424
MART-NİSAN 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

Türkiye’nin Modern Miras Gündemi 2021: Kaybedilen, Tehdit Altındaki ve Korunan Yapılar

H. İlke Alatlı, Arş. Gör., MSGSÜ Mimarlık Bölümü
M. Aygün Aşık, Arş. Gör., Altınbaş Üniversitesi Mimarlık Bölümü

KORDER ile DOCOMOMO Türkiye Çalışma Grubu tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen “Türkiye’nin Modern Miras Gündemi” 11 Şubat 2022 tarihinde gerçekleşti. Modern mimarlığın 2021 boyunca kaybedilen, tehdit altındaki ve korunan örneklerinin tartışıldığı etkinliğin bir özeti bu yazıda okunabilir, video kaydı ise docomomo_tr YouTube kanalından izlenebilir.

 

İlki geçtiğimiz yıl, Türkiye’de modern mimarlık mirasının korunması alanında bir önceki yıl gündeme gelen konuları tartışmak amacıyla düzenlenen[1] etkinliğin ikincisi 11 Şubat 2022 tarihinde çevrimiçi olarak gerçekleşti. (Resim 1) Bu defa 2021 yılında öne çıkan konuların kaybedilen, tehdit altındaki ve korunan modern mimarlık mirası gruplarına ayrılarak incelendiği etkinlik,[2] docomomo_türkiye Ulusal Çalışma Grubu Eş Başkanı Ebru Omay Polat ile Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER) Yönetim Kurulu Başkanı Özgün Özçakır’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

KAYBEDİLEN YAPILAR

Ayça Özmen’in açtığı birinci oturumda Zeren Önsel Atala 2021 yılında kaybedilen yapılarla ilgili bir çerçeve sunuş gerçekleştirdi. Kaybedilen yapıları docomomo_türkiye’nin yapı tipi ve işlev kategorilerine göre ayıran Atala kayıpların yarıdan fazlasının yönetim yapıları olduğunu, dinlence / eğlence ve eğitim yapılarının bunu takip ettiğini, diğerlerinin ise konut / sivil mimarlık, ulaşım / haberleşme ve sanayi yapıları olduğunu belirtti. (Resim 2)

Dinlence / eğlence kategorisinde Ankara Cebeci İnönü Stadyumu, Yozgat Bozok Stadı; eğitim kategorisinde İzmir Necatibey Ortaokulu, Ankara Anıttepe Hürriyet İlkokulu incelendi. Taşıyıcı sistem ve kapasite yetersizliği neden gösterilerek yıkılan eğitim yapılarının yerine yapılan yapılarda özgün isimlerinin dahi korunmadığı belirtildi. Konut / sivil mimarlık kategorisinde Prof. Dr. Muammer Aksoy Evi’ne yer verildi. Yapı ve bulunduğu çevredeki benzer nitelikteki yapıların hızla kentsel dönüşüm kararlarıyla yıkıldığı söylendi. Sanayi kategorisinde Çorum Çimento Fabrikası ile ilgili bilgiler aktarılırken birçok Anadolu kentinde daha önceki yıllarda da kent içinde kalan sanayi tesislerinin yıkıldığına dikkat çekildi. Ulaşım / haberleşme kategorisinde Tokat Niksar Otobüs Terminali incelendi. Yönetim kategorisinde kent meydanını tanımlayan özgün bileşenlerden biri olan Burdur Belediye Binası’nın yıkım sürecine ilişkin bilgiler aktarıldı ve Aydın Karpuzlu, Bursa Mudanya, Bursa İnegöl, Gaziantep Araban, Konya Beyşehir’de yer alan hükümet konaklarına yer verildi. Bu kategoride son olarak Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile İstanbul Ticaret Odası örnekleri incelendi. Sunum sonunda Atala bu yapıların yıkımıyla toplumsal bellek, sosyal değer, tarihî belge değeri ve kentsel dokunun yok edildiğini; kent merkezlerinin dönüştürüldüğünü; rantın ön planda tutulduğunu; sahte üsluplarla kimliksiz bir mimarlığın ortaya çıktığını ve plan kararlarına uymayan yeni tipolojilerle karşılaşıldığını belirtti. Atala işlevi yetersizlik görülen yapılarda yeniden işlevlendirme, yeni ekler ve onarımlar; deprem ve malzeme dayanımına ilişkin karşılaşılan sorunlarda güçlendirme ve iyileştirme; yeni gereksinimler içinse planlama kararlarıyla çözümün mümkün olduğunu aktardı.

Oturumun son bölümünde Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Dursunüstün, Ankara Cebeci’deki İnönü Stadyumu’nun yıkım sürecini anlattı. Bu alanın Jansen, Yücel-Uybadin ve imar planlarında spor alanı olarak belirtildiğini aktardı. Konuşmacı, 2013 yılından bu yana yapılmak istenen değişiklikleri, 2015’e kadar aktif kullanımı süren stadın bakımsız bırakılmasını ve dava devam ederken 2021’de yıkılmasına kadar süren itirazları, yürütülen kampanyaları ve mahkeme kararlarını kronolojik bir sırayla anlattı. Millet bahçesine dönüştürülmek istenen Cebeci Stadyumu’nun köklü kimlik değerine ve kamusal niteliklerine vurgu yapan Dursunüstün; millet bahçesi projelerinin Ankara’da nasıl gündem olduğundan, ideolojik yanından ve Ankara’nın değerlerine yok edici bir müdahale olduğundan bahsetti. Cebeci Stadyumu’nun Ankara’daki millet bahçesi projelerinden dördüncüsü olduğunu belirtirken, çevrede yaşayanlarda ve bu alanın kullanıcılarında alanın bakımsız bırakılması ve sonrasında oluşan güvensizlik algısıyla değişen bakış açısından bahsetti. (Resim 3)

Sunumlar sonrasında Ayça Özmen moderatörlüğünde soru-cevap kısmına geçildi. Bu bölümde imar planlarının koruma lehine nasıl kullanılabileceği, yerel yönetimlerin bu konuda söz hakkının ne olabileceği ve güncel yaklaşımları, bilirkişi raporlarında alan değerleri vurgusunun olmadığı, günümüzde kent içinde kalan modern miras alanlarının korunması için çeşitli kentsel tasarım çözümleri üretilebileceği, plan kararlarının alınabileceği ve yönetim planları hazırlanabileceğinden bahsedildi. Günümüzde artan ranta karşı yapılabilecek kanun değişikliği veya imar planlarının hazırlanma ve onanma süreçlerini değiştirebilecek çalışmaların meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, uzmanlık örgütleri gibi ortaklıklarla yürütülebileceği konuşuldu. Yıkmak yerine yapı için farklı geleceklerin mümkün olduğunu göstermenin ve kullanıcıyla bilgi paylaşmanın öneminden bahsedildi. Tek yapı ölçeğinde bakmaktansa konuyu daha bütüncül olarak gündeme getirmenin yararlı olabileceği vurgulandı.

TEHDİT ALTINDAKİ YAPILAR

Azize Elif Yabacı ve Şeyda Şen’in çerçeve sunuşuyla başlayan ikinci oturumda tehdit altındaki eğitim, sağlık ve kamu yapıları ön plana çıktı. Eğitim yapılarının Cumhuriyet tarihindeki öneminden bahsederek sunuma başlayan Yabacı, Ankara’daki Mimar Kemal İlköğretim Okulu ile Sarar İlkokulu hakkında bilgi verdi. Sağlık yapıları kategorisinde ise bir arada olma değerleriyle öne çıkan ve şehir hastanelerinin açılmasıyla şehir merkezinden taşınan Ankara Numune Hastanesi, Yüksek İhtisas Hastanesi, Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden bahsedildi. Sonrasında sözü alan Şeyda Şen kamu yapılarıyla ilgili bilgiler verdi. Fındıklı Akbank Genel Müdürlüğü hakkında bilgi veren Şen yapıyı tehdit eden unsurlardan bahsetti. Sunum, özgün niteliklerini büyük ölçüde koruyan ve bulundukları meydanların önemli birer parçası olan Uşak Hükümet Konağı ve Gaziantep Hükümet Konağı ile devam etti. Uşak Hükümet Konağı’nın 2009, Gaziantep Hükümet Konağı’nın da 2019 yılında güçlendirme çalışmalarının yapılmış olmasına rağmen depreme dayanıksız oldukları gerekçesiyle millet bahçesi projeleri kapsamında yıkılmasının gündemde olduğu ifade edildi. (Resim 4)

Oturumun davetli konuşmacısı Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı İlker Kahraman, İzmir’deki Atatürk Kültür Merkezi ile Resim Heykel Müzesi hakkında bilgi verdi. Muhlis Türkmen ve İnal Göral tarafından tasarlanan bu yapıların İzmir için önemine vurgu yapıldı. Resim Heykel Müzesi’nin deprem gerekçe gösterilerek boşaltıldığından, sonrasında yapılan çalışmalardan ve güncel durumundan bahsedildi. Atatürk Kültür Merkezi’nin mimarisinden bahseden konuşmacı, uygulanamayan hareketli duvarlara dikkat çekti. Merkezin kent belleğinde iz bırakan ve diğer yapılara ilham kaynağı olan bir yapı olduğunu söyledi. Yapının, İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün kullanımına verileceği tartışmalarıyla gündeme geldiği süreç ile buna karşı yürütülen kampanyaları anlatan konuşmacı, müdürlüğün farklı bir yere taşınacağı bilgisini aldıklarını ve AKM’nin mart ayından itibaren oyunlar için açık olacağı yazısının tiyatrolara ulaştığını öğrendiklerini bildirdi. Bunu sivil inisiyatifin bir başarısı olarak nitelendiren Kahraman, fikir birlikleri ve desteklerin önemine vurgu yaptı. (Resim 5)

Oturumun soru-cevap kısmında İzmir AKM ile Resim Heykel Müzesi’nin yalnızca fiziksel değil işlevsel birlikteliklerinin de çok önemli olduğuna ve bunun da korunması gerektiğine dikkat çekildi. Sürecin koruma uzmanları tarafından yürütülmesinin, restorasyon projesinin hazırlanarak uygulanmasının gerekliliğinden bahsedildi. Yapısal güçlendirme projelerinin restorasyon projesi olmadan yapılamayacağı, bunun esaslı onarımın bir parçası olduğu vurgulandı. Modern mimarlık ürünlerinin de bu kapsamda detaylı olarak ele alınmasının önemi anlatıldı. Müellifin hayatta olmasının da önemli bir unsur olduğu söylenerek koruma sürecinde müellifin rolü tartışıldı. Yapının projedeki ya da uygulamadaki haliyle korunmasıyla ilgili tartışmaların üzerinde çalışılması gereken önemli bir konu olduğu vurgulandı.

KORUNAN YAPILAR

Çerçeve sunuşla başlayan üçüncü oturum, Merve Öztürk’ün Türkiye’de yasalarda tanımlı koruma müdahale türleri üzerine kısa aktarımı sonrasında koruma süreci tamamlanmış, devam eden ve yeni başlamakta olan yapılara değinilerek devam etti. Öztürk 2001 yılında restorasyonu yapılan Ankara Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası binası ile özgün işlevini sürdüreceği bir projeyle restorasyonu halen sürmekte olan Bursa Kâmil Koç Konutu’nun yanı sıra Ankara Anafartalar Caddesi Sokak Sağlıklaştırma ve Kentsel Tasarım Projesi’nden bahsederek, 20. yüzyılda inşa edilmiş, miras değeri taşıyan ve nitelikli yapıların ağırlıkta olduğu projenin bu tür örneklerle daha sık karşılaşacağımızı gösterdiğini vurguladı. Ankara’da projesi hazırlanmış olup henüz uygulamaya başlanmamış olan Anafartalar Çarşısı, projelendirilerek yeniden işlevlendirilmesi gündemde olan Ulus İşhanı ve proje yarışması yeni açılmış olan Ulus 100. Yıl Çarşısı’na değindikten sonra İstanbul’daki Hasanpaşa Gazhanesi örneğini anlatmak üzere sözü davetli konuşmacılar Nilgün Olgun ve Özgür Boran’a bıraktı. (Resim 6)

Hasanpaşa Gazhanesi koruma projesinin uygulaması sırasında yüklenici firma bünyesinde görev yapmış olan Nilgün Olgun Mart 2014’te başlayarak 7 yıl süren uygulamanın olumlu sonuçlanmasını işveren, müellif ve yüklenici arasındaki iletişimin kuvvetli olmasının yanı sıra sivil toplum girişimlerinin etkisiyle ilişkilendirerek yorumladı. (Resim 7) Ardından uygulama boyunca şantiyede görev almış olan Özgür Boran, alanın tarih içerisindeki gelişimiyle başladığı sunumunda koruma sürecini ve uygulama sırasında karşılaşılan sorunları nasıl ele aldıklarını müdahale ve analiz görselleri üzerinden aktardı. Ek olarak, elektrik ve mekanik projelerinin uygulanma aşamalarında yer alan tüm yükleniciler arası işbirliğinin koruma projesi açısından önemine vurgu yaptı. (Resim 8)

Oturum sonunda izleyicilerden gelen sorular doğrultusundaki tartışmanın moderatörlüğünü üstlenen Nilüfer Baturayoğlu Yöney, projelerin tamamen sivil bir girişimle başlayarak yerel yönetimi etkileyen ve kayda değer kazanımlarla sonuçlanan süreçler olmasının Türkiye mimarlığındaki önemine değindi. Gazhane Çevre Gönüllüleri’nden Nilgün Canatar söz alarak paydaşlığın yürütülmesi ve sürdürülmesinin önemini vurguladı.

TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME

Etkinliğin son oturumu Müge Tunca Bahçeci ve Yıldız Salman’ın moderatörlüğünde tartışma ve değerlendirmeye ayrıldı. Bahçeci tüm etkinliğin genel bir özetinin ardından STK’ların daha sık bir araya gelmesi ve yargı kararlarının uygulanma süreçlerinin takip edilmesi; hatta süreçlerin yargıya intikal etmeden ele alınması gibi güncel sorunları tartışarak çözüm araması gerektiğini belirtti. Ayrıca millet bahçeleri gibi alanların planlama sorunlarına ve modern mimarlık mirasının korunmasında koruma amaçlı imar planlarının önemine değinerek sözü Yıldız Salman’a bıraktı.

Salman etkinlik boyunca tartışılanlar doğrultusunda karşılaşılan en temel sorunlardan birinin koruma ve planlama kararlarının bütünlük içerisinde ele alınmaması olduğunu belirtti. Konu edilen örnekler sonrasında yasal süreçlerin neredeyse hiçbir zaman miras lehine işlemediğini görmenin ümit kırıcı olduğuna; özellikle nitelikli kamu yapılarına dair karar süreçlerinin, bazen tescilli olsa dahi, miras değeri taşıdıkları gözetilmeksizin ilerlediğine değindi. Buna karşın süreçlerin katılımcı bir anlayışla ilerlemesinin olumlu sonuçlar doğurduğunu ve özellikle STK’ların girişimlerinin süreçleri olumlu yönde değiştirebildiğini vurguladı. Koruma süreçlerinde işveren, müellifler, sivil toplum ve yüklenicinin bir araya gelmesi ve koruma uzmanlığından yararlanılmasının büyük önem taşıdığına değindi.

Ardından Cansen Kılıççöte söz alarak modern mimarlık mirasının korunması konusunda kültür varlığı değerlerinin vurgulanmasının önemli olduğunu ve bu konuda çoklu uzman görüşünün yasal bir zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini savundu. Özgün Özçakır bu görüşe ek olarak, değer odaklı yaklaşımın uzmanların yanı sıra sivil toplumun desteğiyle kuvvetlenebileceğini belirtti. Basit onarım ve sokak sağlıklaştırma gibi uygulamaların yasadaki açıklarına ve yapılan hatalı uygulamalara değinen Nilgün Olgun’un ardından Yıldız Salman, nitelikli uygulamalar için daha fazla sayıda modern mimarlık mirası koruma sürecinin gerçekleşmesinin uzmanların bilgi ve deneyimlerini arttırabileceğini belirtti. Yalnızca koruma uygulamalarının yaygınlaşmasıyla belirli dönemlere ait malzeme, yapım tekniği ve strüktürlere dair bilgi edinilebileceğine; buna ek olarak henüz tasarımcı ve mühendisleri hayatta olan yapılar için de koruma girişimlerinin önemine değindi. (Resim 9)

docomomo_türkiye ve KORDER işbirliğiyle 2021 yılında gündeme gelen modern mimarlık mirasının koruma / korunamama süreçlerinin somut deneyimler üzerinden tartışılması amaçlanan etkinlikte özellikle kent hafızasında önemli yere sahip olan kamu yapılarının tehdit altında olduğu görülüyor. Karar süreçlerinin şeffaf olmaması, planlama kararlarının ve yasaların modern mimarlık mirası değerleriyle çelişmesi, deprem riski gerekçe gösterilerek yapılan çalışmalar gibi pek çok unsur modern mimarlık mirasının korunması konusunda karamsar bir tablo sunsa da etkinliğin tüm oturumları değerlendirildiğinde iyi niyetli sivil girişimler, uzmanlık desteği ve katılımla bu tablonun olumlu neticelenebileceği sonucuna ulaşmak mümkün. Bu doğrultuda docomomo_türkiye ve KORDER bilgi, görüş ve deneyim paylaşımına ortam oluşturacak daha fazla etkinlik yapmayı hedefliyor. Etkinliğin kaydını docomomo_türkiye YouTube kanalından izleyebilir;[3] tüm öneri, değerlendirme ve işbirlikleri için docomomo_türkiye[4] ve KORDER’e[5] internet siteleri aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

* Görseller etkinlik arşivinden alınmıştır.

NOTLAR

[1]Özçakır, Özgün, 2021, “Türkiye’nin Modern Miras Gündemi 2020: Yıkım, Rekonstrüksiyon ve ‘Yeniden İşlevlendirme’ Tehdidi Altında Modern Miras”, Mimarlık, sayı:418, ss.17-21, http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=433&RecID=5243 [Erişim: 21 Şubat 2022]

[2] “Türkiye’nin Modern Miras Gündemi 2021” Düzenleme Komitesi: İlke Alatlı, T. Elvan Altan, M. Aygün Aşık, Elif Selena Ayhan Koçyiğit, Pınar Aykaç, Nilüfer Baturayoğlu Yöney, Leyla Etyemez Çıplak, N. Cansen Kılıççöte, Gökhan Okumuş, Ebru Omay Polat, Zeren Önsel Atala, Özgün Özçakır, Ayça Özmen, Merve Öztürk, Yıldız Salman, Şeyda Şen, Müge Tunca Bahçeci, Azize Elif Yabancı.

[3] https://www.youtube.com/channel/UCRzXQop3JRni2AGFf-Dwq3Q [Erişim: 21 Şubat 2022]

[4] http://www.docomomo-tr.org [Erişim: 21 Şubat 2022]

[5] http://korder.org [Erişim: 21 Şubat 2022]

Bu icerik 358 defa görüntülenmiştir.