377
MAYIS-HAZİRAN 2014
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: 2014 ULUSAL MİMARLIK ÖDÜLLERİ

YAYINLAR



KÜNYE
KIRDAN KENTTEN

Kayaya Oyulmuş Yaşam: Taşkale

Emine Çiğdem Asrav, Arş. Gör., ODTÜ, Mimarlık Bölümü

Torosların eteklerinde kıvrımlı yolların ardına gizlenen Taşkale Köyü öncelikle doğal oluşumlarıyla dikkatleri çeker. Yol boyunca köye giderken gördüğümüz kayaya oyma yerleşim alanları Taşkale’de tahıl ambarları olarak karşımıza çıkar. Köyün kuzeyini boylu boyunca saran kaya kütlesinin bir kısmına oyulmuş bu tahıl ambarları köyün girişinde konumlanır. 40 m yüksekliğindeki ve 165 m uzunluğundaki bu kaya kütlesinde bulunan 251 tahıl ambarının büyük bir kısmı günümüzde hâlen kullanılmaktadır. 5-10 m²’lik oyukların oluşturduğu bu ambarlar üst üste, yan yana olmak üzere karmaşık bir şekilde yerleşirler. Buraya insan ulaşımı yine kayaya oyulmuş, “tutamak” ve “sekemek” adı verilen küçük oyuklarla sağlanır. Tutamak ve sekemek aracılığıyla ulaşılan tahıl ambarlarının üzerinde birer makara sistemi bulunmaktadır. Buraya ulaşan kişi, makaraya doladığı halatı aşağı yollar, aşağıda halata ambarda saklanacak olan ürün bağlandıktan sonra, basit makine mantığıyla yukarı taşınır ve mahsuller yıllarca güvenle saklanabilir. Köyün en çarpıcı özelliği olan bu ambarların içinde bir de Bizans döneminde yapıldığı söylenen yine kayaya oyma bir şapel bulunmaktadır. Bu şapel günümüzde cami olarak kullanılmakta ve Taş Cami ya da Taş Mescit ismini almaktadır. Taşkale Köyü tarih içinde sırasıyla Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı’ya evsahipliği yapmıştır. Antik dönemlerde yerleşim alanları kayaya oyma mekânlarda iken zamanla kaya kütlesinin önündeki ırmağa dik bir yamaçla bağlanan araziye doğru ilerlemektedir. Bu dik yamaca konumlanan konutlar bitişik nizam inşa edilmeleri sebebiyle aralarında dar sokaklar bırakmakta, birbiri üzerine kurulmuş gibi görünen yapıların çatılarının dam olması da üstte farklı kotlarda damdan dama ayrı bir geçiş sağlamaktadır. Aynı zamanda kaya kütlesini bir yüzü olarak kullanmış konut birimleri de bulunmaktadır. Ancak bu yapılar yakın bir zaman önce, sokak genişletme çalışmaları kapsamında yıkılmış ve burada yaşayan insanlar köyün ilerisinde yapılan “Yeni Mahalle”deki TOKİ’lere taşınmak durumunda kalmışlardır. Bugün sadece kayada sıva izlerini okuyabildiğimiz bu konutların yokoluşu, köyün fiziksel atmosferini değiştirirken aynı zamanda yerel halkın hafızalarında yer alan “Taşkale” imajını da zedelemiştir.

Osmanlı döneminde Hazar Denizi’nin doğusunda bulunan Kızıl aşireti, Moğol istilasından kaçarak bu köye gelip, Osmanlı’nın iskân politikaları çerçevesinde buraya yerleştirilmiş ve köy o dönemde Kızıllar ismiyle anılmaya başlamıştır. Daha sonra Taşkale ismini alan köyde, bu aşiretin taşıdığı gelenek göreneklerin izleri, günümüzde halen günlük yaşamda, “Kızıllar Halısı” adı verilen halının desenlerinde, geleneksel kıyafetlerde ve hatta özel günlerde oynanan halk tiyatroları ve seyirlik oyunlarda görülebilmektedir. Taşkale Köyü aynı zamanda Atatürk’ün ana yurdu olarak da bilinmekte, Atatürk’ün anne ve baba soyunun buradan Rumeli’ye göçtüğü söylenmektedir. Bu sebeple tahıl ambarlarının arasına bir de Atatürk fotoğrafı yerleştirilmiştir. Doğal oluşumlarıyla, fiziki yerleşim biçimiyle ve kökeni çok çok eskilere dayanan geleneksel yaşam tarzıyla kendine özgü değerleri üreten Taşkale Köyü, doğal, arkeolojik ve kentsel sit sınırları içerisinde yer almakta, ancak bu durum köyün korunmasına çok da katkı sağlayamamaktadır. Aksine azalan genç nüfus, terkedilen fiziksel ve sosyal çevre, turizm odaklı projeler bölgenin özgünlüğünü bozmaya yönelik tehdit oluşturmaktadır. Bu tehditlerin önlenmesi ve bölgenin özgünlüğün devamlılığının sağlanması alanın korunması ve geleceğe aktarılması açısından oldukça önemlidir.

RESİMLER

Aksi belirtilmedikçe görseller yazara aittir.

Bu icerik 5150 defa görüntülenmiştir.