ETKİNLİK
Doğu Karadeniz Kent ve Mimarlık Tartışmaları Paneli
Serbülent Vural, Prof. Dr., TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şube Başkanı
TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şubesi, Dünya Mimarlık Günü etkinlikleri kapsamında “Doğu Karadeniz Kent ve Mimarlık Tartışmaları” başlıklı bir panel düzenledi. 6 Ekim’de gerçekleşen etkinlikte, Doğu Karadeniz’de kıyı dolguları, ulaşım projeleri, çevre tahribatı ve afetlere karşı kırılganlık gibi öne çıkan sorunlar ele alındı. Kentleşme, mimarlık ve çevre ilişkisine çok yönlü bir perspektif sunmayı; sorunların tüm paydaşlar ve kentlilerle tartışılabileceği bir mecra ve tartışma kültürü oluşturmayı amaçlayan panelde vurgulanan noktaları aktaran TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şube Başkanı Prof. Dr. Serbülent Vural, tartışmaların Doğu Karadeniz’in doğal ve kültürel mirasını gözeten bir mimarlık ve planlama anlayışının gelişimine yönelik önemli bir zemin sunduğunu belirtiyor.
TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şubesi tarafından 6 Ekim 2025 günü düzenlenen “Doğu Karadeniz Kent ve Mimarlık Tartışmaları Paneli, Uluslararası Mimarlar Birliği'nin 2025 yılı teması olan “Design for Strength - Dayanıklılık İçin Tasarla” sloganı çerçevesinde, bölgenin mimarlık, kentleşme ve çevre konularında derinleşen krizlerine karşı eleştirel bir bakış açısı getirilmesi, çözüm önerileri sunulması ve tüm paydaşların davet edildiği bu tartışmaların bir kent geleneği haline getirilmesi hedefiyle düzenlenmiştir. (Resim 1) Bu bağlamda panel; kentsel ve kırsal değişim / dönüşüm, plansız yapılaşma, ulaşım sorunları, kıyı dolguları, kent kimliğinin kaybı, çevresel tehditler ve afetlere karşı kırılganlık gibi temel sorunları mercek altına almıştır. Bu bildirgede panelde sunulan bildiriler temel alınarak, oturum başlıkları altında değerlendirmeler ve sonuçlar sunulmuştur. [1]
Genel Yaklaşım ve Açılış Konuşmaları
Panelin açılış oturumunda sırasıyla, Mimarlar Odası Trabzon Şube Başkanı Serbülent Vural (
Resim 2), TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Zeynep Eres ve Trabzon Ortahisar İlçesi Belediye Başkanı Ahmet Kaya konuşmuşlardır. Bu konuşmalarda mimarlık mesleğinin sadece yapısal bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ekolojik dayanıklılık sağlayan bir "direnç kültürü" inşa etme sorumluluğu taşıdığı vurgulanmıştır. Doğu Karadeniz’in, bir yandan olağanüstü doğal ve kültürel zenginlikleriyle bizi büyülerken, diğer yandan plansız yapılaşma, kıyı dolguları, ulaşım projeleri ve çevre tahribatıyla giderek kimliğini kaybettiği, kırsal alanlarda geleneksel dokuların yerini betonarme yapıların aldığı, dere yataklarının doldurulduğu, ormanların tahrip edildiği ve bu durumun yalnızca doğayı değil, aynı zamanda insanın mekânla kurduğu bağı da zedelediği belirtilmiştir. Bu panelin, bu gerçekliği fark etmek, nedenlerini tartışmak ve doğru yönelimleri birlikte belirlemek için çok kıymetli bir fırsat olduğuna, özellikle de yerel yönetimler ve merkezi idarenin işbirliğiyle güvenli, sürdürülebilir yaşam alanları üretme zorunluluğuna dikkat çekilmiştir.
Açılış oturumunun son konuşmacısı ise panel tematik sunumunu yapan Prof. Dr. Ahmet Melih Öksüz olmuştur. Öksüz'ün “Geçmişten Günümüze Doğu Karadeniz Kentlerine Müdahale Biçimleri” başlıklı açılış sunumu; bölge kentlerindeki müdahalelerin temel karakteristiğini bütüncül kentsel plandan uzak, noktasal ve proje odaklı uygulamalar özelinde ortaya koymuştur. Öksüz, özellikle kıyı dolgularının kamu yararı tartışmalı kullanımlarla meşrulaştırılmasını eleştirmiş ve bu yaklaşımı “doğaya rağmen” kent üretme biçimi olarak tanımlamıştır. Zağnos ve Tabakhane vadilerindeki kentsel dönüşüm örnekleri üzerinden, bu müdahalelerin kentin belleğini sildiğini ve ekolojik / kültürel / toplumsal sonuçlar doğurduğunu detaylıca göstermiştir.
1. Oturum: Kırsal ve Kentsel Değişim / Dönüşüm
Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ahmet Melih Öksüz’ün yaptığı bu oturumda, bölgedeki çeşitli etkenlerle oluşan plansız büyümenin kırsal ve kentsel doku üzerindeki yıkıcı etkileri örnekler ve bilimsel verilerle ele alınmış, çözüm önerileri tartışılmıştır. Bu bağlamda; Prof. Dr. Âdem Erdem Erbaş “Kıyı Kentleri Üzerine”, Prof. Dr. Cenap Sancar “Kentsel Dönüşüm Uygulamaları”, Dr. Öğr. Üyesi Hamiyet Özen, “Doğu Karadeniz Kırsalında Yapılaşma Baskısı ve Yok Olan Değerler” başlıklı sunumlar gerçekleştirmişlerdir. (
Resim 3)
Prof. Dr. Âdem Erdem Erbaş, “Kıyı Kentleri Üzerine” sunumunda, parçacıl projeler yerine stratejik mekânsal planlama ve eylem planlarının vazgeçilmez olduğunu belirtmiştir. Erbaş’a göre, her bölge için tek bir reçete uygulamak yerine yer bağlamını esas almak kritik bir sorumluluktur. Trabzon özelinde, dere havzalarının ve vadilerin ekolojik hassasiyet temelinde, disiplinlerarası bir risk analiziyle ele alınması gerekliliği vurgulanmıştır.
Prof. Dr. Cenap Sancar, “Kentsel Dönüşüm Uygulamaları” başlıklı bildirisinde, güncel dönüşüm sorunlarının kökenini 1950 - 60'lı yıllardaki plansız göç ve kaçak yapılaşma sürecine dayandırmıştır. Kıyıdan geçirilen devlet karayolu tercihinin kentsel dokuyu altüst ettiğini belirtmiştir. Ortahisar Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi'ne atıfta bulunarak, dönüşümün afet, eskime ve koruma önceliklerine odaklanması gerektiğini, ancak bunun sadece yapısal değil; kültürel, sosyal, ekonomik ve ekolojik boyutları da kapsaması gerektiğini vurgulamıştır.
Dr. Öğr. Üyesi Hamiyet Özen, “Doğu Karadeniz Kırsalında Yapılaşma Baskısı ve Yok Olan Değerler” sunumunda, kırsal alandaki plansız çevre üretiminin ve artan yapılaşma baskısının kimlik erozyonuna yol açtığını belirtmiştir. Özen, kırsal mirasın (seranderler, köprüler vd.) yanı sıra somut olmayan mirasın (gelenekler, üretim biçimleri vd.) da korunması gerektiğini savunmuştur. Uzungöl ve yaylalardaki çarpık yapılaşma örnekleriyle, kent odaklı mevzuat ve turizm baskısının kırsalın özgünlüğünü nasıl yok ettiğini görselleştirmiştir.
2. Oturum: Kent, Kıyı ve Ulaşım
Moderatörlüğünü mimar Bekir Gerçek’in yaptığı bu oturumda, kıyı dolgularının ve ulaşım projelerinin kent - deniz ilişkisi üzerindeki tarihsel, güncel tahribatları ve günümüzde gelinen nokta hukuki, bilimsel veriler ve geçmişte yaşanan süreçler üzerinden ele alınmıştır. Bu bağlamda Bekir Gerçek “Bir Yol Mücadelesi: Tanjant”, Havva Güner Eriş (Özel bir nedenle panele katılamamış ancak ilettiği belgeler tarafımızdan sunulmuştur.), “Ordu’nun Yol Deneyimi: Yola Gelmeyenler”, Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Hüseyin Erkan, “Kıyı Kentlerinde Ulaşım Sorunu”, Ercan Şen “Kıyı Dolguları: Denize Ulaşmak İçin Denizden Uzaklaşan Kentler” başlıklı sunumları gerçekleştirmiştir. (
Resim 4)
Bekir Gerçek, “Bir Yol Mücadelesi: Tanjant” sunumunda, Trabzon’da sahile dolguyla yapılan yol projelerinin imar planlarında yer almamasının temel bir hata olduğunu belirtmiştir. Gerçek, sahil yolunun ve yapılaşmanın kenti denizden kopardığını ifade etmiş ve Lambert Planı gibi koruyucu ilkelere rağmen kentin doğal dokusunun sürekli saldırı altında olduğunu, Tanjant Yolu mücadelesi üzerinden aktarmıştır.
Havva Güner Eriş, “Ordu’nun Yol Deneyimi: Yola Gelmeyenler” başlıklı sunumunda, 1994’te Ordu’da Karadeniz Otoyolu projesinin sahili yok etme girişimine karşı gerçekleştirilen başarılı sivil direnişi örnek göstermiştir. Bu sivil katılımın, kentin denizle bağının kopmamasını sağlayan önemli bir kent hakkı mücadelesi olduğunu belirtmiştir. Sunumun devamında bu hikayenin anlatıldığı “Yola Gelmeyenler” belgeselinden parçalar gösterilmiştir.
Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Hüseyin Erkan, “Kıyı Kentlerinde Ulaşım Sorunu” başlıklı sunumunda; Karadeniz’in zorlu topoğrafyası nedeniyle karayolu ulaşımının önemine dikkat çekmiştir. Erkan'a göre trafik sorunu araç sayısından çok, doğru planlama ve uygulama eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Kıyı planlamasındaki yetki karmaşası ve rekabet eden işlevler, ulaşım kararlarını teknik bir çözüm olmaktan çıkarıp kültürel ve siyasi bir meseleye dönüştürmektedir.
Ercan Şen, “Kıyı Dolguları: Denize Ulaşmak İçin Denizden Uzaklaşan Kentler” başlıklı bildirisinde, kıyı dolgularının kamu yararı zorunluluğu olmaksızın, arazi kazanma amacıyla kullanıldığını belirtmiştir. Şen, 2005 sonrası mevzuat eklemeleriyle Anayasa ve Kıyı Kanunu'nun (3621 sayılı) ruhuna aykırı olarak hastane, stadyum, millet bahçesi gibi karasal kullanımların deniz alanına taşındığını örneklerle açıklamış; Karadeniz Sahil Yolu ve Akyazı dolgu alanı gibi uygulamaların ekolojik dengeyi bozduğunu ve acilen yeni dolgulardan vazgeçilmesi gerektiğini savunmuştur.
3. Oturum: Afetler ve Çevre Sorunları Sonuçları
Moderatörlüğünü Prof. Dr. Dilek Şen Beyazlı’nın yaptığı panelin üçüncü oturumunda, bölgeyi tehdit eden çevresel sorunlar ve afet risklerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda; Prof. Dr. Dilek Şen Beyazlı, “Doğu Karadeniz’de Kentsel Seller”, Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Doğu Karadeniz ve Çevre Sorunları”, Cemalettin Küçük, “Karadeniz ve Madenler” ve Ömer Şan, “Karadeniz’in Altına Dinamit Üstüne Granit: Karadeniz’de Dolgu, Taş Ocağı ve Kıyı Sorunları” başlıklı sunumlar gerçekleştirmiştir. (
Resim 5)
Prof. Dr. Dilek Şen Beyazlı, “Doğu Karadeniz’de Kentsel Seller” sunumunda, doğa olaylarının afete dönüşmesinde ana etkenin insan olduğunu belirtmiştir. Dere yataklarının değiştirilmesi, kutu menfezlere alınması ve yanlış yerleşimlerin (heyelan / taşkın risk alanları) bu riski büyüttüğünü vurgulamıştır. Beyazlı, Karadeniz Sahil Yolu’nun derelerin denizle buluştuğu noktaları kapatarak bariyer işlevi görmesinin taşkın riskini katladığını, çözümün ise mevcut planları titizlikle uygulamaktan geçtiğini ifade etmiştir.
Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Doğu Karadeniz ve Çevre Sorunları”nda, bölgenin dünyanın 200 önemli ekolojik alanından biri olduğunu belirterek, madencilik, HES projeleri, ormansızlaşma ve iklim krizi gibi tehditlere dikkat çekmiştir. Kurdoğlu, madencilik ruhsatlarının illerin çok büyük bir bölümünü kapsadığını (% 93'e kadar) gösteren verilerle durumun vahametini ortaya koymuş; ekolojik olmayan hiçbir yatırımın uzun vadede ekonomik olamayacağını vurgulamıştır.
Cemalettin Küçük, “Karadeniz ve Madenler” başlıklı bildirisinde, deniz dolgusu için kullanılan agregaların kaynağı olan madencilik faaliyetlerini ele almıştır. Küçük, madenciliğin kapitalizmin kendini yeniden üretme çabasının bir aracı olduğunu iddia etmiş, yenilenebilir enerji gibi kavramların bile bu baskıyı meşrulaştırmada kullanıldığını belirtmiştir. Vadilerdeki maden faaliyetlerinin su kirliliğine ve doğa yıkımına yol açtığını söyleyerek, bu süreçlerin derinlemesine sorgulanması gerekliliğini dile getirmiştir.
Ömer Şan, “Karadeniz’in Altına Dinamit Üstüne Granit: Karadeniz’de Dolgu, Taş Ocağı ve Kıyı Sorunları” başlıklı sunumunda, kıyı dolguları için dağlardaki sert granit kütlelerinin dinamitlerle parçalanmasının yeraltı kütlesel dengesini bozduğunu ve bu patlamaların çatlaklardan sızan suları artırarak kaymalara neden olduğunu açıklamıştır. Şan, dere yataklarına yapılan kamu binalarının (DSİ, hastaneler, stadyumlar) yanlış bir örnek oluşturduğunu ve HES projelerinin dereleri tünellere hapsederek ekosistemi tahrip ettiğini vurgulamıştır.
Genel Sonuç ve Ortak Vurgular
Panel sonunda gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şube Başkanı Serbülent Vural’ın yaptığı forum oturumunda (
Resim 6); panelde yapılan tüm sunumlar ve tartışmalar neticesinde, Doğu Karadeniz’e yönelik kentsel ve mimari müdahalelerin yol açtığı altı temel ortak sorun tespit edilmiştir:
- Bütüncül Planlama Eksikliği: Uygulamaların; yer bağlamını, yerel bağlamı ve uzun vadeli stratejileri hiçe sayarak, siyasi vaatler ve parçacıl proje odaklı (Akyazı, Sahil Yolu) yaklaşımlarla şekillenmesi.
- Kıyı ve Denizden Kopuş: Kıyı dolguları, Sahil Yolu ve mevzuat değişiklikleri ile Anayasa'daki kıyıların kamuya açık olması ilkesine aykırı olarak, kentlerin denizle olan fiziksel, kültürel ve toplumsal bağlarının koparılması.
- Doğa Üzerinde Tahakküm: Mimarlık ve mühendislik pratiklerinin “doğaya hükmetme” anlayışında görülmesi ve bu tip çözümlere zorlanması; HES'ler, madencilik ve dolgularla doğayla uyumlu, sürdürülebilir yaşam prensibinin göz ardı edilmesi.
- Afet Riskini Artıran Yapılaşma: Dere yataklarının tahrip edilmesi, kutu menfezlere alınması, dereler ile deniz arasında dolgular ve otoyollarla adeta barajlar inşa edilmesi, ormansızlaşma ve riskli alanlardaki yoğun yapılaşma sonucu doğa olaylarının afete dönüşme hızının artırılması. Tüm afet raporlarında taşkın sahaları ve miktarları gibi tespitler yer aldığı halde gerekli önlemlerin hızla alınmaması.
- Kırsal ve Kültürel Mirasın Kaybı: Kırsal alanlarda çeşitli nedenlerle (kırsalda ikinci konut, turizm baskısı vb.) oluşan denetimsiz, plansız ve betonarme ağırlıklı yapılaşmanın, doğayı ve bölgeye özgü somut ve somut olmayan kültürel mirası (gelenekler, özgün yapılar) hızla erozyona uğratması.
- Ekolojik Krizin Derinleşmesi: Madencilik, taş ocakları, HES’ler, hafriyat dolgu sahaları ve atık sahaları gibi sorunlar nedeniyle bölgenin biyolojik çeşitliliğinin ve doğal su kaynaklarının geri dönülemez şekilde tahrip edilmesi, su ve toprak kirliliğinin artması.
Sonuç olarak; Doğu Karadeniz’in geleceği için ortak bir farkındalık yaratarak, yerel kimliğe saygılı, doğayla uyumlu, yer bağlamını ve bilimsel planlama ilkelerini esas alan yeni bir kentleşme ve mimarlık anlayışının benimsenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Çözüm; planları yapmakta değil, uygulamakta ve mevcut yasalara uygun davranmakta yatmaktadır.
* Görseller TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şubesi Arşivi’nden alınmıştır.
NOT
[1] Yapılan sunumlara Mimarlar Odası Trabzon Şubesi YouTube kanalından; sonuç bildirgesine ise Şube’nin internet sitesinden ulaşılabilmektedir.
Bu icerik 62 defa görüntülenmiştir.