432
TEMMUZ-AĞUSTOS 2023
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ULUSLARARASI GÜNDEM

UIA Dünya Mimarlık Kongresi’nin Ardından

Bülent Batuman, Doç. Dr., Bilkent Üniversitesi Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı Bölümü Başkanı

...

Uluslararası Mimarlar Birliği UIA’nın üç yılda bir düzenlediği Dünya Mimarlar Kongresi 2-6 Temmuz 2023 tarihlerinde Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da gerçekleşti. “Sürdürülebilir Gelecekler – Kimseyi Geride Bırakmamak” sloganıyla kurgulanan kongrede 135 ülkeden 6.000’den fazla katılımcı bir araya geldi, 150 oturumda 400 konuşmacı 250 bildiri sundu. Kongre kapsamındaki bilimsel oturumlar altı tema çerçevesinde organize edildi; bunlar, iklim adaptasyonu için tasarım, kaynakları yeniden düşünmek için tasarım, dirençli topluluklar için tasarım, sağlık için tasarım, kapsayıcılık (inclusivity) için tasarım, değişime yönelik işbirlikleri için tasarım idi.

Kongre oturumları paralel akan üç formattan oluşmaktaydı. Bunlardan ilki, katılımcıların yoğun rağbet gösterdiği davetli konuşmacı oturumlarıydı. Kongrenin zengin davetli konuşmacı listesi farklı profillerdeki tasarımcıları ve çeşitli disiplinlerden bilim insanlarını içeriyordu. Dahası, bu konuşmacılar diyalog içine girecek biçimde, iyi hazırlanmış moderatörlerin yönettiği oturumlarda konuştular. Hem konuşmacıların çeşitliliğinin hem de bu diyalojik formatın davetli konuşmacı oturumlarını benzer etkinliklerdekinden çok daha ilginç ve verimli kıldığını söylemek mümkün.

İkinci format, yukarıda andığım altı tema çerçevesinde kurgulanmış olan bilimsel kulvardı. Bildirilerle başvurulan ve seçilen bildirilerin sunulduğu bu oturumlar, format olarak bilimsel toplantı hüviyetinde olsa da oturum düzenleyicilerinin esnek tutumu sayesinde aktivist grupların deneyim paylaşımlarını da içerecek geniş bir yelpazeye sahipti. Bu açıdan da bu kulvarın kurgusunun başarılı olduğunu, araştırmacılarla aktivistler arasında arzulanan etkileşime olanak verdiğini söylemek mümkün.

Üçüncü format ise çok daha esnek bir biçimde kurgulanan ve özellikle öğrencileri ve genç mimarları hedef alan “Next Gen” oturumları idi. Ülke sergileri ile sponsor firmaların stantlarının yer aldığı sergi salonlarını hem canlandıran hem de bu stantların esnek mimarisi içine yerleşerek daha enformel etkileşimlere izin veren bu oturumlar da hem çok ilgi gördü hem de verimli tartışmalara olanak sağladı. Her üç formatın da oldukça iyi tasarlandığını ve öngörülen biçimde farklı diyalog tarzlarına yer açtığını söylemek mümkün.

Kongrenin muhtemelen en zayıf yanı ise kentle olan ilişkisinin sınırlılığıydı. Zira bu ilişki BM’nin ilan ettiği 17 Sürdürülebilir Gelişme Hedefini (Sustainable Development Goals - SDG) konu alan, kent merkezindeki kamusal alanlara yayılmış 15 pavyondan ibaretti. Bu deneysel konstrüksiyon / enstalasyonlar dikkat çekici tasarımlar sunsa da kongrenin kentle ilişkisini sağlamak için zayıf kaldıklarını belirtmek gerek. Buna karşılık, bu zayıf ilişkinin kongrenin politik kurgusuyla ilgili bir tercihin sonucu olduğunu da vurgulamak gerek. Zira kongre mekânı İskandinavya’nın ikinci en büyük sergi ve konferans merkezi olan Bella Center idi. Şehir merkezine oldukça uzak bu mekânın seçiminde lojistik olanaklar kadar (belki bundan daha çok) aynı mekânın 2009’da BM İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapmış olması da etkili olmuş görünüyor. Nitekim hem düzenleyicilerin hem de bazı davetli konuşmacıların işaret ettiği 2009 konferansı, hem o günden bugüne geçen sürenin yarattığı hayal kırıklığı hem de çözüm çerçevesi olarak BM kurumsallığının esas alınması açısından kongrenin önemli bir referansıydı. Bu açıdan bakıldığında, çok iyi kurgulanmış ve farklı formatlarla katılımcılığı ve diyaloğu başarıyla sağlamış olmasına karşın, kongrenin esas olarak (fakat örtük biçimde) devlet eksenli bir etkinlik olduğunu söylemek mümkün.

Kopenhag’ı sürdürülebilirlik başkenti olarak öne çıkarma azmindeki Danimarka hükümeti kongreye desteğini esirgememiş. 2014’te “Avrupa Yeşil Başkenti” ödülünü alan Kopenhag, BM’nin SDG’leri çerçevesinde 2025 itibarıyla karbon nötr olmayı hedefliyor. Çeşitli araştırmalarda dünyanın “en yeşil”, “en yaşanabilir” kenti olarak gösterilen Kopenhag, yerel ve merkezî yetkililer tarafından da “Sürdürülebilir Gelişmenin Başkenti” olarak nitelendiriliyor. Kopenhag’ın UIA Kongresine ev sahipliğinin de bu çabaların bir uzantısı olarak desteklendiğini söylemek mümkün. Danimarka hükümetinin ve AB’nin kongreye desteğinin en somut göstergesi, hem kongre seremonilerinde sunuculuk yapan hem de davetli konuşmacı oturumlarının sekizinde moderatörlük yapan Connie Hedegaard’ın kimliğiydi muhtemelen. 2004 - 2009 arasında Danimarka hükümetlerinde önce Çevre sonra da İklim ve Enerji Bakanı olarak, 2010 - 2014 arasında da İklimden Sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi olarak görev yapmış olan Hedegaard’ın kongrenin de “resmî yüzü” olduğunu söylemek abartı olmaz.

Son olarak UIA kongrelerinin bir açmazına işaret etmek gerek. Bir yandan kongrelerin merkez ülkelerde ve özellikle Avrupa’da yapılmasının eşitsiz küresel ulaşım ağları açısından bir avantajı var (bir üçüncü dünya ülkesinden diğerine gitmek -coğrafi olarak aynı bölgede değillerse- her zaman için daha zor ve maliyetli). Öte yandan merkez ülkelerin vitrin kentleri zaten oldukça pahalı kentler ve bu da katılımı zorlaştıran bir faktör. Ama belki bu lojistik maliyet kalemlerinden daha da önemlisi UIA kongrelerinin ev sahibi mimarlık örgütleri için maliyetinin artmış olması. Son yıllarda kongreye ev sahipliği yapan kentler UNESCO Dünya Mimarlık Başkenti unvanını da taşıyor ve UIA (biraz da bu unvanın reklam ücreti olarak) ev sahipliği için oldukça yüksek bir bedel talep ediyor. Nitekim Kopenhag’dan sonraki ev sahibinin bir başka Avrupa yıldızı olan Barselona olması da, 2029 için Pekin’den başka aday çıkmaması da tesadüf değil.

 

Bu icerik 691 defa görüntülenmiştir.