424
MART-NİSAN 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
KORUMA / YAŞATMA

Beylikler Dönemi Hamamının Çağdaş Onarımı: Barla Çaşnigir Paşa Hamam Müzesi

Seda Şimşek Tolacı, Doç. Dr., Süleyman Demirel Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Mehmet Ali Karagöz , Arş. Gör., Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Isparta ilinin Eğirdir ilçesinde yer alan, ilk inşa edilen bölümü 14. yüzyıla tarihlendirilen Barla Çaşnigir Paşa Hamamı, içinde bulunduğu yerleşimin en eski yapılarından biri. Ait olduğu dönemin mimari özelliklerini taşıyan yapının restorasyon sürecini odağına alan yazarlar, hamam müzesi olarak yeniden işlevlendirilen yapıda “geleneksel hamam yapılarının çalışma prensibinin gözlemlenebilmesi” hedefinin çeşitli disiplinlerin çalışma alanlarına da katkı sunabileceğini belirtiyor.

 

Hamam sözcüğü Arapçada ısıtmak, sıcak olmak anlamlarına gelen “hamm” sözcüğünden türemiş olup günümüzde yıkanma yeri anlamında kullanılmaktadır. Suyun ısıtılması ile insanların yıkanması ve temizlenmesi için yapılmış tesislerdir.[1] ­ İslam medeniyetinde ilk inşa edilen hamamların eski Ermeni şehri Ani’de bulunan iki Selçuklu hamamı olduğu kabul edilmektedir. Mardin, Kayseri, Kütahya, Konya, Tokat, İzmir gibi şehirlerde de 11 ve 15. yüzyıllar arasında hamamların inşa edildiği tespit edilmiştir. Selçuklu dönemi hamamlarının Roma dönemi hamamlarına oranla daha küçük, basit ve ihtiyaca yönelik oldukları bilinmekle birlikte, Osmanlı dönemi hamamlarına referans olmuşlardır.[2] Türk hamamları; bölümleri, yapım malzemesi ve yapım tekniği açısından birbirleriyle çok benzerlik göstermektedir. Genel olarak soyunmalık (camekân), aralık, ılıklık, sıcaklık, halvet, sıcak ve soğuk su deposu ile külhan bölümlerinden oluşmaktadır. Temizlenme ve kişisel bakım işlevleri için inşa edilmiş olan bu yapılarının dış cepheleri süslemeden uzak ve oldukça sade bir görünüme sahiptir.[3]

Çalışmaya konu olan Barla Çaşnigir Paşa Hamamı, ait olduğu dönemin mimari özelliklerini taşımakla birlikte, içerisinde bulunduğu yerleşimin en eski yapılarından bir tanesidir. Yapı; sahip olduğu mimari özellikleri, işlevi, tarihselliği, Türk hamam tipolojisi içeresindeki yeri nedenleriyle taşınmaz kültürel miraslar kapsamında önem taşımaktadır. Yapının kullanılabilirliğinin, fiziksel ve kültürel sürdürülebilirliğinin sağlanması için hazırlanan onarım projesi kapsamında, bozulma ve malzeme bilgilerini de içeren rölöve çalışmaları ve restitüsyon projeleri hazırlanmıştır.

BARLA ÇAŞNİGİR PAŞA HAMAMI

"Çaşnigir Paşa Hamamı" ya da "Çeşmigir Hamamı" olarak da bilinen yapı, Isparta ilinin Eğirdir ilçesine bağlı Barla kasabasının Cami Mahallesi’nde bulunmaktadır. Eğimli bir arazi üzerinde, Çaşnigir Paşa (Ulu) Cami'nin güneybatısında konumlandırılmıştır. (Resim 1) Kitabesi ve vakfiyesi olmayan yapının tarihi ve banisi bilinmemektedir. Kenan Okan'a göre yapı Çaşnıgir Paşa tarafından yaptırılmıştır.[4] Barla'daki Çaşnigir Paşa Cami'ne yakın konumda bulunan hamamın banisinin, cami yapısı ile aynı olabileceği dolayısıyla yapıların 14. yüzyılda birlikte inşa edilmiş olduğu tahmin edilmektedir. Hamamın 1992 tarihinde incelemesi yapılmış, planı çizilmiş, fotoğrafları çekilmiş ve tasvirleri yapılmıştır.[5] Yapı, 22.01.1997 tarihli ve 3419 sayılı kararla Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmiştir. Hamamın kullanım tarihine dair herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Plan Özellikleri

Yapı “tek hamam” plan tipolojisinde olup; 13,7 x 18,4 metre ölçülerinde kuzeybatı-güneydoğu aksı üzerinde konumlanmıştır. Yapının özgün plan düzeni sırasıyla ön bahçe, soyunmalık, aralık, tıraşlık, hela, ılıklık, sıcaklık, halvet, su deposu ve külhan bölümlerinden oluşmaktadır. Semavi Eyice'nin ortaya koyduğu hamam tipolojisine göre; soğukluk, sıcaklık ve halvet mekanları “eş odalar” şeklinde olan plan tipine dahildir. (Resim 2)

Bahçeden ulaşılan giriş kapısı ilk olarak soyunmalık mekânına erişimi sağlamaktadır. Soyunmalık mekânında bulunan iki adet odanın arasında ana zeminden daha yüksek kotta

bir köşk mekânı yer almaktadır. (Resim 3, 4) Kurutmalık sekisi mekânın ana zemininden daha yüksek kotta olup ahşap korkuluğu mevcuttur. Hamamcı mekânı, soyunmalık ana mekânından ahşap bir paravanla ayrılmıştır. Arazinin eğimli yapısı nedeniyle toprak altında kalan bu mekânın dış sınırları, yapının beden duvarından ötede sonlanmıştır. Yapının tarihi araştırılırken edinilen bilgiler ve görsellerde soyunmalık mekânı merkezinde devşirme taş malzeme kullanılarak imal edilmiş bir şadırvan elemanı mevcutken, rölöve çalışmalarının yapıldığı 2016 yılında şadırvan elemanının yerinde olmadığı tespit edilmiştir. (Resim 5)

Aralık mekânının kuzeydoğusuna tıraşlık mekânı, güneybatısına hela konumlandırılmıştır. Aralık mekânından hamamın ılıklık mekânına, buradan sıcaklığa ve sıcaklıktan halvet mekânlarına geçilmektedir. (Resim 6) Bu üç mekânın da planı kareye yakın bir formdadır. Mekânlarda taş seki mevcut olup, sıcaklıkta bir, halvette iki adet devşirme sütun başlığının kurna taşı olarak kullanıldığı görülmüştür. (Resim 7, 8) Sütun mermer elemanın işlenmesiyle elde edilen kurnaların tümünün Bizans dönemine ait olduğu belirlenmiştir. Bezemesiz olan kurna elemanları, 6.yüzyıldan itibaren Bizans dönemi bezemelerin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. (Resim 7) Yapının güneybatısına konumlandırılmış olan külhan mekânına, hamam ana girişinin zıt yönünde olan başka bir girişten ulaşılmaktadır. Bu mekânda hamamın sıcak su ihtiyacını karşılamak için bir ocak, ocak ateşi üzerinde ısı geçirgenliği yüksek olan ve depodaki suyu ısıtan metal bir eleman mevcuttur. Su deposu ocağın bulunduğu beden duvarının arkasında yer almaktadır. Küçük bir pencere açıklığıyla sıcaklıkla ilişki kurar. Ocaktan ve su deposundan başlayarak ana mekânlar olan su sıcaklık, ılıklık ve halvet mekânların zemin kotu altında yer alan, ısı ve dumanın içerisinde dolaştığı “cehennemlik” alanı mevcuttur. (Resim 4, Resim 8)

Yapısal Özellikler

Hamamın iki farklı yapım sistemiyle inşa edildiği görülmüştür. Yapının aralık, tıraşlık, ılıklık, sıcaklık, halvet ve külhan mekânlarının benden duvarları ve soyunmalık mekânının kuzeydoğu beden duvarı taş yığma, soyunmalık mekânı güneybatı beden duvarları ve oda duvarlarında ahşap karkas sistem kullanılmıştır. (Resim 2) Yapının inşasında yığma duvarlarda moloz taş, kaba yonu taş kullanılırken, cephede bezeme amaçlı devşirme taşlar ve zeminde kayrak taşının kullanıldığı görülür. Duvarlarda kireç esaslı harç malzemesi, ılıklık ve sıcaklık mekânlarının iç mekân duvar yüzeylerinde ise horasan harçlı sıva kullanılmıştır. Yapının kubbe ve tonoz elemanları kare formda tuğla malzemesi kullanılarak örülmüştür. Daha geç dönemde inşa edildiği tespit edilen soyunmalık ve külhan mekânlarının üzeri ahşap karkas çatı ile kapatılmıştır. Çatı alaturka kiremitle kaplıdır. (Resim 9) Ilıklık, sıcaklık ve halvet mekânlarının örtülerinde, kare formdan kubbeye geçiş elemanları olarak pandantif ve Türk üçgeni kullanılmıştır. Bu mekânların aydınlatması kubbe üzerinde mevcut olan fil gözleri ile sağlanmıştır.

Cephe Özellikleri

Hamam yapısının cepheleri oldukça sade bir kurguya sahiptir. Kuzeybatı cephesinde giriş kapı kasasına bitişik olan templon payesi (2 numaralı) ve arşitrav parçası olduğu anlaşılan 2 adet taş olmak üzere toplam üç adet devşirme malzeme kullanılmıştır. Arşitrav parçalarından bir tanesi palmet ve lotus bezemeleriyle (1 numaralı), diğeri (3 numaralı) ise yüzeyinde silmelerle sınırlandırılan yürek ve dilimli palmet motiflerinin dönüşümlü olarak yinelenmesiyle bezenmiştir. (Resim 10, 11)

Yapının kuzeydoğu cephesinin büyük bir bölümü toprak altında kalmıştır. Cephenin zeminden yüksekliği 2 ile 4 metre arasında değişmektedir. Yapının bu cephesinde açıklık mevcut değildir. Soyunmalık mekânının üst örtüsü olan kırma çatının kalkan duvarı, halvet mekânın duvarı ve kubbesi, külhan mekânın duvarı ve çatısı bu cephenin bileşenlerini oluşturmaktadır. (Resim 12, 13) Yapının güneybatı cephesini oluşturan duvar yüksek bir subasman üzerine oturmaktadır. Cephenin zeminden yüksekliği 6 ile 9 metre arasında değişmektedir. Yapının bu cephesinde soyunmalık mekânına ait 5 adet giyotin pencere mevcut olup ahşap cephe kaplaması dikkat çekmektedir. (Resim 14, 15) Hamam yapısının güneybatı cephesinde külhan mekânının girişi mevcuttur. Arazi ve mekânların kot farklılıkları nedeniyle bu cepheyi; yapının külhan, ılıklık, sıcaklık mekânları beden duvarları, kubbe elemanları ve soyunmalık mekânı bazı bölümleri oluşturmaktadır. (Resim 16)

Yapıda Tespit Edilen Bozulmalar

Barla Çaşnigir Paşa Hamamı’nın restorasyon projesi çalışmaları kapsamında yapıdaki bozulmalar strüktürel ve malzeme bozulmaları olmak üzere ayrı ayrı ele alınmıştır. Yapının en büyük strüktürel problemleri üst örtüler ve ana beden duvarlarında tespit edilmiştir. Yapıyı çevre etmenlere karşı savunmasız bırakan bu hasarlar, tüm mekânların yapı elemanı ve malzemelerinde oluşacak bozulmalara ortam sağlamıştır. Ahşap elemanlar çürümüş, sıvalar ve boyalar dökülmüş; taş malzemelerde çiçeklenme, tuzlanma, çatlama ve malzeme kayıpları meydana gelmiştir. Yaklaşık olarak yapının ortasından gövde veren incir ağacı, yapıda “bitkilenme” başlığında olmakla birlikte strüktürel bir bozulma olarak kabul edilmiştir. Ağacın özellikle gövde ve kökleri ılıklık mekânı kubbe elemanı, soyunmalık mekânı döşemesi ve yapının bazı beden duvarlarında dağılma, çatlama, malzeme kaybı, kopma vb. bozulmalara yol açmıştır. Özellikle yapının kuzeydoğu cephesinde arazinin eğimi dolayısıyla oluşan toprak baskısı duvarlarda flambaja neden olmuştur. Üst örtülerde örgü malzemesi ve kiremit olarak kullanılan, ısıtma tesisatında da karşılaşılan pişmiş toprak malzemede de çeşitli bozulmalar tespit edilmiştir.

Yapının Restitüsyon Dönem Analizleri

Barla Çaşnigir Paşa Hamamı için 3 dönem restitüsyon projesi hazırlanmıştır. (Resim 17) Bu kararlar; yapıdaki izler, laboratuvara gönderilen malzemelerin analiz sonuçları, aynı işlevli yapıların incelenmesi ve tipolojik verilerinin değerlendirilmesi, yapının kullanım sürecinde toplumsal, çevresel verilerin değerlendirilmesi, yüksek güvenirlik derecesine sahip yazılı ve görsel kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında alınmıştır.

Yapının 1. dönem restitüsyon kararlarının belirlenmesi sürecinde; yapı yerleşimi, yapısal ve plansal izler, kullanılan yapı elemanları ve malzemelerindeki farklılıklar dönem analizlerinin yapılması aşamasında çok büyük katkı sağlamıştır. Eğimli bir arazi üzerinde bulunan yapının, inşa edildiği dönemde de kot farkından dolayı istinat duvarlarına, yani yapının inşa edildiği ilk tarihteki özgün duvarlarına sahip olacağı düşünülmüştür. Bu nedenle yapının yol kotu altında kalan kuzeybatı duvarı, kuzeydoğu ve güneydoğu duvarları incelenmiştir. Yol yönündeki kuzeybatı duvarının çift cidarlı olduğuna rastlanmıştır. Bu duvarın birinci cidarlarında kullanılan harç malzemesinin sıcaklık mekânı ile aynı olması, diğer duvar yüzeyinde başka bir harcın kullanılması bu görüşü desteklemiş, laboratuvar analiz sonuçları ile birlikte ilk döneme ait yapı elemanı olduğu netleşmiştir. Bu bilgiler aynı zamanda duvarın devamı olan külhan istinat duvarının da o dönem var olduğunu açıklamıştır. Diğer duvarların malzeme ve teknik farklılığı, Selçuklu ve Beylikler erken dönem hamamlarında açık külhan alanların mevcut olduğunu bilgileri bu mekânın da 1. dönemde var olmadığını desteklemiştir.

Yapısal nitelikteki karara büyük etkisi olan iz; yapının soyunmalık mekânından sıcaklık mekânına geçişinde bulunan çift cidarlı duvar, bunlar arasındaki malzeme (moloz taş yerine kaba yonu taş kullanımı, farklı harç) ve teknik farklılıktır. Diğer önemli iz olan malzeme kullanımında, horasan harç ile karşılaşılmıştır. Türk hamamlarında, Selçuklu ve Osmanlı döneminde yaygın olan horasan harç kullanımının, farklı içeriklerde Antik Yunan ve Roma dönemlerine kadar izlenebilmesinin mümkün olduğunu söylemişlerdir.[6]

Literatür çalışmalarından elde edilen tipolojik veriler ışığında bu tip yapıların; Anadolu’daki köşk, saray, han, kışla veya tekke hamamları gibi mahdut sayıda insanın yıkanması için düşünüldüğü ve buna göre boyutlandırıldığı, küçük ölçüde tek hamam örneklerinin, “özel hamamlar” adıyla ayrı bir gurup teşkil ettiği ve bu guruptaki bazı örneklerde soğukluk veya helaların bulunmadığı, sıcaklıkların da bir veya iki hacimden ibaret olduğu” bilgileri ile karşılaşılmıştır.[7] Yapı bu bilgileri desteklemektedir. Yapının “özel hamam” olarak kullanıldığı dönemde var olduğu bilinen, mevcut durumda soyunmalık mekânına açılır konumda olan hela penceresi plansal nitelikte bir iz olarak kabul edilmiştir.

Yapıya ait tipoloji çalışmaları sırasında dönem, mekânsal kurgu, malzeme kullanımı, taşıyıcı sistem özellikleri, ölçek benzerliği ve söz konusu yapıya konum olarak da yakın olması dolayısı ile “Barla Göçeri İbrahim Paşa Hamamı” değerlendirmeye alınmıştır. Hamam kuzey-güney doğrultuda uzanmakta ve özgün plan düzenine göre soyunmalık, ılıklık, sıcaklık, halvet, su deposu ve külhan bölümlerinden oluşmaktadır. Halvetler kare planlıdır. Daha önce yapılan çalışmalar kapsamında yapının soyunmalık mekânına ait iz bulunamamış olması, ölçek benzerliği ve daha erken dönemde işlevini yitirmiş olması, bu yapının da özel-tek hamam tipolojisine dahil olması sebepleri ile her iki yapının da erken dönem plan kurgularının benzerlik göstereceği düşünülmektedir.

Yapı kendi plansal özellikleri kapsamında değerlendirildiğinde, aralık mekânına dair “Anadolu’daki 12. ve 13. yüzyıl hamamlarında tonoz veya kubbe elemanı ile örtüldüğü, soyunma bölümünden soğukluğa, hela ve tıraşlık mekânlarına geçiş sağladığı, erken dönem hamamlarının en önemli özelliği olan bu mekânların zamanla küçüldüğü ve 16. yüzyılda yerini soğukluğa bıraktığı, ahşap kapı kullanımı ve kapı üzerinde (ılıklık tarafında) buhar ve ısı kontrolünü sağlamak için ‘buhar yaşmağı’ da denilen külahın bulunması”[8] özelliklerinin tümü Barla Çaşnigir Paşa Hamamı’nda gözlemlenebilmiştir.

Çoğunlukla ılıklık bölümünde bulunan tuvalet / hela mekânları bazı hamamlarda yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir.[9] Barla Çaşnigir Paşa Hamamı’nda da özel hamam olarak kullanıldığı dönemde hela mekânın dışarıda olduğu daha sonraki dönemde yapıya eklendiği düşünülmektedir. Yapıya dair ele alınan tüm verilerin birlikte değerlendirilmesiyle aralık, tıraşlık, ılıklık, sıcaklık, su deposu ve açık külhan alanının 1. dönem olarak kabul edilen plan kurgusunu oluşturduğu görüşüne ulaşılmıştır.

Yapının 2. döneminin 15-16. yüzyıllara tarihlendiği düşünülmektedir. Bu döneme ait alınan restitüsyon kararlarının en büyük verileri yapı üzerinde bulunan izlerdir. Aralık mekânının

kuzeydoğu duvarındaki ikinci cidardan, hamamcı mekânının bu dönemde inşa edildiği anlaşılmaktadır. (Resim 17) 3. dönem eki olarak kabul edilen mekânların, çatı örtüsünün yerleştirilmesi için yükseltilen kuzeybatı cephe duvarı ve hamamcı mekânında toprak altında kalan bazı yapı elemanları, aralık mekânı giriş kapısı yanında bulunan iç mekân sıva izi (Resim 18) ve örülen yeni duvarda kullanılan malzemenin farklı olması (moloz taş yerine kaba yonu taş kullanımı) bu görüşü desteklemektedir.

Mevcut durumda hamamcı bölümünde bulunan, yapım sistemi diğer yığma duvarlardan farklı olan bağdadi sistemle inşa edilmiş kemer elemanı ve diğer duvarlardan daha ince bir ebatta eklenen tuvalet mekânı duvarı ve bu duvara açılan pencerenin dış mekâna açılması gerekliliği ele alınarak, küçük bir hamamcı ve soyunmalık mekânının eklenmesi ile küçük ölçekli soyunmalık mekânı olan bir hamam yapısı haline getirilmiş olduğu düşünülmüştür.  Birsen Erat, “Aralık mekânına ilişkin doğu-batı yönünde dikdörtgen planlı ve beşik tonoz örtülüdür. İki yuvarlak ışık gözü ile aydınlanan mekânın kuzeyi sivri kemerli nişle genişletilmiştir ve hela olarak değerlendirilmiştir”[10] söylemi de bu kararı desteklemektedir.

Belirlenen 3. döneme ait mekânlarının 16-18. yüzyıllarda inşa edildiği düşünülmektedir. (Resim 17) Bu kararın destekleyici bilgilerini, öngörülerini ve çıkarımlarını şunlar oluşturmaktadır: 16. yüzyıldan itibaren “kapalı avlulu, soyunmalıklı” hamamların tarihlenmeye başlaması, kamuya açılan yapı için nüfusla orantılı olarak daha büyük bir soyunmalık mekânına ihtiyaç duyulmuş olabileceği, son dönem inşa edilen mekânların daha önceki yığma sistemli mekânlarla kurduğu yapısal ilişkinin zayıflığı, geç dönemde eklenen mekânların özelliklerinin 18. yüzyıl Barla sivil mimari örnekleri ile benzeşmesi ve külhan alanlarının geç dönemde kapalı mekân haline gelmiş olmasıdır.

Türk hamamlarında en büyük hacme sahip olan bölüm soyunmalıktır. Bu mekânın duvar kenarlarında 1-1,20 m yükseklikte taştan veya ahşaptan bir seki üstünde sedir dolaşır. Bu kısımlara mekânın bir-iki yerinden basamaklarla çıkılır. Bu sedirlerin altına ayakkabı ve nalınları koymak için 16. yüzyıldan itibaren küçük nişler yapılmıştır.[11] Çaşnigir Hamamı’nda da belirtilen yüksekliklere yakın ve aynı malzemelerle inşa edilmiş oturma sekilerin bulunduğu bir soyunmalık mekânı mevcuttur. Söz konusu üretimin tarihi, diğer bölümlerden farklı bir malzeme ve teknikle üretilen mekânların yapının 3. dönemine tarihlendirilmesi için destekleyici bir bilgi olmuştur.

Önerilen Restorasyon Müdahaleleri

Önleyici ve sürekli bakımının sağlanabilmesi için Barla Çaşnigir Paşa Hamamı yapısının, tarihsel sürecine “hamam müzesi” işleviyle devam etmesine karar verilmiştir. Bu işlev; en az müdahale ile yapının özgün fiziksel özelliğini ve sürekliliğini korumasına, özgün işlevinden tamamen koparılmadan işlevin yapısal, mekânsal ve kurgusal özelliklerinin, kullanılan araç-gereçlerle birlikte tanıtılması yoluyla aktarılmasına, dolayısı ile yapının kültürel sürekliliğinin devam etmesine katkı sağlayacaktır. Yaklaşık 700 yıllık olan yapının, nitelikli bir tarihî eser olarak taşıdığı tüm fiziksel özellikler; dönemlerini yansır nitelikteki plan kurgusu, taşıyıcı sistemi ve malzeme kullanımı ile “kendisinin de bir sergi elemanı olarak değerlendirmesi” fikri de yeni işlev seçiminde etken olmuştur. Önerilen müze işlevinde dünyadaki günümüz modern müzecilik anlayışı olan “deneyimleme imkânı yaratmak” kavramı üzerine mekânsal kurgular düzenlemeye çalışılmıştır. Ziyaretçilerin hamam yapılarının ısınma sistemini açıkça görebilmeleri ana hedefler arasındadır.

Barla Çaşnigir Paşa Hamamı restorasyon projesi hazırlanırken çağdaş restorasyon kuramının gereklilikleri kabul edilmiştir. Bu yaklaşım doğrultusunda, yapının tüm ölçeklerde mümkün olan en özgün halinin açığa çıkarılması, en az müdahale ile onarılması ve çağdaş malzeme ve tekniklerin kullanılması sağlanmıştır. Açığa çıkarılan her özgün detayın, yeni işlevi güçlendireceği, yapının sosyo-kültürel ve mekânsal sürdürülebilirliğini ve sürekliliğini destekleyeceği bilinciyle işlev ve onarım kararları verilmiştir.

Plan Kurgusu Kapsamında Yapılması Önerilen Müdahaleler  

Yapının plan ölçeğindeki tüm önerileri 3. dönem restitüsyon projesi üzerinden gerçekleştirilmiştir. Proje kapsamında hamam müzesi olarak yeniden işlevlendirilen yapının mevcut mekânları; ek yapı ya da yeni mekân eklenmeksizin, olduğu gibi, yeni işleve uyum sağlaması için gerekli en az müdahale ile yeni işlevlerine atanmıştır. (Tablo 1, Resim 19) Her mekân için sahip olduğu özellikler ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

Soyunmalık mekânının sergileme alanı işlevinde kullanımının önerilmesinde en büyük neden mekânsal derinlik açısından uygun olmasıdır. (Resim 20) Özgün olan kurutma sekisi ve oturma/dinlenme elemanlarının da onarılarak tekrar kullanılabilmesi amacı ile “oturma/dinlenme imkânlı karşılama birimi” olarak düşünülmüştür. Hamamcı mekânının içecek standına dönüştürülmesi bu mekânda yıkanma sonrasında yemek yeme/soğuk içecek tüketme alışkanlığına ilişkin bir hatırlatma sağlayacak, ziyaretçilere yapıda daha fazla zaman geçirme, yapıyı, hissettirdiklerini daha uzun süre ile deneyimleme şansını sunacaktır. Aralık bölümü olarak isimlendirilen üç mekân da sergi/teşhir birimi olarak değerlendirilecektir. Tıraşlık (Z07) bölümünde bulunan yüksek seki teşhir birimi yerleştirme olanağı sağlamıştır. Yapının bulunduğu çevreye göre oldukça erken döneme tarihlenen hela mekânı, yekpare taşı temizlenerek olduğu gibi bırakılarak sergilenmiştir.

Hamam yapısı sıcaklık bölümünün tüm mekânları (ılıklık, ana sıcaklık ve halvet mekânı) sergi alanı olarak kurgulanmıştır. Bu önerinin en kuvvetli sebebi; bu hacimlerde bulunan Bizans Dönemine ait devşirme malzemelerdir. Sütun başlıklarının oyulması ile elde edilmiş olan bu elemanların bulundukları konumda sergilenmesi gerekmektedir. (Resim 22) Sekiler üzerindeki cam teşhir birimlerinde Barla Çaşnigir Paşa Hamamı’na ait bulunan eski eşyalar, yapı elemanları (alan çalışması sırasında bulunan kapı tokmağı, takunyalar, kandil, kapı kilidi vb.), bunların dışında hamamın eski kullanıcılardan elde edilen ürünler sergilenecektir. Su deposu mekânı da yine sergileme mekânı olarak kullanılacaktır. Yalnızca sıcaklık bölümünün ana mekânı ile “buhar penceresi” açıklığından ilişki kuran bu mekân, içerisindeki su ısıtma sacı, su borusu ve onu tutan ahşap elemanla çok ilgi çekici bir görüntü oluşturmaktadır. Hamamın çalışma sisteminin bir parçası olan, hamam kullanıcıları tarafından bile daha önce gözlemlenememiş olan bu alanın sergilenmesindeki en büyük problem pencerenin önünde bulunan devşirme malzemeden elde edilmiş olan kurna elemanıdır. Bu nedenle alanın sergilenmesi için özel bir sistem gerektiği düşünülmüştür. Küçük açıklıktan, uzak mesafeden mekânı algılayabilmeleri için iç mekânı yansıtan düz ya da geniş alanlı görüntü toplayabilen dışbükey bir ayna yerleştirilebileceği düşünülmüştür.

Külhan mekânı, sahip olduğu ateşlik ve bacanın işlevsel ve estetik özellikleri, yerleşimde herhangi bir kütüphane ya da kıraathane işlevli bir mekânın bulunmaması nedenleriyle “kıraathane / okuma bölümü” olarak düşünülmüştür. Oldukça yoğun turist alan yerleşimde bir dinlenme ve bilgilenme noktasına ihtiyaç duyulması ve mekân girişinin hamamın diğer bölümlerinden bağımsız olması, ana işlevden farklı olan bu işleve uygun zemin sağlamıştır. Nitelikli detaylara sahip olan “külhan ocağı”, yapısal imkanı ile özgün işlevine benzer olan şömine amaçlı olarak kullanılmıştır. Bu kullanım aynı zamanda ısınma gereksinimini de çözmüştür. (Resim 21)

Mekânın içerisinde külhan ocağı ve kuzeydoğu yönünde bulunan istinat duvarı arasında kalan, mekânsal olarak alana bir katkı sağlamayan, özgün durumda da yakıt istifleme alanı olabileceği düşünülen karanlık ve üçgensel alanın yapının ihtiyacı olan tuvalet-lavabo mekânına dönüştürülmesi uygun bulunmuş, Isparta İl Özel İdaresi’nce hazırlatılan kentsel tasarım projesinin bir parçası olan kanalizasyon alt yapısına bağlanmak üzere önerilmiştir.

Taşıyıcı Sistem, Mimari Eleman ve Malzeme Kapsamında Yapılması Önerilen Müdahaleler

Restorasyon projesi kapsamında taş yığma duvarlarda sağlamlaştırma ve yeniden yapım, yüzey kayıplarında malzeme değişimi önerilmiştir. Ahşap malzemenin kullanıldığı çatı elemanları, tavan-taban döşemeleri, duvarlar, iç mekân öğeleri ve horosan harç sıvalarının, restorasyon konservasyon laboratuvarı analiz sonuçlarında yer alan özeliklerinde, özgün tasarım ve formlarında yeniden üretimi ve uygulamaları önerilmiştir. Ilıklık, sıcaklık ve halvet mekânlarının altında cehennemliğin olması sebebiyle strüktürel problem yaşanmasına karşın zeminde bulunan taşların ıslahı (zemin taşlarının numaralandırılması yöntemi ile) ve halvet mekânın zemininde, cehennemliğin sergilenebilmesi için önerilen temperli cam kullanımı için, ayakları cehennemliğe oturan çelik strüktür düşünülmüştür. Az sayıda taşıyıcı ayağın zemine temasının sağlanması için mümkün olduğunca geniş açıklık, güvenir şekilde (disiplinlerarası çalışma sonucunda) geçilmiştir. (Resim 22) Kubbe ve tonoz elemanları ve taşıyıcısı olan duvarlarda bozulma çeşidi ve oranlarına göre farklı onarımlar önerilmiştir. Halvet ve sıcaklığın üzerini örten kubbelerde ve aralık mekânını örten tonozda tespit edilen çatlakların çürütme işlemi ile onarılması, tüm kubbe ve tonozlarda meydana gelen pişmiş toprak malzeme ve harç kayıplarının giderilmesi gerekmiştir. En fazla bozulmaya sahip olan ılıklık mekânını örten kubbenin incir ağacı nedeniyle görmüş olduğu hasarın küçük müdahalelerle giderilemeyeceği görüşü ile yeniden yapımı uygun bulunmuştur.

Sıcaklık ve ılıklık mekânlarının duvarlarında bulunan ve malzeme kaybına uğramış, ancak farklı dönemlerde yapılmış uygulamaları ile özgün olan horosan harcın dayanımsız bölgelerinin raspa edilerek aynen bırakılması uygun bulunmuştur. Hamam sisteminin önemli bir parçası olan “tüteklik” elemanlarının da özel işlevi ve içerisinde kullanılan pişmiş toprak malzeme künkleri dolayısı ile temizlenip sıvanmadan bırakılmasına karar verilmiştir. Tüm bu uygulamaların asıl hedefi, cehennemlik bölümü ve hamam ısıtma prensibi gereği birlikte çalışan mimari elemanların olduğu gibi muhafaza edilmesi ve bir sergi öğesi olarak kullanılmasıdır. Başta cehennemlik bölümünde olmak üzere, sergi mekânları, kurnalar, diğer eleman ve ürünlerin teşhiri için yeni işlevin gerektirdiği tüm aydınlatma detayları düşünülmüştür.

Restorasyon Projesi Öneri Cepheleri ve Onarım Sonrası

Barla kasabası yerleşimi eğimli bir araziye sahiptir. Yapılarının bu arazi üzerindeki konumlanması kasabaya özgü bir siluet meydana getirmiştir. Restorasyon projesi hazırlanırken, kent dokusunun kimlik öğesi olarak kabul edilebilecek olan bu özellik; cephe açıklıkları, malzemeleri ve yapının özgün gabarisini korumaya yönelik kaygı geliştirmiştir. Tüm cepheler özgün kurgu ve malzemelerine uygun olarak onarılmıştır. (Resim 23, 24) Mekânın girişinin algılanabilmesi ve üretilen ahşap kapı elemanlarının korunabilmesi için hamam ana girişinde ve külhan mekânı girişinde metal zincirlerle asılan temperli cam saçak tasarlanmış, ancak daha sonra bu elemanlar kurul önerisi ile ahşap çatkılı, tek eğimli, üzeri alaturka kiremit kaplı bir saçak elemanına dönüştürülmüştür.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Eğirdir’de yer alan Barla Çaşnigir Paşa Hamamı’nın restorasyon projesinin hazırlama sürecinde, özel hamam kullanımından kamusal kullanım niteliğine bürünmesi dolayısı ile farklı dönemlerde yeni mekân ekleri aldığı görülmüştür. Bu ekler hamamların plansal gelişim süreçleri, malzemeleri ve taşıyıcı sistemleri ile birlikte değerlendirildiğinde özgün kabul edilmiş ve yapı için 3 dönem restitüsyon projesi hazırlanmıştır. Yapının restorasyon projesi, farklı dönem özelliklerini içerir olması, muhdes mekân barındırmaması ve yeni işlevi karşılayabilecek mekânsal niteliğe sahip olması nedenleri ile 3. dönem restitüsyon projesi kapsamında hazırlanmıştır.

Yapı, plan kurgusu, mekânsal özellikleri, yapı elemanları, malzemeleri ve çalışma / ısınma sistemi ile özgündür. Farklı dönem özelliklerini taşıması, hamam tipolojisine sağladığı katkı ve devşirme malzemeleri gibi kendine özel nitelikleri ele alındığında, yapının kendisi “sergilenmeye layık bir eser” olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle yapı, birincil teşhir öğesi kendisi olan bir hamam müzesine dönüştürülmüştür. Proje onayı sonrasında başlayan ve onarım bitene kadar geçen uygulanma sürecinde, onarım kararlarını etkileyebilecek olan yeni detay, malzeme ve yapı elemanlarının ortaya çıkma olasılığı ve projeye uygun onarımın yapılabilmesi adına şantiye düzenli olarak takip edilmiştir.

Bu projenin ve restorasyon çalışmalarının en önemli yanı; bölge ve çevresi için tarihî değer taşıyan bir yapının tekrar hayata döndürülmesi olmuştur. Mevcut durumda kullanılmayan yapı; yeni işlevi sayesinde yerleşimde aktif olan turizm rotasında yeni bir destinasyon oluşturacaktır. Yapının yeni işlevinin hedeflerinden olan “geleneksel hamam yapılarının çalışma prensibinin gözlemlenebilmesi” amacıyla, çağdaş restorasyon kuramı çerçevesinde yapılan tüm müdahalelerin, turistik ziyaretlerin dışında, mimarlık camiası, farklı disiplinlerden olan akademisyenler ve birtakım eğitim kurumlarının da dikkatini çekebileceği düşünülmüştür. Müzeyi ziyaret eden kişilerin hamamların çalışma prensibi, kullanılan özel mimari elemanlar ve malzemelerini anlaması sağlanacaktır. Çok sayıda hamama sahip olan bölgede yapıların özgün işlevlerinde kullanılmasının tercih edilmesinden dolayı, hamam ısıtma sisteminin / prensibinin gözlemlenebildiği bir başka örnek mevcut değildir. Yeni işlevin, yapı kullanıcı sayısını artıracağı, yapıyı daha bilinir kılacağı, terk edilmesini engelleyeceği, sürekli bakım onarım kapsamına alınmasını sağlayacağı planlanmış, bu durumun yapının fiziksel ve kültürel sürdürülebilirliğini sağlaması hedeflenmiştir.

* Yapının bulunduğu yerleşime dair araştırmalar, literatür araştırmaları, yapı özelinde gerçekleştirilen alan çalışmaları ve laboratuvar (İstanbul Büyükşehir Belediyesi–KUDEB) test sonuçları göz önünde bulundurularak hazırlanan Barla Çaşnigir Paşa Hamam Müzesi Projesi, 2018 yılında Antalya Mimarlar Odası tarafından düzenlenen “14. Batı Akdeniz Mimarlık Sergisi ve Ödülleri-2018” etkinliğinde “Proje Dalı” ödülüne layık bulunmuştur.

NOTLAR

[1] Eyice, Semavi, 1960, “İznik’de ‘Büyük Hamam’ ve Osmanlı Devri Hamamları Hakkında Bir Deneme”, Tarih Dergisi, cilt:11, sayı:15, İstanbul, s.108. Taşçıoğlu, Tülay, 1998, Türk Hamamı, Unilever - Duran Ofset, İstanbul.

[2] Yılmazkaya, Orhan, 2002, Türk Hamamı, Çitlembik Yayınları, İstanbul.

[3] Demirci, Doğan, 2015, “Isparta-Gönen’deki ‘Eski Hamam’ Üzerine Bir Değerlendirme”, Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi, cilt:2, sayı:3, ss.42-65.

[4] Okan, Kenan, 1962, Isparta’daki Tarihi Eserler, Altıntuğ Matbaası, Isparta.

[5] Doğan, Nermin Şaman, 2008, Isparta’da Selçuklu ve Beylikler Dönemi Mimarisi, Isparta Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları, Isparta.

[6] Böke, Hasan; Akkurt, Sedat; İpekoğlu, Başak, 2004, "Tarihi Yapılarda Kullanılan Horasan Harcı ve Sıvalarının Özellikleri", Yapı Dergisi, sayı:269, ss.90-95.

[7] Önge, Yılmaz, 1988, “Anadolu Türk Hamamları Hakkında Genel Bilgiler ve Mimar Koca Sinan’ın İnşa Ettiği Hamamlar”, Mimarbaşı Koca Sinan: Yaşadığı Çağ ve Eserleri, cilt:1, İstanbul, s.409.

[8] Demirdal, Mehmet, 2014, “İstanbul’da İşlev Değişikliğine Uğramış Mimar Sinan Hamamları: Ortaköy Hamamı Örneği”, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Bahçeşehir Üniversitesi FBE, İstanbul, ss.11-51.

[9] Asatekin, Gül, 1978, “The Eski Hamam in Ankara”, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, ODTÜ FBE, Ankara.

[10] Erat, Birsen, 1997, “Anadolu’da 14. Yüzyıl Türk Hamam Mimarisi”, yayımlanmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi SBE, Ankara, ss.287-292.

[11] Aru, Kemal Ahmet, 1949, Türk Hamamları Etüdü, İTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, İstanbul.

Bu icerik 394 defa görüntülenmiştir.