350
KASIM-ARALIK 2009
 
MİMARLIK'TAN

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Giriş
    Editör: Ayşen Ciravoğlu

YAYINLAR



KÜNYE
DOSYA: SIFIRDAN BAŞLAMAK

Sıfırdan Başlamak: İdea(l) Yerleşimler

Ayşen Ciravoğlu
Yrd. Doç. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü

Thomas More, 16. yüzyılda tüm Avrupa’yı etkisi altına almış olan rönesans coşkusuyla, varolmayan, hiçbir zaman da varolmayacak “ideal” bir toplumu, Utopia’da anlatmıştı. Toplumsal yapılar, din ve politikanın sorunsallaştırıldığı kitapta, Utopialılar, bir adada, hepsi aynı plan gereğince kurulmuş olan 54 büyük kentten birinde, özel mülk düşüncesini yoketmek için her on yılda bir ev değiştirerek yaşıyordu. Şehrin planını devletin de kurucusu olan Kral Utopus’un yaptığı yerleşimlerde rüzgârdan korunmak önemli bir tema olarak ortaya çıkıyordu.

Grekçe “yok-yer” anlamına gelen Utopia’nın yazıldığı 1516’dan neredeyse 450 yıl sonra, bu kez Ernest Callenbach Ecotopya’yı anlatmıştı. Kökeni yine, Grekçeden gelen eko (oikos/ev, yuva) ve topia (topos/yer) sözcüklerinin birleştirilmesiyle türetilen ekotopya, günümüze daha yakın endişelerle, toplumsal hayat, üretim ve tüketim modelleri üzerine farklı öneriler sunmaktaydı. Bu kez, yaşam grupları ve/veya yapıların Ekotopyalılar tarafından inşa edildiği romanda, ülkeyi incelemeye giden Amerikalı gazeteci William Weston’un deyimiyle mimari uzmanların tekelinde değildi. Modern teknolojiyi reddeden, toprağa duyulan saygıdan ötürü yürürken bile yere hafifçe basan Ekotopyalılar ya pamuktan türetilmiş plastikten yapılmış püskürtme evlerde ya da önce orman kampında çalıştıktan sonra edinebildikleri kerestelerle ahşap evlerde, kuşkusuz doğayla bütünleşen kırsal bağlamda yaşamaktaydılar.

İdeal olana yaklaşmaya çalışan mekânsal idealar (düşünceler) ise 20. yüzyılda denenmeye başlamıştı. Örneğin Letchworth (İngiltere), Ebenezer Howard tarafından 1903’te, 20 bin nüfuslu, yayılmayı azaltan ve kentli için kent ve doğa arasında denge yaratmaya çalışan yeşil bir kuşak tarafından çevrelenmiş, küçük ve görece kendine yeter bir “Bahçe Şehir” olarak inşa edilmişti. (1) (Resim 1) 20. yüzyıl ortalarına doğru ülkemizde bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından düşünülmüş, ideal yerleşmelere dair benzer bir düşünce ise kâğıt üzerinde kalacaktı. (2) (Resim 2) Bilindiği gibi, 1937 yılında, Trakya Valisi Kazım Dirik tarafından plana geçirilmiş olan Cumhuriyet İdeal Köyü, kalkınmanın ve zenginliğin tüm topluma dengeli biçimde dağıtılması hedefinin gerçekleştirilme çabasının önemli bir belgesidir. 43 kamu kuruluşunu barındıran köydeki yaşam ise şöyle kurulmuştur: Merkezde bir alan, ortasında bir anıt... Bu alanın çevresinde okul ve uygulama bahçesi, alışveriş alanları, konaklama birimleri, köy konağı ve köy parkı ile çocuk bahçesi bulunuyor. "Radyolu" olacağı vurgulanmış bir köy gazinosu var. Ayrıca, konferans salonu, okuma odaları, cami, hamam-etüv, ziraat ve el işleri müzesi ile gençler kulübü ve sağlık birimi bulunuyor. İkinci ve üçüncü kuşakta, yeşillikler içinde evler yer alıyor. Yine üçüncü kuşağın bir bölümünde kolektif fidanlık, pazaryeri ve köy zahire (tahıl) loncası ile geniş bir koruluk içinde spor alanları bulunuyor. Kuzeyde ise fabrikalar var. Panayır yeri, mandra, kanara, asri mezarlık gibi alanlar ise köyün dışında yer alıyor. Hayvan mezarlığı da öyle... Değirmenler ise köyün dışından geçen çayın kıyısına yerleştirilmiş. (3) Bugün ise ülkemizde “ideal” köy kavramı tüm dünyayı saran çevresel erozyon nedeniyle üst-orta sınıfın kentten kıra ve alternatif yaşamlara kaçış hareketinin bir parçası olarak ortaya çıkıyor. Hocamköy, Muratlı Köy Projesi gibi deneysel çalışmalarda çağdaşlaşma yerine bu kez ekolojik kaygıların ön planda olduğu gözüküyor.

Oysa henüz 1960’larda Yunan mimar-mühendis Doxiadis, insan yerleşimlerini inceleyen bir bilim alanı olan “ekistiks” (ekistics) kavramını ortaya atmıştır. Geleceğin Kenti (COF-City of the Future) araştırmalarında nüfus, kaynaklar, yerleşilebilir alan, gelir gibi verilere dayalı olarak projeksiyonlar yapmaktadır. (4) Ecumenopolis ya da “küresel bahçe” denilebilecek araştırma alanının bugün sürdürülebilirlik olarak tanımladığımız düşüncenin öncülü olduğunu söylemek mümkündür. (Resim 3)

1970’lere gelindiğinde ise Paolo Soleri’nin, architecture (mimarlık) ve ecology (ekoloji) sözcüklerini birleştirerek türettiği “archology” kavramına bağlı olarak tasarladığı Arcosanti’nin inşasına başladığını görüyoruz. (Resim 4) Bu projeyle çölde yerleşmeyi deneyen Soleri, Arizona’da Phoenix’in 110 km. kuzeyinde, dünya üzerindeki yıkıcı etkilerimizi azaltarak kentsel koşulları nasıl iyileştireceğimiz üzerinde çalışıyordu. (5) Arcosanti’nin kompaktlık, toplumsal çeşitlilik ve canlılık, arazi ve enerji korunumu alanında radikal bir katkı olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Kentsel laboratuvar olarak adlandırabileceğimiz 6 bin nüfuslu yerleşmede Soleri, ekokent kavramlarını deniyordu. Tasarımın arkasındaki temel düşünce, doğal peyzajı kaplamayan, boğmayan, bağlantılı pek çok kanadı olan büyük bir yapı şeklinde bir kasaba yapmaktı. (6)

Bu tavrı bir ölçüde sürüklediği söylenebilecek güncel projelerden biri Abu Dhabi’de (Birleşik Arap Emirlikleri) bulunan Masdar. (Resim 5-8) Norman Foster ve Ortakları tarafından tasarlanan kentin adı Arapça “kaynak”tan geliyor. Güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı olan yerleşim, sürdürülebilir sıfır karbon, sıfır atık ekolojisi felsefesi üzerine kurulu. Altı kilometrekarelik kent, araçsız bir “duvarlı-şehir” projesi. Denize yakın bir bölgeye inşa edilecek olan kentin, çöl rüzgârları ile Abu Dhabi Havaalanı’nın gürültüsünden bu yüksek çevre duvarıyla korunması planlanıyor. Abu Dhabi’nin Geleceğin Enerjisi Şirketi (Future Energy Company) tarafından yürütülen girişim, üniversite ile bilikte şirketin yeni merkez ofisinin yapımını da kapsıyor. Kentin kendi kendini idame ettirebilmesi için ise çevresindeki arazinin rüzgâr ve fotovoltaik çiftlikleri, araştırma ve tarım alanları olarak kullanılacağı söyleniyor. (7) Burada sözedilen teknoloji odaklı yaklaşımların tartışmalı oluşu bir yana, bu aşamada, projenin şimdiden Rem Koolhaas ile Norman Foster arasında bir intihalin konusu olduğunu söylemekte yarar var.

Bugün dünyayı saran çevresel tasarım düşüncesinin kentlerde yeni bir “kimlik” olarak ön plana çıkmaya başladığını görüyoruz. Belki bu anlamdaki en güncel örnek Şangay (Çin) yakınlarında Chongming Adası için planlanmış olan Dongtan adlı eko kent. (Resim 9-11) “Doğu kumsalı” olarak dilimize çevirilebilecek olan Dongtan, 1950’den bugüne iki katına çıkmış olan dünyanın en büyük alüvyon adasında, küçük ölçekli tarım yapılan ve göçmen su kuşlarının kullandığı büyük bir sulak alan üzerinde konumlanıyor. İngiliz bir mühendislik firması olan Arup tarafından tasarlanan kentin hedefleri sıfır sera gazı salınımı yapan, sıfır enerji yapılardan oluşan, su ve enerji konusunda kendine yeterli bir yerleşim olmak. (8) 2010’da 5 bin, 2020’de 80 bin, 2050’de 500 bin kişinin yaşaması beklenen kentte arazinin % 50’sinin tarıma ayrılmaya devam etmesi planlanıyor. Bu bağlamda kent, insanların yaşayıp çalıştığı alan, tarım alanları ve yaban hayatın ve kuşların habitatları olmak üzere üç bölgeden oluşacak. Ulaşımın ise kenti kesen kanallardaki tekneler, yaya, bisiklet ve hibrit araçlar için yapılan az miktardaki yollarla sağlanması öngörülüyor. Şehir atıklarının % 90’ı sıfır atıklı bir kente dönüşebilmek hedefiyle tekrar kullanılacak, geri dönüşüme sokulup geri kazanılacak. Dongtan enerji tüketiminde % 66 azalmayı, enerji ihtiyacının % 40’ının biyoenerjiden karşılanmasını, yapılarda ve ulaşımda % 100 yenilenebilir enerji kullanılmasını ve arazi kullanımının % 83’ten az olmasını hedefliyor. (9)

Ancak kuşkusuz Dongtan’a eleştiriler de yöneltiliyor. Örneğin uzmanlar ekilebilir arazilerin golf sporuna ayrılmasını algılamakta güçlük çekiyor. Ayrıca, bilindiği gibi, Dongtan’daki her vatandaşın planlanan ekolojik ayakizi 2.2 hektar. Bu rakam Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF-World Wildlife Fund) küresel ölçekte sürdürülebilir olduğunu öne sürdüğü 1.9 hektar’dan fazla. Eğer kente yerleşmek için kırsal alanlardan göç olursa bu Çin’in ekolojik ayakizinin daha da yükseleceği anlamına geliyor. Tongji Üniversitesinden Zhiping Tang’a göre Dongtan diğer şehirlere göre “daha az kötü”, ancak yine de sürdürülemez. Ayrıca, Şangay'a bu denli yakın olması da uzun dönemde Dongtan için bir tehlike olarak görülüyor. Çünkü turistler için bir sayfiye yeri ya da araçlar tarafından işgal edilmiş olan Şangay için bir yatakhane haline gelme potansiyeli taşıyor. (10)

Yerleşimler ilk kuruldukları günden bugüne insanoğlunun ideaları (düşünce) tarafından ideal durumlara öykünülerek şekillendiriliyor. Özellikle sıfırdan kurulan kentlerde belirli bir ideolojinin izlerini görmek mümkün. İdealler ise kiminde toplumsal yapıya ilişkin çözümler öneriyor, diğerinde toplumsal yapının çözüldüğünün altını çiziyor. Bazısında mekânsal öneriler, yerleşme sorunları ya da doğayla bütünleşme ararken, günümüzdeyse çağın gereksinimleri doğrultusunda enerji korunumu, atıkların kontrolü gibi konulara odaklanıyor. Ancak tüm arka planına ve yapılan araştırmalara karşın, uzman yığınları tarafından tasarlanan günümüz ideal kentlerinin ideasının (düşüncesinin) bir toplumsal sorumluluktan beslenmekten çok reklam heyecanı tarafından yönlendirildiği kuşkusu zihinlerimizde belirmeden edemiyor.

NOTLAR

1. Register, 1987.

2. Yakın zamanda bir inisiyatif, Atatürk’ün İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’ni hayata geçirmek için çalışıyor. Proje ekibi mimarlar, şehir plancıları, işletmeciler, ekonomistler, tasarımcılar, iletişimciler ve sanatçılardan oluşuyor. Ekibin öncelikli hedefi İdeal Cumhuriyet Köyü şemasını üç boyutlu bir maket haline getirip sergilemek. Ekibin çalışmalarına http://www.cumhuriyetkoyu.org/ adresinden ulaşılabilir.

3. Hasol, 2004; Pehlivan, 2009.

4. Bogdanou, 2003.

5.Djalali ve Vollaard, 2008.

6. Register, 1987.

7. Miller, 2007.

8. Djalali ve Vollaard, 2008.

9. Height, 2008.

10. Pearce, 2006.

KAYNAKLAR

Bogdanou, M. A. 2003, “City of the Future”, http://www.doxiadis.org (Ekim 2009)


Callenbach, E. 1994, Ekotopya, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

Djalali, A. Ve P. Vollaard, 2008, "The Complex History of Sustainability: An Index of Trends, Authors, Projects and Fiction”, Volume, sayı:18, ss.33-41.

Hasol, D. 2004, “Olaylar, Yorumlar”, Yapı, sayı:268, ss.41-42.

Height, D. 2008, “Mimarinin Çevreyle Sınavı”, Radikal, söyleşi, 4 Nisan 2008.

Miller, V. 2007, “Foster’dan Çölde Yeşil Ütopya”, Arkitera.com, Building’ten çeviren: Y. Uçak, 10 Mayıs 2007, www.arkitera.com (Ekim 2009).

Moore, T. 2000, Utopia, (Mina Urgan’ın incelemesiyle), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul.

Pearce, F. 2006, “Eco-cities Special: A Shanghai Surprise”, NewScientist.com, News Service, 21 Haziran 2006, www.newscientisttech.com (Ekim 2009)

Pehlivan, E. 2009, “İdeal Cumhuriyet Köyü Planı, Kazım Dirik Tarafından Mübadiller için Çizildi”, söyleşi, www.yapi.com.tr (Ekim 2009)

Register, R. 1987, Ecocity Berkeley Building Cities for a Healthy Future, North Atlantic Books, ABD.

Bu icerik 5129 defa görüntülenmiştir.