369
OCAK-ŞUBAT 2013
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • MİMARLIK Dergisinin Elli Yıllık Birikimi
    Ali Artun, 1975-1980 arasında Mimarlar Odası'nda Araştırma Sekreteri, Yayın Komitesi Üyesi, Genel Sekreter. Galeri Nev Kurucusu. İletişim Yayınları Sanathayat Dizisi Editörü

YAYINLAR



KÜNYE
YAYIN DEĞERLENDİRME

Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan

Elvan Altan Ergut, Doç. Dr., ODTÜ Mimarlık Bölümü

Seyfi Arkan, günümüze kalan nadir bir metninde, mesleğe başladığı erken Cumhuriyet yıllarındaki mimarlık pratiğinin koşulları hakkında şöyle demekte: “Her memleket, azami surette kendi elemanlarına kudret ve salahiyet vermekle, arzu ettiği büyük ideal ve yüksek gayesine kavuşmaktadır.”(1) Bu kısa metinde dönemin yönetiminin yabancı mimarlara iş verme pratiğini sorgulayan Arkan, aslında diğer yerli meslektaşlarına kıyasla bu açıdan şanslı görünüyor: Cumhuriyetin inşa politikasının bir parçası olarak yabancı mimarların ülkede iş yapma pratiklerinin baskın olduğu ik yılların ardından, ancak 1930’ların ortalarından itibaren varlık gösterebilen yerli mimarların iş almaya başlamaları süreci, tarihyazımında özellikle Arkan’ın deneyimine atıfla açıklanmaktadır. Örneğin Afife Batur, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki hazırlık döneminin ardından yeni bir evrenin “Seyfettin Arkan’ın şimdi Hariciye Köşkü olan Cumhurbaşkanlığı köşklerinden biri için açılan yarışmayı kazanmasıyla başladığı söylenebilir. Türk mimarların kendi başlarına kaldıkları zaman gelmiştir. Farklı ölçeklerdeki birçok kamu yapısı, yarışmalar yoluyla ya da doğrudan görevlendirmeler ile artık Türk mimarlar tarafından tasarlanmaktadır” diye anlatır.(2)

Cumhuriyet döneminin ilk mimar kuşağı içinde yer alarak 1928 yılında mezun olan ve genç bir mimar olarak yarışmalara katılarak iş olanağı sağlamaya çalışan Arkan, bu süreçte başarılı sonuçlar alır; daha ilk projelerini yaptığı 1933 yılında Hariciye Köşkü için açılan yarışmayı kazanarak, bu projeyi ve ardından 1930’lar boyunca önemli başka projeleri gerçekleştirme imkânı bulur. Mimarlık tarihi yazımında özellikle bu dönemdeki ürünlerine önemli yer verilmekte; Arkan, tam da kendisinin önerdiği gibi, erken Cumhuriyet döneminde memleketin “büyük ideal ve yüksek gayesi”ne ulaşmasında mimarlığın etkin rolünü temsil eden örnek mimar olarak anılmaktadır.

Mimarlığa “memleket ideali”ne kavuşma yolunda önemli görev yükleyen Arkan’ı, tarihyazımının, devletle, dönemin devlet yapısını şekillendiren Cumhuriyet anlayışı ile, Atatürk’le ilişkilendirerek önemli bir statüye yerleştirdiğini, “devlet mimarı”(3) ya da “Atatürk’ün özel mimarı”(4) olarak tanımladığını görüyoruz. Mimarlar Odası Anma Programı kapsamında 2008-2010 yıllarında gerçekleştirilecek çalışmalar(5) için Seyfi Arkan’ı seçen Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Seçici Kurulu da, benzer şekilde, “mesleki veriminin bir dönemi, Cumhuriyet ve Atatürk adları ile çakışan Arkan, Cumhuriyet mekânının Batılılaşmasında Türk mimarlarının üstlendiği sorumluluğu en üst düzeyde taşıyan isimdir. Cumhurbaşkanlığı köşkleri, devlet yapıları, halkevi binaları, bu mesleki katkının önemli ve kurumsal yapıtaşları olmuştur”(6) diyerek, mimarın üretimini, öncelikli olarak, dönemin idari sistemiyle ilişkili olarak tanımlamıştır.

Arkan’ın “Türkiye mimarlığında 1930’lar modernizminin soy örneklerini veren birkaç mimar arasında” olduğunu vurgulayan Seçici Kurul Raporu, Cumhuriyetin erken dönemindeki modernleşme idealine vurgu yaparak, mimarın tarihyazımındaki sunumunu tamamlıyor: Bu çerçevede Arkan, Cumhuriyetin kuruluşunu takip eden yılların yabancı profesyonellerin baskın rol oynadığı mimarlık ortamında, 1930’ların başından itibaren başarılı modernist ürünleriyle yer almaya başlayan ve böylece yeni Cumhuriyetin modernleşme idealini mimarlığa taşıyarak, mesleğin gelişiminde olduğu kadar, Türkiye’nin toplumsal dönüşümünde de önemli rol oynayan genç mimar neslinin en önemli temsilcilerinden biri olarak tanımlanıyor.

Bu tanıma dayanarak, Seyfi Arkan’ın Türkiye mimarlık tarihyazımının ‘kanonik’(7) figürlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Mimarlığın tarihi yazılırken uzun zaman genelgeçer olarak kabul görmüş olan ‘kanonik’ yaklaşım, bir grup ‘önem’i teslim edilmiş mimara ve bunların ‘önemli’ olduğu kabul edilen yapılarına odaklanır. En azından İtalyan sanat tarihçisi Vasari’nin 16. yüzyılda yazdığı Sanatçıların Yaşamları başlıklı çalışmasından beri, ‘yaratıcı’ bireyler, sanat ve mimarlık tarihi yazımının odağına yerleşmiş ve anlatımları şekillendirmiş görünüyorlar. Belirli kişilere ve onların belirli ürünlerine yönelik bu tür bir çalışma metodu, yapılı çevrenin geniş kapsamlı üretiminin sadece bir kısmını görüp diğerlerini görmezden gelebildiği için, çağdaş tarih yazımı yaklaşımları tarafından eleştirilmekte; diğer boyutları dışlayacak kadar mimar odaklı bir bakış açısı yerine, bağlamsal ilişkileri kurmaya çalışan yaklaşımlar gibi, daha kapsayıcı metodlar uygulanmaya çalışılmakta.(8) Bireye odaklandığı halde, bireyi çok yönlü ve değişik çerçevelerde değerlendiren Anma Programı çalışmalarının sonuç ürünü olan Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan kitabının editörleri de, önsözlerinde benzer bir vurguyu yaparak, “yaşamöyküsü, aile yaşamı, gelişme ve eğitim süreçleri, mesleki pratiğindeki parlayışlar, çıkışlar ve inişler, dalgalanmalar, kişinin mesleki pratiğe ve söyleme katkısı, kişinin yaşadığı dönemin tarihselliğinden, politik ve toplumsal gelişmelerinden, sektörel ve mesleki olgunluk durumundan ayrı değerlendirilemez kuşkusuz” demektedirler.

Arkan’ın mimarlığı ile en güçlü bağlamsal ilişkinin kurulduğu dönem Cumhuriyet idealini temsil eden 1930’lar, yaklaşım da bu dönemin modernizmi olmuştur. 1930’ların modernist yaklaşımının Arkan gibi belirli birkaç mimarın öne çıkan bazı ürünleri ile ilişkilendirilerek anlamlandırılmasının, bu mimarlık üretimine bir kişilik ve kimlik vererek, bütüncül bir tanımlamayı kolaylaştırdığı düşünülebilir.(9) Öte yandan, tam da bu noktada Arkan’ı Anma Programı için seçen Seçici Kurul Raporunu tekrar hatırlamakta fayda var: Buna göre, “Türkiye mimarlığında 1930’lar modernizminin, [...] veriminin içeriği, hacmi, sürekliliği ve örnek repertuarının zenginliği nedeniyle başta gelen isimlerinden Seyfi Arkan, kişiliği ve yapıtları modern mimarlık literatürünün en yetersiz düzeyde belgelenen mimarıdır.” Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan kitabının önsözü de, “Bu kitabın parçası olduğu Seyfi Arkan Anma Programı’nın çalışmalarına kadar, Arkan hakkındaki bilgi ve görüşlerimizin azlığı ve sığlığı şaşırtıcı derecededir”(10) diyerek başlar. Diyebiliriz ki, mimarlık tarihyazımının tüm ‘kanonik’ anlatılarında olduğu gibi, Arkan mimarlığının tanımının temelinde de kısıtlı bilgiyle şekillenen, dolayısıyla, mimarın üretimini bağlamından koparmasa da, belirli bir bağlamla sınırlayarak, 1930’lara ve bu dönemde Arkan’ın ürettiği ‘önemli’ yapılara atıfla geliştirilen yorumlar yer almakta; dolayısıyla, çoğunlukla derinliği olmayan ve mimarın gerçek üretiminin çoğul boyutlarını gösteremeyen bir anlatım yıllardır tekrarlanmaktadır.(11)

“Önsöz”de belirtildiği gibi, odağına “Seyfi Arkan’ı Bilmek” hedefini alan bu çalışma, öncelikle mimar hakkındaki bilginin sınırlarını genişletiyor ve çeşitlendiriyor. Tanımlanan iki yıllık sürede Seyfi Arkan’la ilgili yürütülen program çerçevesinde elde edilen verilerle bir sergi ve film hazırlanmış; 2009 yılında tamamlanan çalışmaların paylaşıldığı ve mimar hakkında çalışanları biraraya getiren bir sempozyum gerçekleştirilmişti. Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan kitabının 2012 yılında yayımlanmasıyla da, Anma Programı çalışmasının tüm ürünleri birarada okuyucunun ilgisine sunuluyor.

Kitapta yer alan “Seyfi Arkan Biyografisi”, mimarın 1920’lerden 1960’lara uzanan ve bu süreçte değişen ülke koşullarıyla mesleki ve özel hayatında da keskin dönüşümler yaşadığı detaylı hikâyesiyle tanıştırıyor okuyucuyu; “Seyfi Arkan Yapı ve Proje Katalogu” ise, projelerinin tümünü mümkün olduğunca görsel malzeme ve tanıtıcı metin eşliğinde sunarak, mimarın üretimini, çok boyutlu ancak değişen dönemlerde şekil değiştiren yönleriyle tanıtıyor. Sunulan hikâyede Arkan sadece 1930’ların ‘devlet mimarı’ değildir artık; aynı zamanda akademide ders veren, eğitim ortamının gerilimlerini yaşayan, örneğin terfisiyle ilgili tartışmalar yaşanan, aynı süreçte meslek örgütlerinde görev alan, askere giden, evlenen, boşanan ve bu süreçte mimarlık pratiğini yürütebilmek için mesleğin zorluklarıyla savaşan, sonuçta vefat ettiğinde tüm malvarlığına haciz konan, kısaca herkes gibi bir bireydir.

Kitabın girişini oluşturan “Modernitenin Türkiye Açılımı: Mimarlık, Planlama ve Seyfi Arkan” başlıklı bölüm, “Seyfi Arkan Historiografisi” üstbaşlığının “Kimliğinin Gelişimi ve Eğitim” bölümü ve kitabın “Arkan’ı ve Katkılarını Hatırlamak” başlıklı son bölümü, Arkan’ın bir mimar-birey olarak içinde yaşadığı bağlamı daha derinlemesine anlatan detaylarıyla önem kazanıyor. Mimarın özel hayatının, örneğin Almanya’da Poelzig’le, Akademi’de Sedad Hakkı Eldem, Bruno Taut ve diğer meslektaşlarıyla, eşiyle ve üvey oğluyla ya da bürosunda çalışanlarla ilişkilerinin izini sürebildiğimiz, aynı zamanda bu gündelik ilişkilerin arka planını

oluşturan toplumsal bağlamı takip edebildiğimiz bu bölümlerde, Arkan’ın ‘yükselen’ mimar kimliğinin yanı sıra sahip olduğu ‘öğrenci’, ‘hoca’, ‘baba’, ‘eş’ ya da ‘iş arayan mimar’ gibi çoğul ve değişken diğer kimlikleriyle tanışıyoruz. “Seyfi Arkan Historiografisi” üstbaşlığının “Yapılar” ve “Şehircilik” temalarına odaklanan alt başlıklarını inceleyen bölümlerde ise, Arkan’ın mimarlıkla şehircilik alanlarının arakesitinde oluşan çok boyutlu mesleki üretimi değerlendiriliyor; daha çok bilinen 1930’ların modernist kamusal yapıları ve villa ya da apartman tarzı konutlarının yanı sıra, 1940’ların sanayi yapılarından imar planlarına, 1950’lerin “ucuz konut” projelerine uzanan geniş bir yelpazede yer alan ürünleri tartışılıp tanıtılıyor.

Çalışma kapsamında hazırlanan ve kitapta yer alan “Seyfi Arkan Bibliyografyası”, mimar üzerine bugüne kadar gerçekleştirilmiş çalışmaların ve yayınların kapsamlı bir listesini veriyor. Burada belki de en dikkat çekici nokta, Arkan’ın çoğu projesinin dönemin süreli yayınlarında (neredeyse tamamının Arkitekt’te) basılmış olması; ayrıca, mimarın kendisinin de mimari üretimini tanıtmak üzere bir yayın hazırlamış olmasıdır.(12) Bu yayında da Arkan’ın devletle ilişkisini vurgulamak üzere yöneticilerle fotoğraflarını ilk sayfalarda sunduğu görülür; ancak, mimarın tüm üretimini belgeleyen bu yayın, aslında sadece devletle sınırlı olmayan, özel işverenlerle de sıkça çalışmış bir mimar kimliğini tanıtmaktadır. Anma Programı için Arkan’ı seçen Seçici Kurula göre de mimar, “Devlet için tasarladıklarının dışında, özel işverenler için de, soy örneği Gümüşsuyu’ndaki Üçler Apartmanı’nın teşkil ettiği saygın ve öncü yapıtlar vermiştir.” Seçici Kurulun vurgu yaptığı bir diğer ilişkili konu, Arkan’ın “Tasarım etkinliğini sürdürürken, devlet bürokrasisi içinde yer almamış, serbest mimar kimliğini her zaman korumuş” olmasıdır. Çalışmanın sunduğu çerçeveden bakıldığında, tarih yazımında ve hatta popüler algıda ‘devlet mimarı’ olarak tanınan Seyfi Arkan’ın, mimarlık hayatı boyunca özel büro sahibi serbest mimar pratiğini yürütmeye çalıştığı, bu süreçte kamusal ya da özel ayırt etmeden iş aldığı görülmektedir.

Anma Programı kapsamında derlenen bilgi ve geliştirilen tartışmaların sunduğu geniş çerçeveden bakınca yeniden düşünmek gereken bir diğer yaygın kabul, 1930’ların ‘devlet mimarı’ Arkan’ın, dönemin modernist yaklaşımını temsil eden öncü yerli mimar olarak sınırlı bir bakış açısıyla tanımlanmasıdır. Avrupa’da uzun yıllar geçirmiş, Hans Poelzig’in atölyesinde çalışmış ve Türkiye’ye dönüşünde Ernst A. Egli’nin başında bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı Mimari Bürosu’nda, ardından da Akademi’de yine Egli’nin yönettiği Mimarlık Bölümü’nde görev almış, yine de “Milli İnşaatta Ecnebiperestlik” üzerine sert eleştiriler geliştirmiş bir mimar olarak Arkan’ın üretiminin (Cumhuriyet döneminin diğer mimarlarının ürünlerinde de olduğu gibi) bu tür ikilemleri geçersiz kılacak şekilde yabancı olanla yerli olanın, uluslararası olanla ulusal olanın, hatta modern olanla klasik olanın arasında kaldığı açıkça görülür.

Türkiye’nin en ‘önemli’ mimarlarından biri sayılmasına rağmen hikâyesi fazla bilinmeyen (ve aslında bu yüzden derinleşemeyen bir çerçevede tanımlanan ‘kanonik’ bir figüre dönüşen) Arkan’ı,(13) çoğulcu bir bakış açısıyla sunmayı hedefleyen bu kapsamlı çalışma, mimarın üretiminin, zamanın koşullarıyla değişen, öte yandan her bir an için zaten çoğul ve karmaşık olan, dolayısıyla basit ikilemlere indirgenemeyen bağlamsal verilerle birlikte değerlendirilmesine fırsat tanımaktadır. Öte yandan, çoğulcu bakış açısı, mimarları çok boyutlu kimlikleriyle anlamayı hedeflemekle yetinmeyip, onları “üstün yaratıcı”lar olarak değil, yapılı çevrenin üretiminin çoğul katılımcılarından biri olarak görmeyi önerir. Yapılı çevrenin üretiminin çok yönlü verilerini derinleşerek ve detaylandırarak inceleyip, bu süreçte rol alan değişik aktörlerin değişen ortamlarda yan yana gelen ya da çakışan sorumluluklarını irdeleyen araştırmalara hâlâ çok ihtiyaç var.

Seyfi Arkan’la ilgili bu zamana kadar gerçekleştirilen en kapsamlı çalışmanın sonucu olan bu kitabın, mimari pratiğe bakışımızın nasıl zenginleşebileceğini örneklerken, bir yandan da, yapılmakta olanların eksikliklerine dikkat çekeceğini, benzeri doğrultuda yapılacak çalışmalara yol göstereceğini ümit ediyorum.

NOTLAR

1. Seyfi Arkan, “Serbest Fikirler: Milli İnşaatta Ecnebiperestlik”. Bu yazı, “Hangi gazetede ve hangi tarihte yayımlandığı bilinmiyor” notuyla kitapta (s.43) yer almaktadır: Cengizkan, Ali, Derin İnan, N. Müge Cengizkan (Ed.) 2012, Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara. Mimarın metinde geçen “onaltı senelik tecrübe bize gösteriyor ki” sözüne atıfla, yazının Cumhuriyetin kuruluşundan onaltı sene sonra, yani 1936 yılında yazıldığı söylenebilir. Bu tarih, “yerli / yabancı mimari” tartışmalarının yüksek sesle yapıldığı döneme de denk gelmektedir.

2. Batur, Afife, 2007, “Modern Olmak: Bir Cumhuriyet Mimarlığı Arayışı”, (ed.) R. Holod, A. Evin, S. Özkan, Modern Türk Mimarlığı, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara, ss.88-89.

3. Örneğin, bkz. Özkan, Suha, 1992, “Seyfi Arkan: Bir Devlet Mimarı”, Arredamento Dekorasyon, sayı:35, ss.85-87.

4. Örneğin, bkz. “Seyfi Arkan, özellikle Çankaya Hariciye Köşkü (1933-1934) yarışmasında birincilik ödülünü almasından sonra, Atatürk’ün özel mimarı olmuşur.” Sözen, Metin, 1984, “Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi Sonrası Gelişmeler”, Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarlığı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, s.175.

5. Seyfi Arkan Anma Programı çerçevesinde oluşturulan komitede Afif Batur, Ali Cengizkan, Bülend Tuna, N. Müge Cengizkan ve Derin İnan yer almışlar; Sibel Bozdoğan ve Zafer Akay da komite çalışmalarına katkıda bulunmuşlardır. Çalışmalar sonucunda yayımlanan Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan başlıklı kitabın editörleri ise Ali Cengizkan, Derin İnan ve N. Müge Cengizkan’dır.

6. Tuna, Bülend, 2012, “Sunuş”, Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan içinde, s.8.

7. Sanat ve mimarlık tarihinde “kanon”u tartışan birçok güncel yayına örnek olarak, bkz. Crowther, Paul, 2007,Defining Art, Creating Canon: Artistic Value in an Era of Doubt, Oxford University Press.

8. Vasari, Giorgio, 1568, The Lives of the Artists. Winckelmann’ın 18. yüzyılda geliştirdiği “kültürel tarih” tanımından günümüze, sanat ve mimarlık ürünlerini bağlamları içinde anlamaya çalışan değişik tarihyazımı yaklaşımları uygulanmaktadır Bkz. Winckelmann, Joachim Johann, 1764, The History of Ancient Art.

9. “At moments when individual ‘architects’ or groups of like-minded individuals can be identified, significant changes in approach to design are looked for and stylistic homogeneity sought as a means of establishing professional design practice with an authorial, biographical stamp.” Arnold, Dana, 2002, “The Authority of the Author: Biography and the Reconstruction of the Canon”, Reading Architectu ral History, Routledge, s.42.

10. Cengizkan, Ali, Derin İnan ve N. Müge Cengizkan (ed.), 2012, “Önsöz”, s.11.

11. Cumhuriyet dönemi mimarlığının tarihyazımında gözlenen ve bazı mimar ve yapıları öne çıkararak, örneğin 1930’ların üretimine ya da modernist üretime ayrıcalık tanıyarak diğer yaklaşımları sınırlayan önkabulleri tartıştığım bir çalışma için, bkz. Ergut, Elvan Altan, 2010, “Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı: Tarihyazımı Üzerine Bir Değerlendirme”, Cumhuriyet'in Mekânları, Zamanları, İnsanları, ODTÜ Mimarlık Fakültesi ve Dipnot.

12. Arkan, Seyfi, 1950, Türk Himark-Proje, Keşif ve Taahhüt İşleri; 1956, Seyfi Arkan ve Eserleri 1933-1956.

13. İlhan Tekeli de, kitapta yer alan yazısının sonunda bu konuya dikkat çekmektedir: “Metni hazırlarken dikkatimi çeken bir özellik, Türkiye’de mimarlık eğitiminin biçimlendiği ve mimarlığın kurumsallaştığı bir dönemin en önemli aktörlerinden birinin yaşamı hakkında bildiklerimizin çok az olması. Tabii bu durumun Türkiye’deki yanlış tarih bilinçlenmesiyle yakın bir ilişkisi vardır, ama dikkatimi çeken bu özelliğin sadece bu faktörle açıklanabildiğini düşünmüyorum. Bu sonuçta dünyada ve Türkiye’de hâkim paradigmayı oluşturan mimarlık tarihi yazımı biçimiyle de yakından ilişkili. Bu paradigmanın yerele ve toplumsal bağlama kapalı, kısır yaklaşımının da önemli payı olduğu söylenebilir.” Tekeli, İlhan, 2012, “Seyfi Arkan’ın Yaşamı ve Mimarlığının Toplumsal Bağlamı”, Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan içinde, s.26.

 

Bu icerik 10049 defa görüntülenmiştir.