412
MART-NİSAN 2020
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: DOĞAYLA ÇEKİŞME, TÜKETİMLE İŞBİRLİĞİ: ANTROPOSEN

Giriş

 

Günümüz çevre sorunlarının kökenlerinin tüketim ile olan ilişkisi, mevcut kamusal müdahaleler ve çeşitli düzenleme mekanizmalarıyla çözülmeye çalışılan ekolojik kriz, okları insanın doğa üzerinde aldığı kararlara çeviriyor. İnsanın içinde yaşadığı ekosisteme olan etkilerinin had safhaya çıktığı son dönemi tarifleyen Antroposen, kente ve çevreye ilişkin insan merkezli müdahaleleri odağına alıyor. Üretimle bağını koparan, ekonomik gelişimi doğanın tüketimi üzerinden tanımlayan ve bu sebepledir ki doğayla çatışan insanın, insan olmayan üzerindeki izleri gün geçtikçe çoğalıyor.

Antroposen başlığı altında “insanlığın omzuna yüklenmiş” ekolojik tartışmaları ele alan Eray Çaylı, bugün gelinen noktada etik ve politikayı maddesel olarak bir araya getiren başlıca mecra olan estetiğin, -coğrafyayı ancak sayısal olarak ölçülebilir kaynakları sağlayabildiği oranda değerli olarak gören- hafriyatçılığın neden olduğu ekolojik yıkımın tekil ve görünür sonuçlarının önüne geçtiğini ifade ediyor. Bu bağlamda yazar, “estetik krizi”nin Antroposen başlığı altında tartışılan meselelerin temelinde yatan düşünce ve eylem biçimlerinin aracı haline geldiğini vurguluyor.

Mevcut ekonomik, toplumsal ve ekolojik sistemlerin minimum dönüşümle sürdürülebilmesini amaçlayan ve tekno-ekolojik olarak tanımlanabilen mimari yaklaşımların, 2000’li yıllardan itibaren küresel iklim değişikliği ile ilgili parametrelerde kayda değer iyileşmeleri sağlayamaması, “sürdürülebilirlik” kavramına ve bu kavramı esas alan mimarlık yaklaşımlarına dair soru işareti uyandırıyor. Çevreci mimarlık yaklaşımlarını geniş bir perspektiften irdeleyen Can Boyacıoğlu, Nezih Ayıran, Gülçin Pulat Gökmen, bu yaklaşımların sürdürülebilirlik yerine Antroposen kavramı çerçevesinde tartışılabilmesini gündeme getirmeyi ve böyle bir tartışmanın daha olumlu sonuçlara neden olma potansiyeline işaret edebilmeyi amaçlıyor.

Yoğun tüketim baskısı altında olan günümüz kentleri için mevcut yapılaşma odaklı stratejilere alternatif, farklı disiplinlerle işbirliklerinin de etkisiyle peyzaj odaklı eleştirel bir bakışın geliştirilmesi. Gözden çıkarılan metruk alanlar olarak değerlendirilmiş “kentlerde var olan boşlukların” doğa ya da yaban hayatı sahası olarak keşfinin, günümüzde pek çok kentin peyzaj stratejilerine yön vermeye başladığını ifade eden Funda Baş Bütüner, bu durumun kentsel mekânlara yansımasını Berlin örneği üzerinden inceliyor.

Bu icerik 235 defa görüntülenmiştir.