362
KASIM-ARALIK 2011
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Yerin Deneyimlenmesi: KAYAKÖY
    Dilay Güney, Yrd. Doç. Dr., Beykent Üniversitesi, Mimarlık Bölümü
    Levent Arıdağ, Yrd. Doç. Dr., Beykent Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
MEA ARCHITECTURA MEA CULPA

Her Binaya Bir Koruyucu*

Gürhan Tümer, Prof. Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü

* Yazı ilk kez, MİMARLIK’ın 278. (Kasım-Aralık 1997) sayısında yayımlanmıştır.

Mimari mirasımız çok bol, çok zengin. Ülkemizde, korunması gereken bina çok. Camiler, hanlar, hamamlar, evler... Anadolu'da her biri bir mimarlık hazinesi olan nice kent, nice köy var.

Hepimiz değilse bile, kimilerimiz, korumak istiyoruz onları.

Bunun için neler neler yaptık, ne yollara başvurduk, ne yöntemler denedik biliyorsunuz. Yazılar yazdık, nutuklar attık, yasalar, yönetmelikler çıkardık, kurullar kurduk.

Biraz birşeyler elde eder, bir yerlere varır gibi olduk; kimi yapıları az çok kurtardık, ama tam bir başarıya ulaşamadık. İstediğimiz gibi koruyamadık mimari mirasımızı. Bu gidişle de koruyamayacağız.

Artık başka yollara başvurmanın, başka yöntemlere yönelmenin zamanı geldi iyi bir korumacılık için.

Biz “korumak” diyoruz, yabancılar “preserve” diyorlar. Biz “koruyucu” diyoruz, onlar “preservative”.

Şimdi bir önerim var:

Şu resme bakalım ve biz de oradaki gibi yapalım. Yani, korumak istediğimiz binaların üzerine bir “koruyucu” geçirelim.

Ne diyorsunuz?

Bu icerik 2930 defa görüntülenmiştir.