311
MAYIS-HAZİRAN 2003
 
MİMARLIK'TAN

ODADAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

OKURLARDAN

DOSYA: SORUŞTURMA 2003
MİMARLIK GEÇMİŞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

KENTSEL TASARIM VE KORUMA PROJESİ YARIŞMASI: ANTALYA KARAOĞLU PARKI, BELEDİYE BİNASI VE ÇEVRESİ

MİMARLIK VE KENT

KORUMA

  • YARARSIZ MİMARLIK
    Gürhan Tümer, Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi, Mimarlık Bölümü



KÜNYE
DEPREM

Yeşillendirme Vasıtasıyla Kentin Yeniden Yapılanması

Tadao Ando, Mimar

Büyük Hanshin-Awaii Depremi üzerinden beş yıl geçmişti. Deprem tarafından vurulan alan, benim, son 30 yıl boyunca inşa ettiğim bir dizi binanın bulunduğu yerdir. Deprem sonrası, bu felakete uğramış alanı derhal pek çok defa ziyaret ettim ve benim inşa ettiğim tüm binalar ayakta kalırken, tüm üst otoban göçmüş, binalar yerle bir olmuş ve kasabada pek çok hayat yitirilmişti. Şu an sadece harabe halindeki bölgenin aşina köşelerine durup bakarken, gençliğimin manzaraları şimdi gitmiş, içimde derin bir kıymet verdiğim hayatımın sahneleri saniyelik bir meseleyle yok edilmişti ve komple bir çaresizlik hissi içindeydim.

Bu inanılmaz manzara bende, bu durumdaki bir harabeden, alanı yeniden diriltmenin 10 yıldan daha az bir zaman almayacağı hissi uyandırdı. Buna rağmen, yeniden inşa düşündüğümden daha kısa sürede gerçekleşti. En azından yüzeysel olarak harap eden depremin ızdırap verici etkileri kaybolurken, doğrusu, bu ıslahın hızının oldukça büyük ve önemli bir problem yaratacağını hissettim.

Benim bakış açımda, kent yenilenmesi sadece fiziksel ve fonksiyonel bir ıslah meselesi değildir; aynı zamanda üzerinde taşıdığı psikolojik çehrenin görünüşünü de hiçbir zaman kaybetmemelidir.

Bu nedenle ilgili otorite ve bireylere şehrin hatıralarını korumak için, mimari bir değer olarak sayılan bu binaların strüktürünün bir parçasını, yeni binanın bir kısmı biçiminde elde tutmayı önerdim. Fakat böyle felaket durumlarında sosyal ihtiyaçlar ekonomiye ve hıza öncelik tanır; dolayısıyla benim önerim kabul edilmedi. Bu sebeple tüm kent çevresinde endüstriyel barınma ve prefabrike binalar patlak veriyor. Sonuçta artan canlılığa yeni bir kuruluş olarak hizmet edecek hiçbir kent, odak noktası olmayacaktır.

Çok kötü biçimde zarar görmüş alanlarda, inşa zamanı ve maliyetine dayanan sebepler nedeniyle, prefabrike evlerin birbiri ardına dikilmesi doğaldır. Bu arada montaj fabrikası evler sırası, manzarayı tam anlamıyla öldürür. Kent fonksiyonları yenilenmiş olabilir, fakat insan ruhunu canlandıran manzara, hiçbir zaman yeniden hayat bulamayacaktır. Zaman geçtikçe kalbimizi hem yumuşatan hem de geliştiren bir çevre yaratıp yaratamayacağımızı merak ettim.

Bu, benim felakete uğramış alanlardaki manzarayı restore etmek üzere bitki ve ağaçların fazilet ve gücünden ödünç alınan bir kampanya başlatma sebebimdir. Hedef, bu alanlarda 250.000 kadar ağaç yetiştirmekti ve bölgenin insanları için ortak bir değer olarak ve her birinin korunması ve gelişimleri esnasında bakıp büyütülmeleriyle kasabımızı yeniden yaratıp, yeni ve canlanmış bir toplumun doğuşunu beraberinde getirebileceğimize inanıyordum.

Bu tür canlı şeyler bir sonraki nesile yeri doldurulamaz değerler ve kalıcı, değerli bir manzara bırakır. Her bireyin payına düşen birer küçük hareket ve çaba ile alanı, birbiriyle ilgili ve gelişen bir küre haline getirebiliriz.

* Yazı, Deprem Mimarlığı (Belen Garcia, der., 2001, Tasarım Yayın Grubu, İstanbul) kitabından alınmıştır.

Bu icerik 2412 defa görüntülenmiştir.