MİMARLIK TARİHİ
Modern Kurumsal Yapının Bir Seçkini: Arif Hikmet Holtay İmzalı Ordu Halkevi
Özgür Demirkan, Doç. Dr., Giresun Üniversitesi Mimari Restorasyon Programı
Halkevleri, erken Cumhuriyet döneminde modern kentsel mekânın oluşturulması ve batılılaşma arayışlarına işlerlik kazandırılması hedefleriyle Anadolu’nun birçok kent ve kasabasında kurulmuş bir yapı tipolojisi olarak karşımıza çıkar. Makalesinde, Mimar Arif Hikmet Holtay imzalı Ordu Halkevi’ni ele alan yazar, özgün yapının bağlam, mekânsal kurgu ve cephe düzeninin yanı sıra günümüze dek geçirdiği değişimleri de aktarıyor. Halkevlerinin, “dönemin eğitim ve kültür politikalarının bir parçası olarak modern yaşamın temsil nesnesi haline gelmiş olduğunu” ifade eden yazar, Ordu Halkevi binası özelinde, yapının mimari ve toplumsal değeri dolayısıyla modern mimarlık mirası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Halkevleri, modern kentsel mekânın var edilmesinin ve batılılaşma arayışlarına işlerlik kazandırılmasının araçları başka bir deyişle ‘modernleştirmenin ajanları’ [1]olarak erken Cumhuriyet’te anlam kazanır. Ağırlıkla cemaat, aile ve cins ayrımına dayalı alışılagelmiş davranış ve mekânsal kalıpları kırmaları beklenirken yeni bir mekânsal model olarak tanımlanırlar. [2] Ortak idealler etrafında birleşme istenci, [3] halkevlerinin hızlı bir kurumsal ve mekânsal yapılaşma sürecine girerek Anadolu’nun taşra kentlerinden kasabalarına “modern kurumsal yapının bir seçkini”olarak inşa edilmelerine zemin hazırlar. Avrupa’da faaliyet gösteren örnekler de referans alınarak, [4] toplumsal eğitim kurumları olarak zaten varlık gösteren Türk Ocakları’nın yerine kurulurlar. Bu bakışla, modernleşme sürecinin en önemli bileşenlerinden birisi olarak varlık gösteren halkevlerinde yerelin ve modernin birleşerek kendine özgü, yeni bir yapı tipolojisi ortaya konulduğu söylenebilir. [5] Nitekim moderne referanslı özelleşmiş yapı tipolojileri, kuruluş yönetmeliklerinde belirtilen program çerçevesinde oluşmuştur. [6] Her birinin, sadece işlevsel ya da teknik özellikleriyle açıklanmayacak biçimsel ortaklıkları ya da halkın ve gençlerin tek bir çatı altında toplanarak Cumhuriyet’in ideolojik seferberliği içine alındığı kavramsal ortaklıkları bulunmaktadır. Ancak, inşa edildikleri yerin toplumsal pratikleri, aktörleri, iklimsel ya da topoğrafik koşulları açısından da farklılık göstermektedirler [7]. Bu bakış, bir taşra kenti olarak Ordu’da kurulan halkevinin benzerleriyle ortaklıkları ve farklılıkları üzerinden tartışılmasına da zemin hazırlamıştır. Ordu Halkevi, kuruluş amacı ve içerisinde gerçekleştirilen etkinlikler açısından aynı dönemde inşa edilmiş halkevleriyle benzerlik gösterirken yere özgü olgularla özelleşen mekânsal ve toplumsal pratikleri bağlamında farklılaşmaktadır.
Ordu Halkevi, 24 Şubat 1932’de kurulmuş, 30.10.1938’de inşasına başlanmış, 1951’de kapatılmıştır (Resim 1). Dönemin Valisi Bekir Baran tarafından “... bu kültür sarayı Atatürk’ün Ordu’ya verdiği özel bir armağandır…” sözleriyle temelleri atılan yapı, kentin kolektif belleğinin önemli bir parçasıdır. [8] Halkevlerinin dokuz faaliyet kolunun tamamını barındırması bakımından büyük ölçekli, merkezden uzak, ekonomik ve politik ilişkileri sınırlı bir taşra kentinde inşa edilmesi bakımından küçük ölçekli bir halkevidir. Bulunduğu bölge içerisinde tiyatro kültürü ve etkinlikleri bakımından oldukça zengin bir kentte inşa edilmiş, gençlerin tiyatro çalışmaları yanı sıra turne tiyatrolarına ev sahipliği yaparak Karadeniz Tiyatrosu ve Lale Sineması’na mekân olmuştur. [9] Ordu kent belleğinde tiyatro sanatçısı Namık Senih Mayda ve Kamil Gülen’in sahne aldığı oyunlarla özdeşleşmiş bir yapıdır. Erkeklerin kadın rollerini oynadıkları bir dönemi bitirerek kadın sanatçıların sahne aldıkları dönemi başlatmıştır. Balo, sergi ve konferans, müzikli toplantılar, okulların yılsonu etkinlikleri hatta 1948 – 1949’larda nişan ve düğünlerin; kısacası Ordu’daki tüm sosyal ve kültürel faaliyetlerin gerçekleştiği yerdir [10] (Resim 2). Halkevi etkinliklerine katılmanın gönüllülük esasına dayandığı süreçte Tanyeli’nin (1998) anlatımıyla “kamusal mekânı bireyin özerk eylemleri için tasarlanmış tarafsız bir sahne olarak anlamlandıran modernitenin” kentteki ilk kapsamlı uygulamasıdır. Selim Sırrı Tarcan tarafından verilen kültürel amaçlı konferanslar, Cumhuriyet’in 10. yıl etkinlikleri kapsamında halkevi bandosunun öğrencilere ve halka 10. yıl marşını öğretme çabaları, dil ve edebiyat kolu faaliyetleri kapsamında çıkarılan Yeşilordu Dergisi, art koluna mensup sanatçıların verdiği konserler ve yine kadınlı erkekli aile üyelerinin birlikte katıldıkları etkinlikler [11] modern kurumsal yapının halkevindeki ifadesidir. Öte yandan, arşiv belgeleri, Türk Ocağı binasında faaliyetlerine başlayan Halkevi’nin özellikle tiyatro çalışmaları için yeni bir salona ihtiyaç duyulduğunu ve inşa edilmesi yönündeki taleplerinin kentin ihtiyaçları dikkate alınarak yeni bir halkevi binasının inşası edilmesi şeklinde onaylandığı göstermektedir [12]. Bu belgeler arasında Arif Hikmet Holtay imzalı özgün projeler [13] de yer almaktadır. Ancak, projenin Paul Bonatz tarafından çizildiği ya da Holtay’ın Paul Bonatz’tan aldığı projeyi detaylı bir uygulama projesine dönüştürdüğü yönünde görüşler bulunmaktadır. [14] Holtay’ın çok bilinmeyen bir yapısı olarak Ordu Halkevi’nin mimarına ilişkin yerel bilgilerde eksik ya da hatalıdır. [15] Bu nedenle halkevlerine ilişkin literatürün genişletilmesinin amaçlandığı çalışmanın mevcut bilginin yenilenmesi anlamında da katkı sağlaması beklenmektedir.
ARİF HİKMET HOLTAY İMZALI ORDU HALKEVİ BİNASI
Erken Cumhuriyet Döneminde, Arif Hikmet Holtay’ın aralarında olduğu Seyfi Arkan, Zeki Sayar, Şevki Balmumcu’nun yanı sıra Ernst Egli, Bruno Taut, Clemens Holzmeister gibi yabancı mimarlar; her alanda kökten reformların gerçekleştirildiği cumhuriyetin modern, rasyonel ve bilimsel olanın arayışındaki ideolojik yaklaşımını yansıtan mimari bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Toplumsal ve sosyal düzende gelişen modernleşme eksenli devrimlere batı merkezli modern mimari ile ayak uydurulmaya çalışılmıştır.
[16] Modern mimari, Türkiye’de yeni mimari olarak benimsenirken eski ile yeni, geleneksel ile çağdaş, gerici ile ilerici arasında karşıtlıklara dayalı ve ideoloji yüklü yeni bir düşüncenin başlangıcı olmuştur.
[17] Bu süreçte, Türk mimarların kendilerini mimari anlamda gösterebilecekleri uygun zemin ise halkevleriyle hazırlanmıştır. Ahmet Sabri Oran imzalı Konya Halkevi, İzzet Baysal imzalı Eskişehir Halkevi, Mimar Abidin ve Zeki Sayar imzalı Zonguldak Halkevi, Nazif Asal ve Emin Necip imzalı Sivas Halkevi, Münevver Belen imzalı Bursa Halkevi
[18] ve son olarak Arif Hikmet Holtay’ın imzalı Ordu Halkevi (
Resim 3) Anadolu’nun farklı bölgelerinde Türk mimarlar tarafından inşa edilmiş bu yapılardan bazılarıdır. Nitekim Ordu Halkevi, kentteki konumu, mekânsal özellikleri ve modern mimarinin kübik kütleli cephe düzeniyle öncesinde deneyimlenmemiş bir kurguya sahiptir.
Kentteki Konumu
Ordu Halkevi, kentin görece merkezinde, Boztepe’nin eteklerindeki Düz Mahallede ve Sivas Caddesi üzerinde konumlanır
(
Resim 4). Halkevlerinin inşa edildikleri kentlerin ana ulaşım aksına konumlandırıldıkları yaygın uygulama devam ettirilmiştir. Nitekim modernleşmeye bütünsel yaklaşım halkevlerinin mimari nitelikleri kadar kent içerisindeki konumlarının da özenle seçilmesini gerektirmektedir.
[19] Halkevi’nin arazisi, inşasına karar verilmesi sonrasında Türk Ocağı binasının yıkılmasıyla elde edilmiş uzun, ince bir yapıya sahiptir. Sivas Caddesi’nin bitiş noktasındaki arazi, Halkevi’nin caddeye doğu - batı aksında paralel konumlanmasında etkili olmuştur. Öte yandan Zonguldak, Mersin, İzmit ve İzmir kentlerindeki halkevlerinde görülen, kıyı kentlerinde inşa edilen halkevlerinin deniz kenarında konumlandıkları uygulama
[20] burada da sürdürülmüştür. Böylece, Sivas Caddesi ve deniz kıyısı arasında konumlanan halkevine spor kolu etkinliklerinde kolaylıkla denize girilebilecek, temiz bir plaj olanağı yaratılır. Ayrıca, Ordu Halkevi’nin konumlandığı arazi Zaferi Milli adıyla bilinen ancak 1934’de düzenlenen Belediye Parkı’nın da yanındadır (
Resim 5). Halkevi’nin kurulmasıyla park yeniden düzenlenmiş, çevresi temizlenmiş, yeni ağaçlar ve çiçekler dikilerek banklarla donatılmış ve yarı açık bir sahne inşa edilmiştir.
[21] Bu şekilde, kent mekânındaki merkezî konumu ve önemi artan park, kamusal açık mekânda modern yaşam ve düşüncenin görünürlüğünü artırarak toplumsal yaşam ve mekânsal alışkanlıkların değişmesine zemin hazırlamıştır. Merkez Camii, Osmanlı Bankası, kaymakamlık ve postane binalarının Sivas Caddesi üzerindeki konumları bu etkiyi güçlendirmektedir. Kısacası, yeni rejimin ideoloji ve kurallarıyla uyumlu toplumsal ve mimari bir çevrenin oluşmasına zemin hazırlayacak konumda inşa edilmiş, sınırlı yapı stokuna sahip ve büyük bir bölümü bataklık olan kentin hem geleneksel dokusunun devamı hem de mekânsal ilişkileri açısından farklılaşan nitelikleri ile varlık bulmuştur (
Resim 6, 7).
Mekânsal Kurgusu
Ordu Halkevi üç ana bölümden oluşmaktadır: konferans, tiyatro ya da sinema etkinliklerinde kullanım amaçlı bir temsil salonu, içerisinde kütüphane, dersliklerin, ofislerin ve misafirhanenin bulunduğu yönetim birimi ve son olarak spor salonu. Sivas Caddesi’ndeki küçük bir iç bahçe etrafında U planlı yerleşim gösteren birimler merkezinde temsil salonunun bulunduğu asimetrik düzende çözümlenmiştir.
[22] Yapıya, iç bahçenin doğu - batı yönlerinde konumlanan idari ve spor birimlerindeki bir kaç basamak merdivenle yükseltilmiş iki ana girişle ulaşılır (
Resim 8). Halkevi’nin en önemli birimi olarak tasarlanan temsil salonu, dikdörtgen formlu, büyük hacimli kütlesiyle yapının doğu - batı yönündeki simetri ekseninin merkezindedir. Fuaye ve terasları ile kamusal açık alana kolaylıkla entegre olabilen temsil salonu neredeyse her yönden girişlere sahiptir: Belediye Parkı’ndan salon fuayesine, deniz kenarından salon terasına ulaşmak mümkündür. Temsil salonunun mimari öğeleri arasında, üst kata ulaşım sağlayan organik formlu merdiven, dönemin yaygın uygulaması olarak köşeleri yuvarlatılarak bitirilmiş sahne ve sahne arkasında sanatçıların dinlenmesi ve hazırlanması amaçlı özel birimler bulunmaktadır (
Resim 9, 10). Salonun üst katında teknik birimler, loca, sahne balkonu ve kuzey - güney aksında balkonu sahneye bağlayan koridorlar yer almaktadır (
Resim 11).
Yönetim birimi, dikdörtgen formlu ve üç katlıdır, çift kanatlı, rüzgarlıklı bir kapıdan geçilerek yapıya ulaşılır. Arşiv belgelerinde“halkevinin ikinci bölümü”olarak tanımlanan yönetim biriminin merkezinde bir dağılım ve toplanma mekânı işlevi gören hol bulunmaktadır. Yönetim birimin zemin katında gardırop odası, hademe odası, üst kata çıkış sağlayan dairesel formlu dar bir merdiven bulunmaktadır. Ayrıca, birkaç basamaklı, geniş merdivenlerle ulaşılarak hol bağlantısı görece koparılmış komite odaları ve girişleri merdiven altına saklanmış erkek tuvaletleri bulunmaktadır. Holtay, mekânsal gereksinimlerin yanı sıra bölgesel yaşam alışkanlıkları ve kültür kodlarını dikkate alarak dolaylı erişim sağlamıştır. [23] Ayrıca, komite odaları ve misafirhanenin de kendi içinde tanımlı mekânsal bir düzeni bulunmaktadır. Misafirhane, küçük bir konutun şematik düzenine sahip, misafir salonu, misafir odası, dar bir balkon ve ıslak hacimlerden oluşur. Misafirhane, Atatürk’e, devlet konukları ya da sanatçılara hizmet amaçlı planlanması önemsenmiş mekânlar arasındadır. [24] Çatı katı ise halka okuma alışkanlığı kazandırılması amacıyla kütüphane birimine ayrılmış, ancak zemin katlara yerleştirilerek ulaşım kolaylığı sağlanan benzerlerinden farklı çözümlenmiştir. Halkevi’nin üçüncü birimi spor salonu, mekânsal çeşitlilik anlamında küçük, dikdörtgen formlu, iki katlı bir yapıdır. Spor biriminin giriş mekânında temsil salonu ve sahne arkasına bağlantı sağlayan dolayısıyla bir geçiş mekânı olarak kabul edilebilecek bir büfe bulunmaktadır. Üst katında salon boşluğun üzerinde köşegen bir loca ve iç bahçeye açılan bir teras bulunur. Kısacası, halkevlerinin kuruluş şartnamelerinde belirtilen temsil salonu, misafirhane, kütüphane, çalışma odaları, spor salonu ve etkinliklerde kullanılmak üzere açık alanlara sahip olma [25] şartlarını sağlayan bir yapıdır.
Cephe Düzeni
Ordu Halkevinde programların cepheye karakter kazandırdığı mimari düzen kolaylıkla okunabilmektedir; dik açılarla biraraya getirilmiş kütleler, biçimsel anlamda değişkenlik gösteren pencereler, kübik ve yalın algı, doluluk - boşluk oranlarının dinamik etkisi belirleyicidir. Halkevi’nin kuzey, aynı zamanda deniz cephesinde, temsil salonu ve zemin katında, yapıyı boydan boya sararak yatay, modern etkisini güçlendiren bir teras, pergolaların altında temsil salonundan çıkış sağlayan yüksek, dikdörtgen sıralı kapılar ve kapıların üzerinde, simetrik düzende yerleştirilen dairesel pencereler
[26] bulunur. Sahne boşluğunun dikdörtgen, kübik formlu kütlesinde, dönem yapılarında sıklıkla rastlanan ve merdiven ışıklığı amaçlı kullanılan uzun, ince, dikey pencereler ayırt edici etkiye sahiptir. Yönetim ve spor birimlerinin pencere düzenleri ise kentin vernaküler konut geleneğinde gözlemlenen dikdörtgen, giyotin biçimli pencerelerin kullanımıyla farklılaşır. Yapı, dengeli kademelenme gösteren, topoğrafya ile uyumlu bir yaklaşıma sahiptir.
[27]
Halkevi’nin Sivas Caddesi üzerindeki güney cephesinde, iç bahçenin etrafında konumlanan kütlelerin parçalı düzeni hakimdir (Resim 12). İç bahçeye, yapının merkez aksındaki heykelimsi, kısa, kübik kolonların üzerine yerleştirilmiş bayraklı bir geçişle ulaşılır. Bahçeye girişinin karşısında sadece dairesel pencerelerin kullanıldığı temsil salonun masif kütlesi ve önünde Atatürk Heykeli’nin yerleştirilmesi amaçlı yükseltilmiş bir platform bulunmaktadır. Nitekim, halkevlerinin konumlandıkları meydanların orta akslarına yerleştirilen Atatürk Heykeli ya da büstü sembolik anlamları açısından oldukça önemli görülmüştür. [28] Atatürk’ün 19 Eylül 1924’te kenti ziyaretine atıfla yine 19 Eylül 1945’te açılan meydanın orta aksına yerleştirilmiş Atatürk büstü bu yaklaşımın bir ürünüdür. Arif Hikmet Holtay tarafından düzenlenen meydan, yakın tarihe kadar resmî kutlama ve etkinliklerin mekânı olarak kullanılmıştır.
Yapının batı cephesinde temsil salonu ve yönetim birimleri algılanmaktadır (Resim 13, 14). Temsil salonu çıkışı olan bir fuaye, dikdörtgen, sıralı kapılar ve kapıların üzerinde küçük, kare pencereler birleştirilerek elde edilmiş şerit pencere bulunur. Yönetim birimin misafirhane ve kütüphane bölümlerinde farklı genişliklere sahip balkonlar, batı cephesinin dikkat çeken mimari öğeleridir. Balkonların her iki katta, birbirinin tekrarı niteliğinde kullanılmaları hitabet amaçlı tasarlandıkları yönündeki yaygın anlayışın yerine cepheye hareket kazandırma amaçlı [29] tasarlandıkları izlenimi vermektedir. Yapının konumlandığı kent mekânına açılan doğu cephesi ise diğer üç cepheden görece daha kapalı, masif bir düzene sahiptir. Kısacası, birbirlerinden farklı yüksekliklerde tutulan kütlelerin yarattığı dinamik kurgu, balkon ve terasların kullanımı, pencere dizileri, zemin katlardaki teraslarda kolonlu dizilimin yarattığı tekrar algısı modern mimarinin etkileri olarak kabul edilebilir. Ancak, modernin evrensel ilkelerinin yanı sıra oldukça yağışlı [30] bir bölgede inşa edilen yapı, saçaklı ve kırma çatılıdır. Tasarımında iklimsel, topoğrafik ve kentsel koşulların dikkate alındığı, başka bir deyişle eleştirel bölgeselciliğin bir yansıması olarak düşünüldüğü ve üretildiği söylenebilir.
MODERN BİR SEÇKİNDEN BUGÜNE: HALKEVİ’NİN DEĞİŞİMİ
Kentin konumlandığı bölgenin topoğrafik sınırlılıkları ve ulaşımın kanallarının yetersizliği Erken Cumhuriyet dönemindeki mekânsal gelişiminde belirleyicidir.
[31] Nitekim Halkevi’nin konumlandığı Sivas Caddesi ve Tahılpazarı arasında çıkan yangın sonrası yürütülen imar faaliyetlerinin ve modernin ızgara planlı kentlerine referanslı bir planın hazırlanmasının kentteki ilk modern deneyim olarak kabul edilmesi mümkündür. Yerel kaynaklarda “(…) hazırlanan yeni çarşı planı modern bir şehrin doğuşuna vesile olmuştur.” sözleriyle anlatılan
[32] imar faaliyetlerinin yanı sıra mimari yapıların, meydan ve parkların kent mekânına eklenmesi, modern kent kurgusunun oluşmasında etkili olmuştur. Kentteki bataklık alanlar kurutularak Millet Düzü (1924), Kız Muallim Mektebi (1924), Cumhuriyet İlkokulu ve Memleket Hastanesi (1931), Halkevi ve Hükümet Konağı (1939), Belediye Binası (1940), Ziraat Bankası (1945) ve Postane (1945) binaları bu anlamda örnek gösterilebilir. Ancak, aralarında halkevinin de bulunduğu bu ilk modernist yapıların inşa süreçleri gerek II. Dünya Savaşı’nın ekonomik koşulları gerekse 1939 Erzincan depreminden olumsuz etkilenir. Tahılpazarı’nda inşa edilmiş yeni ticari yapılar, Belediye Binası ve inşası henüz tamamlanamamış Halkevi’nin aralarında olduğu mimari yapılar zarar görür.
[33] Kaldı ki 1941’de Halkevi çatısının henüz bitmediği, 1946’da ise metruk haldeki temsil salonunun onarılarak Lale Sineması’na dönüştürüldüğü bilinmektedir. Yapı, ancak 22.8.1949’da Mimar Yusuf Çetin tarafından çizilen yeni bir yönetim biriminin inşası sonrasında tamamlanabilmiştir.
Halkevi’nin kurumsal yapısının da değiştiği on yıllık süreçte, özellikle gençler yeni açılan dernek ve kulüplerin çatısı altında örgütlenmeye başlamıştır. [34] Halkevi’ndeki kültürel faaliyetler azalmış, konferans ve toplantıların yerini biçki - dikiş kursları, çay partileri, nişan ve evlilik törenleri almıştır. Yapının kültürel ve sosyal anlamda merkezî gücünü kaybetmesi, modern mekânsal ifadesini de değiştirmiştir. Nitekim 1951’de tamamen kapatılmaları Ordu Halkevi’nin de aralarında olduğu pek çok halkevi binasının yıkıldığı ya da köklü değişikliklerle halk eğitim merkezleri, kültür merkezi, opera ya da sergi amaçlı kullanıldığı yeni bir sürecin başlangıcı olmuştur. 1954’te Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılmaya başlayan Ordu Halkevi, 1960’larda sahil yolunun inşası ve 1949 imar planında “memnu bölge” olarak işaretli kıyı alanlarının imara açılması sonrasında deniz bağlantısını kaybetmiştir (Resim 15). 1967’de, parkın zemininin yükseltilerek içerisinde özerk alanların oluşturulması hem parkın hem de halkevinin bütünsel mekânlı kurgusunu ve kent mekânındaki algısını tamamen değiştirmiştir. 1999’da, Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu olarak kullanılan yapının batı cephesine bitişik nizamlı, yüksek katlı bir yapı inşa edilmiş, kuzey cephesine dairesel formlu ikinci bir ek yapı, güney cephesine ise giriş olarak kullanılan bir teras eklenmiştir. Yapının dış cephesindeki edelputz sıva kaldırılarak beyaz renge boyanırken yerele referanslı çatısı geniş beton bir parapetin arkasına gizlenmiştir (Resim 16, 17). Bugün, Atatürk Kültür Merkezi amaçlı kullanımını sürdüren yapının kent içerisindeki konumunu işaretleyen gösterişli ve büyük ağaçların yerini ise otopark almıştır. Ayrıca yakın tarihli bir restorasyon çalışması sürdürülmektedir (Resim 18, 19).
SONUÇ
Modernleşme projesi kapsamında araçsallaşan Halkevleri, eğitim ve kültür politikalarının bir parçası olarak modern yaşamın temsil nesnesi haline gelmiş̧, içerdiği şubelerle modern toplumsal ilişkilerin örgütlendiği ve modern yaşam pratiklerinin halka tanıtıldığı bir kültür ve eğitim kurumu işlevi taşımışlardır. Modern kurumsal yapının bir seçkini olarak Arif Hikmet Holtay imzalı Ordu Halkevi topluma çağdaşlaşma düşüncesini benimsetmek, modern, sosyal bir yaşam meydana getirmek amaçlı açılan halkevleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Sınırlı ulaşım imkanlarına ve ekonomiye sahip bir taşra kentine malzeme ve teknik eleman yetersizliğine karşın inşa edilmiştir. Asal geometrik biçimli kütlesi ve süslemelerden arındırılmış cephe düzeniyle modernin kentteki ilk kamusal örneklerinden birisidir. Kentin modern aksını oluşturan Sivas Caddesi’nin ve üzerindeki Belediye Parkı’nın değişimine referans olmuş başka bir deyişle eklemlendiği kentsel doku içerisinde bir nirengi noktası haline gelerek kurumsal ve mimari misyonunu yerine getirmiştir. 1951’de kapatılması sonrasında yerel yönetime devredilerek farklı amaçlarla ve isimlerle kullanılan yapının ve belediye parkının temsil ettiği modern, çağdaş kimliğin günümüzde okunması ise oldukça zordur. Oysa Holtay’ın bilinmeyen bir yapısı olarak Ordu Halkevi, mimari ve toplumsal değeri bağlamında gelecek nesillere aktarılması ve modern mimarlık mirası kapsamında değerlendirilmesi gereken bir yapıdır.
NOTLAR
[1] Halkevlerini, modernleşmenin gizli ajanları olarak gören tanımlama için bkz. Tanyeli, U., 1998, “Mekanlar, Projeler ve Anlamları”, Üç Kuşak Cumhuriyet, U. Tanyeli (ed.), İstanbul, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.
[2] Tanyeli, U., 1998, “Mekanlar, Projeler ve Anlamları”, Üç Kuşak Cumhuriyet, U. Tanyeli (ed.), İstanbul, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.
[3] Düzenli, H. İ; Düzenli, E., 2019, “100 Yıl Önce - 100 Yıl Sonra Mardin: Birinci Cadde ve Halkevi Binası Üzerinden Bir Modern Kent Okuması”, Megaron, sayı:14, cilt:1, ss.103 – 121, DOI: 10.5505/megaron.2018.46704.
[4] Çeçen, A., 1990, Atatürk’ün Kültür Kurumu Halkevleri, İstanbul, Tarihçi Kitabevi Yayınları.
[5] Kaçar, A. D; Sağlam Aktan, A. İ; Çelen Öztürk, A., 2023, “Mimar Münevver Belen Tasarımı Bursa Halkevi”, Anadolu’nun İmarında Yarışmalar 1930 – 1990, F. Sönmez (ed.), S. Arslan Selçuk (ed.), Ankara, İdealkent Yayınları.
[6] Gurallar Yeşilkaya, N., 1999, Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık, İstanbul, İletişim Yayınları.
[7] Karaibrahimoğlu, S; Demirkan, Ö, 2021, “Cumhuriyet Modernleşmesinin Periferideki Tanıkları; Giresun Kamu Yapıları”, Sanat ve Tasarım Dergisi, sayı:10, cilt:2, ss.278 – 297.
(DOI:
https://doi.org/10.20488/sanattasarim.876676)
[8] Anonim, 1973, Ordu 1973 İl Yıllığı, s.239.
[9] Pala, H., 2006, “Cumhuriyet Modernleşmesi Projesinin Bir Aracı Olarak Ordu Halkevi ve Çalışmaları”, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara.
[10] Üstüntaş, A., 2005, Ordu’da Tiyatro 1908 – 2003, Ordu, Ordu Valiliği Yayınları.
[11] Güney, H. N., 2023, Erken Cumhuriyet Yıllarında Ordu Vilayeti (1923 – 1950), Ankara, Gece Yayınları.
[12] BCA, 490-1-0-0 / 1772-1191-1.
[13] BCA, 490-1-0-0 / 1772-1191-1.
[14] Şenyurt, O; Erol, Ö. S., 2025, “Kamunun Mimarlık Üretiminde Mesleki Etik Bağlamında Özgün Bir Hak Mücadelesi: Behçet Ünsal ve Gelibolu Halkevi Projesi”, Ege Mimarlık, sayı:125, ss.62 – 71.
[15] Yapının mimarı olarak Paul Bonatz’ın (Üstüntaş, 2005), yerel basında Arif Hikmet Par’ın (Tribün, 1999) ya da Ordu Halkevi üzerine yüksek lisans çalışmasında Arif Hikmet Koyunoğlu’nun (Pala, 2006) isimleri geçmektedir.
[16] Aslanoğlu, N. İ. 1979, “1923 Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı (Sosyal, Ekonomik, Kültürel Ortam Değişimi ve Mimarlığa Yansıması)”, Doktora Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, İstanbul.
[17] Bozdoğan, S., 2012, Modernleşme ve Ulusun İnşası: Erken Cumhuriyet Döneminde Mimari Kültür, T. Birkan (çev.), İstanbul: Metis Yayınları.
[18] Durukan, A., 2006, “Cumhuriyetin Çağdaşlaşma Düşüncesinin Yaşama ve Mekana Yansımaları: Halkevleri Binaları Örnekleri”, Doktora Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.
[19] Gurallar Yeşilkaya, 1999.
[20] Durukan, 2006.
[21] Anonim, 1936, Ordu Gürses Gazetesi, 9 Ocak 1936, s.3.
[22] Yerel yönetimler, gümrük depolarına benzeterek eleştirdikleri halkevi projesinin üst bir otorite tarafından kontrol edilmesini talep etmiş (BCA, 490-1-0-0 / 1772-1191-1), Holtay ise işlevsel özelliklerinin yanı sıra biçimsel özelliklerine getirilen eleştirileri madde madde cevaplandırmıştır. Bu noktada Seyfi Sonad’ın, Ordu Belediyesi’nin mesleki uzmanlığını sorgulayarak eleştirileri işlevsel ve estetik bakıştan uzak olarak nitelendirdiği ve projenin inşasına “kendisine mahsus özel bir güzelliği olduğu ve planlarının çok iyi düşünüldüğü” belirtilerek onay verildiği anlaşılmaktadır (BCA, 490-01-1748-1098-1; Şenyurt, 2025).
[23] Ordu Belediyesi’nin erkek - kadın tuvaletlerinin birlikte çözülmesine ilişkin görüşlerini Holtay “… Avrupai yaşam düzeninde uygulanmakla birlikte Anadolu kültürünün henüz hazır olmadığı, aksine kasıtlı olarak erkek tuvaletlerinden hole çıkış yolunun uzatıldığı ve holden gözükmemesi amacıyla merdiven altından girişlerin verildiği”sözleriyle cevaplamıştır (BCA. 490-1-0-01772-1190-1).
[24] Tomsu, L.; Belen, M., 1937, “Kayseri halkevi binası projesi”, Arkitekt, sayı:4, ss.107 – 109; Gurallar Yeşilkaya, 1999.
[25] Anonim, 1940, CHF Halkevleri Talimatnamesi(1932). Ankara: Hakimiyeti Milliye Matbaası.
[26] Ordu Belediyesi, “lüzumsuz” olarak tanımladığı dairesel pencerelerin yerine boydan boya, yekpare pencereler talep etmektedir. Holtay “…on yıl önce memlekete gelen kübik pencerelerin hem demode olduğu hem de salonda açılabilen teras kapılarına ihtiyaç duyulduğu…”gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. 1930’ların modern mimari yapılarında sıklıkla kullanılan mimari bir öğe olarak dairesel pencerelerin kullanımını “… bölgenin iklim koşulları dikkate alındığında salonların havalandırılması, temiz ve serin kalması açısından önemlidir…” (BCA, 490-1-0-0 / 1772-1191-1) sözleriyle desteklemiştir.
[27] Anıtsal bir yapı beklentisinde oldukları anlaşılan Ordu Belediyesi Arif Hikmet Holtay’ın mimari tasarımı “… halkevlerinin ruhuna aykırı” sözleriyle eleştirmektedir (BCA, 490-1-0-0 / 1772-1191-1).
[28] Durukan K., 2023, “Anadolu’da Kurulan Halkevlerinin Mimari Tasarım Serüvenleri”, Anadolu’nun İmarında Yarışmalar 1930 – 1990, F. Sönmez (ed.), S. Arslan Selçuk (ed.), Ankara, İdealkent yayınları.
[29] Ayrıntılı bilgi için bkz. Bozdoğan, 2012.
[30] Yapının inşasındaki gecikmeler müteahhit Kazım Anar tarafından “… havaların yağmurlu, karlı ve çalışmaya müsait gitmemesi yanı sıra çatının, hatta kapı ve pencerelerin bazılarının İstanbul’dan bir ustaya yaptırılması konusunda mimarın ısrarcı olması...” ile ilişkilendirilir (BCA, 490-1-0-0 / 1772-1191-1).
[31] Demirkan, Ö. H., 2022, “Karadeniz Kıyılarında Bir Modern: Sümerbank Ordu - Soya Fabrikası”. Mimarlık, sayı:407, (http://mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=442&RecID=5755).
[32] Güney, H. N., 2023.
[33] Çebi. S., 1998, Ordudan Görüntüler, Ordu: Ordu Çevre Kültür Vakfı Yayınları.
[34] Ayrıntılı bilgi için bkz. Üstüntaş, 2005; Pala, 2006.
Bu icerik 105 defa görüntülenmiştir.