426
TEMMUZ-AĞUSTOS 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
KENT KÜLTÜRÜ

Flanörden Günümüze Kent Gezgini Karakterleri

Hilal Iavarone , Doktora Öğrencisi, İTÜ Mimari Tasarım Programı
Pelin Dursun Çebi , Doç. Dr, İTÜ Mimarlık Bölümü

Erken modern dönemin Paris’ine ait bir gezgin olan “flanör” zaman içerisinde kent ve gündelik hayat ekseninde farklı karakterlere dönüştü. Bir kentte gezinmeyi kentsel mekânın hikayelerini anlatmasına izin vermenin, kenti deneyimlemenin ve keşfetmenin ideal bir yolu olarak gören yazar; kent gezginlerinin zaman içinde değişen kimliklerinin güncel literatürdeki yansımalarını ele alarak, teknolojinin kent deneyimi üzerindeki dönüştürücü etkisini 21. yüzyılın “kent gezgini” kimliği üzerinden yeniden değerlendiriyor.

 

Literatürde kentte gezinme eylemi Parisli bir kent gezgini olan “flanör” karakteriyle hikayeleşir. Flanör yürür; kentin içinde gezintiler yapar, kaybolur; gündelik hayatı gözlemler, geçmişi düşünür; kenti hisseder. Modern kent ve modern birey ilişkisinin sembol figürüdür. Bu çalışmanın odağındaki kent gezginliğinin en somut temsilcisidir.

Kentsel mekânda gezinti yapmayı uğraş haline getirmiş gezgin kişi olarak tanımlanan flanöre ilk olarak Baudelaire'in Modern Hayatın Ressamı eserinde rastlanır. Baudelaire flanörü modern kentin ve kent kültürünün betimleyicisi rolünde tarif eder, “şehrin sokaklarındaki centilmen gezgin” olarak tanımlar.[1] Kentin kıyıda köşede kalmış, gizli saklı yerlerini dolaşan; yeni yerler keşfetmekten zevk duyan; kenti gören, dinleyen ve gözlemleyen bir figürdür. Bir kent kahramanıdır. Kentsel mekânda gerçekleştirdiği en temel pratikler kenti gezmek, hafıza rotaları çıkartmak, deneyimlerini yazmak, kısaca kent yaşantısını ve yapılı çevreyi algılamaktır. Bu flanör tanımına göre gezgin en ücra köşelerine kadar metropolü arşınlar; modern hayatın bütün görünümlerini müthiş bir aşkla gözlemler, ayıklar ve hafızasının arşivine kaydeder. Kalabalıklarda barınır, kalabalıklarla nefes alıp verir, kalabalıklarla mest olur. Walter Benjamin'in Pasajlar eserinde ise “19. yüzyılın kentli tipolojisi ve kentsel dokunun taşıdığı imgeleri anlamlandıran” bir çeşit “aylak-gezer” olarak tekrar ortaya çıkar.[2] Sokaklarda ve pasajlarda, sessizce ve görünmeden dolaşarak mimariyi, kenti ve modern yaşamı aktaran flanör, modern kentin gezgini rolünü üstlenir. (Resim 1)

Flanörün motivasyonunu anlayabilmek için ortaya çıktığı bağlam hakkında fikir sahibi olmak gerekir. Flanörün döneminde Paris, kent kurgusunun değiştiği, kentlinin bildiği tanıdık mekânların ve pratiklerin biçim değiştirdiği bir süreçten geçmektedir. Dolayısıyla flanörün asıl gözlemlediği, Paris kentinde yaşanan toplumsal dönüşümün kendisidir. Pasajlar gibi yaşadığı kentin sembolik gezinti mekânlarının da değişime yenik düşerek taşıdığı anlamları kaybettiğini gözlemler. Bu yönüyle flanör dönemine, kentine, dönüşen gündelik yaşantısına nostaljik bir pencereden bakan bir gözlemci ve gezgindir. Benjamin'in eserlerindeki flanör figürü sadece gezinti yapmaz, aynı zamanda kentsel mekândaki hayatı dedektif gibi gözlemlerken bunları bir sanatçı gibi tekrar üretir. Yazılı ve görsel üretimlerle ortaya bir kent okuması ve arşivi çıkartır.

Öte yandan flanör sadece kent rotasını, mimariyi, kentsel mekândaki hareketliliği anlatmakla kalmaz; bedenen kentte bulunma, kentiyle diyaloğa geçme biçimleri ile farklılaşır. Flanörün kentsel mekândaki gezerlik hali bir bakıma gözlemleyen ve görüntüleyen olma halini de beraberinde getirir. Başarısının en önemli nedeni gözlemlerken takındığı “görünmezlik” halidir.[3] Anlatılarında görünmezliğin gücünü kullanarak bir “dış göz” halini alır ve böylece kenti bir metin haline getirir.[4] Aynı zamanda bir “hikaye anlatıcısı”na dönüştüğünden, “sanatçı” olduğu da söylenir. Yürürken gözlemlediklerini bir hikaye gibi anlatır, kentsel mekânı hikayeleştirir; bir çeşit kent arşivi oluşturur. Tüm bu yönleriyle flanör, modern kentte gezen bedenin mekânla kurduğu ilişkiyi kavramsallaştıran sembol bir karakter, kenti keşfeden bir aylak olarak görülür.

Özetle flanör, fiziksel mekânda gezinti yapan, kenti bedenen deneyimleyen, kalabalığa karışarak gözlem yapan aylak gezgindir. Dönemin kentini entelektüel bir sanatçı perspektifinden ele alırken “gündelik kentsel yaşamın mikro sosyolojisini” sunmakta olduğu söylenebilir.[5] Basit bir fiziksel pratik olan gezinme eylemini kentsel mekânı deneyimleme eylemine dönüştüren karakter, kentin ve gündelik yaşantının dönüşümüyle kavramsal ve edimsel olarak evrim geçirmeye başlar.

FLANÖRDEN SONRA

Flanör karakterinin evrimsel dönüşümü irdelendiğinde bu karakterin farklı hallere, karakterlere büründüğü; farklı özellikleriyle yeniden tanımlanmaya, sorgulanmaya çalışıldığı görülmektedir. Örneğin kent deneyiminde cinsiyet rolleri “flanöz” karakteri üzerinden kavramsallaşır: Flanör Fransızca kökeni itibariyle eril bir karakter olarak betimlenir. Bu durum kentte avare gezmenin, zaman ve paraya sahip, dikkatini vermesi gereken acil bir sorumluluğu olmayan erkeğe has bir ayrıcalık ve serbestlik olarak görülürken; kadının bu serbestlikten mahrum, eve ait birey olarak görülmesiyle doğrudan ilişkilidir.[6] Wolff'a göre, modern dönemde Flanöz'den bahsetmek söz konusu bile değildir; çünkü bu karakter doğrudan 19. yüzyılın cinsiyetçi ayrımının bir işaretidir.[7] Wolff’un feminist söylemle ilişkilendirdiği flanöz karakteri daha sonra Solit tarafından sorgulamış ve Wolff’un düşüncesi üzerinden “sokaklarda yürüyen şehirli gözlemci kadın” karakteri bir aktivist gezgin olarak literatüre dahil edilmiştir.[8] Böylece flanöz karakteri üzerinden flanörün başlattığı gezginlik hali; kent deneyimi, cinsiyet ve kimlik ilişkisi bağlamında yeniden gündeme gelmiştir.

Flanörün kenti deneyimleme ve kentle diyaloğa geçme biçimlerinin zamanla değişen gündelik yaşamın etkisiyle de dönüştüğü ve kent gezginliğinin farklı karakterler üzerinden yeniden ele alındığı söylenebilir. Guy Debord’un önerdiği “dérive” bir psiko-coğrafyacı deneyim yöntemi olarak kent ile kentliler arasındaki ilişkiyi keşfetme, oynama gibi eylemlerle ilişkilendirir.[9] Debord’un “kenti keşfetme” teorisi olarak kavramsallaştırdığı “dérive” flanör’ün gezintisinde olduğu gibi gezinme, kenti keşfetme ve gözlemleme eylemleri içermekle birlikte “oyunbaz ve yapıcı” bir tavır takınarak kente müdahil olmayı gerektirir. Flanör’ün bireysel ve gözlemci tavrının aksine bir “dérive” etkinliği boyunca bir ya da birden fazla kişi kendilerini belirli bir süre boyunca, belirlenen kent parçasına bırakır; onunla oyun oynar, anlamını değiştirmek için çaba sarf eder.[10] Bu yönleriyle “dérive” esnasında gezgin, flanörün gezintisini andırmakla beraber, kentle çoklu diyalogların kurulmaya, rastlantısallığa ve oyunbazlığa izin veren aktör pozisyonundadır. “Dérive” gezginlerinin, flanörün başlattığı kentte gezinme eylemini rastlantı, oyun, keşif, diyalog gibi deneyimlerle yeniden tanımladığını söylemek mümkündür. Bu gezginler artık sadece kenti gözleyen, izleyen bir halde değildir; eylem halinde olan aktördür. Flanöz ve “dérive” gezginlerinden hareketle 20. yüzyıl sonunda aktivizm ve eylem üzerinden gezginliği yeniden ele alan karakterlerin literatüre eklendiği söylenebilir.

21. YÜZYILIN KENT GEZGİNLERİ

Flanörün öncülüğünde ortaya çıkan kent gezgini karakterleri 21. yüzyılda iletişim teknolojilerinin mobil hale gelişiyle kentte gezinmenin yeni biçimleri üzerinden tanımlanmaya başlamıştır. İletişim teknolojilerinin insan bedeni ile birlikte hareket edebilmesine olanak tanıyan mobil cihazların kullanımı, kentte gezinme eyleminin bu araçlar yoluyla değişimine neden olmaktadır. Güncel literatürde bireyin fiziksel mekân ve siber mekânda aynı anda bulunmasına olanak tanıyan bu teknolojilerin kent deneyimini nasıl dönüştürdüğü sıklıkla ele alınmaktadır.

Kente ait bilginin ve etkileşimin teknolojinin olanaklarıyla siber mekâna taşınması, yeni gezgin karakterlerinin ortaya çıkışında önemli bir faktördür. Kentin fiziksel mekân gereksiniminden kopartılarak sadece siber mekân üzerinden tanımlandığı, kentte gezinme eylemi için fiziksel gezinmeye ihtiyaç duyulmadığı senaryo için Steven Goldate “siberflanör” terimini kullanmıştır.[11] Özellikle 1990'larda internetin günlük hayata hızla dahil olmasının bir sonucu olarak siber mekân üzerindeki sorgulamalar göz önüne alındığında, siberflanör figürünün ortaya çıkışı şaşırtıcı değildir. Siberflanör, Benjamin'in kente fiziksel olarak var olan, kenti bedeniyle deneyimleyen flanörünün aksine; bir web ağına bağlı olarak siber mekânda gezinen kent gezgini olarak betimlenmektedir.[12] Goldate’in siberflanör tanımlaması, kentsel deneyim açısından mekân kavramını tartışmaya açtığı gibi; gezinme eyleminin sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel bir süreç olduğuna da işaret etmektedir.[13] Google Maps Street View gibi ağ bağlantıları sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki bir kentin sokaklarında bilgisayar başında oturarak gezinmenin mümkün oluşu, Goldate’in vurguladığı gezgin biçimini örneklemektedir.

Dijital dünyanın sunduğu iletişim teknolojileri kentsel mekâna ait bilgiyi siber mekâna taşımakla kalmaz, aynı zamanda fiziksel mekânı siber mekâna entegre eder. Bu durum fiziksel ve siber mekânın birlikteliğinde ortaya çıkan bir hibrit mekân kavramına işaret etmektedir. Featherstone kenti hibrit mekân olarak deneyimleyen, bir yandan sokaklarda yürürken diğer yandan da kentin medya verilerinden yararlanan kent gezgini için “sanal flanör” ifadesini kullanmıştır.[14] Sanal flanör fiziksel kentte bulunmayan, bu sebeple “ekran gezgini” olmakla eleştirilen gezginlerin aksine, kentte gezinen ve bu gezintisini mobil teknolojiler ile destekleyen bir gezgin olarak tanımlanır.[15] Gündelik hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen cep telefonları ve konum tabanlı medya uygulamaları, sanal flanör ifadesinin güncelliğini ortaya koyar.

Flanör ve sanal flanör tarafından gerçekleştirilen eylemler temelde birbiriyle paralellik gösterir. Tıpkı flanör gibi sanal flanör de kentin sokaklarını keşfeder, gündelik hayatı gözlemler; ancak gezintisi esnasında deneyimlediği kent fiziksel değil hibrit mekâna sahiptir. Bedenen deneyimlenen mekâna ek olarak paylaşılan konum verilerini, medya içeriklerini de takip eder; diğer bireylerle sosyal medya platformları aracılığıyla etkileşimini sürdürür; kişisel anlatılarını diğerleriyle paylaşır. Geriye doğru okunduğunda bu davranışların başkalarının deneyimini de etkileyen bir faktör olduğu görülür: Sanal flanörün sosyal medya üzerinden “etiketlediği” konum verileri diğer gezginler tarafından görüldüğünden, onların kent deneyimlerine yön verebilmektedir. Dolayısıyla gezginliğe özgü gözlemleme, keşfetme, paylaşıma gibi pratikler, teknoloji yardımıyla kolektif ve etkileşimli bir hal alır.

Hibrit kent mekânın gezgine sağladığı bir diğer avantaj deneyimin ve etkileşimin eş zamanlılığıdır. Flanörün aksine gezginin deneyimi diğer kentlilerle anlık paylaşılabilir. Gezgin tarafından üretilen fotoğraf, video gibi görsel materyaller, medya platformlarında paylaşım yoluyla eş zamanlı olarak kentin siber hafızasına kaydedilmektedir. Bu durum kullanıcılar arasındaki etkileşimi arttırdığı gibi kentsel mekânda gezinme eylemi içinde mekânsal anlatıların üretildiği yeni eylemleri tanımlar.

Kent gezginini betimleyen bir diğer özellik ise gezgin kimliğinin görünürlüğüdür. Flanör kalabalığa karışarak gözlem yaparken “dérive” eyleminde gezginler görünür biçimde aktif eylemler gerçekleştirir. Murray Skees kent gezgini karakterinin kimlik sunumunu, dijital platformların sağladığı kimlik gizliliğini “hacker” karakteri üzerinden değerlendirerek “dijital flanör” karakterini önermektedir.[16] Ona göre flanörün “görünmez”, “dedektif” ve “uyumsuz” gibi sıfatları 21. yüzyılın gezginini dijital kanalların yardımıyla dijital flanöre dönüşmektedir. Dijital flanör, dijital medya aracılığıyla kimliğini gizlemeyi başarır; belirli bir kimliğe, statüye, cinsiyete ihtiyaç duymadan, herhangi bir kullanıcı adıyla kentin siber mekânında aktivist eylemler gerçekleştirebilir. Sosyal medyada paylaşım yapan kimliği belirsiz kent aktivistleri bu bağlamda örnek verilebilir. Kaydedilen, aktarılan, paylaşılan kente dair anlatılar böylece gezginin kimliğinden bağımsız hale getirilmektedir.

21. yüzyıl gezginleri, ortaya çıkan yeni gezinme biçimlerindeki radikal değişikliklerin gezginliği flanöre has avarelikten uzaklaştırdığı gerekçesiyle eleştirilir. Robert Luke'a göre bu yeni gezginler, kentte gezinmeye devam etseler bile sonunda kapitalist sisteme hizmet eden birer tüketicidirler; dolayısıyla özgür bir avare olan flanöre benzemeleri olası değildir.[17] Yine dolayısıyla kapitalizmin birer ürünü olan dijital teknolojileri ve bu teknolojiler yardımıyla dönüşen gezinme eylemleri, içinde “rastgelelik” ve “aylaklık” gibi flanörü gerçek bir gezgin yapan özelliklerden arındırılmış olduğu için eleştirilir. Bu bakış açısına göre gezgin, bu tür kent içerikli uygulamaları kapitalizmin dayattığı biçimde kullanmaktadır. Böylelikle gerçek bir kent gezgini olmak için gerek duyulan “özgür düşünce” ve “eleştirel bakış açısı” bu araçların kontrolünde ortadan kaldırılmaktadır. Bu bireyler ancak “phoneur” olabilir. (Resim 2)

Günümüzde birçok medya uygulamasının kullanıcıları yeni ürünler satın almaya teşvik etmek için tasarlandığı, pazarlama şirketlerinin konum tabanlı medya aracılığıyla olası tüketicilerini yönlendirdiği, konum verileri yardımıyla kentsel hareketliliğin tüketimi artırmak üzere organize edildiği düşünüldüğünde, sözü edilen gelişmeler “phoneur”ün varlığına güçlü bir argüman oluşturmaktadır. Bu durum Gros'un ifadelerinde şu şekilde açığa çıkmaktadır: “Bugünün flanörü […] daha az şaşırtıcı bir figür olmadı mı? Gezinmemiz gereken mekânlar zorunlu olarak yaratılıyor ve bu mekanlar ne sıklıkta alışverişe gittiğinize bağlıdır.”[18]

21. yüzyıl gezginlerine yöneltilen bir diğer eleştiri, teknolojinin bu gezginleri birer kentli olmaktan çıkartarak tüketici turist haline getirmesidir. Hahn kent gezginin “sanatçı” ve “kâşif” yönlerini kaybettiği görüşüyle bu gezginliği “küresel flanör” olarak tanımlar.[19] Köse, benzer şekilde “tüketim kültüründen beslenen turistleri” modern kentin yeni gezginleri olarak görmektedir.[20] Tandaçgüneş de özellikle navigasyon teknolojisinin gezinme eylemini dönüştürdüğüne vurgu yaparak flanörün “popüler flanör”e dönüşmesinden yakınmaktadır.[21]

Mobil teknolojilerin fotoğraf çekme, yer etiketleme gibi özellerini kullanarak kentte gezinen gezginler için “flanör sonrası” tanımlaması da kullanılmaktadır.[22] Bu tanıma göre gezginler, akıllı telefonların kullanımı ile kenti fotoğraflar ve yeni medya platformlarında paylaşımlar yaparlar; ancak odakları kentin deneyimlenmesi, keşfedilmesi ya da aktarılmasından ziyade, yeni medyaya uygun formatta görselleştirilmesi ve paylaşılmasıdır. Bu gezginler, mekânsal anlatılar ve görseller ile mekânsal üretimlerde aktif rol oynamalarına rağmen mekâna diğer gezginler gibi müdahil olmaz, bireysel deneyimi ön plana çıkartmazlar. Bir diğer görüş, mobil cihazlarla kentte gezinme eyleminin, kamusal alanda bulunma biçimlerini doğrudan etkilediği; özellikle akıllı telefon kullanımının giderek yaygınlaşması ile “ellerinde telefonla yürüyen, yoluna bakmayan, kentte bilinçsizce dolaşan” yeni bir gezgin türünün olduğunu savunur. “Akıllı telefon zombisi” olarak adlandırılan bu yeni karakter, “akıllı telefonuna odaklandığı için çevresine dikkat etmeden yavaşça yürüyen” bir kişidir.[23] Benzer bir karakter için Schaposnik ile Unwin “tele-yürür” tanımlamasını kullanır ve bu kimliğin ana özelliğini yürürken telefon tutma eğilimi olarak tanımlar.[24]

Yaşanan değişimin, yeni eylemler ve deneyimler tanımlayarak 21. yüzyıla ait yeni bir kentli gezgini ortaya çıkardığı yönündeki yaygın görüşlerin yanı sıra, kentte gezinme eyleminin kalıcı olarak değiştiği; artık flanör gibi bir gezgin karakterinden söz edilemeyeceği yönünde görüşler de literatürde yer almaktadır. McGarrigle “Forget the Flaneur” başlıklı makalesinde teknolojinin avare gezginliği tamamen yok ettiğini, bu nedenle flanörün unutması ve yerine daha aktivist bir figürün geçmesi gerektiğini savunurken;[25] Tester “Flanör modern kentte ölür” diyerek yeni kent yaşantısında gezgin karakterinin artık yer bulamayacağını iddia etmektedir.[26]

Görüldüğü gibi mobil cihaz kullanımı etkisiyle bireylerin kentle kurduğu diyalogların ve etkileşimin çoğaldığı düşüncesinin yanı sıra eleştirel tutum ve gözlemci pozisyonunu kaybeden gezginlere yönelik eleştiriler ile gezgin karakterinin tamamen yok olduğu görüşü de dillendirilmektedir. Bedenin pasif ya da aktif pozisyonu; mekânın fiziksel, siber, hibrit oluşu; gezginin takındığı tüketici, gözlemci, aktör ya da aktivist tavırlar, bu karakterler üzerinden yeniden tanımlanmaktadır. Verili haritalamada bu bileşenlere göre farklılaşan gezgin karakterlerin literatürde yer alan karşılıkları özetlenmiştir. (Resim 3) Bu haritalamada çeşitli gezgin karakterlerin ortaya çıkış kronolojisindense bu gezginlerin gezinme deneyiminde/eyleminde kentle kurdukları ilişki biçimlerinin farklılıkları irdelenmeye çalışılmıştır.

Kent gezginleri, hangi tür kentsel mekânda gezindikleri ve hangi eylemleri gerçekleştirdikleriyle ilişkili olarak irdelenmiştir. 19. ve 20. yüzyıla ait flanör, “dérive” gezgini, flanöz karakterleri fiziksel kentte bulunurken; 21. yüzyıla ait gezginler, konum ile mekânsal bilgiyi eşleştiren teknolojiler aracılığı ile sanal ya da sanal ve fiziksel kentin birlikteliğinden doğan hibrit kentte yer alırlar. Gezginler kentte gezerken yaptıkları eylemlerle ilişkili olarak tüketici, gözlemci, aktör ya da aktivist olabilirler. Kent ile oyun oynayan “dérive” gezginleri ve kentsel anlatıları medyada paylaşan sanal flanör aktör pozisyonundayken, “phoneur” ve “akıllı telefon zombisi” gibi eleştirilen gezginler tüketici pozisyonundadır. Gezginlerin gezinme biçimlerindeki farklılıklar aynı zamanda mekânsal üretim ve tüketim eylemleriyle de ilişkili olarak tartışılabilir. Gözlemci, aktör ve aktivist gezginler; anlatılar, paylaşımlar, fotoğraflar veya oyunlar ile farklı biçimlerde mekânsal üretimler gerçekleştirirler. Bir diğer ayrım gezginin kentteki aktif ya da pasif pozisyonu üzerinden yapılabilir. Gözlem yapan flanör ya da fotoğraf çeken “post-flanör” gibi karakterler pasif gezginlerken, diğer kullanıcılarla veya doğrudan kent parçasıyla etkileşime geçen sanal flanör ve bir feminist aktivist olan flanöz, aktif gezgin pozisyonundadır. Görüldüğü üzere gezginin kente müdahil olma biçimini belirleyen kullandığı teknolojik araçlar değil, kentle kurduğu diyalog seviyeleridir. Dolayısıyla teknolojik veya kronolojik bir ayrışma yerine gezginin kentteki pozisyonu üzerinden tanımlanan ayrışmalar söz konusudur.

DEĞERLENDİRME

Bu çalışmada dönüşen gündelik yaşam ve kent ile yeniden tanımlanan gezgin karakterlere yer verilmiştir. Çalışmada geleneksel anlamda flanörden tanıdığımız kentte gezinme pratiğinin dönüşümü 21. yüzyılın şartlarında değerlendirilmiştir. Kent gezgini karakterlerinin çağdaş yorumları üzerinden kentsel mekânın yeni biçimlerde deneyimlediği ve yeni mekânsal anlatılar ürettiği görülmüştür. Çalışmada altı çizilen asıl düşünce, karakterlerin çeşitliliğine neden olan teknolojinin farklı seviyelerde kullanımının bir sonucu olarak fizikselden hibrite dönüşen mekân tanımlarında, avare gezginlikten mekânsal üretimlere evirilen kentsel pratiklerde ve bireysel deneyimi etkileşimli hale getiren gezinti halinde çeşitliliğin ortaya çıktığıdır.

Tüm bu ilişkilerden hareketle öne sürülen bir diğer sonuç, yeni gezginlerin deneyimlerinin ve anlatılarının artık flanörün temsilleri kadar kişisel olmayışıdır. Bu deneyimler, kentin siber mekânında kullanıcıları tarafından üretilmiş kolektif anlatılara dönüşmektedir. Gezginler, medya kullanımıyla edindikleri kent deneyimlerini (kişisel olarak deneyimlenmemiş olsalar bile) konum tabanlı sosyal medya üzerinden diğer kentlilere ulaştırabilir. Bu nedenle kentsel mekân deneyiminin eskisi gibi öznel ve özgür olduğunu iddia etmek zor olacaktır. Bununla beraber dijital medya araçlarıyla oluşturulan anlatılar, diyaloglara fırsat yaratmaktadır. Kent ve kent gezgini arasındaki diyaloglar, sosyal medya aracılığı ile daha görünür ve etkileşimli hale gelir. Kenti gözlemleyen ve dolayısıyla tek yönlü iletişime geçen flanörün aksine çağdaş gezginler, ürettikleri ve paylaştıkları içerikler yoluyla kent ile çift yönlü etkileşimler kurabilir. Dolayısıyla 21. yüzyılın gezginlerinin dijital medyanın olanakları doğrultusunda etkileşimli ve iş birlikçi özelliklere sahip olduğu söylenebilir.

Kentin ve kentte gezinme biçiminin değiştiği açıktır. Teknolojinin sunduğu yeni olanaklar ise 21. yüzyılın gezgin karakterleri ve onların kentteki pozisyonları üzerinden yeniden tanımlanmaktadır. Bu doğrultuda, değişen kent ve mekân deneyimlerin analizinde medya kullanımı biçimleriyle karakterize edilen kimliklerin deşifresi, çağdaş kent deneyimini anlamlandırmak için yol gösterici olacaktır.

NOTLAR

[1] Baudelaire, Charles, 1964, The Painter of Modern Life, Da Capo Press, New York.

[2] Benjamin, Walter, 1999, The Arcades Project, (ed.) Ralf Tiedemann, Belknep Press, New York.

[3] Tandaçgüneş, Nilnur, 2012, “Kent Kültüründe Modernizm ve Sonrası”, Flanör Düşünce, (der.) Hüseyin Köse, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, ss.106-107.

[4] Köse, Hüseyin, 2008, “Lefebvre ve Modern Dünyada Gündelik Hayat”, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi, cilt:7, sayı:25, Kültür Yayınları, Ankara, ss.10-16.

[5] Tandaçgüneş, 2012, s.106.

[6] Elkin, Lauren, 2016, Flâneuse: Women Walk the City in Paris, New York, Tokyo, Venice, and London, Chatto & Windus, Londra, s.18.

[7] Wolff, Janet, 1985, “The Invisible Flâneuse: Women and the Literature of Modernity”, Theory, Culture & Society, cilt:2, sayı:3, ss.37-46. https://doi.org/10.1177/0263276485002003005

[8] Solnit, Rebecca, 2000, Wanderlust: A History of Walking, Penguin, New York, s.213.

[9] Debord, Guy, 1956, “Theory of Derive”, Situationist International Online, (çev.) Ken Knabb, https://www.cddc.vt.edu/sionline/si/theory.html [Erişim: 28.04.2022].

[10] McDonough, Thomas Francis, 1994, “Situationist Space”, October, sayı:67, ss.59-77.

[11] “syberflaneur”: Goldate, Steven, 1998, “The Cyberflâneur: Spaces and Places on the Internet”, Modern Ceramics, http://ceramicstoday.glazy.org/articles/051998.html [Erişim: 03.06.2021].

[12] Benjamin, 1999, ss.103.

[13] Goldate, 1998.

[14] “virtual flaneur”: Featherstone, Mike, 1998, “The Flaneur the City and Virtual Public Life”, Urban Studies, cilt:35, sayı:5-6, ss.909-925.

[15] Köse, 2008, ss.14-15.

[16] “digital flaneur”: Skees, Murray, 2010, “Digital Flanerie: Illustrative Seeing in the Digital Age”, Critical Horizons: A Journal of Philosophy & Social Theory, sayı:11, ss.265-287.

[17] Luke, Robert, 2005, “The Phoneur: Mobile Commerce and the Digital Pedagogies of the Wireless Web”, Communities of Difference: Culture, Language, Technology, (der.) Peter Trifonas, Palgrave MacMillan, Londra, ss.185-204.

[18] Gros, Frederic, 2017, Yürümenin Felsefesi, (çev.) Albina Ulutaşlı, Kolektif Kitap, İstanbul, s.156.

[19] “global flaneur”: Hahn, H. Hazel, 2012, “The Flâneur, the Tourist, the Global Flâneur, and Magazine Reading as Flânerie”, Dix-Neuf, cilt:16, sayı:2, ss.193-210, DOI: 10.1179/12Z.00000000017.

[20] Köse, 2008, s.143.

[21] Tandaçgüneş, 2012, s.107.

[22] “post-flaneur”: Vlachou, Christina; Gkanouri, Polyxeni; Skayianni, Maria, 2016, “Constructing the post flâneur”, Gavagai, sayı:2, ss.16-45.

[23] “smart-phone zombie”: Mwakalonge, Judith; Siuhi, Saidi; White, Jamario, 2015, “Distracted Walking: Examining the Extent to Pedestrian Safety Problems", Journal of Traffic and Transportation Engineering, cilt:2, sayı:5, ss.327-337, https://doi.org/10.1016/j.jtte.2015.08.004

[24] “phone-walker”: Schaposnik, Laura P.; Unwin, James, 2018, "The Phone Walkers: A Study of Human Dependence on Inactive Mobile Devices", Behaviour, cilt:155, sayı:5, ss.389-414.

[25] McGarrigle, Conor, 2013, “Forget the Flâneur”, Proceedings of the 19th International Symposium on Electronic Art, (ed.) Kathy Cleland, Laura Fisher, Ross Harley, ISEA2013, Sidney.

[26] Tester, Keith, 1994, The Flaneur, Routledge, Londra.

Bu icerik 326 defa görüntülenmiştir.