426
TEMMUZ-AĞUSTOS 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
TEHDİT ALTINDAKİ KÜLTÜR MİRASI

Başkentte Yok Olan Modern Kentsel Doku, Yapı ve Miras

Savaş Zafer Şahin, Prof. Dr., Şehir ve Bölge Plancısı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

Binlerce yıllık, katmanlı bir mirasa sahip Ankara’da kent dokusunun korunması için yapılanlar, hiç yapılmayanlar ya da yanlış yapılanlar, akademi ve meslek çevrelerinde uzun süredir tartışılıyor. Tarihî merkezin korunması için gerekli planlama çalışmalarının bir türlü tamamlanmaması ve yargıya konu edilmesi ile uzmanların uyarıları sonucunda, müdahalelerin uluslararası koruma ilke ve standartlarına aykırılığı, korumanın toplumsal boyutları gibi meseleler de artık belli düzeyde önemseniyor. Ancak özellikle modern şehircilik ve mimarlık mirası özelinde tartışmaların devam ettiği görülüyor. Bunların temelinde, kentte modernist bir anlayışın yapısal dönüşümünü sağlayan Cumhuriyet dönemi planlama anlayışı ve oluşturduğu kentsel dokunun sürekliliğiyle kentin farklı kısımlarında ortaya çıkmış kamusal ya da sivil modern mimarlık örneklerinin oluşturduğu bütünün değerinin anlaşılamamasının olduğu söylenebilir. 1950’lerden bu yana yüksek katlı yapılaşma ve gecekondulaşma sorunsallarının kent merkezi ve tarihî dokuda sebep olduğu tahribatı engelleyebilecek planlama yaklaşımlarının geliştirilememesinin de etkisiyle metropoliten alanın denetimsiz büyümesi ve yaygınlaşması sonrasında gerçekleştirilen noktasal, parçacı ulaşım ve altyapı önerileri modern şehircilik dokusunu derinden etkilemiştir. Cumhuriyet döneminde planlı gelişimin bir ürünü olarak ortaya çıkan ulaşım, sokak dokusu, kamusal alan örgüsü, kamu yapıları ve mekân dizgesi, parçalı bir mekân-yapı bileşimine indirgenmiştir. Özellikle son yetmiş yılın planlarında etkili bir merkez yaklaşımının uygulanamamış olmasının da etkisi vardır. Bu durum koruma planlaması çalışmalarını da etkilemiş, Ankara’nın tarihî dokusu 1980’lerin sonundan itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Altındağ Belediyesi’nin ayrı planlama çalışmalarıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Planlamadaki bu parçalanma özellikle modern kamu ve sivil mimarlık örneklerinin tekil yapı düzeyinde ele alınması ve korunması çabalarının yoğunlaşmasına sebep olmuştur. 1990 sonrasında tarihî kent dokusunun çeperi ve dışında kalan modern mimarlık mirası, etrafını saran kentsel gelişme süreci içinde önce tanımsızlığa sonra da yok oluşa sürüklenmiştir. 2000 sonrasında merkezî idare tarafından başlatılan büyük projelerin ve dönüşüm anlayışının bu süreci hızlandırdığı görülmüştür. Böylece Maltepe Havagazı Fabrikası’ndan Marmara Köşkü’ne, Su Süzgeci’nden İller Bankası’na ve Etibank binasına kadar pek çok modern mimarlık mirası yok edilmiştir. Öte yandan büyük projeler aracılığıyla kent merkezindeki modern dokuyu turizm ve ticaret odaklı yenileme, tarihî yapıların bulunduğu bölgeyi de “ihya” etme girişimleri hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Sonuçta bir yandan merkezdeki modern mimarlık mirası işlevsizleşmiş ve kamuoyuna “yıkım” yegane seçenek olarak sunulmaya başlamış, diğer yandan Hacı Bayram ve Hamam Arkası gibi bölgelerde bilimsel yaklaşımlarla uyuşmayan, maketleştirilmiş tarihî çevreler yaratılmıştır. Başkentin mevcut yerleşiminde bulunan modern kent peyzajı bütünlüğü korunamazken yeni yerleşim alanlarında ortaya çıkan kentsel alanların da mevcut ekosistemle uyumsuz bir makroforma sebep olduğu görülmektedir. 19 Mayıs Spor Kompleksi, Atatürk Kültür Merkezi, Atatürk Orman Çiftliği, Gençlik Parkı, Güvenpark gibi açık alan sistemleriyle bütünleşen sokak dokusu, kamu yapıları ve modern mimarlık mirası üzerinde artan tehditler kentsel-kamusal duyarlılığı arttırmış ve bu duyarlılıkların kent yönetimine yansımasına araç olmuştur. 2019 yerel seçimlerinden sonra Büyükşehir’de müzakereye açık bir yönetimin iktidara gelmesi ve Ankara Kent Konseyi gibi katılımcı yapıların oluşturulması ile modern mimarlık mirası için alternatifleri tartışabilme ve yarışmalara konu edebilme olanağı belirmiştir. Bu olanağın değerlendirilebilmesi için bir sonraki aşama bütüncül bir alan yönetim anlayışını gündeme getirmek olabilir. Ancak bunu sağlayabilmek için de hem kent yönetimlerinin hem de akademik ve mesleki çevrelerin geçmiş yılların birikimli tahribatını bilimsel yöntemlerle tespit edecek, elde kalan modern kent peyzajının gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için gerekli planlama yaklaşımlarını inşa edebilecek samimi bir çabayı ortaya koymaları yaşamsal görünmektedir.

Bu icerik 317 defa görüntülenmiştir.
<p ><strong>1.</strong> 1932 Ankara Şehri İmar Planı (Hermann  Jansen) <br />Kaynak: “Ankara ’70”, 1970, Mimarlık, sayı:77, s.31, http://dergi.mo.org.tr/dergiler/4/396/5790.pdf [Erişim: 23.06.2022]
<p><strong>2.</strong> 2038 Ankara Çevre Düzeni Planı <br />Kaynak: Ankara Büyükşehir Belediyesi, https://www.ankara.bel.tr/files/5915/2766/6564/Pafta.pdf [Erişim: 23.06.2022]