311
MAYIS-HAZİRAN 2003
 
MİMARLIK'TAN

ODADAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

OKURLARDAN

DOSYA: SORUŞTURMA 2003
MİMARLIK GEÇMİŞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

KENTSEL TASARIM VE KORUMA PROJESİ YARIŞMASI: ANTALYA KARAOĞLU PARKI, BELEDİYE BİNASI VE ÇEVRESİ

MİMARLIK VE KENT

KORUMA

  • YARARSIZ MİMARLIK
    Gürhan Tümer, Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi, Mimarlık Bölümü



KÜNYE
MEDYADA MİMARLIK

Medyasını Arayan Mimar, Mimarını Arayan Medya - I

Ahmet Turhan Altıner, Mimar, Yayın Komitesi Başkanı.

Gün, 2 Kasım 1991... Arkitekt dergisi adına “Tarihsel Kentlerde Değişim ve Yenileşme” diye bir panel düzenlemişiz... Bilin bakalım nerede? Haydarpaşa – Sapanca arasında işleyen çuf çuf nostaljik buharlı trende... Tek vagonlu trende konferansa katılım ve devamlılık tam. Tavsiye ederim. Panele davet ettiğim 43 mimar, eh sonunda tekerleği döndürdük, diye coşku içindeyiz... Panelin bir noktasında “...Türkiye, mimarlarını önemsiyor” demiştim ve “mimarlara gözlerini ve kulaklarını açmış şekilde mimarları izliyor” demiştim. “Aramızda basından arkadaşlar var. TRT’den, gazetelerden, dergilerden arkadaşlar var. Yine aramızda bulunan Anadolu Ajansı’na verilecek olan basın bülteninde herkes ne diyeceğimizi bekliyor...” demiştim. Trende kaleme almaya başladığımız “Türk mimarı makus talihini nasıl kıracak” mealindeki Sapanca Deklerasyonu’nu İstanbul’a döner dönmez dört dilden yayınlamıştık... İyilik yap denize at (yaratıcı bir olay gerçekleştir), balik bilmezse halik (bakarsınız medyatik) bilir!!! O zamanlar Star televizyonunun sansasyonu olan Kırmızı Koltuk programına derhal davet edilmiştim. Ahmet Altan ve Neşe Düzel bir “ilk”i gerçekleştirmişlerdi. Bir Türk mimarının ilk kez televizyonda aklına ne geliyorsa söyleyebilmesine fırsat vermişlerdi! Mimar muhtar ilişkisi, gökdelenler, İngiltere Veliaht Prensi Charles’ın mimarlık maceraları gibi bir sürü popüler konu... Yayından sonra pek çok kişiden tebrik telefonları geldi... Çoğunluğu mimar... TV programından birkaç gün sonra Hıbır dergisi o yılın geleneksel Altın Bit Ödülü’nü bana verdi. Özellikle Aptülika konuşmamdan çok etkilenmişti. Merhum spor yazarı İslam Çupi, gökdelenleri frankenştayna benzetmiş olmamdan etkilenerek “Piontek Gökdeleni” başlıklı bir yazıyla beni haber yaptı.

Şimdi aradan 12 yıl geçmiş... O gün bugün tekerlekler ne vaziyette? Cılız bir hamleyle medyadan 100 arkadaşa şu e-posta’yı gönderdim:

“ Mimarlığımızın medyadaki yeri üzerine küçük bir anket yapıyorum. Meslektaşlarıma kısa bir soru soruyorum. İstedikleri uzunlukta yanıtlayabilirler. Bir cümle veya çok cümle olabilir. İstedikleri gibi de yanıtlayabilirler. Atış serbest!

Soru : Mimarlık medyada niçin yer almıyor? ”

Sadece 9 yanıt geldi. Mini mimarlık anketine yanıt veren Asaf Savaş Akat’a, Yazgülü Aldoğan’a, Ahmet Altan’a, Savaş Ay’a, Haşmet Baboğlu’na, Can Dündar’a, Neşe Düzel’e, Oktay Ekşi’ye ve Hıncal Uluç’a sevgiyle teşekkür ediyorum. Aynen gönderildikleri şekliyle yanıtlarını bu sayfalarda okuyabilirsiniz.

Mimarlığın medyada niçin yer almadığı konusunda 9 arkadaştan 7’si, mimarlar kendilerini anlatmaktan aciz, diyor. Kabahat mimarda. “Medyada ne yar alıyor ki mimarlık alsın” diyen 3 kişi. Kabahat medyada diyen 2 kişi sadece. Neşe Düzel, bu konunun Türkiye’nin sorunu olduğunu söyleyen tek kişi. Savaş Ay’ın, yanıtını, Sabah’ta kendi köşesinden vermiş olması bana çok sevgi ve değer dolu geldi... Mimarlık konularını sık sık dert edinen Savaş’a çok teşekkür etmeliyiz bence. Ona göre, mimarlarımız çok kayıtsız.

Can Dündar’ın yazısında popülerlik konusunu açmış olması çok sevindirici. O da yazımın başında değindiğim popülerlik üzerinde duruyor. Vurucu, çıplak, can yakıcı ve iç açıcı konular istiyor. Bence çok haklı. Kapalı devre, içe dönük mimarlık söylemi sona ermeli ve popülerleşmeli... Bu yazı burada bitmiyor. İkinci yazı, mimar kökenli medya mensubu arkadaşların görüşlerine yer verecek. Bana yanıtlarını şimdiden göndermiş olan, ancak buraya almadığım aslen mimar 3 arkadaşımızın, 3 de karikatürist; Tan Oral, Behiç Ak ve Salih Memecan’ın yanıtlarına o yazıda yer vereceğim. Üçüncü yazıyı ankete yanıt vermiş ve verecek olan arkadaşlarla yapmayı düşündüğüm eğlenceli bir toplantının devamında, bu çok hassas sorunun çözümü için neler yapılabileceği üzerinde yoğunlaştırmayı düşünüyorum.

* * *

Asaf Savaş Akat

Vatan gazetesi yazarı

İlginc soruya, ben de bir soru ile cevap vereyim: Acaba kabahat medyada mı, yoksa mimarlarda mı?

* * *

Yazgülü Aldoğan

Posta gazetesi yazarı

Estetik, değerli, yararlı, iyi, kaliteli... Bu tanımlamalar bu düzeyde arttırılabilir tabii, ne yer alıyor ki mimarlık yer alsın? Mimarlık popo mu, göbek mi, göğüs mü, düzeysizlik mi, bayağılık mı, adilik mi, tetikçilik mi; yalancılık, yalakalık, kendini övme, görgüsüzlük mü? Maalesef....

* * *

Ahmet Altan

www.gazetem.net yazarı

Türkiye'de toplumun ve medyanın dikkatini çekecek mimari bir yaratıcılık var mı? Sanırım medya mimari ilişkisini bu soru açısından incelemek daha sağlıklı bir sonuç verebilir.

* * *

Haşmet Babaoğlu

Vatan gazetesi yazarı

“ ... hemen sorayım: Yahu sokakta, caddede, meydanda, mahallede mimarlık yer alıyor da, bir tek medyada mı yer almıyor? Mimari diye bir şeyin varlığının bu kadar az "görüldüğü" bir ülkede (ki mimari GÖRÜLÜR bir şeydir her şeyden önce) medyada sözünün edilmesini düşünmek müthiş bir saflık değil mi? Kaldı ki, bunun asıl sorumlusu mimarlık yapmayan veya müteahhitlerce yaptırılmayan mimarlardır.”

* * *

Neşe Düzel

Radikal gazetesi yazarı

Sorunlarını çözme zekasını gösteremeyen, yıllardır hep aynı kaba sorunlarla uğraşan Türkiye'de, insanın hayatını güzelleştiren, doğayla ve kendisiyle ilişkisini düzelten incelmiş konulara maalesef günlük gazetelerde pek sıra gelmiyor. Düşün ki, ben tam sayfayı mimarlık konusuna değil de, işkence sorununa ayırmak zorunda kalıyorum. Arkasından etnik bir soruna giriyorum. Onun arkasından dini bir meseleye...

Kimbilir, belki de gazeteciler yanılıyordur. İnsanlar bu konuyu okumak istiyordur da, gazeteciler onların okumayacağını düşünüp böyle bir öncelik sıralaması yapıyordur. Basınımızın pek çok ayıbının olduğu düşünülürse, bu da mümkün tabii.

* * *

Oktay Ekşi

Hürriyet gazetesi yazarı

Sorunuzun bence en kısa yanıtı, "Mimarların kendilerince önemli olan konuları -sorunları- önce medya dünyasına, sonra da genel kamuoyuna tanıtacak beceriyi gösterememiş olmaları"dır. Diğer sebepler, ikinci derecede gelir.

* * *

Hıncal Uluç

Sabah gazetesi yazarı

Ayn Rand'ın Fountainhead adlı kitabını kaç mimar okudu sence Ahmet... Bir buna bakalım önce...

* * *

Savaş Ay

Sabah gazetesi yazarı

MEDYADA MİMARLIK HABERİ *

TMMOB Mimarlar Odası Yayın Komitesi Başkanı ve Milliyet Testus yazarı, gazeteci Ahmet Turhan Altıner soruyor: “Sevgili Savaş Ay, Mimarlığımızın medyadaki yeri üzerine küçük bir anket yapıyorum. Meslektaşlarıma kısa bir sorum var. Bir cümle veya çok cümle olabilir. İstedikleri gibi de yanıtlayabilirler. Atış serbest! Soru: Mimarlık medyada niçin yer almıyor?

Rami Kışlası

Haksızlık etme Ahmet kardeş. Aksien Mimarlar Odası başta olmak üzere, bireysel olarak da mimarlar, medyada çıkan haberlere kayıtsız kalıyor. Hatırlarsan, Mimar Sinan’ın perişan haldeki mezarı başta olmak üzere, Süleymaniye Külliyesi ile ilgili günlerce haber yazdım, program yaptım. Daha geçenlerde Rami Kışlası ile ilgili kepazelik görüntülerini yayınladım. Olayı gereksiz yere üstüne alınan duyarlı esnafların dışında, ne bir mimardan, ne de duyarlı bir yetkiliden bir ses, bir nefes çıkmadı.

Bence sen bir test daha yap ve mimarlara sor: “Ayakta mı uyuyorsunuz, yoksa imar ettiğiniz otellerde mi?” diye sor.

Lakin seni çok sevdiğimden, mutlu olman için bir mimari rezalet haberi yazıyorum. Bak bakalım için nasıl cız edecek. Gör bakalım hangi mimardan ya da yetkiliden ne ses(sizlik) gelecek!...

* 21 Şubat 2003 tarihli Sabah gazetesinin 13. sayfasından alınmıştır. Yazının devamında, 4. Vakıf Han ve Mimar Kemalettin’in kim olduğuna ilişkin 2 yazı yer almaktadır.

* * *

Can Dündar

Milliyet gazetesi yazarı

Aklıma ilk gelen 2 cevap şu:

1. Medyada ne yer alıyor ki...?

2. Yeterince çıplak olmadığı için...

Bunlar da şaka değil ama, daha ciddi bir şeyler karalamamı istersen şunlar geliyor aklıma: Medyada genelde iki şey yer alıyor: Can yakıcı sorunlar ya da iç açıcı konular... Mimarlık henüz bunlardan biri olarak görülmüyor (Dikkat; "değil" demiyorum; "öyle görülmüyor" diyorum). Öyle görülmemesine neden olarak, Türklerin göçmen bir kavim oluşundan, genelde yoksulluktan yaşam kalitesine özenmemesine, medyanın yapılanmasından, muhabir eğitimine dek pek çok gerekçe gösterebiliriz. Ancak, elbette listenin -en başına değilse de- bir yerlerine "Mimarlar da kendilerini anlatmaktan acizler" cümlesi de eklenmelidir. Bu konuda iyi niyetli çabalar varsa da, en azından benim gibi bir gazeteci için henüz yeterince "dürtükleyici" değil.

Ne yapmalı, diye sorulacak olursa...

Medyadaki duyarlı insanlarla bir araya gelinip bir fikir jimnastiği öneririm. Onlarla sürekli dirsek temasında olunmasını öneririm. Onlara ışık tutup yol gösterecek konu başlıkları, program içerikleri, basın bildirileri öneririm. Mimarlığı "bir sanat dalı" olarak öne çıkaracak, güncelleştirecek, popülerleştirecek haberler, programlar, spotlar, yarışmalar, ödüller, geziler, öyküler öneririm. İnsanların -yaşadıkları yerin de ötesinde - yaşam kalitesini geliştirecek daha genel perspektifte yapımlar içinde mimarlığa yer verilmesinin daha etkili ve kalıcı olacağına inanıyorum.

Bu icerik 3548 defa görüntülenmiştir.