337
EYLÜL-EKİM 2007
 

MİMARLIK DÜNYASINDAN

ETKİNLİKLER

DOSYA: Türkiye’de Yeni Konut Eğilimleri

  • YAYINLAR
    İpek Özbek Sönmez

    Yrd. Doç. Dr., DEÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

MİMARLIK’tan 337
İNGİLİZCE ÖZET / ENGLISH SUMMARY
TÜRKÇE ÖZET



KÜNYE
ETKİNLİKLER

Roterdam: 2007 Mimarlık Kenti

Emre Altürk

Y. Mimar, MİMARLIK Roterdam Temsilcisi

2007 Roterdam’da mimarlık yılı. Bu çerçevede yerel yönetimin girişimiyle birçok etkinlik düzenleniyor. Etkinlikler Nisan ayından itibaren hızını almaya başladı ve tüm organizasyon kentte kendini daha çok belli eder oldu. Bu belirtilerden en görünür olanı da kıyısından köşesinden mora çalmaya başlayan yapılar. Mahaller ve Hikayeler (Sites & Stories) etkinliği için kent merkezinde 40 yapı “modern mimarlığın” örnekleri olarak işaretleniyor. Aslında bu etkinlik müzelerdeki işitsel turun kent merkezine yayılmış hali; mor işaretler ve ışıklar da müzelerdeki önemli eserlerin yanındaki küçük kulaklık ikonlarının bina ölçeğindeki karşılığı. İşitsel malzeme organizasyonun web sayfasından indirilip mp3-çalara yüklenebiliyor. Bu şekilde kent merkezinde adımlayıp bu yapıların önünde ilişkili ses kaydı dinlenilebiliyor. Bu birkaç dakikalık ses kayıtlarında yapılar hakkında genel bilgi dışında mimarlarla yapılan röportajlara, yapımla ilgili hikayelere, yapı hakkındaki tartışmalara ve çeşitli medya kayıtlarına da yer verilmiş. 40 yapılık seçkinin görece geniş bir mimarlık anlayışı yelpazesi ve biçim dağarcığı sunarak geçen yüzyılın mimarlığından bir kesit oluşturduğu söylenebilir. Fakat belki binaların seçiminden de önemlisi ve özellikle Türkiye’den bakınca özendirici olan yerel yönetimin mimarlık kaygısı.

Bu aşamada tüm organizasyonu daha genel bir çerçeveye yerleştirmek, yerel hatta merkezi yönetimin mimarlığı neden bu denli önemsediklerini anlamak bakımından önemli. Başlangıç olarak kısaca amacın ‘mimarlık’ ve ‘Roterdam’ kelimelerinin giderek daha çok birarada anılmasını sağlamak olduğu söylenebilir (Teşbihte hata gerçekten olmuyorsa “moda” ile “Milan” arasındakine benzer bir ilişki hedeflendiği de eklenebilir). Başat belirleyicisi neo-liberalizm, küreselleşme veya benzeri adlarla anlaşılmaya çalışılan güncel durum, kentlerin veya kentsel alanların ulusal sınırların ötesinde bir rekabeti sürdürmesini gerekli kılıyor. Bu çerçevede her kent uluslarüstü finansal pastadan payını almak için iyi sunduğu imkânları, kendine has özellikleri ön plana çıkararak diğerlerinin arasından sıyrılmaya çalışıyor. Bu anlamda ekonomisi ve kimliği geleneksel olarak devasa limanı tarafından belirlenmiş olan Roterdam’ın kendini yeniden keşfetmek, ekonomisini ve sakinlerini çeşitlendirmek için oynamak istediği en önemli kozlardan biri mimarlık.

Tabii bu mesnetsiz bir hırs değil. Kentin tarihinden, ilgi çekici yapı stoğundan, sosyal koşullarından, barındırdığı ofis ve kurumlardan beslenen oldukça zengin bir mimarlık ortamı var. Roterdam sokakta yürürken mimarlıkla ilgili fikir edinilebilecek bir yer. Bunun bir nedeni kent merkezinin mütevazı ama kalıcı bir fuarı, ya da daha doğrusu bir katalogu andırması. Geçen yüzyılda varolagelmiş birçok mimarlık anlayışı kendine Roterdam’da yer bulabilmiş. Avrupa’nın başka yerlerinde çok da iyi anılmayan hatta örnekleri yıkılan modern sosyal konut ve ticari yapı tipleri dahi kentin merkezinde çalışmayı ve ayakta kalmayı başarmış. Bu çeşitliliğin en önemli nedeni, genel olarak kentin yüzünün güncel mimarlığa dönük olması ve tarihsel olarak karar verme konumunda olanların tercihlerini daha çok böylesi bir mimarlık lehine kullanmış olmaları. Çeşitli tarihî olaylar da kentin diğer Hollanda kentlerinden çok daha zamane görünmesinde rol oynamış. Bunlardan en önemlisi Naziler’in Hollanda’yı teslim olmaya zorlamak için 1940’da Roterdam kent merkezini bombalamaları ve 15 dakikada nerdeyse tamamen yıkmaları. Bombardımanın ertesi günü Hollanda’nın teslim olması Amsterdam’ın tarihî kent merkezini Naziler’in yıkımından kurtarmış ama Roterdam, ortasında büyük bir boş alanla merkezsiz kalmış. Gerçi kent merkezinin ıslahı ve modern şehircilik prensiplerine göre, özellikle de taşıtlı trafiğe uygun şekilde inşası Birinci Dünya Savaşı’ndan beri gündemdeymiş. Naziler bir anlamda yıkılması düşünülen eski yapı stoğunu temizlemiş (ama bu arada 1.150 insan ölmüş). Mimarlık yılı etkinliklerinden birisi de bombardımanın yıldönümü olan 14 Mayıs’ın akşamında yapılan enstalasyon (Fire Limits) ile gökyüzüne doğrultulmuş 100’den fazla ışık hüzmesinin yıkılan alanı işaretlemesiydi. Düzenleyiciler farkında mıydı bilinmez ama, tarihsel bir ironi Albert Speer’in 1937 Nuremberg Nazi gösterilerinde benzer bir kurgu (“ışık katedrali”) tasarlamış olmasıydı.

Yapı stoğunun, Roterdam’a mimarlık camiasının ilgisini çekmekte yardımcı olduğu bir gerçek. Fakat mimarlık hizmetleri ve eğitiminden gelir sağlamaktaki asıl önemli kozlar kentteki kurum ve ofisler. Uluslararası düzeyde adı bilinen, işleri takip edilen birçok Hollanda merkezli mimarlık ofisi var. Bunlardan en bilineni, dünyanın en önemli ve tartışmalı mimarlarından Rem Koolhaas‘ın ofisi OMA. Ayrıca yine bilindik mimarlık ofislerinden MVRDV, Neutelings-Riedijk, NOX ve peyzaj mimarlığı ofisi West 8 de Roterdam’da. Mecanoo çok da uzak olmayan Delft’de, UN Studio ve Wiel Arets Amsterdam’da. Ayrıca adı yurtdışında belki çok da bilinmeyen ama iyi işler çıkaran birçok ofis var Roterdam’da. On yıl önceki SuperDutch rüzgarı çoktan dinmiş olsa da, Hollandalı mimarlar dünya genelinde takip edilmeye ve iş yapmaya devam ediyor.

Kentteki mimarlık ortamını hareketli ve zengin kılan kurumların başında ise Hollanda Mimarlık Enstitüsü (NAI) geliyor. Amsterdam kökenli üç kurumun birleştirilmesiyle 1993’de açılan NAI’nin Roterdam’da olması da, yine yerel yönetimin büyük çabaları sonucu gerçekleşmiş. NAI fikir aşamasındayken kentte projeye yönelik çalışmalar yaptırılmış. Bir yandan da merkezî yönetim bütün kültürel kaynakların Amsterdam’a yönlendirilmesinin dengesizlik yarattığı ve Roterdam’ın kültürel hayatının zenginleştirilmesi gerektiği konularında ikna edilmiş. Sonuçta dünyanın en büyük mimarlık arşivlerinden birine ve mütevazı ama keyifli bir kütüphaneye sahip olan, ayrıca sürekli çeşitli sergiler düzenleyip yayınlar yapan bu kurum Roterdam’a kazandırılmış. NAI’nin varlığıyla gölgede kalsa da Roterdam Mimarlık Enstitüsü (AIR) kentteki mimarlık gündemine katkı yapan başka bir kurum. Mimarlık yılı etkinliklerinden biri olan “Roterdam’ı Eleştirmek” (Reviewing Rotterdam) buna bir örnek. Etkinlik kentin yapı stoğu ve geleceği hakkındaki literatürü genişletmeyi amaçlıyor ve üç eleştirmenin kentteki 25 binayı eleştirmesini kapsıyor. Eleştirmenler Michael Speaks, Angelika Schnell, Jaime Salazar belki tartışmalı ama görece bilindik isimler ve belli ki etkinliğin uluslararası düzeyde duyulmasını sağlamak için seçilmişler. Etkinlik tarihsel bir benzerinden ilham alıyor. 1979’da Kenneth Frampton, Stanislaus von Moos ve Francesco dal Co’nun eleştirmen olarak katılımıyla benzer bir etkinlik gerçekleştirilmiş ve görünen o ki o günden bugüne düzenleyicilerin eleştirmen tercihleri epey değişmiş.

Roterdam’ın hemen yanıbaşında olan ve Avrupa’nın önemli mimarlık okullarından birini barındıran Delft Teknik Üniversitesi (TU Delft) de bölgenin mimarlık ortamını zenginleştiren belli başlı kurumlardan. Daha önce Amsterdam’da olan, araştırma ve tasarım içerikli lisansüstü program sunan Berlage Enstitüsü de bu kurumlarla işbirliği yapmak ve kentteki ortamdan faydalanmak için 2000’de Roterdam’a taşınmış. Bu iki okul bir yandan gerek sundukları eğitim gerek sık sık düzenledikleri konferans, ders ve seminerlerle bölgedeki mimarlık gündemini zenginleştirirken diğer yandan da oluşan sinerjiden beslenip Avrupa’nın genelinden ve Uzakdoğu’dan öğrenci çekebiliyorlar.

Üçüncüsü, mimarlık yılıyla çakışan Roterdam Mimarlık Bienali’nin bu yılki küratörü de Berlage Enstitüsü. “Güncel Kenti Üreten—GÜÇ” başlıklı bienal kapsamında özellikle NAI ve sergi binası Kunsthal’da birçok sergi ve konuşma düzenleniyor. TU Delft Mimarlık Bölümü öğrenci topluluğu Stylos’un düzenlediği ve dünyanın çeşitli yerlerinden başvurup seçilmiş mimarlık öğrencilerinin katıldığı Indesem Atölyesi de bu sene bienalle ilişkilendirilmiş. MVRDV’den Winy Maas’ın yönettiği bu seneki atölye, genel olarak mimarlığın kentle ve güçle olan ikircikli ilişkisi, özelde ise Roterdam’ın çok da belirli olmayan geleceğiyle ilgili sorgulamalar yapma ve projeksiyonlar üretme iddiasında. Atölye bünyesinde üretilen ve olası 2067 Roterdam imgeleri sunan afişler, kentteki büyük ilan tahtalarında yakında sergilenecek.

Bu anlamda tüm etkinliklerde gözönünde tutulan kaygılardan biri belli ki mimarlık tartışmaları kurumların içinde de geçse kentin gündelik hayatına ve sıradan sakinlerine de yansıyan bir hareketliliğin yaratılması. Bu enstalasyonlar gibi, sırf bu amaca yönelik tasarlanmış etkinlikler de var. Kentteki yapıların tanıtıldığı bot ve bisiklet turları, bunların belli başlılarının ışıklandırılması, mimari mekânları dönüştüren dans-tiyatro gösterileri ve enstalasyonlar, kentin tarihini görselleştiren devasa çizimler, kent merkezinde açılan günübirlik sergiler ve benzerleri kent sakinlerinin de ilgisini çekme, onları etkinliklere ve kentteki önemli projelere dahil etme kaygısı taşıyor.

Coğrafyacı/antropolog David Harvey geçtiğimiz günlerde Berlage Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, mimarlık ve kentleşmenin ne oranda artı değerin düzenlenmesi ve emilmesi tarafından belirlendiğini sorguladı. Cevabı “ciddiye alınması gereken bir oranda” idi. Bugün dünya üzerinde işlem gören paranın ancak küçük bir kısmının mal veya hizmet karşılığı olması bu çözümlemenin değerini azaltmasa da, kentlerin bir zamanlar olduğu gibi en pahalı ürünlerimiz olmadığına işaret ediyor. Yine de Roterdam Avrupa ve Uzakdoğu’da mimarlık hizmetleri ve eğitiminden oluşan finansal pastadan olabildiğince büyük bir pay alabilmek için uzun süredir yönetimi, kurumları ve ofisleriyle ciddi bir çaba sarfediyor. 2007 mimarlık yılı ve bienalini bu çerçevede değerlendirmek mümkün.

Bu icerik 2247 defa görüntülenmiştir.