446
KASIM-ARALIK 2025
 
MİMARLIK'tan

  • Giriş
    Dosya Editörleri: Koray Güler, Nisa Semiz

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

2. Adana Mimarlık Festivali: Mimarlıkta Yer, Mekân ve Kültür

Kasım Çelik, Dr. Öğr. Üyesi, Çukurova Üniversitesi Mimarlık Bölümü

TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi tarafından düzenlenen Adana Mimarlık Festivali’nin ikincisi, 23 – 25 Ekim tarihlerinde Adana Müze Kompleksi’nde gerçekleşti. Küratörlüğünü Heval Zeliha Yüksel’in, danışmanlığını ise Celal Abdi Güzer’in üstlendiği “Güneye Bakmak” teması çerçevesinde şekillenen üç günlük etkinlik serisi, mimarlık, sanat ve tasarım disiplinlerini buluşturdu. Panel, sergiler ve atölye çalışmalarından detayları aktaran yazar, Festival’in odağını oluşturan “Güney” temasının, aidiyet, çevre ve kültür eksenlerinde zengin bir tartışma zemini oluşturduğuna dikkat çekiyor.

TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi tarafından ikincisi düzenlenen Adana Mimarlık Festivali, 23 – 25 Ekim 2025 tarihleri arasında Adana Müze Kompleksi’nde “Güneye Bakmak” temasıyla gerçekleşmiştir. Küratöryal çerçevesi Heval Zeliha Yüksel, danışmanlığı ise Celal Abdi Güzer tarafından yapılan etkinlik, mimarlık, sanat ve tasarım disiplinlerini biraraya getirerek, mimarlığın kentin kültürel, mekânsal ve düşünsel birikimini geleceğe taşıyan güçlü bir platform olduğunu vurgulamıştır (Resim 1).

Farklı alanlardan mimarları ortak bir zeminde buluşturan festival, mimarlığı toplumsal açıdan yeniden tartışmaya açmıştır. Festival, kuşaklar arası bilgi aktarımına katkı sağlarken, coğrafya ve mimarlıkla ilgili ortak düşünme pratiklerini destekleyen bir kent platformuna da dönüşmüştür. Geçtiğimiz yıl ortaya koyduğu yaklaşımı bu yıl da sürdürmekle kalmayıp çeşitli açılardan daha da derinleştiren Adana Mimarlık Festivali, Adana’nın mimarlık ve kültür ekseninde hem yerel hem de ulusal ölçekte bir referans noktası olma yönündeki iddiasını güçlendirmiştir.

Yerelden Evrensele: “Güneye Bakmak”tan “Güneyden Bakmak”a Uzanan Bir Hikâye

“Güneye Bakmak” teması, “güneyde olma hali”ni aidiyet, çevre ve kültür ekseninde irdeleyen kapsamlı bir zemin yaratmıştır. Temanın temelini oluşturan “Sarı, Sıcak ve Gölge” kavramları, mimari kararların iklim ve yaşamla bütünleşme biçimlerini görünür kılmıştır. Adana’nın tarihsel derinliği ve medeniyetler arası geçişkenliği, yerel pratiklerin evrensel tasarımla buluşma potansiyelini ortaya koymuş; festival bu potansiyeli somut tartışmalara dönüştürmüştür.

Tema, Adana’nın mekânsal ve iklimsel gerçekliğine odaklanarak mimarlık düşüncesini zenginleştirmiştir. Elde edilen en önemli kuramsal çıktı; güneyin sadece coğrafi bir tanım değil, aynı zamanda bir algılama modeli ve tasarım stratejisi olarak konumlandırılması olmuştur. Bu yaklaşım, festivalin entelektüel derinliğini artırarak mimarlık ortamına özgün bir bakış açısı kazandırmıştır (Resim 2).

Festival hakkında

Festival, mimarlık ve akademi dünyasından geniş bir katılımcı profiliyle zenginleşmiş; farklı disiplinlerden gelen uzmanların katkıları, etkinliğin tartışma zemininin derinleşmesine önemli ölçüde olanak sağlamıştır. Uygur Architects’ten Semra Uygur, NSMH’den Nevzat Sayın, Yalın Mimarlık’tan Ömer Selçuk Baz, PDG Architects’ten Murat Şahin, Baraka Mimarlık’tan Abdurrahman Çekim, Atelier Hakan Demirel’den Hakan Demirel, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Burcu Kütükçüoğlu ve Şebnem Yalınay, Hiza Architects’ten Bünyamin Atan, Baskın İnşaat’tan Ceyhun Baskın, Emine & Mehmet Öğün Mimarlık’tan Emine Öğün, ETMO’dan Eren Tümer, Kültür Bakanlığı’ndan (E.) Erol Doğan, Lungo Fucile Mimarlık’tan Eylem Kırbaş Özdemir, İstanbul Üniversitesi’nden arkeolog Prof. Dr. Necmi Karul, akademisyen ve fotoğraf sanatçısı Murat Germen, Çukurova Üniversitesi’nden (E.) Duygu Saban ve yine Çukurova Üniversitesi’nden Özlem Şenyiğit Sarıkaya, ATÜ Üniversitesi’nden Gökhan Uşma, ODTÜ’den Nimet Özgönül, Pin Architects’ten Salih Küçüktuna ve Mersin Üniversitesi’nden (E.) Tamer Gök festival programına görüş, deneyim ve değerlendirmeleriyle katkıda bulunmuştur. Bu geniş katılım, festivalin akademik niteliğini ve mesleki çeşitliliğini zenginleştirerek çok yönlü bir tartışma ortamı yaratmıştır.

Üç gün süren Festival kapsamında, tema içeriğiyle uyumlu paneller, atölye çalışmaları, sergiler ile mimari ve akademik sunumlar gerçekleştirilmiştir. Festival’in ilk gününde, mesleğe yeni başlayan mimarlarla meslek hayatında otuzuncu, kırkıncı ve ellinci yıllarını tamamlamış mimarları biraraya getiren bir tören düzenlenmiş ve bu törenle birlikte Festival’in açılışı yapılmıştır. Aynı gün, Festival’in önemli bileşenlerinden biri olan atölye çalışmalarına yönelik ön hazırlık süreçleri de yürütülmüştür (Resim 3 – 6).

Festival’in ikinci gününde açılış konuşmaları ve tema sunumunun ardından panel oturumları ve sunumlar gerçekleştirilmiştir. Günün odak noktası, “Yer ve Mimarlık” başlığı çerçevesinde şekillenmiş; festival mekânı olan Adana Müze Kompleksi ve kentin yerel değerleri üzerine sunumlar yapılmıştır. Günün sonunda ise Festival kapsamında düzenlenen altı atölyenin çıktılarını içeren sunumlar katılımcılarla paylaşılmıştır (Resim 7, 8).

Bu yıl festival kapsamında “Mekânsal Dokuma, Kentsel Motiflerden Gölge Mekânlara, Zaman Katmanlarında Çizgisel İzler, Güneyden Bakmak, Işığın Destanı ve Diyalog” başlıklı atölyeler düzenlenmiştir. Farklı ölçeklerde mekânsal üretimler ve kavramsal tartışmalar içeren bu atölyeler, festivalin temasıyla güçlü bir bağ kurarak katılımcılara çeşitli deneyim alanları sunmuştur. Aynı zamanda mimarlık eğitimine önemli bir katkı sunarak, öğrencilerin tasarım süreçlerine farklı açılardan yaklaşmalarını ve eleştirel farkındalık geliştirmelerini desteklemiştir.

Sergiler alanında ise Çukurova, Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji ve Bilkent Üniversitesi öğrencilerinin projeleri yer almıştır. Ayrıca XIX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve 8. Ulusal Mimari Koruma Projeleri ve Uygulamaları Sempozyumu Sergisi gibi ulusal sergiler, etkinliğin akademik niteliğini artırmıştır. Akademisyen Burcu Kütükçüoğlu’nun sunumuyla, mimar ve fotoğraf sanatçısı Egemen Karakaya’nın “Akdeniz Işığında Milas” başlıklı sergisine ait fotoğraflar katılımcılarla buluşturulmuştur.

Festival’in son günü, mimarlığın mekânsal ve toplumsal sorumluluklarına odaklanan oturumlar ve sunumlarla tamamlanmıştır. “Coğrafya ve Mimarlık” başlıklı ilk panelde, Adana'nın yerel mimari karakteristiği ve disiplinin genel sorunları irdelenirken; tartışmaların odağında deprem sonrası Hatay’ın yeniden inşa süreci ve bu süreçteki “kent kimliği” sorunsalı yer almıştır. Günün ikinci yarısındaki “Gündelik Hayat, Malzeme ve Kültürel Süreklilik” panelinde ise söylem, Akdeniz mimarlığı ve onun kültürel izleri üzerinden derinleştirilmiştir (Resim 9 – 12).

Genel Değerlendirme

İlki geçen yıl düzenlenen Adana Mimarlık Festivali’nin ikinci yılında da kentin mimarlık ortamına önemli bir değer katmıştır. Özellikle bu yılki sunumlar ve panel oturumlarında ele alınan kimlik, coğrafya ve yerellik temaları, yeni tartışma alanları açmış ve katılımcıların konuya farklı perspektiflerden yaklaşmasına olanak tanımıştır. Panel oturumlarında gündeme gelen bu tartışmalar hem mesleki pratikte hem de akademik üretimde uzun süredir var olan bazı soruları yeniden görünür kılmış; katılımcıları bu kavramların güncel karşılıklarını sorgulamaya davet etmiştir. Atölye çalışmaları ise mimarlık öğrencilerine yalnızca teknik bir deneyim değil, aynı zamanda yerle kurulan ilişkiyi yeniden düşünmeye yönelik eğitim bir alanı açmış; böylece mimarlık eğitiminin yerel bağlamı nasıl içselleştirebileceğine dair önemli bir örnek oluşturmuştur.

Sonuç olarak, festival boyunca yapılan tartışmalar, “Güneye Bakmak” kavramının sadece rotayı güneye çevirmeyi değil; perspektifi tersine döndürerek dünyayı güneyin referanslarıyla, onun ışığı, iklimsel karakteri ve tarihsel birikimiyle yorumlamayı, yani “Güneyden bakmayı” zorunlu kılan bütüncül bir yaklaşımı temsil etmesi gerektiğini göstermiştir. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi (100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi) bu yıl da kültürel bir miras niteliği taşıyan ve başarılı bir yeniden işlevlendirme süreciyle kente kazandırılan Adana Müze Kompleksi, festivalin güçlü bir buluşma mekânı olmuştur. Alanında yetkin mimar ve akademisyenlerin, mimar ve mimar adaylarının yanı sıra kentlilerle biraraya gelerek paylaşımda bulunabildiği bir ortam oluşturulmuştur. Başta TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi olmak üzere, festivale emek veren ve katkı sağlayan tüm kişi ve kurumlara teşekkür etmek gerekir.

Nitelikli tartışmaların ve karşılaşmaların yalnızca festival süresiyle sınırlı kalmadığı, Adana’dan başlayarak Türkiye’deki mimarlık ortamının tamamına yayılan daha sürdürülebilir ve eleştirel bir mimarlık kültürünün oluşması dileğiyle…

Bu icerik 80 defa görüntülenmiştir.