424
MART-NİSAN 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK GÜNDEM

Krizle Kırbaçlanan Yaratıcı Akıl

Akın Atauz , Çevreci, Şehirci

“Kriz dediğimizde bu kavram yerinde duramıyor besbelli, hemen bir ateş topu gibi devinmeye başlıyor ve büyük olasılıkla yüreğimize korku salıyor, bizi dehşete düşürüyor. İstiyor ki panik içinde, çarçabuk bir şeyler yapmaya girişelim.” “Bu yangına sermaye sahipleri ile emekleriyle geçinenlerin baktıkları yerler farklı olduğu için, neye kriz denilebileceği ya da krizin tepeden aşağıya nasıl yuvarlanabileceği hakkındaki görüşler de farklıdır. Bunlar arasındaki çatışmalar bazen krizin bir başka boyutu ya da ta kendisi olur.” “İşini yapma biçiminin temelinde koşulları dikkate alarak önündeki gereksinime yanıt vermek üzere yaratıcı, yeni ve etkin bir öneri geliştirmek olan herkes, bir anlamda sürekli olarak kriz durumuyla karşı karşıyadır. Bir krizi dönüştürmek, sorunlu olan durumlara her defasında güvenilir bir biçimde işlevsel seçenekler sağlayarak yanıt vermek, krizle baş etme arayışı olarak tanımlanabilir. Böyle baktığımızda mimar ya da daha farklı ölçeklerde, hazır reçeteleri kullanmak yerine tasarlayarak yeni yanıt geliştirenler; bir anlamda kriz çözücüler ya da krize karşı, yeni veya başka türlü seçenekler ortaya çıkana kadar Sisyphos kayasını yokuş yukarı yuvarlayan herkes, kriz mücadelecisidir.”

 

Kavramlar bazen yatıştırıcı, bazen kaygıya düşüren; kimileri koşturan ve nefessiz bırakan, kimileri ise yumuşacık ve rahat ettiren imgeleri anımsatır. Kriz ise başlı başına, ele avuca sığmaz bir kavram. Kriz dediğimizde bu kavram yerinde duramıyor besbelli, hemen bir ateş topu gibi devinmeye başlıyor ve büyük olasılıkla yüreğimize korku salıyor, bizi dehşete düşürüyor. İstiyor ki panik içinde, çarçabuk bir şeyler yapmaya girişelim. Oysa kriz anları hem bizi acele ettirerek krizi körüklemeye yöneltir hem de serinkanlılıkla, krizle aramıza bir mesafe koyarak düşünmeye ve hızlıca, doğru kararları bulmaya zorlar. Kriz ne kadar sıcak bir ateş topu ise krize karşı duranın yapması gereken de araya soğuk bir uzaklık koyarak tam bu andan sonraki dönüşüm ya da ortaya çıkabilecek yeni durum için yön belirlemek, hatta yönü tersine çevirmeyi sağlamaktır. Kriz bir tepe noktasıdır çünkü. Başka bir tepeye doğru sıçrama potansiyeli de vardır, düşüşe geçme potansiyeli de.

Kriz bizi şaşırtmak ister. Nereden biliyoruz? Çünkü ansızın çıkar karşımıza. Bir şeylerin giderek kızgınlaşarak ve köpükler içinde bir devinimle üzerimize doğru geldiğini bilsek bile, bunu yine de bir birikim aşaması olarak görmeye yatkınızdır. Denetlenebilir olması için arayışa girişiriz. Ama ansızın krize dönüştüğünde yine gafil avlanırız. Onu kriz olarak algılamamız da bu ansız oluşuma çabucak erişmiş olmasındandır. Krizin bizi şaşkınlıkla yakalamasının bir nedeni de basit, yalın kat ve alışılmış biçimde gelmemesidir. Her defasında çok karmaşık, çok katmanlı biçimde belirir. Ne olduğunu anlayabilmek için tanımaya gerek vardır, ama çoğu kez hangi boyutlarını ya da bileşenlerini ele alarak yaklaşabileceğimizi bilemeyiz. Kriz bir yandan, içinde çok devingen ve dur durak bilmeyen bir hareketlilik taşır. Bir yandan da çok karmaşıklaşmış, birçok katman üst üste, yan yana ya da iç içe geçmiş ve birbirinin içinde erimiş fiziksel ve kimyasal bir yakıcılıkla tehdit oluşturarak bizi çaresiz bırakmayı amaçlar. Ama biliriz: O, krizdir ve aslında bir dönüm momentidir. Ne kadar lav taşıyarak, köpükler içinde üzerimize yürürse, o kadar soğuk dururuz karşısında. Ne kadar hızla gelirse, o kadar hızlı oluruz. Hızlı olabilmek, kriz durumlarında ne yapacağı konusunda bilgili olmakla ilgilidir ve bir boğa güreşi ustalığı, zarafeti gerektirir. Eğer kriz, uslu yaşamımızın düşünce dünyasında yaptığımız alıştırmalarla daha önce sınanmış ve bilgi dağarımızın bir köşesine yerleşmişse; biz de deneyimli olarak kriz karşısında hızlı düşünür, krizin bir doruk noktası olması ve oradan aşağı yuvarlanıp sönümlenmesi için ne yapacağımızı hızla kararlaştırabiliriz.

Kriz bazen bir küresel savaş olup çıkar karşımıza: Nil’in, Dicle ve Fırat’ın ya da Ürdün’ün, Sarı Irmak’ın, Tiber’in suyunu içmiş şanlı bir general ya da kral çıkarır savaşı ve o dönemin dünyası krize sürüklenir. Ya da bir ekonomik kriz olur: Fiyatlar artar, borçlar ödenemez, en savunmasızlardan başlayarak iflaslar artar ve mülkler kaybolmaya başlar. Paranın değeri ve iş olanakları, üretim ve yapılabilecek her şey büyük bir süratle uçurumlardan aşağı düşer ve açlığa, kargaşaya sürüklenir insanlar. Bazen, en eski zamanlardan beri, bir salgın hastalık olur: Bütün liman kentlerinden içerlere doğru yayılır ve ne bulursa kırar, geçirir önüne geleni. Bir gök cismi düşerse yeryüzüne ve türlerin çoğunu yok ederse, buna kriz demeyiz; meteor çarpması deriz ve sonuçta bir rastlantıdır bu. Ama sorun ansızın değil de açık açık göstererek, adım adım geliyorsa üzerine doğru yerkürenin, bütün ekolojik dengeleri alt üst ederek, o zaman buna “iklim krizi” deriz. Bazen de mutlaka somut olarak belirmez karşımızda: Daha kötüsü, somut olan pek çok şeyi etkileyebilir ama kendisi bir düşüncedir daha çok. Hukuku ve insanların biriktirdiği birçok değeri ezmek, parçalamak ve silmek için gereken ayrımcılık, eşitsizlik parçalarını sistemleştiren ideolojik krizler de olur.

Kriz aslında büyük bir hızla oluşmuş ve aciliyetle yönünün değiştirilmesi, inişe geçmesi gereken yakıcı bir doruktur ya da doruklar kümelenmesidir genellikle; ama ona ne zaman “kriz” denebileceği de çok görelidir. Bazen çok küçük de olabilir; bir evin, ailenin içinde belirir, hatta bazen bir bireyin yaşamı algılamasında. Bazen bir mahallede ya da kentte de olur. Ya da ülkenin bir bölümünde, yapılan işlerin bir bölümünde, bazı sektörlerde veya politikalar demetinin yıkıcı yüzünü göstermeye başladığı yerlerde. Bu yangına sermaye sahipleri ile emekleriyle geçinenlerin baktıkları yerler farklı olduğu için, neye kriz denilebileceği ya da krizin tepeden aşağıya nasıl yuvarlanabileceği hakkındaki görüşler de farklıdır. Bunlar arasındaki çatışmalar bazen krizin bir başka boyutu ya da ta kendisi olur.

***

İşini yapma biçiminin temelinde koşulları dikkate alarak önündeki gereksinime yanıt vermek üzere yaratıcı, yeni ve etkin bir öneri geliştirmek olan herkes, bir anlamda sürekli olarak kriz durumuyla karşı karşıyadır. Bir krizi dönüştürmek, sorunlu olan durumlara her defasında güvenilir bir biçimde işlevsel seçenekler sağlayarak yanıt vermek, krizle baş etme arayışı olarak tanımlanabilir. Böyle baktığımızda mimar ya da daha farklı ölçeklerde, hazır reçeteleri kullanmak yerine tasarlayarak yeni yanıt geliştirenler; bir anlamda kriz çözücüler ya da krize karşı, yeni veya başka türlü seçenekler ortaya çıkana kadar Sisyphos kayasını yokuş yukarı yuvarlayan herkes, kriz mücadelecisidir. Kriz denildiğinde genellikle sorun yarıçapının büyük olduğunu gösteren bir durum olduğu düşünülebilir. Ancak kriz durumunun tanımında daha temel olan; karar çevresinin taşıdığı belirsizlik, oynaklık, değişkenlik, güvensizliktir. Bu durumda krize yanıt verecek özne her defasında, gereksinimi karşılayacak ve göreli dengeli, sürdürülebilir, etkin ve güvenilir seçenekler önermiş olmalıdır. Eğer bir kolektif karar gerekiyorsa, kriz kavramıyla ilgili akıl yürütmelere böyle yaklaşmak, daha kapsamlı ve derinlikli bir tartışma mekânı sağlayacaktır.

Yaratıcı ve yeni olmayan kriz çözümleri olamaz mı ya da yaratıcı ve (belirli ölçütlere göre) yeni olan bütün önerileri, kabul edilmesi gereken gerçek çözümler olarak düşünebilir miyiz? Her iki soruya da “evet” diyemeyeceğimiz için hem krizin hem de krizi aşabilecek önerinin nitelikleri hakkında daha geniş bir irdeleme gereği ortaya çıkar. Birinci soru için, çok kısa erimli, az boyutlu ve krizin derinliklerine uğramayan önerilerin işe yaramazlığını (Türkiye’nin 1998 ekonomik krizinden çıkışında DB reçetesi gibi), ikinci soru için de 1930’larda Nazi partisinin getirdiği yenilikleri anımsamak yetecektir. Bu durumda krizden çıkış seçeneğinin temel niteliklerin başına, önerideki despotizmi veya özgürleştirici nitelikleri; ayrıştırmayan, eşitleyen, adil ve barışçıl olan özelliklere dair kaygıları yerleştirmek gerekecektir. Gerçi yenilikçi önerinin sürdürülebilir ve güvenilir olması gerektiği belirtildiğinde bunlar da kapsanmış olur, ama krizden gerçekten çıkabilmek için bu özellikleri açıkça belirtmek yararlı olacaktır.

Açık ki çok dinamik ve katmanlı, bileşenleri çok olan bir kavram ya da olgu, kriz. Bir ya da diğer biçimde, genellikle karşılaşıyoruz onunla. Hesaplaşıyoruz veya yüzleşiyoruz.

Bu icerik 409 defa görüntülenmiştir.
<p>Dünyevî İşlerin Gidişatı (The Way Earthly Things Are  Going), Emeka Ogboh, 2017. Uluslararası finans, göç ve ekoloji krizlerine  ilişkin tarihsel referanslı bir ses ve ışık yerleştirmesi <br />Kaynak: https://www.blindbild.com/athen-documenta-14-athener-konservatorium-odeion-april-2017/athen-documenta-14-odeion-ogboh/ [Erişim: 02.03.2022].