DOSYA: TÜRKİYE'NİN KIRK YILLIK DÜNYA MİRASI VARLIKLARI
Giriş
Dosya Editörleri: Koray Güler, Nisa Semiz
Dünya Savaşlarının yıkıcı ve yok edici etkilerinin ardından kurulan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) temel hedefleri, insanların zihinlerinde kalıcı barışı inşa etmek için kültürlerarası işbirliğini ve dayanışmayı geliştirmektir. Toplumların kültürel ve entelektüel dayanışmasıyla farklı bir dünyanın mümkün olmasına katkı sağlama düşüncesiyle çalışmalar yürüten UNESCO’nun odağına aldığı konular arasında “kültürel ve doğal mirasın korunması” özel bir yer tutmaktadır. UNESCO’nun 1960’lı yıllarda Mısır’da Aswan Barajı’nın yapımı ve İtalya’da Floransa’daki ve Venedik’teki sel baskınları gibi bayındırlık faaliyetleri ya da doğal afet kaynaklı olarak kültürel mirasa yönelik gelişen tehditler karşısında yürüttüğü başarılı uluslararası kampanyalar dünya kamuoyunun takdirini toplamıştır. UNESCO’nun bu girişimleri sonucu elde edilen tecrübenin 16 Kasım 1972’de kabul edilen “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi”nin ortaya çıkmasını sağladığı söylenebilir. Sözleşme’de dünya üzerinde kültürel ve doğal mirasın herhangi bir parçasının bozulmasının veya yok olmasının, tüm insanlığın mirasının kaybı anlamına geldiği ve çeşitli nedenlerle bozulan, yok olan bu değerlerin yaşatılması için gerekli uluslararası işbirliğinin sağlanmasının amaçlandığı vurgulanmaktadır.
Sözleşme kapsamında “Üstün Evrensel Değer” taşıdığı kabul edilen doğal ve kültürel varlıklar insanlığın ortak mirası olarak Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmeye başlanmıştır. İlk kez 1978 yılında 12 varlığın kaydıyla tutulmaya başlanan listede günümüzde 1248 varlık bulunmaktadır. UNESCO Dünya Mirası statüsünün, kültürel ve doğal mirasın uluslararası düzlemde korunması açısından büyük önem taşıdığı kabul edilmekle birlikte bu statünün beklenen korumayı ne derece sağladığı her zaman tartışma konusu olmuştur.
Türkiye, Sözleşme’ye, kabul edilişinin onuncu yılı olan 1982’de taraf olmuş ve üç yıl sonra 1985’te “İstanbul’un Tarihî Alanları (Sultanahmet Arkeolojik Parkı, Süleymaniye Camisi ve Çevresi, Zeyrek Camisi ve Çevresi, Kara Surları)”, “Göreme Milli Parkı ve Kapadokya” ve “Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası” olmak üzere aday gösterdiği üç varlıkla Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.
Mimarlık dergisi bu kararın 40. yılında (6 Aralık 1985); UNESCO Dünya Mirası kavramını ve Türkiye’den Dünya Mirası Listesi’ne kabul edilen ilk üç varlığımızın geçirdiği 40 yıllık süreci retrospektif olarak ele almaktadır. Bu çerçevede; Nisa Semiz, “Dünya Mirası Konseptine Eleştirel Bir Bakış” konulu makalesiyle Dünya Mirası kavramının gelişimini çok boyutlu olarak ele almaktadır.
İclal Dinçer, “İstanbul’un Tarihî Alanları’nın 40 yılını UNESCO Dünya Miras Komitesi Kararları Üzerinden İrdelemek: 1985 – 2025” konulu makalesinde çok katmanlı ve zengin mirasa sahip olmasıyla çok özel, fakat buna karşın sosyokültürel yapının çeşitliliği, ekonomik hareketlilik, trafik yükü ve kentsel dönüşüm baskısı nedeniyle yönetilmesi çok zor bir alan olarak tanımladığı İstanbul’un Tarihî Alanları’nın geçen 40 yıllık süredeki korunma durumunu, üstün evrensel değeri, özgünlüğü ve bütünlüğünün nasıl değiştiğini irdelemektedir.
Zeynep Ahunbay, “Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası’nın Dünya Mirası Sürecine Retrospektif Bir Bakış” konulu makalesinde Anadolu’nun Ortaçağ’dan kalan başyapıtlarından biri olarak tanımladığı varlığımızın değerlerinin anlaşılması ve korunmasına yönelik çabaları aktarmakla birlikte geleceğinin güvenceye alınması için bir sürekli bakım programının hazırlanması ve periyodik bakım programlarıyla izlenmesi gerektiği üzerinde durmaktadır.
Funda Solmaz Şakar ise “Kapadokya: Dünya Mirasında 40 Yıl, Bitmeyen Mücadele” konulu makalesinde; Milli Park girişimlerinden alan yasasına, turizmin yükselişinden güncel tartışmalara, Kapadokya’nın çok katmanlı koruma hikâyesini aktarmaktadır.
UNESCO Dünya Mirası kavramının gelişimini ve Türkiye’nin Dünya Mirası Listesi’ne kabul edilen ilk üç varlığının 40 yıllık sürecini retrospektif olarak ele alan bu dosyanın dileği ve umudu; hem ülkemizde hem de gezegenimizde insanlığın ortak kültürel birikiminin korunabildiği barış içinde yaşayacağımız bir dünyaya ulaşabilmek…
Bu icerik 84 defa görüntülenmiştir.