensip hükümleri içeren 1970 tarihli Özürlü Kişiler Temel Yasası, 1993 yılında revize edilmiştir. (7) Mevzuatın yürütülmesi başta bakanlıklar olmak üzere farklı devlet birimleri tarafından gerçekleştirilmektedir.

Japonya’da erişilebilirlikle ilgili olarak üç bakanlık görev yapmaktadır: Yapı Bakanlığı, kamu binaları ve yolların iyileştirilmesi, özürlüler için toplu konut sağlanması ve hizmetlerde indirim yapılması alanlarında çalışmaktadır. Konut Bakanlığı’nın özürlülerle ilgili vergilendirme konusunda, Ulaştırma Bakanlığı’nın ise toplu taşıma hizmetlerinin iyileştirilmesi ve indirim sağlanmasıyla ilgili sorumlulukları bulunmaktadır.

1970 yılında, erişilebilir yapılı çevre düzenlemeleri için dönüm noktası niteliğinde bir olay yaşanmıştır. Bir grup tekerlekli sandalye kullanıcısı Machida kentinde dolaşmak isteyip kaldırımlar nedeniyle bunu başaramamış, bunun sonucunda Refah-Duyarlı Kent İçin Yurttaşlar Birliği kurularak yeni bir kampanya başlatılmıştır. Bu olaydan sonra erişilebilirlik konusu önem kazanmaya başlamış ve benzer protestolar diğer kentlerde de yapılmış, Tokyo’da Refah Toplumu Oluşturmak için Çevresel İyileştirme Taslağı hazırlanmış, model kentler yaratılmış ve diğer kentler de kendi rehberlerini oluşturmuşlardır. 1979 yılında Bakanlık politikası “Özürlüler için Daha Kolay Bir Çevre” biçiminde değiştirilmiştir. Tüm bu gelişmelerin ardından 1988 yılında 194 kentte erişilebilirlik önlemlerini içeren politikaların geliştirildiği görülmektedir. (8)

1994 Yapıların Yaşlılar ve Fiziksel Özürlüler için Erişilebilir ve Kullanılabilir Olması Yasası, yapılı çevrenin standartlara uygun biçimde düzenlenmesi hakkındadır. Yasa kamu binalarının erişilebilir biçimde inşa edilmesini amaçlamakta, hastane, tiyatro, sergi merkezleri gibi özel binalardaki tadilatları teşvik etmektedir. Yaşlılar ve Özürlüler için Erişilebilir Toplu Taşıma Altyapısının Desteklenmesi Yasası’ysa istasyonların ve toplu taşıma taşıtlarının erişilebilir olarak yapılmasıyla ilgilidir.

Bu düzenlemelerden sonra, yüksek ve 4-5 katlı apartmanlara asansörler eklenmiş, toplu konutlarda tekerlekli sandalye için kapı genişlikleri ayarlanmış ve kolay kullanılabilir banyo ve mutfak tasarımları yapılmıştır. Kaldırımlarda rampalar inşa edilmiştir. Metro ve trenlerin daha rahat kullanılması için asansörler düzenlenmiş, trenlerde tekerlekli sandalyeliler için yer ayrılmış, platformlara hissedilebilir donanımlar eklenmiş, ayrıca kapıdan-kapıya hizmet veren özel taşımacılık hizmetleri geliştirilmiştir.

Türkiye’de Özürlülük ve Erişilebilirliğin Durumu

Türkiye’de özürlülüğün gerek devletin gerekse toplumun gündemine gelmesi oldukça yakın bir geçmişe sahiptir. Tarihî sürece bakıldığında sosyal hizmetlerin, rehabilitasyon ve tedavi etkinliklerinin geliştirildiği, geleneksel aile yapısının ve komşuluk ilişkilerinin özürlünün toplumdaki yerini belirlemekte başat rol oynağı söylenebilir. Türkiye’de sağlanan gelişmelerin Birleşmiş Milletler tarafından zorunlu tutulan önlemler ve daha yakın tarihlerde Avrupa Birliği tarafından talep edilen bazı düzenlemelere koşut olarak elde edildiği görülmektedir.

Türkiye’de özürlülük alanındaki önemli gelişmelerden ilki, Birleşmiş Milletler tarafından “Özürlüler Onyılı” olarak ilan edilen 1983-1992 döneminde Sakatların Korunması Milli Koordinasyon Kurulu’nun kurulmasıyla birlikte devlet tarafından daha bütüncül ve kapsamlı adımlar atılmaya başlanmasıdır. 1997 yılında Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın kurulması önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. Başkanlık tarafından çeşitli yasalarda düzenlemeler yapılmış, özürlülerin yapılı çevre, istihdam, sağlık, rehabilitasyon vb konularda önemli kazanımlar elde etmeleri sağlanmıştır. 2005 tarihli Özürlüler Yasası’nın göze çarpan özgün yanı ise özürlülere yönelik ayrımcılığın yasaklanmasıdır.

1997 yılında 3194 sayılı İmar Kanunu’na bir madde eklenerek erişilebilirliğin ve yapılı çevrede özürlülerin gereksinimlerinin gözönünde tutulması mevzuatta yer bulmuştur. Fiziksel çevreyle ilgili her türlü etkinlikte özürlüler için erişilebilirliğin sağlanması ve bunun Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygun biçimde yapılması bu düzenleme ile hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemenin ardından 1999 yılında ilgili altı yönetmelikte değişiklik yapılarak yeni yapılaşan alanlarda erişilebilirliğin sağlanması yerel yönetimler, kamu kurumları ve ilgili tüm taraflar için bağlayıcı nitelik kazanmıştır.

Özürlüler Yasası’ndaki iki geçici madde, mevcut yapılı çevrenin erişilebilir hale getirilmesiyle ilgilidir. 7 yıl içinde kamuya açık tüm alan ve binaların standartlara uygun biçimde yeniden düzenlenmesi ve toplu taşıma sistemlerinin yine aynı sürede erişilebilir hale getirilmesi hüküm altına alınmıştır. Bu yasada ayrıca 634 sayılı kat Mülkiyeti Kanunu’nda da değişiklik yapılarak, özürlülerin gereksinim duyduğu tadilatları gerçekleştirebilmeleri için kolaylık sağlayıcı tedbirler yasallaştırılmıştır.

2002 tarihli Özürlüler Araştırması’nda özürlülere yöneltilen “Bina, cadde, sokak ve yollarda engeline uygun düzenlemeler var mı?” sorusuna alınan yanıtlar oldukça dikkat çekicidir. Bedensel özürlülerin % 68.7’i, görme özürlülerin % 65’i, işitme özürlülerin % 66.8’i, konuşma özürlülerin % 67.6’sı ve zihinsel özürlülerin % 66.4’ü, bu soruya “Hayır” yanıtını vermiştir.

Sonuç Olarak

Hayatı değiştirmek için […] önce mekânı değiştirmemiz gerekir.

H. Lefebvre

Lefebvre’in bu cümlesi, mekânın insan hayatındaki yerini özetler niteliktedir. Erişilebilir olmayan yapılı çevre nedeniyle toplumsal yaşamda yeterince varolamayan özürlüler içinse mekân daha fazla şey ifade etmektedir. Erişilebilirlik özürlüye “önemlisin”, “bu mekanda isteniyorsun” ve “hoş geldin” (9) gibi mesajlar veren ve onların yapılı çevreyi rahatlıkla, başkasının yardımı olmadan kullanmalarını sağlayan en önemli tasarım ilkelerindendir.

Özürlülüğün toplumlar arasında farklı anlamlar taşıdığı sonucunu çıkarabileceğimiz üç ülkede erişilebilirlik konusundaki gelişmeler de oldukça farklıdır. Her üç ülkede de, tarihte özürlü kişilerin toplumsal yaşamdan oldukça uzak biçimde yaşamını sürdürdüğü görülmektedir. Japonya ve Türkiye’de geleneksel biçimde aileleri tarafından bakımı üstlenilen özürlülerin İngiltere’de kurumlara kapatılarak toplumdan soyutlanması ve üç ülkede de mekânsal dışlamanın gerçekleştiği görülmektedir. İngiltere ve Japonya’da özürlülerin hak elde etmelerine yönelik protestolar ve kampanyalar şeklinde toplumsal hareketlerin kaynağı da bu ayrımcı uygulamalara son verilmesi talebidir. Özürlülerin bu talepleri hem toplumda bilincin artmasını sağlamış, hem de devletin İngiltere’de Özürlülük Ayrımcılıkla Mücadele Yasası’nı kabul etmesini, Japonya’da ise sorunlar üzerinden çözüme yönelik düzenlemeler yapılmasını sağlamıştır. Türkiye’de bu ülkelere benzer toplumsal hareketler yaşanmamış, yasal ve kurumsal düzenlemeler uluslararası yaptırımlarla gerçekleşmiş, özürlü hakları devlet tarafından geliştirilmiştir.

İngiltere ve Japonya’da özürlülük ve erişilebilirlik mevzuatları birbirinden oldukça farklıdır. İngiltere’de çerçeve yasa niteliğinde bir yasa bulunurken, Japonya’da farklı yasalar farklı konuları kapsamaktadır. Ancak bu iki ülkenin ortak bir özelliği, sivil toplum örgütleri ile birlikte, mevzuatlarını uygulamaya geçirecek kurumsal araçları ve izleme mekanizmalarını geliştirmiş olmalarıdır. Türkiye için de bu tür bir çalışmaya gereksinim vardır.

Özürlülük Ayrımcılıkla Mücadele Yasası’nın özellikle erişilebilirlikle ilgili yaptırımlarının yapılı çevrede olumlu sonuçlar sağladığı görülmektedir. Ancak İngiliz mevzuatında mevcut yapıların iyileştirilmesine yönelik düzenleme bulunmaması önemli bir eksiklik olarak eleştirilere konu olmuştur. Japonya’da ise mevzuatla uygulamalar teşvik edilmiş, özürlülerin ve özürlü örgütlerinin yerel çalışmaları ve bunların ülke geneline yaygınlaştırılmasıyla önemli gelişmeler yaşanmıştır. Türkiye’de 1997 yılından bu yana yasal düzenlemeler bulunsa da, erişilebilirlik konusunda yeterli gelişme sağlanamamıştır. Bunun nedenlerinden biri, özürlüler için erişilebilirlik konusunda mevzuatla sağlanan hakların, özürlüler tarafından yeterince sahiplenilerek yerel yönetimlere uygulama yapmaları konusunda yeterince baskı yapmamış olmalarıdır.

İngiltere ve Japonya’da özürlülük alanında gelişme sağlanmasında özürlülerle konuyu tartışmaları ve çözümleri birlikte üretmelerinin büyük katkısı olduğu görülmektedir. Türkiye’de ise mevzuat ve teorik bilgi yeterli olduğu halde, yapılı çevre oluşturulurken erişilebilirliğin hâlâ gözardı edilmesi, bunun bir uygulama sorunu olduğunu göstermektedir.

Türkiye’de erişilebilirliğin gerçekleştirilmesi ve herkes için tasarım ilkesinin benimsenerek yaygınlaştırıldığı yaşam çevrelerinin oluşturulmasıyla, “Bugün yap-yarın boz, doğrusunu yap” şeklindeki uygulamaların da sona ermesini sağlayacaktır. Bu süreçte, konuyla ilgili gelişme kat etmiş ülkelerde yaşanan süreçlerin incelenmesi ve bu ülkelerin deneyimlerinden faydalanılması da yararlı olacaktır.

 

NOTLAR

* Bu makalede “özürlü” ve “engelli” farklı iki kavram olarak kullanılmıştır. Yapılı çevre açısından “engellilik” kavramı, özürlü kişi fiziksel ve/veya mimari bir engelle karşılaştığında ortaya çıkan bir durum olarak kabul edilmiştir. “Özürlülük” kavramı ise, tekerlekli sandalye kullanan kişinin yürüyememesi, engellilik ise bina girişinde merdiven yanında rampa olmadığı için bu binaya girememesi sonucu oluşur.

1. WHO, 1980; 29

2. Davies, 1999; 76

3. Keates ve Clarkson, 2003; 69.

4. Freund ve McGuire, 1999; aktaran: Freund, 2001; 704.

5. Oliver, 1990; 116 / Barnes ve diğerleri, 1999; 162.

6. DRC, 2004; 3.

7. Toshihiko; 1.

8. Hayashi ve Okura, 2001.

9. Kitchin, 1998; 349.

 

KAYNAKLAR

Altan, Ö.Z. 1976, Sakatlar ve Türkiye'de çalışma sorunları, İktisadi ve

İdari Bilimler Akademisi Basımevi, Eskişehir.

Barnes, C., G. Mercer ve T. Shakespeare, 1999, Exploring Disability: A Sociological

Introduction, Polity Press, İngiltere.

Çağlayan Gümüş, D. 2008, The Attidutes of Responsible Local Agencies Towards Disability (Sorumlu Yerel Yönetimlerin Özürlülüğe Yönelik Tutumları), yayımlanmamış doktora tezi, ODTÜ, Ankara.

Davies, L. 1999, “Planning for Disability: Barrier-free Living”, Social Town Planning, Ed. H.C. Greed, Routledge, Londra, ss.74-89.

Devlet İstatistik Enstitüsü, 2004, Türkiye Özürlüler Araştırması 2002, Devlet İstatistik Enstitüsü Yayınları, Ankara.

Disability Right Commission, 2004, http://83.137.212.42/sitearchive/DRC/library/

policy/access_to_services/creating_sustainable_communiti.html. (31.03.2009)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 1980, International Classification of

İmpairments, Disabilities and Handicaps, Dünya Sağlık Örgütü, Cenevre.

Freund, P. 2001, “Bodies, Disability and Spaces: The Social Model and Disabling

Spatial Organisations”, Disability & Society, cilt:16, sayı:5, ss.689-706.

Freund, P.E.S. ve M. McGuire, 1999, Health, Ilness and the Social Body: A Critical

Sociology, 3. baskı, Englewood Cliffs, Prentice Hall, NJ.

Hayashi, R. ve M. Okura, 2001, “The Disability Rights Movement in Japan: Past,

Present and Future”, Disability and Society, cilt:16, sayı:6, ss.855-869.

Keates, S. ve P.J. Clarkson, 2003, “Countering Design Exclusion Through İnclusive

Design”, CUU, ss.69-76.

Kitchin, R.M. 1998, “Out of Place”, “Knowing One’s Place”: Space, Power and The

Exclusion of Disabled People”, Disability and Society, cilt:13, sayı:3, ss.343-356.

Oliver, M. 1990, The Politics of Disablement, Macmillan, Londra.

Toshihiko, M., Current Issues on The Human Rights of Persons with Disabilities in

Japan. http://204.3.212.241/ken/mogihtml. (09.05.2005)

Wendel, S. 1996, The Rejected Body, Routledge, Londra.

 

TÜRKİYE’DE ERİŞİLEBİLİRLİK MEVZUATI

YASALAR

3194 sayılı İmar Yasası

Ek madde; “Fiziksel çevrenin özürlüler için ulaşılabilir ve yaşanabilir kılınması için, imar planları ile kentsel, sosyal, teknik altyapı alanlarında ve yapılarda Türk Standartları Enstitüsü’nün ilgili standartlarına uyulması zorunludur”.

5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Geçici 2. madde; “Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirilir.”

Geçici 3. madde; “Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişilebilirliğine uygun olması için gereken tedbirleri alır. Mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma getirilir.”

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu

42. madde; “Özürlülerin yaşamı için zorunluluk göstermesi hâlinde, proje tadili kat maliklerinin en geç üç ay içerisinde yapacağı toplantıda görüşülerek sayı ve arsa payı çoğunluğu ile karara bağlanır. Toplantının bu süre içerisinde yapılamaması veya tadilat talebinin çoğunlukla kabul edilmemesi durumunda; ilgili kat malikinin talebi üzerine bina güvenliğinin tehlikeye sokulmadığını bildirir komisyon raporuna istinaden ilgili mercilerden alınacak tasdikli proje değişikliği veya krokiye göre inşaat, onarım ve tesis yapılır. İlgili merciler, tasdikli proje değişikliği veya kroki taleplerini en geç altı ay içinde sonuçlandırır. Komisyonun teşkili, çalışma usulü ile özürlünün kullanımından sonraki süreç ile ilgili usûl ve esaslar Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.”

 

YÖNETMELİKLER

  • 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği

  • Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği

  • Plan Yapımına ait Esaslara dair Yönetmelik

  • Gecekondu Kanunu Uygulama Yönetmeliği

  • Otopark Yönetmeliği

  • Sığınaklarla ilgili Ek Yönetmelik

  • Yapılarda Özürlülerin Kullanımına Yönelik Proje Tadili Komisyonları Teşkili, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

Bu icerik 2222 defa görüntülenmiştir.