348
TEMMUZ-AĞUSTOS 2009
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

MİMARLIK MÜZESİNE DOĞRU ADIM ADIM


İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY


TÜRKÇE ÖZET



KÜNYE
ÇEVRE DUYARLI M?MARLIK

Yapısal Atıkların Önlenmesinde / Azaltılmasında Tasarımcının Rolü

Nilay Coşgun

Doç. Dr., Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Mimarlık Bölümü

Tuğba Güler

Y.L. Öğrencisi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Mimarlık Bölümü

Belgin Doğan

Y.L. Öğrencisi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Mimarlık

Yapısal atıklar, büyük hacimli olmaları, miktarları ve karmaşıklıkları nedeniyle birçok ülkede “öncelikli atık” olarak nitelendiriliyorlar. Türkiye’de 2004 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde yapısal atıkların yönetimine ilişkin kapsamlı bir düzenleme bulunuyor. Yazarlar, yapı üretim sürecinin başlangıcı olan “tasarım aşamasında” yapısal atık oluşumuyla ilgili önlemlerin düşünülmesi gereğine vurgu yaparak, yaptıkları anket çalışmasının sonuçları üzerinden ülkemizdeki durumu değerlendiriyorlar.

Kentlerdeki hızlı büyüme kentsel çevre sorunlarını artırmaktadır. Kentleşmenin yarattığı önemli olumsuzluklardan biri de katı atıklardır. Çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratan katı atıklar, kavram olarak insanların sosyal ve ekonomik faaliyetleri sonucunda işe yaramaz hale gelen ve akıcı olabilecek kadar sıvı içermeyen her türlü madde ve malzeme şeklinde tanımlanmaktadır (1). Katı atıklar,

  •  Evsel katı atıklar

  •  Tıbbi katı atıklar

  •  Tehlikeli katı atıklar

  •  İnşaat artığı ve moloz (yapısal atıklar)

olarak gruplandırılmaktadır.

Yapısal atıklar yapı malzemesi üretimi, yapıların yapım, yenileme, onarım ve yıkım faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan beton, metal, ahşap, seramik, plastik gibi yapı malzemeleri / bileşenleridir. Yapısal atıklar büyük hacimli olmaları, miktarları ve karmaşıklıkları nedeniyle birçok ülkede öncelikli atık olarak nitelendirilmektedir. Yapısal atıkların toplam atıklar içindeki yüzdesi Avustralya’da % 44, Danimarka’da % 25–50, Hongkong’da % 38, Japonya’da % 36, İtalya’da % 30, İspanya’da % 70 olarak ifade edilmektedir. Avustralya’da her yıl atık alanlarına bırakılan 14 milyon ton atığın % 44’ünün inşaat endüstrisinden kaynaklandığı belirtilmektedir. (2)

Yapısal atıkların büyük hacimli olmaları atık alanlarını zorlamakta ve çevresel değerlere zarar vermektedir. Bu atıklar kontrolsüz biçimde ormanlara, akarsulara, nehirlere veya boş alanlara bırakıldıkları zaman erozyona, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlenmesine, toprağın yapısının değişmesine ve doğal yaşam alanlarının yok olmasına neden olurlar. Yapısal atıklar genellikle tehlikeli atıklar grubunda sayılmamakla birlikte, tehlikeli bileşik de içerebilmektedir. İnşaat sektöründe boya, solvent, tutkal, asbest gibi zararlı malzemeler de kullanılmaktadır. Beton bileşiminde kullanılan geçirimsizlik sağlayıcı kimyasal bağlayıcılar, bina yıkılıp da toprakla teması sözkonusu olduğunda toprak dolayısıyla da suyun zehirlenmesine yol açabilmektedir. Yapısal atıklar yapının yapım sistemine ve kullanılan malzeme çeşitliliğine göre farklılık gösterir. Ayrıca yapım, yenileme, onarım ve yıkım faaliyetlerine göre de miktar farklılıkları göstermektedir.

Yapı üretiminin hemen her aşamasında yapısal atıkların etkin yönetimi ile çevre, ekonomi ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri önlenebilmekte / azaltılabilmektedir. Yapı üretim sürecinin en önemli aşamalarından biri olan tasarım aşamasında, yapısal atık oluşumuyla ilgili önlemlerin düşünülmesi yapı malzemelerinin yeniden kullanılabilirlik ve geri dönüştürülebilirlik özelliklerinin gözönünde bulundurulması önemlidir. Bu konuda tasarımcılara önemli görevler düşmektedir.

Bu çalışmada, çevresel duyarlılık bağlamında tasarımcının yapısal atıklar konusundaki bakış açısının saptanması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, Kocaeli ve İstanbul’da 42 tasarımcı ile anket çalışması yapılmıştır. Farklı kapasitede iş yüküne sahip, farklı yaş grubunda ve deneyimde tasarımcıların seçildiği çalışmada, katılımcıların yapısal atıklar ve atık oluşumu konusundaki görüşleri, tasarımcının bu konudaki rolü, atık yönetimi bağlamında atık önleme / azaltma ve geri kazanma konularında duyarlılıkları belirlenmeye çalışılmıştır.

Anket çalışması 20 soruyu içermektedir. Anketin birinci bölümünde tasarımcıların “atık / yapısal atık” kavramını nasıl nitelendirdikleri, doğal çevrenin bozulmasına ve doğal kaynakların azalmasına karşı nasıl tepki gösterdikleri, yapım aşamasında oluşacak yapısal atıkları ve bertarafını gözönüne alıp almadıkları ve yapı üretiminde en fazla oluşan atıkların neler olduğu ile ilgili görüşleri sorgulanmıştır. Anketin ikinci bölümünde yapısal atıkların azaltılmasında tasarımcının rolü, geri dönüştürülebilecek / dönüştürülmüş malzeme kullanımına ilişkin tercihleri, şantiyede oluşan yapısal atıkların tasarım aşamasında kontrol altına alınabilirliği konusunda düşünceleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anketin son bölümünde ise yapısal atıkların yönetimi, tasarımcıların tasarımlarında yapısal atık azaltma konusunda planlama, yönlendirme sorumluluğu, tasarımlarda geri dönüştürülmüş ve ikinci el yapı malzemesi tercihlerine ilişkin görüşleri sorgulanmıştır. Elde edilen veriler grafiklere aktarılarak sunulmuştur. Çalışmanın tasarım aşamasında “yapısal atık yönetimi” konusunda sektörde bir bilinç oluşmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Yapısal Atık Yönetimi

Atık yönetimi modern toplumların önemli konularından biri durumundadır. Atık alanlarının yetersizliği ve doğal kaynakların sınırlı oluşu nedeniyle yapısal atıklar ve yönetimi son dönemlerde birçok araştırma ve geliştirme çalışmalarına konu olmuştur. Yapısal atık yönetimi ve atıkların azaltılması alanındaki araştırma konularının bazıları aşağıda sıralanmıştır: (3)

  • Yapısal atık ölçümü ve kaynak değerlendirmesi,

  • Yerinde (şantiyede) atık ayırma metotları ve teknikleri,

  • Yerinde atıklarla mücadele etmeye yardım etmek için atıkların akışı ve atık yönetimi haritalandırılmasını içeren atık verisi toplama modellerinin geliştirilmesi,

  • Yerinde atık denetleme ve keşif gereçlerinin gelişimi,

  • Atık yönetimi uygulamalarının yasallaştırılmasının etkileri,

  • Yerinde atık yönetimi uygulamalarının gelişimi,

  • Yapımda yeniden kullanım ve geri dönüşüm,

  • Atık azaltmanın faydaları,

  • Atıklara karşı davranışlar,

  • Karşılaştırmalı atık yönetim çalışmaları,

  • Tasarımcılar için atık azaltıcı kılavuzlar

Yapısal atıkların yönetiminin sağlanmasıyla atıkların yaratacağı olumsuz etkiler önlenebilmekte / azaltılabilmektedir. Yapısal atıklar birçok ülkede önemli bir çevre sorunu olarak görüldüğü için bu konuda çeşitli düzenlemeler geliştirilmiştir. Yapısal atık yönetimi devlet politikası olarak benimsenmiş ve buna yönelik şartnameler ve yol gösterici belgeler hazırlanmıştır. (4) Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yapısal atık yönetimi ile ilgili çalışmalarını geliştirmeleri ve yapısal atıkların geri kazanımı konusunda hedefler belirlemelerine yönelik çalışmalar yapılmış ve belgeler hazırlanmıştır. (5) Ülkemizde, 2004 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılan Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde yapısal atıkların yönetimiyle ilgili kapsamlı bir düzenleme yapılmıştır. (6) Ancak bu yönetmelik kapsamına girecek uygulama ve çalışmalar henüz yeterli düzeyde değildir.

Atık yönetimi üç ilkeye dayanmaktadır: (7)

  • Atık Önleme: Atık yönetimi stratejisinin temel adımıdır. Ne kadar az atık oluşursa geri dönüştürülecek ve/veya depolanacak maddelerin miktarı azalacağından bu en önemli ve ilk aşamadır.

  • Geri Kazanım: Oluşumu önlenemeyen atıkların yeniden kullanım (reuse) ve geri dönüşüm (recycle) ile geri kazanımı sağlanarak çevresel etkinin azaltılması hedeflenmektedir.

  • Uygun Depolama: Geri kazanımı mümkün olmayan atıkların kayıtları tutularak uygun koşullarda ve sınıflandırılarak depolanmasını hedeflemektedir.

Yapısal atıkların önlenmesi / azaltılması, atıkların hem miktarının, hem de tehlikelilik düzeyinin azaltılmasını içerir. Bununla birlikte enerji kaynaklarının ve doğal kaynakların israfının önüne geçilmesinde en etkili yol olup, çevrenin korunmasında ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımında temel bir faktördür. (8)

Tasarım Aşamasında Atık Önlemenin / Azaltmanın Önemi

Atık oluşumu yapı üretiminin hammadde ve malzeme üretimi aşamasında başlar. Bu süreçte oluşan atıkların üretimde yeniden değerlendirilmesi atıkların azaltılmasında önemli rol oynar. Yapı üretim sürecinin en önemli aşamalarından biri olan tasarım aşamasında yapısal atık oluşumuyla ilgili önlemlerin dikkate alınması, yapı malzemelerinin yeniden kullanılabilirlik ve geri dönüştürülebilirlik özelliklerinin gözönünde bulundurulması önemlidir. Tasarım aşamasındaki önlemler, yapım, kullanım ve yıkım aşamalarında oluşacak atık miktarlarını önemli ölçüde etkileyecektir.

Uluslararası bilimsel çalışmalarda, yapım alanında oluşan atıkların % 33’ünün tasarımcının atık azaltma önlemlerini yürütmedeki başarısızlıklarından kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Tasarım aşamasında, tasarım hataları, yetersiz tasarım verileri, detay eksiklikleri ve karmaşıklıkları, malzeme seçiminde hata yapılması, öngörülmemiş zemin şartları, son dakikada yapılan tasarım değişiklikleri, belirsiz tarifnameler, tasarımcının bilgi yetersizliği, yetersiz iletişim ve koordinasyon gibi nedenlerle yapım aşaması ve sonrasında yapısal atıkların arttığı belirtilmektedir. (9) Atıkların uzun vadedeki etkileri gözönüne alındığında, yapı üretiminin tüm aşamalarında atık azaltılması konusunda önlemler alınması gerekmektedir. Bu bağlamda yapı üretiminde yapısal atıkların azaltılması ve önlenmesi konusunda tasarımcılara önemli görevler düşmektedir.

Tasarım aşamasında yapısal atıkların ve çevresel zararların azaltılması konusunda başlıca önlemler: (10)

  • Kullanım aşamasında sık yenilemelerin önlenebilmesi için yapı malzemelerinin / bileşenlerinin dayanıklı ve onarılabilir olanlardan seçilmesi,

  • Yeniden kullanılabilir ve/veya geri dönüştürülebilir yapı malzemelerinin / bileşenlerinin tercih edilmesi ve projede bunların belirtilmesi,

  • Taşıma maliyeti ve yakıt tüketimini azaltmak amacıyla yerel malzemelerin tercih edilmesi,

  • Tasarımda standart modüller kullanılarak uygulamada malzeme kayıplarının önlenmesi,

  • Yıkımdan oluşacak atığı azaltmak amacıyla yıkım yerine yenileme uygulaması öncelikli olarak düşünülmesi,

  • Su esaslı yapıştırıcı ve boyaların tercih edilmesi,

  • Yüklenici ile yapılan sözleşmede malzeme ve atık yönetimi konusundaki sorumluluklara da yer verilmesi,

şeklinde sıralanabilir.

Alan Çalışması Analizi ve Değerlendirilmesi

Kocaeli ve İstanbul’daki farklı kapasitede iş yüküne sahip, farklı yaş grubunda ve deneyimde 42 tasarımcıya yönelik anket çalışmasında elde edilen veriler analiz edilmiş ve bu doğrultuda değerlendirme yapılmıştır. Yapı üretiminde “atık” kavramını tasarımcıların % 78’i “yapıların yıkılmaları sonucu oluşan atıklar”, % 73’ü “yapının üretim sürecinde oluşan atıklar”, % 45’i “yapılardaki yenileme/tadilat çalışmaları sonucu oluşan atıklar”, % 31’i “hafriyat çalışmalarında çıkan toprak”, % 21’i ise “asfalt çalışmalarında oluşan atıklar” olarak nitelendirmektedir. (Grafik 1) Yapım aşamasında kullanılan malzemelerin yaklaşık % 10’unun atık haline geldiği belirtilmektedir. Yapısal atıkların toplamının % 30-50’sinin yenileme faaliyetlerinden kaynaklandığı, yıkım uygulamaları sonucu oluşan yapısal atıkların ise tüm atıkların % 50’sinden fazlasını oluşturduğu ve yeni yapım sonucu oluşan atıkların 10 katı kadar daha büyük miktarda olduğu tahmin edilmektedir. (11)



Grafik1. Tasarımcıların yapı üretiminde atık kavramına ilişkin görüşleri.

Yapı üretimi aşamasında en fazla oluşan yapısal atık türlerini ise tasarımcıların % 43’ü hafriyat toprağı, % 40’ı tuğla-kiremit, % 33’ü beton, % 21’i metal ve % 12’si ahşap olarak belirtmişlerdir. Yapı üretiminde “atık” kavramı denince tasarımcıların çoğu hafriyat toprağını atık olarak nitelendirmezken, bunun aksine yapı üretim aşamasında en fazla oluşan yapısal atık türü sorulduğunda hafriyat toprağını en fazla oluşan yapısal atık türü olarak belirtmişlerdir. Türkiye’de betonarme yapı sayısının fazlalığı gözönüne alındığında tasarımcıların çoğunluğunun beton ve metali yapı üretiminde atık olarak nitelendirmemesi de sorgulanması gereken bir olgudur. Bilimsel çalışmalarda yapısal atıkların yaklaşık % 40’ını beton atıklarının oluşturduğu belirtilmektedir. (12)

Tasarımcıların yapı üretiminde doğal çevrenin bozulmasına ve doğal kaynakların azalmasına karşı nasıl tepki gösterdikleri ile ilgili görüşleri Grafik 2’de verilmiştir. Buna göre tasarımcıların çoğunluğu ilgilileri uyarmaya çalıştığını ve/veya tasarımlarında doğaya tekrar kazandırılabilecek malzemeler kullandığını belirtmektedir.



Grafik2. Tasarımcıların yapı üretiminde doğal çevrenin bozulmasına ve doğal kaynakların azalmasına karşı tepkileri.

Tasarımcıların çoğunluğu (% 76) tasarımlarında yapım aşamasında oluşacak yapısal atıkları ve bertarafını gözönüne aldıklarını belirtmektedir. Yapı üretiminde atıkların en fazla oluştuğu aşamayı ise tasarımcıların % 64’ü yapım aşaması, % 31’i kullanım aşaması, % 16’sı tasarım aşaması olarak belirtmektedir. Tasarımlarında yapım aşamasında oluşacak yapısal atıkları ve bertarafını gözönüne aldıklarını ifade eden tasarımcıların çoğu yapı üretiminde atıkların en fazla oluştuğu aşamanın tasarım aşaması olmadığını düşünmektedir.

Uluslararası çalışmalarla mimarların, yapısal atıkların azaltılmasında önemli rol oynadığı belirlenmiştir. (13) Bu bağlamda, tasarımcılara düşen en önemli rollere ilişkin tasarımcıların görüşleri Grafik 3’de verilmektedir. Buna göre, tasarımcıların % 50’si tasarımlarında geri dönüştürülebilecek malzeme kullanımına önem vermenin mimarlara düşen en önemli rol olduğunu belirtmektedir. Ortalama % 26’lık bir kısmı da tasarım uygulamaları geliştirmenin (gelişmiş ve prefabrike yapım sistemlerinin kullanımına yönelik tasarımlar yapılması), tasarımlarda geri dönüştürülmüş malzeme kullanmanın ve proje aşamasında atık azaltmaya özen göstermenin mimarların üzerine düşen en önemli rol olarak belirtmektedir. % 14’lük bir kısmı da müşterilere tavsiyede bulunmanın önemli bir görev olduğunu ifade etmişlerdir. Yapılan çalışmayla anket katılımcılarının çoğunluğunun tasarımlarında geri dönüştürülebilecek ve/veya geri dönüştürülmüş malzeme kullanımına sıcak baktıkları belirlenmiştir.

(Grafik 4)


Grafik3. Tasarımcıların yapısal atıkların azaltılmasındaki rollerine ilişkin görüşleri.


Grafik4. Tasarımcıların tasarımlarında geri dönüştürülebilecek ve geri dönüştürülmüş malzeme tercihine ilişkin görüşleri.

Tasarımcıların % 64’ü şantiyede oluşan yapısal atıkların tasarım aşamasında kontrol altına alınabileceği görüşünde iken, % 21’i alınamayacağını, % 14’ü ise bu konuda bir fikrilerinin olmadıklarını ifade etmektedir. Yapı üretiminde yapısal atıkların yönetimi konusunda en önemli ve en etkili faktörün hangisi olduğuna ilişkin görüşler Grafik 5’te verilmektedir. Buna göre, tasarımcıların çoğunluğu (% 66) yapısal atık yönetiminde en önemli faktörün atık maddelerin geri dönüşümünün sağlanması olduğunu ifade etmiştir. Az bir çoğunluk ise yeniden kullanımın ve atıkların sınıflandırılarak depolanmasının etkili olabileceği görüşündedir. Kaynakta azaltma uygulamasını ise yapısal atık yönetiminde daha az etkili faktör olarak nitelendirilmiştir. Atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri kazanılabilecek olanlarının ekonomiye kazandırılması, atık yönetimi politikalarının temelini oluşturduğu halde, ülkemizde kaynağında ayrıştırma ve geri kazanım faaliyetleri çok düşük düzeydedir. (14)


Grafik5. Tasarımcıların yapısal atık yönetimindeki faktörlerin önemi ve etkinliğine ilişkin görüşleri.

Anket katılımcılarının % 50’si tasarımlarında yapısal atık azaltma konusunda planlama, yönlendirme sorumluluğuna sahip olmadığını belirtmektedir. Buna karşılık yine % 52 oranında anket katılımcısı yapı üretiminde atık azaltma konusunun tasarım aşamasında gözönünde bulundurulması gerekli olduğu görüşündedir. Ayrıca, tasarımcıların çoğunluğu yapı üretiminde atık azaltma konusunu, yapım aşamasında şantiyede uygulanabilecek bir aktivite olarak ifade etmektedir.

Çalışmada anket katılımcılarının, Türkiye'de gelişmiş bir ikinci el yapı malzemesi ve/veya geri dönüştürülmüş yapı malzemesi sektörü olması durumunda bu tür malzemeleri tasarımlarında tercih etmelerine ilişkin görüşlerine de başvurulmuştur. Geri dönüştürülmüş ve/veya geri dönüştürülebilecek malzemeye sıcak bakan tasarımcıların çoğunun ikinci el yapı malzemesi konusunda da olumlu görüşe sahip olduğu görülebilmektedir. (Grafik 6) Bu tür malzemelerin kullanımının doğal çevrenin ve kaynakların korunmasına olan etkisi sorulduğunda, tasarımcıların hepsi çok etkili / etkili olabileceğini ve yapısal atıkların geri dönüşüm ve yeniden kullanım aktivitelerinin sektörde yeni bir istihdam alanı doğuracağını düşünmektedir. Anket katılımcılarının tümü toplumun geri kazanım ve geri dönüşüm konusunda bilinçlendirilmesi gerektiği görüşündedir.



Grafik6. Türkiye’de ikinci el yapı malzemesi ve/veya geri dönüştürülmüş yapı malzemesi sektörü olması durumunda tasarımlarda tercih durumu.

Son olarak etkili bir yapısal atık yönetiminin nasıl olabileceği konusunda anket katılımcılarının görüşü sorgulanmıştır. Tasarımcıların çoğunluğu tarafından şantiyede atık ayırma yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesinin, atık yönetimi ve atık azaltıcı önlemler alınması konusunda eğitimler verilmesinin ve tasarımlarda yapısal atık azaltma konusunun göz önünde bulundurulmasının yapısal atık yönetiminde etkili olabileceğini ifade edilmiştir. (Grafik 7) Yapısal atık yönetimi konusunda merkezî ve yerel ölçekte yasa ve yönetmeliklerin oluşturulması, yapım ve yıkım sözleşmelerinde atık yönetimi konusuna özellikle yer verilmesinin önemli görüldüğü belirlenmiştir.




Grafik7. Tasarımcıların yapısal atık yönetimi ile ilgili görüşleri.

 

Sonuç

Yapısal atıkların çevre ve insan sağlığına yönelik olumsuz etkilerini en aza düşürecek tedbirlerin alınabilmesi için yapı üretiminin her aşamasında yapısal atık yönetim planının oluşturulması gerekmektedir. Bu bağlamda, ülke ekonomilerinin lokomotifi olarak nitelendirilen yapı sektöründe önemli rollerinden birini üstlenen tasarımcılara atık oluşumunun önlenmesi / azaltılması konusunda önemli görevler düşmektedir. Çalışmada elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, genel anlamda katılımcıların çoğu şantiyede oluşan yapısal atıkların tasarım aşamasında kontrol altına alınabileceğini belirtmekle birlikte, önemli bir kısmı tasarım aşamasında atık azaltma konusuna özen göstermeyi tasarımcıya düşen önemli bir görev olarak nitelendirmemişlerdir. Çoğunluğu, başlıca atık üretiminin yapım esnasında kaynaklandığını belirtmişlerdir. Anket katılımcılarında, yapısal atıkların yönetiminin, atık malzemelerin geri dönüşümünün sağlanmasıyla olabileceği görüşü çoğunluktadır.

Yapı üretim sürecinde yapısal atıkların önlenebilmesi / azaltılabilmesi için tasarımcıların, atık konusuna önem vermesi, malzeme bilgisinin iyi olması, gerektiğinde atıklar konusunda müşteriyi bilgilendirmesi, ikinci el malzeme, geri dönüştürülmüş ve/veya dönüştürülebilecek malzeme kullanımına tasarımlarında yer vermesi, gelişmiş yapım sistemlere ağırlık vermesi, modüler sistem kullanması, uzun ömürlü ve doğa dostu malzeme seçmesi, yapımcı ile iyi bir koordinasyon ve iletişim sağlaması gerekmektedir.

Yaşanabilir çevre niteliğinin korunabilmesi ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği bağlamında atık oluşumunun önlenmesi / azaltılması konusunda strateji geliştirmesi, ekonomik değeri olan yapı malzemelerinin / bileşenlerinin geri dönüştürme ve yeniden kullanma yöntemlerinin teşvik edilmesi gerekmektedir. Yapı üretim sürecinin yapım ve yıkım aşamalarında oluşabilecek yapısal atıkların tasarım aşamasında kontrol altına alınabileceğinin bilincinde olunması, doğal kaynakların korunması ve çevresel etkilerin azaltılabilmesi için geri kazanım konusuna önem verilmesi ile yapı üretim sürecinin olumsuz etkileri azaltılabilir/önlenebilir.

NOTLAR

1. Birand, A. ve O. Ergünay, 2001, Türkiye’nin Afet Sorunlarına Genel Bir Bakış ve Erzincan Depremi Uygulaması, Türkiye Deprem Vakfı, İstanbul.

2. Tam, V.W.Y. ve C.M. Tam, 2008, Re-use of Construction and Demolition Waste in Housing Developments, Nova Science Publications, New York, ss.1-2.

3. Hafriyat toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, 18 Mart 2004 tarih ve 25406 sayılı.

4. Unified Facilities Guide Specifications-01572, USACE, 2003, Easy Guide to Reducing Construction Wastes, Building Research Association of New Zealand (BRANZ), 2002.

5. European Commission, Directorate-General, Environment, Directorate E - Industry and Environment, ENV.E.3 - Waste management, DG ENV.E.3, 4 April 2000, Management of Construction and Demolition Waste, Working Document N°1.

6. Hafriyat toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, 18 Mart 2004 tarih ve 25406 sayılı.

7. European Commission, 2007, Environment, http://ec.europa.eu/environment/

waste/index.htm (Nisan 2009)

8. Başar, B. 2007, Türkiye’de Yapısal Katı Atıkların Yeniden Değerlendirilmesine Yönelik Bir Çalışma, GYTE Mimarlık Anabilim Dalı, yayımlanmamış yüksek lisans tezi.

9. Osmani, M., Glass, J. ve A.D.F. Price, 2008, “Architects’ Perspectives on Construction Waste Reduction by Design”, Waste Management, cilt:28, sayı:7, ss.1147-1158.

10. Higgins, T.E. 1995, Pollution Prevention Handbook, Lewis Publisher, A CRC Press Company, s.389.

11. Osmani, Glass, Price, 2008.

12. Oikonomou, Nik D. 2005, “Recycled Concrete Aggregates”, Cement & Concrete Composites, sayı:27, ss.315-318.

13. Başar, 2007.

14. European Commission, 2007.

* Grafikler yazarlara aittir.

Bu icerik 7627 defa görüntülenmiştir.