424
MART-NİSAN 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Zeytin Sorguluyor: Koruma Mevzuatının Samimiyeti ve Zeytinliklerimiz

Nezih Başgelen,Arkeolog, Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu

Uygarlığın her döneminde, yetiştiği her coğrafyada el üstünde tutulan zeytin, yeni düzenlemeler nedeniyle ülkemizde yine tehdit altında. Konunun yasal yönlerini ortaya seren yazar “sürekli yenilenen bu ölümsüz maden yatakları” diyerek nitelediği zeytinlik alanları savunuyor.

 

“Kilis zeytin ağacı / Yaprağı pek de acı / Sevdiğinden ayrılmak / Ölümden daha acı”

                                                                                                            Türk Halk Manisi

“Ben ağaçların hepsini severim, ama zeytin ağacı bir başka. Her şeyden önce onun simgeledikleri: yapraklarıyla barış, altın sarısıyla mutluluk.”

                                                                                                              Aldous Huxley

 

Kadim zamanlardan beri insanların mutfağına, ekonomisine, sosyal ve kültürel hayatına damga vurmuş olan zeytin ağacı ve meyvesi; bereket, sağlık, barış, mutluluk ve ölümsüzlük sembolü olarak semavi dinler dahil pek çok inanç sistemi tarafından kutsanmış ve özel koruma altına alınmıştır. (Resim 1) Efsaneler ve mitolojik anlatılar zeytin ağacının yeryüzündeki ilk ağaç olduğunu savunurken, jeolojik devirlere ait tabakalarda bulunan yaprak fosilleri de zeytinin tarihinin insandan eski olduğunu göstermektedir. Bu kayıtlara göre Anadolu daki varlığı 14,3 milyon yıl öncesine kadar uzanmaktadır.[1] Arkeolojik bulgulara göre Zeytingiller (Oleaceae) familyasına mensup, meyvesi yenebilen zeytin ağacı türlerinin Levant bölgesinde Samiler tarafından MÖ 6 binli yıllarda ıslah edilerek kültür bitkisi haline getirildiği tahmin edilmektedir. Mezopotamya nın yazı kullanan en eski sakinleri Sümerlerin çivi yazılı metinlerde GIŠKIRI6.GEŠTIN şeklinde ideografik olarak karşımıza çıkan zeytin bağı, devrinin süper gücü” olan Anadolu nun en eski sakinlerinden Hititlere ait çivi yazılı metinlerde çoğunlukla karşımıza GIŠKIRI6 GIŠSERDUM şeklinde çıkar ve zeytin, zeytinlik, zeytin bahçesi” olarak çevrilir. Zeytinin Batı dillerindeki karşılığı Yunanca “elaia” ve Latince “olea "dan gelirken Türkçe kökeni ise Semitik orijinali olan “zayit” kelimesidir.[2]

İnsanlığın ilk devirlerinden beri gıda ihtiyacını karşılamanın yanı sıra sağlığını korumak ve ekonomik gücünü geliştirmek için de kullandığı zeytinin yağı, antik çağda yakıt olarak kullanıldığı için aynı zamanda oldukça önemli bir enerji kaynağıydı. Ortaçağdan bu yana petrol ve günümüzde doğalgaz kullanımı nedeniyle yakıt kaynağı olarak önemini koruyamamış olsa da diğer alanlardaki önemi azalmamış, hatta giderek daha da artmıştır. Burada, şimdilik ihmal edilen sağlık sektörü konusuna özel dikkat çekmek gerekir. Hipokrat’ın, özellikle cilt sağlığına faydalarıyla bilinen zeytinyağı içeren 50 den fazla reçetesi olduğunu hatırlamakta yarar vardır. Kimyasal özellikleri temizlik sektörü ve ilaç sanayinde kullanılan zeytin yapraklarının, ağacını zararlı canlılara ve hastalıklara karşı koruyan maddeler konusunda bilimsel araştırmaların derinleştirilmesi çok önemli keşiflere kapı arayabilir. (Resim 2) Bütün bu ayrıntılar bir yana zeytin ağacı günümüzde Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde gerek besin değerinin yüksek oluşundan gerekse de ticari değerinden dolayı yoğun olarak ekilip dikilmektedir.[3]

Gerek aile gerekse devlet ekonomilerinin temel direkleri arasında yer alan zeytin ağaçlarının korunması için özel gayret sarf edilmiş, hatta antik çağlardan beri bu ağaçlar yasal güvence altına alınmıştır. Uygarlık tarihinin hayat ağacı olan, tüm inançlarda Tanrı'nın kutsadığı zeytin ağacına yapılan saygısızlık tarih boyunca hiç affedilmemiştir. Tarihin bilinen en eski ve çok iyi şekilde korunmuş olarak günümüze kalmış yazılı yasa metni olan Hammurabi Kanunları’nda zeytin, borç verilen değerli mallar arasında sayılırken; ağacını usulsüz budayanlara da ölüm cezası öngörülmektedir. Antik Yunan devrinde yedi bilgeden biri kabul edilen Solon Yasaları’nda zeytin ağacına zarar verenlere ağır cezalar verilirken, yurt dışına satışı serbest bırakılan tek ürün de zeytinyağı olarak dikkat çekiyordu.[4] Solon Yasaları’nda dikkat çekici bir zeytin ağacı ayrıntısı daha vardır: Hiç kimse komşusuyla arasındaki sınırın 1,5 metre yakınına ağaç dikemezken, zeytin ağacı söz konusu olduğunda bu mesafe yaklaşık iki katına çıkıyordu.[5] Antik çağda zeytinin istisna tutulduğu ilgi çekici bir diğer yasa ise Sparta kralı Lykurgos a ait: Lykurgos Yasaları’nda ölülerin eşya ile gömülmesi yasaklanırken, mezara zeytin dalları konulmasına izin veriliyordu.[6]

Bugün zeytin arazilerini madenciliğe açmayı amaçlayan yönetmelikten dolayı hukuki sorun yaşanan Türkiye Cumhuriyeti de zeytin ağaçlarını yasayla koruyan ülkeler arasındadır. Ülkemizde zeytin ağaçlarını korumak ve zeytinlik alanları geliştirmek için ilk yasa 1939 yılında çıkartılmıştı. Halen yürürlükte olan 3573 sayılı bu kanunda şu ifadeler yer almaktadır: Zeytinliklere her çeşit hayvan sokulması, yerleşim sahaları hariç, zeytin sahalarına en az bir kilometre yakınlıkta koyun ve keçi ağılı yapılması yasaktır. Ancak çift sürme ve nakliyatta kullanılan hayvanlara ağızlık takılması şartıyla müsaade edilir. […] Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. Zeytincilik sahaları daraltılamaz. […] Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verilir.”[7]

TBMM de 2003 yılından bu yana, bu yasayı değiştirmek için 9 ayrı girişim gerçekleştirildi. 17 Ocak 2006'da, 15 Temmuz 2008'de, 3 Temmuz 2009'da, 21 Nisan 2010'da, 20 Şubat 2013'te, 16 Haziran 2014'te, 17 Mayıs 2017'de ve 1 Mart 2022'de gündeme gelen, zeytin sahalarının madenciliğe ve yapılaşmaya açılmasına yönelik teklifler, TBMM deki vekillerce reddedildi.[8] Ancak zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetlerine izin verilmesine olanak tanıyan bir yönetmelik, 1 Mart 2021 tarihli Resmî Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girdi.[9] Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülecek olan 21 Eylül 2017 tarih ve 30187 sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Maden Yönetmeliği’nin 115. maddesine eklenen bu yeni karara göre Enerji Bakanlığı, zeytinlikleri yok edebilmesi için maden şirketlerinin önünü açmıştır - hem de “kamu yararı” gerekçesini sunarak! Eklenen bu 4. fıkra ile zeytin alanları başta kömür madenciliği olmak üzere tüm madencilik faaliyetlerine açılabilecek. Yapılan düzenleme, yukarıda anılan 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’a da aykırı bir düzenlemedir. Tüm kutsal kitapların değer verdiği, Ege ve Akdeniz'de yaşam kültürünün ayrılmaz bileşeni zeytin ağaçlarının ve zeytinliklerin yok olmasına yol açmak ayrıca büyük bir insanlık ayıbıdır.

Kamuoyunun Ukrayna'daki savaşa odaklandığı süreçte, fırsattan istifade çıkartılan, zeytinliklerimizin ciddi zarar göreceği, TBMM'de onaylanmayan böyle bir değişiklik kabul edilemez. (Resim 3) Her ne kadar “madencilik yapacak şirketlere sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla” ibaresi kullanılsa da bunun uygulanmasının mümkün olamayacağının “kararname koyucular” da farkındadır. Çünkü Anadolu'daki zeytinlikler kadim zamanlardan beri gerek doğanın gerekse insanların yıkıcı ve yıpratıcı etkilerine rağmen, halen sayısız türde memeli, amfibi, sürüngen, kuş ve bitkinin yaşadığı habitat alanlarıdır. Kesilen zeytin ağaçlarının geri dikilmesi sağlansa bile o esnada katledilen habibatın geri kazanımı mümkün değildir. Öte yandan Anadolu'da korunması elzem kültürel ve tarihî pek çok mirasın kanunlara, koruma kurullarına, kolluk kuvvetlerine rağmen korunmadığı gerçeğinden yola çıkarak; bu alandaki rehabilitenin sözde kalacağı, Anadolu'da pek çok taş ocağı şirketinin yasalara rağmen tarihî alanları nasıl tahrip ettiği ortadadır.

Ülkemiz Paris Anlaşması’nı 22 Nisan 2016 tarihinde New York ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte imzalamıştır. Ulusal beyanımızda da adı geçen bu anlaşmayı, gelişmekte olan bir ülke olarak imzaladığımız vurgulanmıştır. Anlaşma 7 Ekim 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanarak Türkiye'de iç hukuk onay sürecini de tamamlamıştır. Onay belgesi Türkiye tarafından 11 Ekim 2021 tarihinde Birleşmiş Milletler Sekretaryasına tevdi edilmiştir. Anlaşmanın nasıl uygulanacağına dair hususları içeren Paris Anlaşması Çalışma Programı (kural kitabı) ise 31 Ekim - 13 Kasım 2021 tarihlerinde Birleşik Krallık'ın ev sahipliğinde, Glasgow da düzenlenen 26. Taraflar Konferansı’nda (COP 26) tamamlanmıştır. Paris Anlaşması’nın en önemli amacı, sera gazı emisyonlarında direkt azaltım oluşturulmasıdır. Bu açıdan, kömürden elektrik üretiminin sonlanması ve kömürlü termik santrallerin kapatılması, bu anlaşmanın en kritik açılımıdır. Yeni karara göre ise zeytin alanları başta kömür madenciliği olmak üzere madencilik faaliyetlerine açılabilecektir. Bu değişiklik Türkiye nin, neyin altına imza koyduğunun tam ayırdında olmadığını göstermektedir. Kömürlü termik santrallerin faaliyetlerini arttırmaya yönelik böyle bir değişiklik beyanı, bizi Paris Anlaşması gibi insanlığın geleceğini ilgilendiren kritik bir sözleşmenin sorumluluğu açısından, ulusal ve uluslararası alanda verdiği sözü tutmayan bir ülke durumuna düşürecektir. Bu nedenle de bu değişikliğin bir an önce uygulamadan kaldırılması gerekmektedir.

Tam burada, küresel ekonomide madencilik sektörünün önemine dikkat çekelim. Madencilik sektörü, küreselleşen dünyada hemen her ülke gibi Türkiye nin de kalkınması, refah düzeyini artırması ve istihdam alanlar açması için tartışılmazdır.[10] Madencilik insanlığın ilk uğraş alanları arasında yer alır. İnsanların kayaçları tanıması ve işlemesi, mineralleri ve madenleri de tanımasına ve işlemesine giden yolu açmıştır. İnsan ve toplum hayatında vazgeçilmez bir yer tutan madencilik sektörü tarih boyunca, gelişmiş ülkelerin sahip oldukları teknoloji ve refah düzeyine ulaşmalarında en etkin rol oynayan faktörlerden biri olmuştur. Madencilik özellikle tarım ile birlikte toplumların hammadde ihtiyaçlarını sağlayan iki temel üretim alanından birisi konumundadır. Gelişmiş ülkeler, ekonomik güçlerini ve refah seviyelerini artırmayı büyük ölçüde doğal kaynakların verimli kullanmaya borçludur. Doğru plan ve politikaların takip edilmesi sonucunda madencilik alanında üretimin, istihdam gibi ekonomik göstergelere önemli katkılar sağlayacağı; ülke imalat sanayi için itici güç olacağı tartışılmaz gerçektir. Ancak konu zeytinlik arazilerin korunmasına geldiğinde, akılcı politikaların önemi kat be kat artmaktadır.

Antik çağdan bu yana “sıvı altın” olarak tanımlanan zeytinyağı, doğal bir madendir. Dolayısıyla zeytinlikler de maden yataklarıdır. Sürekli yenilenen bu ölümsüz maden yataklarını, türü ne olursa olsun kapasiteleri sınırlı olan başka maden yatakları için yok etmek; altın yumurtlayan tavuğu, karnındaki altını almak için kesmekten farksızdır. Kültürel ve doğal çevre değerlerine duyarlı madencilik teşvik edilmeli, kültür ve doğa varlıklara en az hasarı verecek yaklaşımlar özendirilmelidir. (Resim 4)

* 1 Mart 2022 tarih ve 31765 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğine Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 1. maddesi ile Maden Yönetmeliği’ne zeytinliklerle ilgili getirilen düzenlemenin başta Anayasa olmak üzere ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırı olduğu gerekçesiyle TMMOB ve Mimarlar Odası’nın da aralarında olduğu 19 Oda ile birlikte söz konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle 08 Mart 2022 tarihinde dava açılmıştır.

NOTLAR

[1] “Yatağan'da 14,3 Milyon Yıllık Zeytin Poleni Fosili Bulundu”, 2019, https://www.dha.com.tr/gundem/yataganda-14-3-milyon-yillik-zeytin-poleni-fosili-bulundu-1681819

[2] Ünsal, Artun, 2011, Ölmez Ağacın Peşinde: Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.

[3] Ünar, Şükrü; Ünar, Aslı, 2021, “Hitit Dönemi Anadolu’sunda Zeytin Ağacı”, Asya Studies, cilt:5, sayı:16, ss.143-149; Pekin, Abdulkerim, 2016, “Madenciliğin Yerel Ekonomilere Katkısı ve Bazı Sektörlerle Karşılaştırmalı Analizi: Balıkesir Örneği”, Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, cilt:18, sayı:2, ss.48-53; Eğilmez, Mahfi, 2017, “Zeytin Dosyası”, https://www.mahfiegilmez.com/2017/06/zeytin-dosyas.html [Erişim: 23.03.2022].

[4] Aly, Wolfgang, 1927, “Solon”, Paulys Realencyclopädie der classischen Altertumswissenschaft, cilt:3/A-1, J. E. Metzlersche Verlagsbuchhandlung, Stuttgart, s.972.

[5] Leão, Delfim Ferreira; Rhodes, Peter John, 2015, The Laws of Solon, I.B.Tauris, Londra ve New York, s.187.

[6] Plutarchus, Mestrius, 2011, Lykurgos’un Hayatı, (çev. Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul.

[7] “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun”, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.3573.pdf [Erişim: 23.03.2022].

[8] Yıldırım, Ali Ekber, 2022, https://www.dunya.com/kose-yazisi/zeytinciligi-yok-etme-plani-20-yildir-devrede/650490 [Erişim: 23.03.2022].

[9] “Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/03/20220301-11.htm [Erişim: 23.03.2022].

[10] On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023) Özel İhtisas Komisyonu Raporları, https://www.sbb.gov.tr/ozel-ihtisas-komisyonu-raporlari/#1540024439304-a1816e9a-4191 [Erişim: 23.03.2022].

Bu icerik 456 defa görüntülenmiştir.