350
KASIM-ARALIK 2009
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Giriş
    Editör: Ayşen Ciravoğlu

YAYINLAR



KÜNYE
ANMA

Mualla Eyuboğlu

Cengiz Bektaş

Türk kültürüne, “Anadoluluk” yorumlarıyla ölçümlenemez katkılarda bulunan Sabahattin Eyuboğlu tam bir imece adamıydı. Onu Köy Enstitüleri için imeceye çağıran Tonguç’u hiç bekletmeden olumlu yanıtladı. O da çevresindekileri bu imeceye çağırdı. Kimileri bu çağrıya uymadı, kimileri uydu. Uyanlardan biri de canı ciğeri, sevgili kardeşi Mualla Eyuboğlu idi. Yeni bitirmişti Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ni (1942). Dört hanımdılar sınıflarında… İlk kadın mimarlarımızdan biri... (Bir sınıf arkadaşı da Harika Söylemezoğlu…) Kısacası çiçeği burnunda bir mimardı Mualla Eyuboğlu ağabeyi onu çağırdığında… Tası tarağı toplayıp koşmuştu Ankara’ya Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’ne… Yapı Kolu Başkanlığı’na atanmıştı hemen… Biliyorsunuz her Köy Enstitülü bir “zenaat” da öğrenirdi. Örneğin Mehmet Başaran marangozluk, Fakir Baykurt yapıcılık öğrenmişlerdi. Bunu, yakın dostum oldukları için biliyorum. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nün yapılarının yapımına Kepirtepe Köy Enstitüsü’nden gelen öğrenciler katılmışlardı.

Köy Enstitüleri’nin tasarımları da Türk mimarları arasında yarışmayla elde edilmişti. Bu yarışmaya katılabilmek için, enstitünün yapılacağı yerde altı ay yaşamış olmak ya da yaşamak koşulu vardı. Bugün böyle bir iş için tasarımcılar, yapı kollarında çalışacak mimarlar bulabilir miyiz dersiniz? Mualla Eyuboğlu’nun özverisinin, vatan, insan sevgisinin altını çizmek için yazıyorum bunları.

Mualla Eyuboğlu yalnız Hasanoğlan’da çalışmaz… Köy Enstitüleri’nin hangisinde sorun varsa koşturur oraya, 1947’ye dek.

Bence bu süreç, yarışma tasarımlarından başlayarak bir “Köy Enstitüleri Müzesi”nde anlatılmalı. Hem de bir Köy Enstitüsü’nde… Örneğin Hasanoğlan’da, ya da örneğin Kepirtepe Köy Enstitüsü’nün yönetim binasının üst katında…

Orada bir “yaz okulu” gerçekleştirdim. Saptama çizimlerini yaptık genç mimar adaylarıyla… Biliyorum yapıyı… Tasarımı, Emin Onat’la Leman Tomsu büyüklerimiz gerçekleştirmişler…

Kepirtepe’nin yapısal onarımları yapıldı. Bence Mimarlar Odası yalnızca bir iç düzenlemeyle bu işin üstesinden gelebilir.

Mualla Eyuboğlu da yerini bulur böyle bir çerçevede… Mimarlar Odası bunu şubeleriyle bir kampanyaya dönüştürebilir. Bu imeceye hepimiz katılabiliriz. Elimizden ne gelirse…

Mualla Eyuboğlu ile Sabahattin Eyuboğlu günlerinde buluştuk hep… Birlikte türküler söyledik… Annesinden öğrendiği ilahilere, Sabahattin abisinden öğrendiği türküleri ekleyerek. Bütün Eyuboğlu ailesinin bir türkü sevgisi, becerisi vardı. Bedri Rahmi de çok güzel türkü söylerdi. Küçük kardeş, yine bir Köy Enstitüsü emekçisi, aşığı Mustafa Eyuboğlu’da…

İşlerini türkü söyleyerek yapmayı severlerdi. Köy Enstitülüler.

Mualla Eyuboğlu 1947’den sonra da kazı mimarlığı, koruma uzmanı olarak hizmetler verdi ülkemize… Onları bir başka yazımda kısaca anlatmıştım. Bilmek isteyenler bilgisunarda (internet) www.mo.org.tr/ulusalsergi bulunağına girerek öğrenebilirler.

Geçmişi bilmek yalnızca yapılarla olanaklı değil. Yazılı belgeler, müzeler bırakılmalı geleceğe… Son yıllarda birçok değerli insan yapıyor böylesi değerli çalışmaları… Gerçekten sevindirici…

Mualla Eyuboğlu, Köy Enstitüleri girişiminin mimarlık yönünün müzeleşmesine de neden olabilirse kimbilir ne denli sevinecektir öteki yaşamında…

Cengiz Bektaş

Bu icerik 3356 defa görüntülenmiştir.