334
MART-NİSAN 2007
 

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY

TÜRKÇE ÖZET

GELECEK SAYILAR

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: KENTLER VE MEYDANLARI

  • Çevre, Kent, Mimarlık
    Jale Erzen

    Prof.Dr., ODTÜ Mimarlık Bölümü

    SANART Estetik ve Görsel Kültür Derneği Başkanı

MİMARLIK’tan 334



KÜNYE
KENT ESTETİĞİ:Türkiye Estetik Kongresi’nde “Çevre, Kent ve Mimarlık” Üzerine

Kentsel Estetik Üzerine

H.Çağatay Keskinok

Doç.Dr., ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

Şöyle bir sav ileri sürebiliriz: Toplumlar, ileri atılım ve sıçrama dönemlerinde estetiği sadelik, yalınlık ve işlevsellik ilişkisinde arıyorlar. Bu karşın, çözülme dönemlerinde daha çok süslemecilik ve süslemenin estetiği öne çıkıyor. Basitlik ve sadeliğe karşı, gerçek gereksinmelerin ve işlevin önüne geçen bir gösterişlilik, süslemecilik ve abartı, tüketimcilik, birlikte oluşun güzellik koşullarının yaratılmasına karşı kentsel çevrenin tasarımında bağlamsızlık , ortak bağlam yoksunluğu ve eklektisizm . Mekânın üretimiyle ilgili bu tasarım ve planlama sorunları kentsel estetik sorunlarının da kapsamını oluşturuyor. Diğer yandan, günümüzün tüketimci estetiği ve tasarımı, yapılı çevre-doğa ilişkisini organik bir bütünlük, geçişlilik ilişkisi içinde değil de, bir karşıtlık ilişkisi içinde ele alıyor. Bu estetik anlayış, kamusallığı ve kamusal alan yaratma kaygılarını hedef alan, günümüzün bireyci ve özelleşmeci ideolojisi ile besleniyor.

Buradaki savımız, tasarım ve planlamamızda dile getirilen, estetiğin kural ve koşullarını oluşturamama sorununun toplumsal olarak beslendiğidir. Bağlam yaratamama, estetiğin alanı ile sınırlı bir sorun değil. Kurgu ya da bir yapı oluşturamama, düzen yaratamama, tasarımda, planlamada bilimde olduğu kadar tüm toplumsal yaşamla ilişkili genel bir sorun. Hemen belirtmek gerekir ki, kendi içine kapanan ve giderek daha fazla sınıfsal ayrımlara denk düşen kent parçaları, kentin bütününe ilişkin kamusallık ve yararlarla doğrudan ilişkili kentsel estetiğin oluşumuna izin vermiyor. Kuşkusuz karşıt proje, toplumsal sorunları temel hareket noktası alan, işlevi yitirmeksizin basitlik ve sadelik temelinde estetiğin oluşturulmasına, ortak dilin ve bağlamın yaratılmasına yönelmelidir. Eğer kentsel estetikten söz ediyor isek, kaygılarımızın kent denen şeyin dayandığı ortak yaşam kültürü ile kamusallık yaratma ile doğrudan ilişkili olması gerekir.

Estetiğe, özel olarak da kentsel estetiğe ilişkin yaklaşımımız şu temel düşünceyi içeriyor, her şeyden önce: Eğer kentsel estetikten söz ediyorsak bu öncelikle kamusal mekânların oluşumu ile ilişkilidir. Ve estetik üzerine tartışma içine girilemeyen, erişilemeyen bir aydın söyleminden öte bir şey olmalıdır. Temel işlevi ve kamusal yaşamı geri alana iten, estetiği toplumun ve halkın yaşamından koparan bir tasarımcı egosu yerine, estetiği kent yaşamının, kamusallığı yaratma sürecinin içine sokmak gerekir. Estetiğin erişilemeyen bir aydın söylemi olmasının yarattığı yabancılaşmanın yıkılması, estetiğin günlük yaşamımıza sokulması, genel toplumsal gelişmenin ve ilerlemenin zorunlu bir adımıdır. Bu sürecin kendisi estetikle bir mesleki etkinlik olarak ilgilenen tasarımcılarda ciddi bir bilinç sıçramasını da beraberinde getirecektir.

Mekâna, kente ve kentsel mekâna ilişkin beğeni düzeyinin yükseltilmesi, estetik eğitimin kendisi, yalnızca algı düzeyi ile sınırlanmış bir anlayışa indirgenemez. Estetik anlayışımız, estetiğin bir ‘algı’ ve bir ‘beğeni yargısı’ ya da ‘hazlar kuramı’ olarak gören Kantçı estetiğin ötesindedir. Önemli olan kentsel yaşamın güzelliğin alanına sokulması (kentsel estetik) ve dönüştürülmesidir. Yani estetiğin bizzat yaşamın, toplu yaşamın içine sokulmasıdır. Estetiğin alanı, yalnızca gerçeğin estetik yoldan kavranması ve güzelliğin bağlı olduğu yasaların bulunması ile sınırlı görülemez, esas olan gerçeğin biçimlendirilmesi ve dönüştürülmesidir. Yani kentsel estetiği alanı edilgen bir etkinlik değildir.

Bu icerik 10206 defa görüntülenmiştir.