340
MART-NİSAN 2008
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET
YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA

Türkiye’de Sürdürülebilir Mimari

Zeynep Durmuş Arsan

Öğr. Gör. Dr., İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Mimarlık Bölümü

TÜRKİYE’DE SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARİ

Türkiye’de “sürdürülebilir mimarlık” başlığı altında ele alabileceğimiz sınırlı kapsam ve sayıda yapı bulunmaktadır. Yapılar, “sürdürülebilirlik” bağlamında ülkemizdeki mimarlık ortamının fotoğrafını sunmaktadır. Bu yazıda ele alınan örnekler, yazarın 2004 yılında tamamlanan “A Critical View of Sustainable Architecture in Turkey: Proposal for the Municipality of Seyrek” isimli doktora tezinde yer alıp, 2003 yılına kadar mimar veya bina sahipleriyle yaptığı görüşmeler ve literatür taramasına dayanarak derlenmiştir. Yapıların bir kısmı ilk defa bu yazıda yayımlanmaktadır.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARLIĞIN KAPSAMI VE TÜRKİYE’DEKİ DURUMA GENEL BAKIŞ

Yurtdışı kaynaklı yayınlarda sıkça ele alınan sürdürülebilir mimari, tartışmalı bir konudur. Yapılar sınıflandırılırken kullanılan terminolojideki zenginlik, hem konunun genişliğini hem de bir kavram karmaşıklığının, hatta bir kargaşanın varlığını işaret eder. Çevresel tasarım, yeşil mimari, ekolojik mimari, çevreye duyarlı mimari, çevre dostu mimari, akıllı mimari, enerji-verimli mimari, enerji-bilinçli mimari, iklimsel mimari gibi farklı terimler, sürdürülebilir mimarinin genişletilmiş anlamı içinde karmaşık, çelişen ve kimi zaman yarışan uygulamaları tanımlar.

 

Öte yandan, uygulamaların dönem dönem belli terimlerle ele alındığı da gözlenir: 1970’lerde “çevresel tasarım”, 1980’lerde “yeşil tasarım”, 1980’lerin sonu ve 1990’larda “ekolojik tasarım”, 1990’ların ortasından günümüze “sürdürülebilir tasarım”. Bilim ve yüksek teknoloji sayesinde çevre problemlerinin üstesinden kolaylıkla gelineceğine inanılan 1970’li yıllar, mimaride yüksek standart ve konforda yapılı çevreler yaratmak ve optimum tasarımı yakalamak amacıyla analitik araştırmaların yapıldığı, yapı tipolojileri ve tasarım metodolojileri üzerine çalışıldığı bir dönemdir. 1980’ler liberal ekonominin gelişmesiyle tüketim toplumunun teşvik edildiği, dolayısıyla tüketimde “yeşil düşünce”nin geliştirildiği dönemdir. “Geri-dönüşüm” kavramının popülerlik kazanmasıyla mimaride, ozon-dostu ve ayrışabilen malzemeleri kullanarak yeşil düşünceyi metalaştıran, teknoloji merkezli bir anlayış hakimdir. Ayrıca, 1980’lerin ortasından itibaren, doğayı ana esin kaynağı yapan, pasif enerji sistemlerini kullanmaya çalışan, insanı ekosistemin parçası, binayı da sağlıklı ve biyolojik bir organizma olarak gören ekoloji merkezli bir anlayış gelişir. Aynı dönem, yerellik ve ekolojik mimari yaklaşımlarının ortak paydada buluştuğu ve Kenneth Frampton’un eleştirel bölgeselcilik (critical regionalism) söyleminin yaygınlaştığı yıllardır. 1992 Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda, kuzey ülkelerindeki ekonomik büyüme ve kalkınmanın sürekliliği “sürdürülebilir gelişme” yaklaşımıyla garanti altına alınırken, mimari projenin kültürel değerleri ve ekolojik yapıyı sürdüren, yerel ekonomik üretimi destekleyen ve kendi kendine yetebilen bir sosyo-ekonomik sisteme hizmet etmesi hedeflenmektedir.

 

Terminolojideki değişim, bu konuda genişleyen mimari teori ve uygulama alanını işaret eder. Bu kapsamda 1990’ların ortasına kadar öznesi “bina”, kaygısı “doğayla dengeli bağ kurmak” olan, genel anlamda “çevreye duyarlı” uygulamalardan sözedilebilir. Bu tip bir yapı çözümlenirken birinci ölçüt, tasarım yaklaşımıyla takınılan çevreci tavrın ne kadar sığ (teknoloji merkezli / techno-centric) veya derin (ekoloji merkezli / eco-centric) olduğudur. İkinci olarak, yapıyı çevreye duyarlı kılan mimari tavrın niteliği, yani binanın morfolojisi, malzeme seçimi ve yapım tekniği, iklim ve topografyaya uyuma yönelik yapı elemanları incelenmelidir.

 

Sürdürülebilir mimari, önceki mimari yaklaşımları da kapsayan bir üst başlık olup, küresel çevre sorunları ve gelişme problemlerine çözüm olarak desteklenen, bütüncül, stratejik ve planlı bir yapılaşma şeklidir. Böylece morfolojik özellikleriyle olduğu kadar, yörenin toplumsal, kültürel ve ekonomik altyapısına bulunduğu katkıyla da çevreye duyarlı sayılan bir mimari pratik öngörülmektedir.

 

Türkiye’de, örneklerin azlığına da bağlı olarak, genel anlamda çevreye duyarlı yapıların hangi terimlerle incelendiği konusuna net bir yorum getirebilmek ve dolayısıyla yukarıda belirtilen dönemsel farklılıklarla koşutluk kurmak oldukça güçtür.i Ancak, ülkemizde 1990’ların başından bu yana yaygınlaşan çevre merkezli faaliyetler gözönünde tutularak, sürdürülebilir mimari pratiğimizdeki çeşitlilik hakkında yorum yapmak mümkündür.

 
Bu anlamda, 1996 yılında İstanbul’da gerçekleşen Habitat II-Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Yerleşimleri Konferansı sonrası, ülkemizde sürdürülebilir mimariye ilginin ve somut girişimlerin (beklendiği kadar olmasa da) çeşit ve sayıca arttığı söylenebilir. Bu artışta konferansın temalarından “yaşanılabilir çevre” ve “sürdürülebilir yerleşim” kavramlarıyla, “yerellik” ve “katılımcılık” vurgularının etkisi büyüktür. Türkiye’de Yerel Gündem 21 faaliyetleri ile kabul gören “Küresel düşün, yerel hareket et” ilkesi konferans gündemini oluşturmuş ve mimari pratiğimizde çevre ile ilgili şu iki konuda sorgulama sürecini başlatarak, bilinçlenme sağlamıştır: Yerleşim sorunlarının ancak yerel aktörlerce çözülebileceği ve sivil toplum kuruluşları (STK) ve bireysel girişimlerin “alternatif / çevreye duyarlı” yaşam tarzları ve yerleşim birimleri yaratmadaki olumlu rolü.
 
Bu yazı kapsamında, Türkiye’de “sürdürülebilir mimarlık” başlığı altında ele alabileceğimiz örnekler 6 grup altında toplanmıştır. Gruplamada yapıların işlevleri gözönünde bulundurulmuştur. Yapıları sürdürülebilir kılan nitelikler çeşitlilik arz etse de, her örnek Türkiye’ye özgü “yerel” bir çözümdür. Bu nedenle örnekleri salt yapısal başarı açısından yurtdışındaki benzerleriyle karşılaştırmak yerine, öncelikle Türkiye’deki kentsel ve kırsal gelişme politikaları, ekonomik ve çevre problemleri ve popüler çevreci yaklaşımları gözönünde bulundurmak daha doğru bir tavır olacaktır.
 
Ekoköyler
Kent yaşantısının yarattığı memnuniyetsizlik hali ve bu ortamdan uzaklaşma isteği, büyük kentlerimizde yaşayan kimi grupların doğaya daha yakın, sağlıklı, huzurlu ve alçakgönüllü bir yaşam tarzı arayışı içine girmesine neden olmuştur. Böylece Türkiye’de ekoköyler, ekolojik yaşam ihtiyacı doğrultusunda, alternatif bir yerleşim ve yaşam modeli yaratma çabasıyla ortaya çıkmıştır. Genel hedef, hem bireysel gelişim hem de ortak yaşama değer veren planlı bir toplumun yaşayacağı küçük ölçekli yerleşim birimi yaratmaktır.
 
Türkiye’de ilk ekoköy kurma girişimleri 1990’lı yılların ortalarına dayanmaktadır. Oluşumların arkasında, ekolojik yaşam tarzına odaklı STK’lar veya gönüllü grupları bulunmaktadır. Yurtdışındaki kimi ekoköylerin tersine ülkemizdeki girişimler mevcut bir yerleşimi alıp dönüştürmek yerine, yeni bir yapılı çevre oluşturmayı yeğlemektedir. Ülkemizde halen Küresel Ekoköy Ağı, GEN-Türkiye üyesi 5 ekoköy bulunmaktadır: Ankara Güneş-Köyü, Ankara; Eko Foça, İzmir; Hermes Projesi, Antalya; İmece Evi, Çanakkale ve Dedetepe Çiftliği, Çanakkale. ii (Resim 1)
 
Türkiye’deki ekoköyler çoğunlukla kırsal / yarı-kırsal alanlarda, düşük yoğunluklu yerleşimler olarak planlanmaktadır. Ekonomik olarak kendi kendine yetebilen bir döngü sistemine sahip olmaları hedeflenir. Ana gelir kaynakları ekolojik tarım, eğitim faaliyetleri ve ekoturizmdir. Ayrıca, ekoköylerde yerel kültüre ve yörenin geleneksel mimari özelliklerine saygı ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda yapılarda ahşap, taş, kerpiç ve saman balyası gibi yerel, doğal ve geridönüşümlü malzemelerin kullanımı tercih edilmektedir.
 
Ülkemizde planlama aşamasından öteye gidebilmiş ancak birkaç ekoköy girişimi bulunmaktadır. Bunun bir nedeni, mevcut hayat tarzını geride bırakmaya istekli çok az insanın olmasıdır. Diğeri ekonomik nedenlere dayanmaktadır. Ekoköy girişimi başlangıç aşamasında belli bir ekonomik altyapıya sahip olmayı gerektirmektedir, ancak bu faktör yaş sınırını yukarı çekerken gönüllü sayısını azaltmaktadır. Diğer bir neden, girişimlerin erken aşamalarında tartışmalara yol açan arazi sahipliği konusudur. Birçok ekoköy üyesi, mutlak paylaşıma inandıkları için arazi sahipliğine karşı çıkmaktadır. Bu ise arazinin alınıp, paylaşımı sırasında etik ve felsefi açılardan fikir ayrılıklarına sebep olmaktadır. Sonuç olarak, ekoköy kurma sürecinin herhangi bir yapılaşma sürecinden çok daha yavaş ilerlediği söylenebilir. Ülkemizdeki örnekler, kooperatifleşmenin ekoköy girişimlerinde başarı şansını arttırdığını göstermektedir.
 
Hocamköy Anadolu Ekolojik Ortak Yaşam Hareketi’nin Hocamköy Ekoköy Projesi, Türkiye’de bilinen ilk kapsamlı deneysel ekoköy girişimidir.iii Yeni bir yaşam ve üretim modeli yaratmayı hedeflemiş bir grup üniversite öğrencisi tarafından Kırıkkale’nin Hasandede ilçesinde bozkır arazide gerçekleştirilmiştir. (Resim 2) Projenin amacı, Anadolu’nun yüz yüze olduğu acil ekolojik sorunlara, yöre köylüleri ve çiftçileriyle beraber uygulanabilir çözümler bulmak ve daha iyi bir yaşam arayışıyla kentlere göç eden Anadolu köylüsüne kendi kendine yeten bir model sunabilmektir.iv Projenin 1997 ve 1998 yıllarındaki arazi çalışmalarında, toprağın perma-kültür yöntemleriyle iyileştirilmesi, tarım faaliyetleri ve kerpiç ev inşası gerçekleştirilmiştir. Proje 1998 yılında sonlanmış, ancak organizasyon modeli ve hedefleri sonraki ekoköy girişimlerine örnek olmuştur.
 
Özel Konutlar ve Konut Grupları
Türkiye’de sürdürülebilir mimari başlığı altında ele alınabilecek en yaygın yapı grubu, özel konutlardır. Çağdaş yapım tekniklerini reddederken, doğa ile uyumu gelenekseli yorumlayarak yakalayan ekolojik evlerden, enerji tasarrufu sağlarken tüketimin pompalandığı teknoloji zengini akıllı konutlara kadar çok farklı mimari yaklaşım sürdürülebilirlik bağlamında bu grup altında toplanmaktadır.
 
Geleneksel bir yerleşim, yapıyı sürdürülebilir kılabilecek birçok örnek nitelik barındırmaktadır. Bu kapsamda ülkemizde, kıra yerleşmiş kent soylularca, yöreye has unsurların önemsendiği ve yerel yapım geleneğinin örnek alındığı sürdürülebilir konut pratiğine artan ilgiden sözedilebilmektedir. Ortaya çıkan örnekler, yapı kütlesinin konumlanışı, formu, boyutları, yapım tekniği ve malzemesiyle yöreye saygılı tavır takınarak sürdürülebilir nitelik kazanmaktadır.
 
Türkiye’de kırsal alanda inşa edilmiş kimi konut örneklerinde yok olmaya yüz tutmuş yerel yapım geleneklerinin yeniden canlandırıldığı görülmektedir. Bu konutlarda, yerel ustalık, teknik ve tektonik dokuyla taş, kerpiç veya tuğla gibi yerel malzemelerin kullanımına bilinçli bir referans vardır. Bodrum’da Victor Ananias tarafından, birebir çalışılarak inşa edilen Karakaya Evi ve Sazlam’da da, çimento harç kullanımı reddedilerek tamamıyla yerel teknik ve işgücünden yararlanılmıştır.v (Resim 3, 4) Yapıların doğal döngüyü bozmaktan çok tamamlaması, böylece geleneksel yerleşimlerde olduğu gibi insanın da bu döngünün bir parçası haline gelmesi istenmiştir. Mimar Ahmet Kizen tarafından tasarlanıp Belen, Fethiye’de inşa edilen Erol Toprak Evi’nde ise, hem Kayaköy’ün geleneksel dokusuyla uyumlu hem de ekolojik yaşama duyarlı bir mimari yaklaşım izlenmektedir. (Resim 5)
 
Malzeme tercihini doğal, yerel, bol ve ucuzdan yana kullanan kimi ev sahipleri, Türkiye’de uygulaması pek de yaygın olmayan malzemelerle ekolojik evler inşa etmişlerdir. Örneğin, saman balyası Anadolu’da bolca bulunmakta, ancak yapı malzemesi olarak kullanılmamaktadır. Yalıtım değeri yüksek, nefes alan ve depreme dayanıklı bir malzeme olan saman balyasından ilk konut, 2002 yılında Sakarya, Akyazı, Taşburun Köyü’nde Bora Topluoğlu’nca yapılmıştır. 2000 yılında Hasandede, Kırıkkale’de düzenlenmiş olan Saman Balyası Yapım Sistemi Eğitim Kursu’nda öğrenilenler ışığında, iki katlı olarak inşa edilmiştir. Konya’daki Nesrin-Osman Tok Evi’nde ise ikinci el malzemeler kullanılmıştır. Başka yapılardan çıkma dolu tuğla, ahşap kiriş ve doğramalar bu kulemsi yapıda sıradışı bir uyum yaratmıştır.
 
Kayseri’de inşası planlanan Güneşkaya Güneş Evi Tasarımı, esas işlevinin ötesinde yerel sürdürülebilirlik için örnek bir laboratuar olarak kurgulanmasıyla diğer sürdürülebilir konut örnekleri arasında öne çıkar. vi (Resim 6) Farklı disiplinlerden uzmanların ortak çabası olan bu ev, sosyal duyarlılığı ve “alicenap hümanist” görüşe dayalı güçlü felsefi altyapısıyla bir eğitim merkezi olarak tasarlanmıştır. İki çevre mühendisi, iki mimar, bir makine mühendisi ve bir seramik sanatçısından oluşan tasarım ekibi konuta, “küreselleşmenin yeniden tanımlanması” ve “yaşam tarzlarının değiştirilerek evcilleştirilmesi” için bir fırsat sağlama görevlerini yüklemişlerdir. Bu yaklaşım, alternatif binalar tasarlayarak alternatif yaşamaya bir davet olarak değerlendirilebilir. Proje, tıpkı ekoköylerde görüldüğü gibi ekolojik sürdürebilirlik yoluyla sosyal dönüşüme verdiği öncü önemle farklılaşmaktadır.
 
Ülkemizde süregelen ikinci konut talebi, konut sitelerinde “çevreye duyarlılığı” ve “doğaya zarar vermeden yeşille içiçeliği” bir satış stratejisi olarak öne çıkarmıştır. Marmaris, Kırlık Köyü Projesi, “doğaya uyumlu” ahşap konutlardan oluşmuş, yaz-kış yaşanabilir bir Akdeniz köyü olarak tasarlanmıştır.vii Özel konutlarda, duvar malzemesi olarak taş ve ithal ahşap sandviç duvar sistemiyle ahşap yalı baskısı dış cephe kaplaması kullanılmaktadır. Ancak bu haliyle köy, Akdenizli olma bağlamından kopuk lüks bir tatil sitesi izlenimi vermektedir. (Resim 7) Ayrıca, her ne kadar ahşap kullanımıyla “çevreye duyarlı” bir tavır takınılsa da, ikinci konut işlevinin sürdürülebilirlik kavramıyla çeliştiği unutulmamalıdır.
 
Doğal, sağlıklı ve geridönüşümlü bir malzeme olan ahşabın bir yapı malzemesi olarak kullanımı, Türkiye Ulusal Ahşap Birliği tarafından da desteklenmektedir. Betonarme yapı stokumuzla karşılaştırıldığında oldukça az sayıda olsa da, İzmir, Urla’daki Serhat Akbay Evi ve Afyon’daki Yeşil Vadi Konut Kooperatifi, yapım kalitesi ve detaylandırmasıyla Türkiye için önemli sürdürülebilir örneklerdendir.viii Mimar Serhat Akbay tarafından tasarlanmış konutun ahşap elemanları Urla’daki küçük bir atölyede yerel marangozlarla beraber hazırlanmıştır. (Resim 8) Bu yapım stratejisiyle konut, yörenin ekonomik sürdürülebilirliğine de katkıda bulunmuştur. Mimar Çelik Erengezgin tarafından tasarlanan Yeşil Vadi Konut Kooperatifi’nde, tasarım öncesi üyelerle kapsamlı bir anket çalışması yapılmış ve çıkan sonuçlara göre üç ahşap karkas konut tipi tasarlanmıştır. (Resim 9) Sonuç olarak ahşap, ekolojik mimari için vazgeçilemez bir malzeme olsa da, orman alanı koruma politikaları ve orman yönetim programlarımız etkin uygulanamazken, Türkiye ormanlarından elde edilmiş ahşap malzemenin kullanımındaki artış, örneklerin sürdürülebilir niteliği hakkında soru işareti yaratmaktadır.
 
Öte yandan, İstanbul çeperinde yeni gelişmekte olan konut siteleri, ülkemiz sürdürülebilir mimari panoramasının ilginç bir ayağını oluşturmaktadır. Alkent 2000 ve Tepekent Deneysel Ekolojik Köy Tasarımı gibi konut grubu projelerinde, sürdürülebilir tasarımın kimi unsurları yapının ticari değerini artırmada araç olarak kullanılmaktadır. Bu projelerin ana çıkış noktası, İstanbul’un kargaşasına alternatif, yaşanabilir, sağlıklı, güvenli ve ekolojik bir yaşam çevresi yaratmaktır. Konutları daha popüler ve çekici kılan özellikse iddialı reklamlarla vurgulanan “rekreasyonel özerklik”, yani yeşil açık alanda düşük yoğunluklu konuttur. Ancak, yüksek kaynak tüketimi ve atık üretimine dayalı lüks, güvenli ve “ekolojik” bir yerleşimin sürdürülebilirlik söylemiyle çeliştiği açıktır.
 
Kent çeperinde gelişen diğer benzer bir eğilim de kullanıcıyı kent kargaşasından koparıp, doğa içinde konforlu bir ortam sunmayı hedefleyen “akıllı konut” siteleridir. Konutta yüksek teknolojili otomasyon sistemlerinin kullanımı, bir yanda yeni bir hayat tarzı, yüksek yaşam standardı, güvenlik ve konfor sağlarken diğer yanda karmaşık bir altyapı, uzmanlaşmış firmalar ve işgücü gerektirmektedir. Teknoloji bağımlılığını ve daha çok tüketimi teşvik eden “akıllılık” durumu, kullanıcının doğa ile ironik bir bağ kurmasına sebep olmaktadır.
 
Ülkemizde enerji-bilinçli konutlara duyulan ilgi maalesef “akıllı” konutlar kadar dahi değildir. Mimar Çelik Erengezgin’in İkiz Eko-Ev Tasarımı (Resim 10), Mimar Demet Irklı Eryıldız ve Semih Eryıldız’ın uluslararası bir yarışma kapsamında tasarladıkları Kanarya Adaları’nda eko-ev önerisi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırma projesi kapsamında Ankara’nın İklim Şartlarına Uyumlu Enerji Bilinçli Konut Tasarımı ve Şehir Plancısı Çetin Göksu tarafından Kayseri Güneş Enerjili Toplu Konut Projesi, gerçekleştirilememiş projeler arasında yer almaktadır.ix Halen kullanımda olan İzmir, Güzelbahçe’deki Kemal Demiröz Evi ve İstanbul, Durusu Park Konutları ise pasif güneş enerjisi sistemlerinin uygulandığı başarılı örneklerdendir.x Mimar Fikret Okutucu tarafından tasarlanmış Demiröz Evi’nde iki kat yüksekliğinde bir adet trombe duvarı, düşey havalandırma bacaları ve balkonlarda sera uygulanmıştır. (Resim 11) Yapının ısıtma ve soğutma sezonu performansı altı yıl boyunca izlenmiş ve sonuç olarak pasif sisteme ait yapı elemanları için inşaat bütçesinde yapılan % 11.6’lık bir artış, ısıtma giderlerinde % 86’lık düşüşe sebep olmuştur. Yapılan fazladan yatırım, İzmir’in iklim koşullarında beş yıl dört ay gibi bir sürede kendini geri ödemektedir.
 
Deprem Bölgeleri için Yapılar
17 Ağustos 1999, Gölcük depremi sonrası hayatın sürdürülebilirliği de önemli bir konu haline gelmiştir. Depremzedelerin geçici / kalıcı barınma taleplerini karşılayıp, olası yeni bir deprem halinde günlük hayatlarını optimum şekilde sürdürmelerini sağlayacak, deneysel veya uygulanmış çevreye duyarlı girişimlere rastlanmaktadır.
 
Saman balyası ev, montajının az zaman gerektirmesi ve pratikliği sayesinde deprem sonrası için alternatif bir yapı tipidir. Çok ucuz ve yerelde kolayca bulunabilecek bir malzeme olan saman balyasıyla yapım, fazla işgücü ve beceri gerektirmeyerek kullanıcının da inşaata katılımını mümkün kılmaktadır. Türkiye’nin ilk saman balyası yapısı, 2000 yılında Kırıkkale, Hasandede’de düzenlenen “Evsiz İnsanlara Saman Balyası Ev” adlı kurs ve atölye çalışmasıyla inşa edilmiştir.xi Tek katlı yapı, deprem bölgelerindeki benzer konut projeleri için bir prototip olarak tasarlanmıştır. 40 m2 kapalı alana sahip tek göz ahşap karkas yapı, taş temel üzerinde yükselir ve galvaniz levhalarla örtülüdür. Duvarlar balyalarla doldurulup, üzeri tel örgü ve kerpiç sıva ile kaplanmıştır. Yapı, kütüphane veya postane olarak kullanılmak üzere Hasandede Belediyesi’ne devredilmiştir. (Resim 12)
 
Mart 2000’de İzmit merkezde kalıcı bir yapı olarak inşa edilen Birleşmiş Milletler Çadır Kenti, Güneş Evi ve Bilim Parkı, BM Gelişme Programı, Küresel Çevre Fonu (GEF)-Küçük Destek Programı (SGP) tarafından finanse edilmiş çok işlevli bir projedir.xii Amacı, çadır kentte yaşayan çocuklar için bilimsel-deneysel oyun alanı olarak hizmet vermek ve yeni depremler meydana geldiğinde şebekeden bağımsız olarak aydınlatılmış açık bir alan sağlamaktır. (Resim 13, 14) Çelik yapının güneye bakan eğimli cephesi, kırk adet güneş kolektörü ve 3 kw’lık güneş pili panelleriyle kaplıdır. Kolektörlerle elde edilen sıcak su, yapı yakınındaki iki duş kabini ve bulaşık ünitesinde kullanılmıştır. Güneş pillerinden elde edilen elektrik enerjisiyse, yapı ve çevresinin aydınlatılmasında kullanılarak, depremzedelerin gece güvenliği ve konforu sağlanmıştır.
 
Dünyadaki sürdürülebilir mimari uygulamalarında sıkça kullanılan bir metod olan “kendi evini kendin yap” modeli, deprem bölgelerinde inşa edilecek düşük maliyetli kalıcı konutlar için denenmiş ve başarılı olmuştur. Bu bağlamda Türkiye’de Gölcük depremi sonrasında göze çarpan iki projeden söz edilebilir: İmece Evleri ve Beriköy Paylaşan Toplum Projesi. Projelerle önerilen konut edinme süreci, başka bir deyişle kullanıcının inşa sürecine katılımı, yapıları ekonomik, sosyal ve çevre sağlığı açılarından sürdürülebilir kılan ana niteliktir.
 
İmece evleri, Düzce, Adapazarı’ndaki beş köyden 191 depremzede ailenin evlerini beraberce inşa etmek üzere bir araya geldiği bir kooperatiftir.xiii Beriköy Paylaşan Toplum Projesi’yse, Yaşanabilir Ortamlar Yaratma Vakfı, ÇEKÜL Vakfı, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Habitat for Humanity International örgütünün ortaklığında Söğütlü, Adapazarı’nda yirmi yıla yayılmış geri ödeme planı ile düşük maliyetli bir sosyal konut projesidir.xiv Projeyle elli aile ev sahibi olmuştur. Getirilen modelle, komşular arasında dayanışma, kolektif çalışma ve imece teşvik edilmiş, bina yapım sürecine kullanıcı katılımıyla bina maliyetlerinin düşmesi sağlanmıştır.
 
Turistik Amaçlı Yapılar
Sürekli tüketimin teşvik edildiği bir sektör olan turizmin çevreci yaklaşımla uzlaşı noktası sayılabilen ekoturizm (ekolojik turizm), başka bir deyişle kültür ve doğa turizmi, Türkiye’de kitle turizmine alternatif olarak gelişmektedir. Ekoturizm yaklaşımı, özellikle küçük geleneksel yerleşimlerde yapılı ve doğal çevrenin korunup, ekolojik, sosyal ve kültürel değerlerin sürdürülebilirliği için fırsatlar sunabilecektir. Artık turist, yörenin kendine özgü özelliklerinin farkında olarak korumaya destek verecek, dolayısıyla “bilinçli / çevreci turist”in talep ettiği mimari çevre de farklılaşacaktır.
 
Ülkemizdeki ekoturizm amaçlı yapılar arasında çoğunluğu, çevreye duyarlılığın bir göstergesi olarak, yörenin geleneksel yapım teknolojilerinin bilinçli ve saygılı bir yorumunu sunan pansiyonlar oluşturur. Örneğin, işletmeci Atilla Sevilmiş’in Muğla, Faralya’daki Yaşayan Toprak Projesi’nin pansiyon köy evleri, tamamıyla pastoral bir çevrede, ekolojik, sağlıklı, kendi kendine yeten bir köy yaratabilmek amacıyla yerel taş ve toprak ile beton kullanılmaksızın inşa edilmiştir. xv (Resim 15) Kırsal çevrenin doğal ve kültürel dokusunu bozmadan tarım ve turizm yapılabileceğini kanıtlamak ve bir model oluşturmak fikriyle yola çıkan Mimar Ahmet Kizen’in Fethiye, Yanıklar köyündeki Pastoral Vadi Projesi’nde ise, konukların süregelen çiftlik hayatına entegre olarak ekolojik yaşam deneyimi yaşamaları amaçlanmaktadır.xvi Proje, ortaya koyduğu ekolojik mimari yaklaşımıyla öne çıkmaktadır. Ahmet Kizen Evi ve pansiyonlarda, Fethiye yöresinin yerel yapı malzemeleri ile yapım teknolojilerinin kullanımı vurgulanmaktadır. Konuklar, taş, kerpiç ve ahşaptan yapılmış pansiyonlarda kalıp, ekolojik tarım aktivitelerine ve günlük işlere katkıda bulunmaktadır. (Resim 16)
 
Fethiye, Hisarönü’nde inşasına başlanmış Durudeniz Tatil Köyü, Yeraltı Evleri’nde ise çoğu konut Ölüdeniz’e bakan eğimli yamaca gömülmüştür.xvii Mimar Semih Eryıldız, konut birimlerinin mevcut topografya ve doğal peyzajla dikkatlice bütünleşmesi ve insan yapısı oluşumların vurucu etkisinin en aza indirilmesi gerekliliğinden yola çıkarak, yeraltı evlerinin çatılarını bahçe / yenilebilir peyzaj olarak düzenlemiştir. (Resim 17) Öte yandan tatil köyünün inşası, I. derece doğal sit alanı ve Muğla-Kıdrak Tabiat Parkı içinde bulunması nedeniyle 2001 yılında resmî olarak durdurulmuştur. Gösterilen çevreye duyarlı mimari tavra rağmen, yer aldığı coğrafya itibariyle tatil köyü sürdürülebilirlik söylemiyle, özellikle ekolojik boyutuyla, çelişmektedir.
 
Doğanın metalaştırılıp, turizm için bir araç haline getirildiği Antalya, Naturland Eko Park ve Otelleri’nde, Akdeniz doğası içinde tamamıyla kurgulanmış, yapay bir “köy” atmosferi yaratılmıştır.xviii Doğal çevre, sözde çevreye duyarlı olmak niyetiyle, fantezi dünyasına dönüştürülerek, tatil köyü konuklarını eğlendirmek üzere pazarlanmaktadır. (Resim 18) Düşük yoğunluklarıyla yeşil doku arasına serpiştirilmiş ülkemiz coğrafyasından farklı konut tiplerini temsil eden konaklama birimleri, yöre bağlamından kopuk olsalar da özgün kimi çözümler içermektedir.
 
Kamusal Yapılar
Ülkemizde az sayıda düşük enerjili, çevre dostu, kendi kendine yetebilen, çevreye duyarlı kamusal yapı bulunmaktadır. Bu anlamda 1991’de İzmir’in yoğun kentsel dokuya sahip semti Hatay’da inşa edilmiş Murat Reis Camii Kültür Merkezi ve pasif havalandırmalı umumi tuvalet, pasif yöntemlerle ısıtılıp soğutulan, “düşük enerjili” öncü yapılarımızdandır. Kültür merkezi, zemin katta konferans salonu ve birinci katta kütüphaneyle okuma salonundan oluşan iki ana mekâna sahiptir. Binanın pasif ısıtılması için, güney cephesinde her iki katta yer alan trombe duvarlarıyla yine aynı cephede yer alan ve ikinci kattaki okuma salonuna açılan seradan yararlanılmaktadır. (Resim 19) Pasif soğutma ise, yazları esen imbat rüzgarını bina içine alan çatıdaki rüzgar kapanları ve her iki mekanı sarmalayan, çift duvar içine yerleştirilmiş havalandırma bacaları ile sağlanmaktadır.
 
BELKO Kömür Deposu İdari Binası, 1993 yılında Ankara Büyük Şehir Belediyesinin BELKO Şirketler Grubu’na ait bir idari bina olarak inşa edilmiştir.xix Yapı, kömür depolama ve dağıtım alanında bulunmaktadır. Dolayısıyla binanın bütün cephelerine iki kat yüksekliğinde ikinci bir cam cidar giydirilerek hem ofislerin kömür tozundan koruması hem de pasif yolla ısıtılması sağlanmıştır. (Resim 20) Bu basit bir çift cephe (double skin) uygulamasıdır. Binada ayrıca Melih Tan tarafından çok katlı yapılar, özellikle de Ankara’daki apartman binaları için geliştirilmiş karşılıklı sera güneşle pasif hava ısıtma sistemi uygulanmıştır. Bu sisteme göre, binanın taban, ara kat ve çatı döşeme plakları içinden geçirilen ve karşılıklı seralara açılan daire kesitli kanallarda hareket eden havanın doğal döngüsü sayesinde, mekânların pasif yolla ısıtılması öngörülmüştür.
 
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Misafirhanesi, bulunduğu coğrafi ve iklim şartlarına duyarlı yaklaşımı ile örnek diğer bir yapıdır.xx Antalya, Bakırlıtepe üzerinde yaz-kış kullanılan bir bina olarak, iklime duyarlılığı yapısal özelliklerinde barındırır: Yerel taştan yapılmış kalın duvarlar termal kütle görevi görür; güneye bakan cam yüzeyler ve arkasındaki ısı soğurmak üzere siyah boyalı sera mekânları, yıl boyunca güneş enerjisinden pasif ısıtmada yararlanmak üzere tasarlanmıştır. (Resim 21)
 
Deneysel Güneş Evleri
Sürdürülebilir mimari pratiğimizin ilk uygulamaları güneş evleridir. 1974’den bu yana Türkiye’nin çeşitli üniversite kampüslerinde akademik araştırmalarla ilintili olarak deneysel güneş evleri inşa edilmektedir. Çalışmaların genel amacı, binaların ısıtma, soğutma ve havalandırmasında güneş enerjisinden aktif ve pasif yöntemlerle yararlanmak ve bu yolla fosil yakıt tüketimini ve maliyeti azaltmaktır. Geçmişten günümüze uygulamalar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
 
1. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Güneş Evi, 1975-1976, Ankara. xxi (Resim 22)
2. Marmaris MTA (Maden Tetkik Araştırma Merkezi) Güneş Enerjisi Laboratuarı, 1977, Muğla ve Marmaris MTA Kimya Laboratuarı, Muğla; MTA Güneş ve Rüzgar Enerjisi Araştırma Merkezi.xxii
3. Ege Üniversitesi (EÜ) Güneş Enerjisi Enstitüsü, 1978, İzmir; EÜ Makine Mühendisliği Bölümü, Prof. Dr. Ing. Gürbüz Atagündüz. xxiii (Resim 23)
4. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Güneş Evi, 1981, Adana; ÇÜ Fizik Bölümü, Dr. Ziya Gökalp Altun.xxiv (Resim 24)
5. Ankara Güneş Evi, 1993, Yenimahalle, Ankara; sistem tasarımı Dr. Melih Tan.xxv (Resim 25)
6. Erciyes Üniversitesi Güneş Evi, 1996 ve 80. Yıl Atatürk Kapalı Halı Saha Spor Salonu, 2000, Kayseri; sistem tasarımı Prof. Dr. Necdet Altuntop ve Dr. Yusuf Tekin, Enerji Dönüşümleri Araştırma ve Uygulama Merkezi.xxvi (Resim 26, 27)
7. Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Güneş Evi ve Güneş Bahçesi, 2003, Ankara; HÜ Yeni ve Temiz Enerji Uygulama ve Araştırma Merkezi, Prof. Dr. Demir İnan.xxvii
8. Muğla Üniversitesi (MÜ) Kütüphane Binası ve Türk Evi Restoranı Çatılarında Güneş Pili Paneli Uygulamaları, 2002-2003, Muğla; MÜ Temiz Enerji Kaynakları Araştırma ve Uygulama Merkezi, Prof. Dr. Şener Oktik.xxviii
 
Çoğu üniversite kampüsünde yer alan bu yapılar dışında, Mimar Aydın Boysan tarafından 1978’de sera ve güneş kolektörleri içeren deneysel bir konut olarak tasarlanan TÜBİTAK Güneş Evi, ekonomik nedenlerle inşa edilememiştir.xxix Sonuç olarak, 30 seneyi aşan bir sürede ortaya çıkan bu tabloya bakarak, Türkiye’de enerji-verimli bina araştırmalarına yeterli ilgi gösterilmediği söylenebilir. İyi niyetli ve özverili çabalar sayesinde inşa edilmelerine rağmen, merkezî veya yerel yönetimler gibi üniversitelerin de enerji-verimli yapıları destekleyen uzun vadeli ve tutarlı bir plana sahip olmadığı görülmektedir. Ayrıca, bu konudaki araştırmaların çoğu mimarlardan çok makine mühendisleri ve fizikçiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu anlamda binaları mimari kalite açısından değerlendirmek oldukça güçtür.
 
DEĞERLENDİRME
“Sürdürülebilir gelişme” son 20 senenin popüler söylemi olsa da, Türkiye için hâlâ yeni bir konudur. 1996 İstanbul, Habitat II-BM İnsan Yerleşimleri Konferansı’yla teoride toplumsal gündemimize oturan “sürdürülebilir yerleşim” yaklaşımına, konferans sonrası uygulama alanında beklenilen ilgi gösterilmemiştir. Dolayısıyla söylem, ülkemizde kısıtlı kapsam ve az sayıda uygulamayla karşılık bulmuştur. Kavramı günlük yaşantımızın ayrılmaz parçası haline getirecek ve sürdürülebilir yapı pratiğini teşvik edecek bir geçiş süreci programı hazırlanmalıdır.
 
Türkiye’de sürdürülebilir mimari, örnekler üzerinden incelendiğinde ilk dikkati çeken, kavramın önerdiği ilkelerin yeterince irdelenmediği ve dolayısıyla anlaşılmadığıdır. Yapıda sürdürülebilirlik kimi örneklerde yüksek teknolojiye sahip, kendi enerjisini üreten, daha az enerji tüketip, pasif sistemlerden yararlanan, “enerji-verimli”, “ekolojik” veya “akıllı” yapı yapmakla eş tutulmaktadır. Başka bir deyişle, bulunduğu yerin sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik gerçekleriyle bağ kurulmaksızın, kavram daha çok morfolojik yanıyla ele alınmaktadır. Örneğin, Tepekent Deneysel Ekolojik Köy Projesi’nde iç ve dış mekânın “yeşil” elemanlarla süslenmesi, Durudeniz Yeraltı Evleri’nin bakir doğayı önce delip, sonra uyum kurma çabası ve Kırlık Evleri’nin yerelliği gözardı ederek ahşap kullanımını öne çıkarması sürdürülebilirliğin biçimsel olarak algılandığını göstermektedir.
 
Sürdürülebilir yapı girişimleri, mevcut yapı stokumuz ile karşılaştırıldığında sayıca olukça azdır. Örneklerdeki ağırlık, bireysel çabalarla veya STK’lar tarafından gerçekleştirilmiş çoğunluğu konut işlevli projelerdedir. Resmî kurumların girişimleri, ki bunların içine üniversitelerdeki çoğu deneysel yapı da dahildir, sayıca çok daha azdır. Bunun başlıca nedenlerinden biri sürdürülebilir yapılı çevre yaratmaya merkezî veya yerel yönetimlerin gösterdiği ilgisizlik ve sürdürülebilir gelişme yaklaşımını teşvik edip, gözeten mimari ve planlama politikaların eksikliğidir. Bu noktada, sürdürülebilir yapı talebinde bulunacak kamuoyu yaratmak elbette önemlidir. Ancak mevcut panorama, mimari pratiği destekleyen, teşvik eden ve uygulatan resmî kurumların öncü rolünün daha önem kazandığını göstermektedir. Sürdürülebilir mimari pratiğin daha kolay kabul görmesi ve kullanıcı talebinin artabilmesi için daha fazla sayıda kamusal yapı (eğitim ve ofis binaları, alışveriş merkezleri, hastaneler, vb.) örnek nitelikte projelendirilmelidir.
 
Bu yazıda ortaya konan örnek çeşitliliği, üst ölçekte programlı bir teşvik olmadığı takdirde, ülkemiz sürdürülebilir mimari pratiğinde hangi ihtiyaçlara öncelik verildiğini ve hayatın hangi alanlarında sürdürülebilirlik söyleminin bir cevap olarak algılandığını göstermektedir. Örneğin, 1999 Gölcük depremi sonrasında insan hayatının sürdürülebilirliği ve kısıtlı şartlarda konforunun sağlanması bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış, yapım sürecindeki dayanışma ruhu ve sonuç ürünlerdeki çevreye duyarlı yaklaşımlarla, sürdürülebilir örnekler meydana gelmiştir.
 
Öte yandan, incelenen örneklerin kapsamı, Türkiye’de gözardı edilen kimi ihtiyaçları da deşifre etmektedir. Bu projelerin sadece birkaçı mevcut yerleşimlerdeki fiziksel bozulma, kırsal alanların kentleşmesiyle ortaya çıkan sorunlar, sosyal dönüşümler ve çöküşler, göç problemleri, ucuz konut eksikliği, alım gücü yetersizlikleri ve kirlilik konularıyla ilgilenmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’deki çoğu sürdürülebilir pratik, belirtilen sorunlara ilgisiz bir düzlemde meydana gelmektedir. Ayrıca projelerin inşa edildiği alanlara bakıldığında, halihazırda bu sorunlardan etkilenmemiş kırsal veya kent çeperlerindeki yarı kırsal alanlar olduğu görülür. Örneğin, büyük kentlerdeki yaşam çevrelerinde mutsuz olan bir grup kentli için en cazip alanlar, insan baskısından uzak, bakir ve sağlıklı ekosistemlerdir. Güneş evleri de bilimsel amaçlarla inşa edilmiş deneysel birimler olarak üniversite kampüslerinde belli kısıtlamalardan muaf tutulmaktadır. Dolayısıyla sürdürülebilir mimari pratiğimizde ağırlığın “steril çevrelerde gerçekleştirilmiş steril projeler” olduğu gözardı edilmemelidir.
 
İncelenen yapıların tasarım stratejilerinde sürdürülebilirlik kavramının hangi boyutunun (ekonomik, sosyal, ekolojik, ruhsal ve estetik) öne çıktığını değerlendirmek oldukça güçtür. Projelerin büyük çoğunluğu, “sürdürülebilirlik” kavramını temel çıkış noktası yapan uygulamalar değildir; sürdürülebilir tasarım ilkelerini bilinçsizce taşıyan yapılardır. Öte yandan, Güneşkaya Evi, Hocamköy Ekoköyü ve Pastoral Vadi Projeleri ekolojik yaşam bilinci ve yerel gerçekler ışığında geliştirilmiş birer sosyal dönüşümü projesidir. Erol Toprak Evi, iki Bodrum Evi ve Yaşayan Toprak Projesi’nin köy evleri yerel sürdürülebilirliği savunan bağlamcı yaklaşımlarıyla öne çıkarlar. Bu yapıların tasarımcı veya mimarları, yerel yapı kültürümüzde zaten sürdürülebilir niteliklerin var olduğunun bilincindedir ve bu niteliklerin güncel yorumunu yapmaktır. Hocamköy Ekoköy Projesi, Kırıkkale’deki Saman Balyası Evi, Karakaya, Serhat Akbay ve Bora Topluoğlu özel konutları ve deprem sonrası Beriköy ve İmece Evleri kullanıcının kendi evini tasarlaması veya inşa etmesiyle kullanıcı katılımının desteklendiği sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik projeleridir.
 
 
KAYNAKLAR


“Beriköy: Paylaşan Toplum”: http://www.berikoy.org/. (İzleme tarihi: 12 Aralık 2007)


1998, “Feride-Alp Karakaya Evi,” Buğday Bülteni, no:1, ss.2-3.


1998, “Türkiye’de Bir Eko-Köy Örneği: Hocamköy Hareketi,” Buğday Bülteni, no: 2, s.9.


1998, “Yaşayan Toprak,” Buğday Bülteni, no: 5, 6, s.10.


1998, Hocamköy Anadolu Ekolojik Ortak Yaşam Hareketi Tanıtım Broşürü.


2000, “İzmit BM Çadır Kentinde Güneş Evi,” TÜBİTAK Bilim-Teknik Dergisi, no: 8, s.101.


2001, "Dayanışmanın En Güzel Örneği," Yeni Şafak, 11 Haziran 2001: http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/haziran/11/aktuel.html. (İzleme tarihi: 12 Aralık 2007).


2001, “Marmaris’te Dört Dörtlük Bir Köy,” Milliyet, 11 Ağustos 2001.


2003, “Hacettepe Üniversitesi Güneş Evi,” Haberler: Temiz Enerji Vakfı, no: 26/Haziran, s.4.


2003, “İmece Evleri Belgesele Konu Oldu,” Düzce Damla Gazetesi, 21 Haziran 2003: http://www.duzcedamlagazetesi.com.tr/text/index.dwx?TextID=1294. (İzleme tarihi: 14 Eylül 2003).


2005, Solar House and Science Park in the United Nations Tent City, Izmit: http://www.twmwv.org.tr/galeri.htm. (İzleme tarihi: 12 Aralık 2007)


2006, GEF/SGP Küçük Destek Programı Türkiye, Use of Clean and Renewable Energy and Establishment of a Science Park in the UN Tent City Kocaeli (TUR-99-01) [Kocaeli Birleşmiş Milletler Çadır Kentinde Temiz ve Tükenmez Enerji Birimleri ve Bilim Parkı Yapımı]: http://sgp.undp.org/ (İzleme tarihi: 12 Aralık 2007).


2007, Güneş Enerjisi Enstitüsü: http://www.eusolar.ege.edu.tr/turkce/anasayfa.html. (İzleme tarihi: 12 Aralık 2007)


2007, Pastoral Vadi Ekolojik Yaşam Çiftliği: http://www.pastoralvadi.com/. (İzleme tarihi: 12 Aralık 2007)


Akbay, S. 2002a, “Cennetin Kökleri: Urla’da bir Ev,” Arredamento Mimarlık, no: 1, ss.58-59.


Akbay, S. 2002b, “Urla’da Bir Bağ Evi,” Ege Mimarlık, no: 42.


Akoğlu, A. 1999, “TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi,” TÜBİTAK Bilim-Teknik Dergisi, no: 11, ss.52-55.


Altun, Z. G. 1982, Çukurova Bölgesi Koşullarında Edilgen Güneş Evi Denemesi ve Parametrelerin Belirlenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi, Adana.


Altun, Z. G. 1985, “Çukurova Bölgesi Koşullarında Edilgen Güneş Evi Denemesi,” Doğa Bilim Dergisi, Seri B, no: 9/1, ss.41-43.


Altuntop, N. 1996, “Erciyes Üniversitesi Güneş Evi,” Yapı Dergisi, no: 177/8, ss.43-45.


Altuntop, N. ve D. Demiral, 1998, “Technical Characteristics and Performance of Erciyes University Solar House,” Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Dergisi, no: 3/1.


Ananias, V. 1998, “Ekoproje: Sazlam,” Buğday Bülteni, no: 2, s.8


Atagündüz, G. 1989, Güneş Enerjisi Temelleri ve Uygulamaları, Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü, İzmir.


Bayrak, A. 2003, “Muğla Üniversitesi NATO’nun Lideri,” Hürriyet, 9 Şubat 2003, s.6.


Demirbilek, F.N. 1999, “Mimarlıkta Pasif Yöntemlerle Yararlanma ve Korunma: Dünyadan ve Türkiye’den Örnekler,” Güneş Günü Sempozyumu ’99 Bildiri Kitabı, 25-27 Haziran 1999, derl. N.Altuntop, TÜBİTAK ve Makine Mühendisleri Odası Kayseri Şubesi Başkanlığı, İzmir, ss.112-116.


Demirbilek, F.N. ve D. Irklı Eryıldız, 1999, “Solar Architecture in Turkey: State-of-the-Art.” Proceedings of International Solar Energy Conference.


Demirbilek, F.N., A.E. Şahmalı, M. İnanıcı, 1997, “A Passively Climatized Building, 2500 m Above Sea Level,” The Proceedings of Solar ’97. Canberra: Australian and New Zealand Solar Energy Society, 2-4 December 1997, derl. T. Lee, The Australian National University, Canberra.


Demirbilek, F.N., U.G. Yalçıner, A. Ecevit, M. Özgümüş, 1997, “METU Solar House.” The Proceedings of Solar ’97. Canberra: Australian and New Zealand Solar Energy Society, 2-4 December 1997, derl. T. Lee, The Australian National University, Canberra.


Demirbilek, F.N., U.Yalçıner, M.N.İnanıcı, A.Ecevit, O.Sarıtabak Demirbilek, 2000, “Energy Conscious Dwelling Design for Ankara,” Building and Environment, no: 35, ss.33-40.


Ecevit, A. ve N. Demirbilek, 1994, “Solar Energy Studies in the Middle East Technical University,” Proceedings of the National Seminar on Turkish Solar Energy Activities and International Energy Agency Solar Heating and Cooling Programme Tasks, May 5, 1994, Ankara, Turkey, derl. M. Tan, Greater Municipality BELKO Group of Companies, Ankara.


Eryıldız, S. 2003, “Ekomimarlık Örnek Yapı ve Projeleri,” Arredemento Mimarlık, no: 2003/1, ss.86-91.


Göksu, Ç. 1999, “Kayseri Güneş Enerjili Toplu Konut Projesi,” Proceedings of Sun Day Symposium’99, 25-27 Haziran 1999, derl. N. Altuntop, TÜBİTAK ve Makine Mühendisleri Odası Kayseri Şubesi Başkanlığı, İzmir, ss.129-132.


Gürgen, M. 2000, “Orada Herşey Doğal,” Radikal Gazetesi, 29 Ekim 2000.


Irklı Eryıldız, D. 2001, “Saman Balyasından Ev,” Buğday, no: 1, ss.46-7.


Irklı Eryıldız, D. ve A. Başkaya, 2000, “Saman Balyası ile Yapılanma: Kırıkkale Hasandede’de bir Prototipin Yapımı,” Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, no: 15 (2), ss.87-104.


Irklı Eryıldız, D. ve S. Eryıldız, 2001, “Enerji Etkin Yapı Tasarımı: Örnek Yapı ve Projeler,” Türk-Alman Enerji Sempozyumu, 21-23 Haziran 2001, Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi, İzmir.


Kerestecioğlu, A. 1999, “Bir Konut Uygulaması, Güneş Enerjisi ve Isınmada Sera Etkisi,” Yapı Fiziği Fiziksel Çevre Denetimi Kongresi, MF.SM:99.0491, MİM 99.004, YTÜ Basım-Yayın Merkezi, İstanbul.


Naturland Eco Park & Resort Hotels: http://www.naturland.com.tr/. (İzleme tarihi: 12 Aralık 2007).


Okutucu, F. 2002, Pasif Güneş Enerjisi ile Isıtılan Yapılarda Optimizasyon: Boyutlar ve Maliyet, Yayımlanmamış Doktora Tezi, KTÜ, Trabzon.


Özesmi, U. 2002, “Tüketim Toplumuna Bir Direniş: Güneş Evi: Doğayla Uyumlu Mimari,” Buğday, no: 13, 1-2; ss.22-23.


Özesmi, U., S.Özesmi, A.Schmeing, N.A.Altuntop, Ç.Yurtsever, H.F.Ercan, 2001, “Küreselleşmeyi Yeniden Tanımlamak: Çevresel, Ekonomik ve Sanatsal Bütünlük İçinde Güneş Evi,” YEKSEM 2001-Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu, derl. N.S. Gülşen ve H.Günerhan, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, İzmir, ss.202-210.


Şahmalı, A.E., F.N. Demirbilek, M. İnanıcı, 1998, “TÜBİTAK Gözlemevi Konuk Evi: Pasif İklimlendirilmiş Bina Tasarımı,” Güneş Günü Sempozyumu ve Fuarı ’98 Bildiri Kitabı, Cilt II, 19-21 Haziran 1998, Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi, İzmir.


Tan, M. 1993a, Ankara Solar House: Simulation of a New Passive Solar Heating System for Multistorey Buildings, Greater Municipality BELKO Groups of Compaines, Ankara.


Tan, M. 1993b, “Opposite Sunspaces Passive Solar Air Heating System,” Solar Energy, no: 60 (3,4), ss.127-134.


Tan, M. 1993c, Proposal and Analysis of New Passive Solar Heating System for Multistory Buildings, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara.


Tan, M. 1994, Binalarda Güneş Enerjisi Kullanımı ve Enerji Tasarrufu Toplantısı, Konuşma Metinleri, 17 Ocak 1994, Ankara. Ankara Büyük Şehir Belediyesi, BELKO Limited Şirketi & Enerji Tasarrufu Koordinasyon Kurulu, Ankara.


Tekin, Y. ve Altuntop, N. 2001, “Erciyes Üniversitesi Kapalı Halı Saha Spor Salonunun Güneş Enerjisi ile Isıtılma Uygulamasının Tanıtımı ve İncelenmesi,” YEKSEM 2001-Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu Kitapçığı, derl. N. S. Gülşen ve H. Günerhan, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, İzmir, ss.159-166.


Tönük, S. 2001, Bina Tasarımında Ekoloji, YTÜ Basım-Yayın Merkezi, İstanbul.


 
 
RESİMLER
 
Fotoğraflar, aksi belirtilmedikçe yazar aittir.
 
1. Eko Foça’da, geleneksel Foça evlerine öykünen bir konut.
Projenin Adı: Eko Foça-Foça Ekolojik Köyü
Yer: Bağarası, İzmir
İnşa Tarihi: 2000 ve devam ediyor
Ekoköy Sakinleri: Eko Foça Ekolojik Yaşam Grubu, Tunca Bökesoy, Bahattin Odabaşı
 
2. Yeşeren umutların mekânı: Hocamköy Ekoköy Projesinin kerpiç evi
Projenin Adı: Hocamköy Ekoköy Projesi
Yer: Hasandede, Kırıkkale
Proje Süreci: 1996-1998
Ekoköy Sakinleri: Hocamköy Anadolu Ekolojik Ortak Yaşam Hareketi Destekçileri
Tasarlayan ve İnşa Edenler: Kerpiç ev: Arslan Demir (yerel taş ve kerpiç ustası) ve Hocamköy Anadolu Ekolojik Ortak Yaşam Hareketi Destekçileri
 
3, 4. Geleneksel Bodrum evlerine has yapım geleneğinin örnek alındığı Karakaya evi ve çatısı sazla örtülü yuvarlak yapı, Sazlam
Projenin Adı: Karakaya Evi ve Sazlam
Yer: Bodrum, Muğla
İnşa Tarihi: 1998
Konut Sahibi: Feride – Alp Karakaya
Tasarlayan ve İnşa Eden: Victor Ananias
Fotoğraf: Buğday Dergisi (Kaynak: Ananias, 1998; 1998, “Feride-Alp Karakaya Evi”)
 
5. Taşın ekolojik mimari ilkeleri doğrultusunda kullanıldığı Erol Toprak Evi
Projenin Adı: Erol Toprak Evi
Yer: Belen, Fethiye, Muğla
İnşa Tarihi: 2002
Konut Sahibi: Erol Toprak
Tasarlayan ve İnşa Eden: Ahmet Kizen
 
6. Alicenap hümanist yapı: Güneşkaya Güneş Evi
Projenin Adı: Güneşkaya Güneş Evi Tasarımı
Yer: Kayseri
Tasarım Tarihi: 2001
Tasarım Ekibi: Uygar Özesmi, Astrid Schmeing, Çiğdem Yurtsever, Stacy Özesmi, Necdet Altuntop, H. Fazıl Ercan
Maket: Astrid Schmeing (Kaynak: Özesmi, 2002)
 
7. Kırlık Köyü’nün ahşap konutları
Projenin Adı: Kırlık Köyü Projesi
Yer: Beldibi, Marmaris, Muğla
İnşa Tarihi: 2000 ve devam ediyor
İnşa Sahibi: Yıldırım Yiğiter ve Rana Yıldırım
İnşa Eden: Yıldırım Yiğiter Ltd. Şti.
 
8. Yerel işgücü ve malzeme kullanımı ile yörenin ekonomik sürdürülebilirliğine katkıda bulunan Serhat Akbay Evi.
Projenin Adı: Serhat Akbay Evi
Yer: Yağcılar Köyü, Urla, İzmir
İnşa Tarihi: 1999
Mimar: Serhat Akbay
Fotoğraf: Aydın Çetin Bostanoğlu (Kaynak: Akbay, 2002a)
 
9. Kullanıcı tercihleri dikkate alınarak tasarlanmış ahşap karkas konut grubu.
Projenin Adı: Yeşil Vadi Konut Kooperatifi
Yer: Afyon-Ankara Karayolu, Afyon
İnşa Tarihi: 2002
Mimar: Ça-Ba Tasarım, Bursa (Çelik Erengezgin)
İnşa Eden: Nascor Türkiye ve Atatürk Yapı
Fotoğraf: Bilal Tatar, 2002
 
10. Kullanıcısına kendi kendine yetebilen, sürdürülebilir bir yaşam tarzı sunan ikiz eko-ev
Projenin Adı: İkiz Eko-Ev Tasarımı
Mimar: Ça-Ba Tasarım, Bursa (Çelik Erengezgin)
Çizim: Ça-Ba Tasarım
 
11. Pasif güneş enerjili bina tasarım ilkelerinin başarı ile test edildiği bir güneş konutu: batı cephesinde sera ve güney cephesinde trombe duvarı uygulamaları.
Projenin Adı: Kemal Demiröz Evi
Yer: Güzelbahçe, İzmir
İnşa Tarihi: 1996
Konut Sahibi: Kemal Demiröz
Mimar: Fikret Okutucu
Fotoğraf: Fikret Okutucu. (Kaynak: Okutucu, 2002)
 
12. Türkiye’nin ilk Saman Balyası Yapısı
Projenin Adı: Saman Balyasından Ev
Yer: Hasandede, Kırıkkale
İnşa Tarihi: 2000
Eğitmen: Harald Weding
Destek Veren Kuruluşlar: Harman Anadolu Ekolojik ve Holistik Yaşam Merkezi, Küresel Ekoköy Ağı (GEN) ve Gazi Üniversitesi, Mimarlık Bölümü (Demet Irklı Eryıldız)
İnşa Edenler: Atölye Çalışmasına Katılanlar ve Gönüllüler
 
13, 14. Depremzedelerin geçici yerleşim alanında çok fonksiyonlu bir yapı: güneş evi ve bilim parkı.
Projenin Adı: Birleşmiş Milletler Çadır Kenti, Güneş Evi ve Bilim Parkı,
Yer: İzmit
İnşa Tarihi: 2000
Proje Yürütücüsü: Temiz Enerji Vakfı
Destek Veren Kuruluşlar: KALDERA DAĞSAN Konya, DUNASOLAR Photovoltaics Macaristan ve Gazi Üniversitesi, Fizik Mühendisliği Bölümü
Fotoğraf: Temiz Enerji Vakfı (Kaynak: www.temev.org.tr)
 
15. Ekolojik ve sağlıklı bir çevrede dinlenmek üzere pansiyon birimi olarak tasarlanmış köy evleri.
Projenin Adı: Yaşayan Toprak Projesi, Köy Evleri
Yer: Faralya, Fethiye, Muğla
İnşa Tarihi: 2000
Koordinatör: Atilla Sevilmiş
Tasarlayan ve İnşa Eden: Ahmet Kizen
 
16. Ahmet Kizen Evi.
Projenin Adı: Pastoral Vadi Projesi
Yer: Yanıklar Köyü, Fethiye, Muğla
İnşa Tarihi: 2002
Proje Sakinleri: Nuran-Ahmet Kizen, pansiyonerler ve gönüllüler
Tasarlayan ve İnşa Eden: Ahmet Kizen
 
17. Durudeniz Tatil Köyünün yamaca yaslanmış konaklama birimleri.
Projenin Adı: Durudeniz Tatil Köyü, Yeraltı Evleri
Yer: Hisarönü, Fethiye, Muğla
İnşa tarihi: 2001 (durduruldu)
Mimar: Semih Eryıldız
 
18. Naturland kompleksi içinde yer alan Orman Otelinin ağaç kolonları.
Projenin Adı: Naturland Eko Park ve Otelleri
Yer: Çamyuva, Kemer, Antalya
Kompleksin İnşa tarihi: 1998
Otelin Mimarı: Nedim Dikmen
İç Mimar: Ali Erten
 
19. Kültür merkezinin güney cephesinde yer alan trombe duvarı ve sera uygulamaları.
Projenin Adı: Murat Reis Cami Kültür Merkezi ve Pasif Havalandırmalı Umumi Tuvalet
Yer: Hatay, İzmir
İnşa tarihi: 1991
İşveren: Murat Reis Kültür Derneği
Mimar: Fikret Okutucu
 
20. Yapının dört cephesini de saran iki katlı sera uygulaması.
Projenin Adı: BELKO Kömür Deposu İdari Binası
Yer: Güvercinlik, Ankara
İnşa Tarihi: 1993
İşveren: Ankara Büyük Şehir Belediyesinin BELKO Şirketler Grubu
Sistem Tasarımı: Melih Tan
 
21. Sıradışı coğrafya ve iklim şartlarında da pasif sistemlerin uygulanabildiğini gösteren bir taş yapı.
Projenin Adı: TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Misafirhanesi
Yer: Bakırlıtepe (2465 m.), Saklıkent, Antalya
İnşa Tarihi: 1997
İşveren: TÜBİTAK
Tasarım Ekibi: Enerji ve Yapı Araştırma ve Danışma A. Ş., Ankara (A. Erkan Şahmalı), F. Nur Demirbilek ve Mehlika İnanıcı (ODTÜ Mimarlık Bölümü)
Fotoğraf: K. Uygar Candemir, 2000
 
22. Hem aktif hem de pasif yöntemle ısıtılan ODTÜ Güneş Evi.
Projenin Adı: ODTÜ Güneş Evi
Yer: ODTÜ, Ankara
İnşa Tarihi: 1976 (1996’da yenileme)
Tasarım Ekibi: ODTÜ Mimarlık ve Fizik Bölümleri öğretim üyeleri

Bu icerik 35343 defa görüntülenmiştir.