314
KASIM-ARALIK 2003
 
MİMARLIK'TAN

ODADAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

SORUŞTURMA 2003:
MİMARLIK GEÇMİŞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

DOSYA: MİMARLIK EĞİTİMİ 2003

KENT TARİHİ



KÜNYE
SORUŞTURMA 2003:
MİMARLIK GEÇMİŞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

“Önde Gelenler” Üzerine Tartışmalar

Süleyman BOZ

Mimar, Yayın Komitesi Üyesi

Hatırlarsınız, depremin gündemde olduğu zamanlardı. Ak saçlı, ak bıyıklı, tombalak “Deprem Dede” -Prof.Dr. Ahmet Mete Işıkara- il il dolaşarak deprem üzerine vaazlar veriyordu. Magazin basını sonunda bombayı patlattı: “Deprem Dede yılın en seksi erkeği seçildi.” Ardından diğer seksilerin adları sıralanıyordu. 65’lik dedenin nasıl, neresini seksi buldularsa!

Sinema sanatı alanında da her yıl olmasa da en az beş yılda bir “Yüzyılın en iyi 10 filmi” seçkileri yapılır. Her seçkide farklı farklı 10 film adı yer alır. Edebiyat alanında da böyle seçkilerin yapıldığını biliyoruz. “Son yüzyılın en iyi 10 Türk romanı”, “Son elli yılın en iyi 10 romanı” gibi. Hangi alanda olursa olsun bu “Top 10” ya da “Top 20” seçkileri bazen o alandaki eleştirmenler arasında, okuyucular, izleyiciler arasında, o alanın aktörleri (yazarları, çizerleri, oyuncuları, sanatçıları vb. gibi) arasında yapılan bir yoklama ile ortaya çıkarılır.

Mimarlık Dergisi de 311. sayısından itibaren mimarlara; “Sizce, 1923 – 2003 arasındaki 80 yıllık dönemde gerçekleşen, Türkiye çağdaş mimarlığının önde gelen 20 eseri hangileridir?” sorusunu yönelterek bir seçki listesi çıkarmayı hedefledi. Bu soru çok az mimardan yanıt buldu ve değerlendirme 311. sayıda yayınlandı. Sonuç, katılanların sayısı ve beğenileri ile doğrudan ilgili idi. Kıstas, sadece 2003’e kadar yapılmış yapılar olmasıydı. Form gönderilen 477 mimardan gelen 57 yanıtın değerlendirmesi ile 41 oy alan bir yapı, Cumhuriyetin “...en önde gelen” yapısı unvanını alabilmişti!

Soruşturmanın yöntemi konusunda bazı Yayın Komitesi üyeleri de görüş bildirmişlerdi. Sonunda herkes kendi listesini vermekten de geri durmadı. Gelen yanıtların değerlendirildiği Mimarlık dergisinin 311. sayısından sonra mimarlık dergilerinde, basında çok farklı görüşler çıktı. Biçime, sorgulamaya, sonuca, Yayın Komitesi üzerine ağır eleştiriler yapıldı. Bu eleştirileri “yen içinde kalarak” ben de yaptım. Örneğin, benim ilk sıralamam şöyle idi:

1. Gecekondular: Kırsaldan, kentsele göçü önceden göremeyen, patlayan nüfusa karşılık bir planı olmayan, planlı kalkınma yerine “pilavı” tercih eden, aydınların ve sanatçıların çığlığına kulak tıkayan iktidarların, hazırlıksız yakalandığı konut sorununa, Türkiye halkının el yordamı ile bulduğu “gecekondu” çözümünü Türkiye modern mimarlığının bir numaralı eseri olarak aday gösteriyorum. Mimarları: Türkiye halkı.

2. İkinci konutlar (Yazlıklar, yayla ve dağ evleri): Büyük bir plansızlık örneği ile, ülke kıyılarını, yaylalarını, dağlarını, arkeolojik alanları azgınca ve amcansızca dolduran, doğal dokuyu, yeşil örtüyü mahveden (Ülkenin kazanımı artı değeri, akıllı yatırımlar, teknoloji ve üretime dönük sanayi yapıları yerine ikinci, üçüncü konutlara yatırmasına ses çıkarmayan tüm zamanların iktidarlarının umarsız kalması sonucu...) bu yapıları ikinci sıraya yazıyorum. Mimarları: Sonradan görme tüm türedi orta sınıf.

3. Ford Otomobil Fabrikası, İzmir Ege Palas Oteli, İstanbul Park Otel, Swiss Otel ve iktidarlarca teşvik edilmiş tüm ruhsatsız, kaçak sanayi yapıları. Mimarları: Başta Süleyman Demirel olmak üzere tüm iktidarların başı.

Onca yasanın, yönetmeliğin, mimarın, mühendisin, müteahhidin olduğu bir ülkede, belli başlı tüm kentler, adına “gecekondu” denen bu yapılarla kuşatılıyor, planlar, yasalar göz ardı ediliyor fakat bir soruşturmada bile hâlâ bu olgu mimarların örgütünce ve anlı şanlı üyelerince görmezden geliniyordu. Oysa gecekondu gözümüze mertek gibi sokulan basbayağı bir mimari üründü!

Sonuç olarak, Mimarlık dergisi bu soruşturması ile bir tartışma başlattı. Mimarlık, üzerinde konuşulan sanatlar arasına girebildi. Eksiği ve fazlası ile “önde gelen 20 eser” herkese ve yıllara göre değişecektir. Bu soruşturma mimarlık fakültesi hocaları arasında, mimarlık dergileri yazarları, müteahhitler, köşe yazarları arasında, sıradan halk tarafından yapılarak çeşitlendirilebilir. Üstelik şimdiye kadar yapılmalıydı. Bu soruşturmaya sadece “reyting” anlayışı ile yaklaşanlara ise katılmak mümkün değil. O medyacıların bir ölçütü.

Mimarlık dergisinin yayınına katkıda bulunan herkesi böyle bir tartışma ortamı yarattıklarından ve “camia” dışındakileri de mimarlık üzerine düşündürdüklerinden, yazdırdıklarından dolayı kutluyor, önümüzdeki sayılarda da “muzırlıklar” yapmayı sürdürmelerini diliyorum.

Bu icerik 1305 defa görüntülenmiştir.