319
EYLÜL-EKİM 2004
 
MİMARLIK'TAN

UIA 2005 İSTANBUL’A DOĞRU

MİMARLIK DÜNYASINDAN

DOSYA: Mesleğe İlişkin Son Dönemdeki Yasal Düzenlemeler Neler Öngörüyor?

  • PORRO
    Gürhan Tümer

    Prof.Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü, Yayın Komitesi Üyesi



KÜNYE
KENT MÜZESİ

İzmir Kent Arşivi ve Müzesi

Hülya Yüceer

Y. Mimar, Restorasyon Uzmanı, Ankara Altındağ Belediyesi.

1922 Eylül’ünde çıkan yangınla büyük bir bölümü yok olan İzmir’in yeniden yapılanma sürecinde İzmir Belediyesi’nin atmış olduğu en önemli adımlardan biri 24 Ağustos 1926 tarihinde, İtfaiye Merkez İstasyon Binası’nın yapılması kararının alınmasıydı. Dönemin kısıtlı imkânları nedeniyle ancak 1930 yılında temeli atılabilen binanın 1932 yılında tamamlanarak kullanılmaya başlandığı İzmir basınında yer alan haberlerden anlaşılmaktadır.(1)

Yapı İzmir kent merkezinin yangın sonrası yeniden planlanan bölümünde açılan ana ulaşım akslarından Şair Eşref Bulvarı üzerinde konumlandırılarak, çoklukla ticari yapıların bulunduğu bugünkü kentsel sit alanı olan Kemeraltı bölgesini kontrol etmeyi amaçlamaktaydı. Ancak, kentin imarı sürecinde itfaiye binası, bulunduğu alan içersinde yüksek katlı yapılar arasında kalmış ve itfaiye araçlarının çıkış yaptığı bulvar trafik yoğunluğu nedeniyle yangın alanlarına ulaşımı sağlamada binanın yapıldığı dönemdeki amaca hizmet edememeye başlamıştır. Bu nedenle, potansiyel yangın alanına müdahale için daha elverişli bir noktada yeni bir itfaiye binasının yapılması ve mevcut yapının da yeni bir işlev kazandırılarak kent belleğinde ait olduğu nitelikleriyle korunması kararı alınmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki ilgili birimler ve proje yöneticisi danışmanlarının gerçekleştirdiği bu eş zamanlı ortak çalışma 2000 yılı içerisinde başlatılmıştır.

Erken Cumhuriyet Dönemi’ne ait kamusal yapıların ilk örneklerinden biri ve İtfaiye Hizmet Merkezi olarak tasarlanmış ilk yapı olma özelliğiyle İzmir’in sahip olduğu bu önemli kültür mirası yapı, 10 Ocak 2004 tarihinde bu defa “İzmir Kent Arşivi ve Müzesi” olarak İzmirlilere ve İzmir’i tanımak isteyen tüm ziyaretçilerine hizmet vermeye başladı.

Burada, yapının restorasyon çalışmalarına ilişkin bilgiyi aktarmadan önce, bulunduğu çevre ve mimari özelliklerine kısaca değinmek istiyorum.(2) Yapı, İzmir kent merkezinin yangın sonrası yeniden plan kesiminde, Konak ilçesi, İsmet Kaptan mahallesinde yer almaktadır. Ticari kullanımlı ve çok katlı yeni yapıların bulunduğu bu alanda halen varlığını sürdürebilen koruma altına alınmış Tekel Binası, Behçet Uz Çocuk Hastanesi, Atlas Oteli gibi dönemin mimari özelliklerini taşıyan yapılar da bulunmaktadır.

Yapının konumlandırıldığı ada güneydoğuda yapının giriş aldığı Şair Eşref Bulvarı, güneybatıda Gazi Osman Paşa Bulvarı, kuzeybatıda 1372 ve kuzeydoğuda 1371 sokak ile çevrilidir. Ana bina Şair Eşref Bulvarı ve 1371 sokağa cepheli olup, müştemilat binası 1372 sokak boyunca uzanmaktadır. Yapı güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda yerleştirilmiş uzun bir dikdörtgene dik saplanan daha kısa ve dar bir dikdörtgenden oluşan L şeklinde bir kütle olup, kırma çatı ile örtülmüştür. Kırma çatıdaki yükseklik farkları yapının tasarımını etkileyen iç mekândaki işlevsel farklılıkları kütleye yansıtmada kullanılmıştır. Ana kütleye kuzey batısında yer alan bahçe tarafından kare planlı kule eklenmiş; bulvar ve sokağın kesiştiği köşe yarım daire planlı ve giriş ise camekânlı bir çıkma ile vurgulanmıştır.

Kule yapıldığı dönemde çevresinin en yüksek yapısı olduğu için yangın gözetleme amacı taşımakta, ancak bir o kadar da kullanılmış hortumların kulenin üst katından taşan makaralara asılarak kurutulmasına hizmet etmektedir. Binanın ana girişi, güney doğuda Şair Eşref Bulvarı’ndan alınmıştır. 1371 sokağa açılan ikinci girişten sadece birici ve ikinci katlara çıkan merdiven kovasına ulaşılmaktadır. Bu giriş, ikinci katta yer alan lojman için düşünülmüştür. Binayı bahçe ve müştemilatla ilişkilendiren arka cephede iki giriş daha bulunmaktadır. Bunlardan biri güney batı uçtaki mekânlar, diğeri ana giriş holüne açılan mekânlar için düzenlenmiştir.

Taş tuğla almaşık malzemeden yığma olarak inşa edilen yapının dış duvarları 65 cm. kalınlığında olup, ikinci katta 50 cm.ye düşmektedir. İçeride, birbirine paralel uzanan dış duvarları enine birleştiren ve garajın iki yanında konumlandırılmış, aynı kalınlıkta ikişer iç duvar da taşıyıcı olarak çalışmaktadır. Diğer iç duvarlar 20 cm. kalınlığında ve tuğladan örülmüştür. Yaklaşık 15 m. x 23 m. boyutlarındaki garaj açıklığı 2,5 m. aralıklarla enine ve bunları dik kesen daha küçük kesitli boyuna yerleştirilmiş betonarme kirişlerle geçilmiştir. Zemin kattaki diğer geniş mekânlarda da açıklığa uygun kesitli yine betonarme kirişler kullanılmıştır. Üst katta daha geniş aralıklı betonarme kirişler ana çatı makaslarının altında yer almaktadır. Ahşap çatı makasları kalın dış duvarlara oturtulmuştur.

Zemin etüdü sırasında tetkik edilen temeller, taşıyıcı duvarların zemin kotundan 2,5 m. kadar aşağıya uzatılıp 1 m. de betonarme hatıl döşenerek inşa edilmiştir. Kireçli harçla yapılan dış sıva kalınlığı 6 cm. olup, üzerinde farklı zamanlarda yapılmış sarı, mavi ve kiremit renklerinde boya katmanları ve en dışta 1980’ler de uygulanmış kaleterasit sıva bulunmaktadır. İç sıva 4 cm. kadardır. Garaj bölümü hariç tüm zeminlerde, bordürlü 20x20 köşe takozlu mozaik döşeme kullanılmıştır. Kuzeybatı uçta yer alan birinci ve ikinci kattaki mekânlarda ise desenli karo mozaik bulunmaktadır. Yer döşemesi duvarlarla, yine zeminle uyumlu desenli karo mozaikten süpürgeliklerle birleştirilmiştir.

Mimari Restorasyon Çalışmaları (3)

Çalışmaların başladığı döneme kadar özgün mimari niteliklerini, sonradan yapıldığı anlaşılan birkaç eklenti dışında taşıyabilmiş olan yapının mekân kurgusu ve özellikleriyle yeni işlevin hemen tüm gerekliliklerini sağlayabildiğini söyleyebiliriz. Söz konusu eklentiler ise 1932 ile 1938 yılları arasında arka bahçeye yapılan tek katlı bir müştemilat binası ve 1950’li yıllarda avluya bakan duvara bitişik olarak kalorifer sistemi için bir ilave bölümdür. (4) Restorasyon çalışmaları sırasında avluya bakan cepheyi kapatan bu tesisat eki kaldırılarak, müştemilat binasına bitişik tasarlanan yeni bir eklentiyle ısıtma ve soğutma sistemi çözülmüştür. Böylelikle yapı için tehlike yarattığı düşünülen eski kazan sistemi ana kütleden arındırılmış ve özgün avlu cephesi ortaya çıkarılmıştır. Ana kütleye paralel uzanan müştemilat binası ise bu kütleyle uyumlu ve yemekhane olarak tarihsel süreç içerisinde binayı kullananların alışkanlık kazandığı bir ek yapı niteliğindedir. Dolayısıyla, hem yapıldığı dönem, hem de ana kütleye arasında kalan alanın kullanım açısından sağladığı fayda düşünülerek korunmuştur.

Yapının mekânsal özellikleri ve kurgusunun verilecek yeni işlevle örtüşmesi de restorasyon kararları ile tutarlılık göstermekte, yeni fonksiyon için gereksinim duyulan mekân adedi ve niteliğini yapının özgün durumu sağlayabilmektedir. İzmir Kent Müzesi ve Kent Arşivi olarak kullanılacak yapının garajı artık müze ve üst katındaki yatakhaneler arşiv çalışma salonu işlevini üstlenecektir. Zemin katta, kuzeydoğuda yer alan ofis odaları İzmir ile ilgili belgesellerin seyredilebileceği, İzmir’e özgü müziklerin dinlenebileceği ve müzedeki sergi temasının okul öğrencilerince dramatize edilebileceği mekânlar olarak düzenlenmiştir. Aynı kısımda birinci ve ikinci katlardaki odalar ise yönetici ve araştırmacılar için çalışma ofisleri olacaktır. Güney batı uçtaki üç katlı bölümün bahçeden ulaşılan bağımsız bir girişi ve ikinci katta arşivle bağlantısının olması, yine bu yapıda yer alması düşünülen Milli Kütüphane’ye ait mekânların ve dolaşım düzeninin özgün niteliklerin korunarak sağlanmasında etkendir.

Müştemilat binası özgün işlevine de referansla İzmir Yemekleri Lokantası olarak düşünülmüştür. Ana bina ile arasında kalan şap zeminli açık alanda yapılan peyzaj düzenlemesi ile içerideki fonksiyonun gerektiğinde dışarı taşarak kullanılır hale getirilmesi amaçlanmıştır. Güneybatı uçtan bahçeye yaklaşımda ana bina ile Atlas Oteli arasındaki bölüm otopark ve otoparkın kuzeybatısında kalan mevcut durumda da ağaçların yer aldığı alan bahçe olarak düzenlenmiştir.

Çalışmalar tamamlanırken, hazırlanan ilk projede yer almayan ve ana kütle ile müştemilat binasının avluya bakan cephelerini U şeklinde çevreleyen ek bir üst örtülü dolaşım bandı tasarlanmıştır. Ahşap dikmeler üzerine avluya doğru eğimli ve alaturka kiremit örtülü bu saçak, yapıya ilişkin alınan ana restorasyon karalarıyla iki temel nedenle çelişmektedir: Birincisi, ana kütlenin avluya bakan cephesini ortaya çıkarmak için tesisat ekini kaldırmışken, yapılan bu bantla cephe kısmen gizlenmiş ve görsel bütünlüğünü yitirmiştir. İkincisi ise, bu öneri için kullanılan mimari dilin yapının mimari nitelikleriyle uyumsuzluğudur. Ayrıca bahçeyi çevreleyen dış duvarlar da bu sırada yükseltilmiştir. Kullanılan yapım tekniğiyle getirilen bu öneri, yapının özgününde var olmayan ve eklendiği dönemin niteliklerini de taşımayan bir müdahale olarak yukarıda sözü geçen ek gibi yanılgıya yol açmaktadır.(5) İç mekânlar için önerilen tefriş projeleri ise yapının iç mekân kurgusu ve strüktürünü etkilemeyecek şekilde hazırlanmış, tamamen kaldırılabilir niteliktedir. Bu anlamda tefriş, almış olduğumuz restorasyon kararları ile örtüşmektedir.

NOTLAR

1. Yılmaz, Fikret ve Sabri Yetkin, 2002, İKEMA (İzmir Kent Müzesi ve Arşivi) tanıtım kitapçığı, İzmir, s.18.

2. Ege Mimarlık dergisinde yapıyla ilgili çalışmalar henüz devam ederken yayımlanan yazımda, yapıyla ilgili daha ayrıntılı bilgi yer almaktadır. (Yüceer, Hülya, 2002, “İtfaiye Binası’ndan İzmir Kent Müzesi ve Arşivi’ne Restorasyon Çalışmaları”, Ege Mimarlık, 2002/3, s: 43.)

3. Yapının projelendirmeleri İzmir Büyükşehir Belediyesi, Etüd Proje Şube Müdürlüğü’nde, Müdür Mimar Işık Çelikoğlu denetiminde, Y.Mimar, Restorasyon Uzmanı Hülya Yüceer tarafından hazırlanmıştır. Yeni işlevin mekânsal sunumu için üç boyutlu canlandırmalar yine aynı müdürlükten Mimar Demet Sisalan’a aittir. İç mekân düzenleme ve tefrişi için daha sonra çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

4. 1934 yılı İzmir şehir rehberinde yer alan ve itfaiye binasının arka cephesini gösteren bir fotoğrafta müştemilat binası bulunmamakta, ancak 1938 yılına ait yapıyı ön cepheden gören başka bir fotoğrafta müştemilat binasının bir bölümü görülmektedir. Dolayısıyla bu ekin, ana bina 1932 yılında tamamlandıktan sonra 1938 yılına kadar geçen süreç içerisinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

5. Bu ekler 2003 yılında, Etüd Proje Şube Müdürlüğü’nde projelendirilmiştir.

Bu icerik 2703 defa görüntülenmiştir.