432
TEMMUZ-AĞUSTOS 2023
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK

Katılımcı Mimarlık Ekosistemi İçin Gereksinimler: Türkiye’deki Pratikler Üzerinden Bir Değerlendirme

Ahmet Gün, Dr. Öğr. Üyesi., İTÜ İç Mimarlık Bölümü

Yakın dönemde İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerdeki yerel yönetimler halkın karar verme süreçlerine dahil edilmesi için yeni pratikleri hayata geçirmeyi denemekte fakat diğer taraftan sürecin hızlı yürütülmesi, uzman görüşlerinin nitelikli bir şekilde tasarım aşamalarına dahil edilememesi, katılımcı tasarım sürecinin etkin bir şekilde tasarlanmaması gibi durumlar da karşımıza çıkabiliyor. Yaşanan bu durumlar populizm, sahte katılım gibi eleştirileri de beraberinde getirirken yazar, Türkiye’de son dönemde tanık olunan katılımcı mimarlık pratikleri üzerinden bir okuma yaparak etkin ve başarılı katılımcı pratiklerin yürütülmesi için ihtiyaç duyulan gereksinimleri tartışmayı amaçlıyor.

Türkiye’de son dönemde halkın ortak kullanımı amacıyla geliştirilen müşterek alan ve mekanların tasarlanmasında katılımcı yaklaşımların kullanılmasına ilişkin yoğun bir kamuoyu oluştuğu gözlenmektedir. Katılımcılık konusunda yerel yönetimlerin sürece mihmandarlık ettiği ve bu tür bir ölçekte ilk kez tanık olunan “katılımcı” pratikler, usul ve süreç yönetimi konusunda şimdiye kadar tanık olunmayan tartışma ve eleştiri ikliminin oluşmasına neden olmuştur. İlgili yönetimlerin benimsediği yaklaşım bir taraftan katılımcılık konusunda yeni bir gündem oluşturması bakımından olumlu tepkiler alırken; diğer taraftan özellikle de iyi planlanmamış ve hızlı karar alma süreçlerine dayanan bu tür bir katılımcılık pratiğinin popülizme yol açtığı,[1] uzmanlık bilgisini değersizleştirdiği,[2] katılımcılığı nihai bir “seçme hakkına” indirgediği,[3] yarışmacıların yapay bir şekilde halkın beğenisine oynamalarına neden olduğu[4] ve dolaylı olarak “sahte katılım” etkisine yol açtığı[5] eleştirilerini de beraberinde getirmiştir. Bu tür eleştiriler Türkiye’deki mekânsal pratiklerde katılımcılık konusunda “katılımcı mimarlık üretiminin kurgulanmasında usul”, “kapsayıcı dil ve süreç tasarımı geliştirme”, “farklı sosyal gruplar ve aktörler arası iletişim dili geliştirme”[6] gibi yeni gündem maddelerinin tartışılmasına kapı aralamıştır.

Bu çalışma kapsamında konuya ilişkin literatürde yapılan araştırmalar ve Türkiye’de yürütülen pratiklere dayalı bulgular eşliğinde Türkiye’deki müşterek alanlar ve mekânların tasarlanması için katılımcı tasarımda süreç tasarımı, katılım çeşidi, paydaşlar ve rolleri gibi konulara yönelik önerilerin sunulması hedeflenmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın bir sonraki aşamasında katılımcı mimarlıkta son dönemde yaşanan paradigma kaymalarına dair bir okuma yapılacak ve ardından Türkiye’deki son dönem deneyimleri üzerine bir değerlendirme ortaya konulacaktır. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye’deki katılımcı pratiklere ilişkin son dönemdeki tartışmaların izi takip edilerek bir dizi öneri seti ortaya konulacaktır.

2. KATILIMCI MİMARLIKTA PARADİGMA KAYMALARI

Kökleri 1950’li yıllarda Avrupa’daki meslek insanlarının kuramsal çalışmalarına ve 1960’lı yıllarda farklı fraksiyonlar halinde gözlemlenen toplumcu hareketler ve tekil uygulama pratiklerine[7] dayanan katılımcı mimarlık 1990’lı yıllardan itibaren kabuk değiştirmeye başlamıştır. Bu yeni dönemde mimarlar ve plancılar arasında katılımcı projelere ve kamusal planlama süreçlerine ilginin ciddi ölçüde arttığı gözlemlenmektedir.[8] Önceki dönemlerde daha tekil bir topluluğu odağına koyan veya mimarlık stüdyolarında katılımcı yaklaşımlar geliştirmeye odaklanan eğilimin bu dönemde müşterek alan ve mekanların tasarımına kaydığı görülmektedir. Bu yeni dönemle birlikte gelişmiş toplumlar müşterek alan ve mekanların tasarımında “vatandaş katılımını” yasal bir hak[9] olarak tanımlamaya başlamıştır.

Katılımcı mimarlıktaki paradigma kaymalarından biri de kullanılan araç ve yöntemlerde yaşanmaktadır. Yakın döneme kadar referandum, vatandaş jurileri, tasarım atölyeleri gibi fiziksel mekanda yürütülen süreçlere teknoloji tabanlı araç ve yöntemler eklenmiştir. Bu dönemde halkın öneri ve beklentilerin toplamak amacıyla web tabanlı katılım platformları (MinStad, Maptionnaire vb.), mobil katılım uygulamaları (FixMyStreet, Sag’s Wien vb.), katılımcı tasarım oyunları, sanal/arttırılmış/karma gerçekliğe dayalı deneyim ortamlarının katılımcı tasarım amacıyla kullanılması ve buna paralel olarak veri analiz ve işleme alanlarındaki gelişmeler daha kapsamlı ve veri-güdümlü katılımcı tasarım süreçlerinin yürütülmesine olanak sağlamaktadır.  Bu yeni dönemde katılımcılık salt kullanıcıların “aktif katılımı” yoluyla değil aynı zamanda kullanıcılara ait verilerin mobil telefonlar ve kentsel donanımlar (GPS Tracking, IoT sensör verileri vb.) üzerinden elde edilmesiyle de gerçekleştirilmektedir. Bu yolla kullanıcıların mekan üzerindeki hareket izleri, mekan kullanım alışkanlıkları ve eylemleri tespit edilerek “kullanıcılara ait verilerin” katılımı yoluyla vatandaşların “dolaylı bir şekilde”[10] sürece katılımı sağlanmaktadır.

Şimdiye kadar yürütülen çalışmalarda dijital oyunların kamusal öğrenmeyi desteklemek konusunda etkili olduğu,[11] kamusal mekanların katılımcı bir yaklaşımla tasarlanmasına katkı sağladığı ve başta gençler olmak üzere çok sayıda insanı sürece katılmaya teşvik ettiği[12] ortaya konulmaktadır. Bu noktada yapılan çalışmalardan biri de Birleşmiş Milletler Habitat’a (UN-HABITAT) bağlı BlockByBlock vakfı tarafından yürütülmektedir. Savaş, ekonomik kriz, afet vb. durumlara maruz kalan topluluklar için katılımcı bir yaklaşımla kamusal alanlar üretmeyi hedefleyen BlockByBlock girişimi, bu çerçevede bir bilgisayar oyunu olan Minecraft’ı kullanmaktadır. Bu doğrultuda Filistin’de ablukaya maruz kalan Gazze’nin Beit Lahia bölgesinde bölgedeki çocuk ve kadınların katılımıyla uzun soluklu bir atölye yürütülmüş ve Minecraftoyununun kullanımıyla bir topluluk bahçesi tasarlanmış ve bu tasarım inşa edilerek hayata geçirilmiştir.[13] (Resim 1)

Bu yeni gelişmeler katılım pratiklerini sınıflandırmak için yeni değerlendirme yaklaşımlarının geliştirilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Örneğin Senbel ve Church,[14] meseleyi katılımcıya süreç içerisinde sağlanan güç ilişkisi üzerinden ele alan Arnstein’in katılım merdiveni[15] gibi yaklaşımları yetersiz görmektedir. Yeni bir değerlendirme yaklaşımı gereksinimine dikkat çeken araştırmacılar, geliştirdikleri değerlendirme spektrumuna katılımcıların süreçlerde elde edeceği kazanımlar, dahil edileceği eylemler ve bu süreçte kullanıcılara sağlanan iletişim ortamının (dijital / fiziksel) kullanıcılara sağladığı olanaklar gibi yeni katmanları da ekleyerek “tasarım yetkilendirme durumları” başlıklı yeni bir sınıflandırma önermişlerdir. (Resim 2)

3. KATILIMCI MİMARLIĞI TÜRKİYE’DEKİ GÜNCEL DENEMELER ÜZERİNDEN OKUMAK

Katılımcı karar alma ve katılımcı yönetim gibi olgular 2019 yılında gerçekleşen yerel seçim arefesinde ve sonrasındaki süreçte halka vaat edilen yeni “mottolar” haline gelmiştir. Bu süreçle birlikte İstanbul’da Taksim ve Bakırköy Meydanları ile Salacak Sahili gibi alanlar için düzenlenen tasarım yarışmaları sonucunda her bir alan için elde edilen eşdeğer ödüllü projeler online bir platform (istanbulsenin.org) üzerinden halka sunularak alanda uygulanacak proje seçiminin “halk oylaması” ile yapılması hedeflenmiştir. Taksim Meydanı’nda uygulanacak projenin seçimi için üç aşamadan oluşan bir süreç takip edilmiştir. Bu noktada ilk olarak yarışma jurisi yarışmaya katılan 146 proje önerisini değerlendirmeye almış ve bu öneriler arasında üç eşdeğer ödül ve beş mansiyon ödülü verilmiştir. Ardından eşdeğer ödüller arasında halkın eğilimini belirlemek amacıyla katılımcıların tek defa oy kullanma hakkına sahip olduğu bir anket uygulaması hayata geçirilmiş ve kullanıcılar kendilerine sunulan 3 eşdeğer proje önerisi arasından seçim yapmıştır.[16] (Resim 3) Sürecin üçüncü ve son aşamasında ise yerel yönetimin seçilen bu üç proje arasından bir sıralama yapması ve ardından bu üç değerlendirme aşaması (juri, halk ve belediye) sonunda aritmetik açıdan ilk sırada belirlenen projenin uygulanması hedeflenmiştir.[17]

Ankara Büyükşehir Belediyesi de Ulus Meydanı ve 100. Yıl Çarşısı için benzer bir fikir projesi yarışması düzenlemiştir. Yarışma kapsamında 64 proje değerlendirilmiş ve bu projelerden üçü eşdeğer ödül, beşi ise eşdeğer mansiyon almaya hak kazanmıştır. Juri değerlendirmesinin ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi yarışma sürecinde elde edilen projeler ve tartışmalardan bağımsız bir halk oylaması süreci yürütmüştür. Yarışmanın tamamlanmasının ardından bir mobil uygulama (Başkent Mobil) üzerinden halka “Ulus’a kentsel bir meydan yapılmasını tercih ediyorum” ve “100. Yıl Çarşısı’nın korunarak yeniden işlevlendirilmesini tercih ediyorum”seçeneklerini barındıran iki seçenekli bir anket sunularakbahsi geçen alanın geleceği konusunda tercih yapmaları talep edilmiştir. (Resim 4)

Taksim Meydanı ve Ulus Meydanı ve 100. Yıl Çarşısında katılımcılık açısından izlenen yöntem ve süreç yönetimi arasında birtakım farklılıklar bulunmaktadır. Taksim Meydanına dair izlenen süreçte halk değerlendirmesi juri tarafından seçilen üç eşdeğer proje ile sınırlı tutulurken; Ulus Meydanı için izlenen süreçte uzman juri değerlendirmesinden elde edilen projeler ve alanın değerlendirilmesine yönelik gerek yarışmacıların eğilimi gerekse de jurinin görüşü bir kenara bırakılmış ve halk “çarşının korunarak yeniden işlevlendirilmesi” veya “yeni bir kentsel meydan yapılması” şeklinde iki seçenek arasında karar vermek durumunda bırakılmıştır. Diğer taraftan Taksim Meydanı için yürütülen süreçte uygulanacak projeye karar vermek için juri değerlendirmesi, halk oylaması ve yerel yönetimin görüşlerinin eşit oranda değerlendirilmesi hedeflenirken; Ulus Meydanı ve 100. Yıl Çarşısı için bu tür bir çok aktörlü karar alma süreci takip edilmemiştir.

Taksim Meydanı ve Ulus Meydanı ve 100. Yıl Çarşısı için yapılan eleştirilerin aşağıda yer alan dört noktada düğümlendiği gözlemlenmektedir:

1) Katılım Niteliği: Katılımcılık süreçlerinin hızlı karar süreçlerine ve sadece “seçme” hakkına indirgenmesi

2) Dışlanma: Toplumdaki farklı aktörlerin görüşlerinin süreç dışında bırakılması ve uzman görüşlerinin değersizleştirilmesi

3)Katılım Eylem Aşamalarında Yaşanan Sorunlar: Halka karar verme hakkının tanındığı “projelerin hazırlanması sonrası seçme” aşamasının uzmanlık sezgi, bilgi ve deneyimini gerektiren bir aşama olması, sürecin ilk aşamalarına halkın dahil edilmemesi, halkın kendilerine sunulan proje seçeneklerinin ekonomik, teknik ve sosyal açıdan getirecekleri sonuçları hakkında bilgilendirilmeden altyapısız bir şekilde seçim yapmak durumunda kalması

4) Temsil ve İletişim Dili: Kendilerinden kıyaslamalı bir şekilde seçim yapmaları talep edilen halkın mimari proje okuma ve değerlendirme konusunda yaşadığı zorluklar

Yukarıda sıralanan eleştirilere Taksim özelinde yarışmacıları “halkın beklentilerine oynama”[18] durumuna itmesi ve sürecin kötü planlanmasının[19] doğal sonucu olarak oluşan populist yaklaşım; Ulus Meydanı özelinde de uzmanlık birikiminin kolektif akılla seçtiği projelere yönelik benimsenen kararların[20] tekrardan halka yöneltilmesi ve halkın farklı bir tercih yapması sonrası oluşan çelişkili durum eklenebilir. Seçilen projelerin ana eğiliminin çarşı alanının korunması yönünde olmasına karşın halka “yeniden” çarşıyı yıkarak yeni bir meydan inşa etme seçeneği sunulmuştur. Bu durum uzmanlar ve sivil toplum arasında infial oluşturabilecek bir “yıkım” kararının[21] yerel yönetim tarafından “katılım yoluyla meşrulaştırılması” olarak değerlendirilebilir.

Her iki süreçte de gerek yarışma öncesindeki hazırlık aşamasında gerekse de tercih aşamasında halkın bilgilendirmesine yönelik eksiklikler dikkat çekmektedir. Bu noktada değerlendirildiğinde iki proje sürecinde  yukarıda ifade etmiş olduğumuz “Tasarım yetkilendirme durumları” çizelgesinde (Resim 2) gösterilen en düşük seviye olan “Bilgilendirme” seviyesinde tanımlanan “katılımcıların kapsamlı ve prosedürel bilgi aracılığıyla planlama/tasarım konuları ve olasılıkları hakkında yeni anlayış/kavrayış kazanma ” durumunun dahi sağlanmadığı ortaya çıkmaktadır.

4. KATILIMCI MİMARLIK SÜRECİNE DAİR ÖNERİLER

Türkiye’de son dönemde katılımcı tasarım üzerine yapılan denemeler, “salt” tasarıma dair son kararın daha fazla paydaş grubuyla alınması yoluyla etkin katılımcılığın gerçekleşemediğini ortaya koymaktadır. Süreçte yer alacak farklı paydaşların uygun aşamada, uygun yöntemle ve etkileşim ortamı ile sürece dahil edilmesi, farklı ilgi gruplarının (interest groups) beklentilerinin adil temsiliyeti gibi etkenler başarılı bir katılımcı tasarım süreci yürütülmesinin ana dinamiklerini oluşturmaktadır.

Çalışma kapsamında Türkiye’de yürütülen pratiklere dayalı bulgular eşliğinde Türkiye’deki müşterek alanlar ve mekanların tasarlanması için katılımcı tasarımda paydaşlar ve rolleri (1), süreç tasarımı ve etkileşim ortamları (2) gibi konulara yönelik bir dizi öneri seti ortaya konulacaktır.

Paydaşlar ve Rolleri

Gerek Taksim Meydanı, gerekse de Ulus Meydanına ilişkin yaşanan süreçte son karar hakkının halka verilmesine yönelik bir eğilim gözlenmektedir. Tasarım sürecinin ilk aşamaları olan alanın mevcut durumuna yönelik veri toplama ve fikir / öneri toplama aşamalarına katılım sağlamak için ihtiyaç duyulan bilgi seviyesi görece sınırlıyken; tasarım ve geliştirilen tasarım önerilerini değerlendirme aşamalarında ihtiyaç duyulan bilgi ve uzmanlık seviyesi artmaktadır. Bu durum katılım hakkı tanınan halkın bilgi seviyesi ile karar vermek için gereksinim duyulan bilgi seviyesi arasında oluşabilecek “bilgi açığı” durumuna işaret etmektedir. Bu nedenle katılımcı tasarım süreçlerinde karar verme konularında yetkilendirme ve hak tanıma seviyesinin ilgili paydaş grubunun bilgi seviyesi ve süreçteki sorumluluk derecesiyle paralel olarak kurgulanması gerekmektedir. (Resim 5)

Türkiye’de son dönemde yürütülen süreçlerde katılımcı tasarımın “doğrudan söz hakkı verme” yoluyla tek bir boyuta indirgendiği gözlemlenmektedir. Diğer taraftan gelişen bilgi ve iletişim araçları ve veri işleme teknolojileri gibi imkanlar günümüzde halkın ilgili müşterek mekan ve alanları nasıl kullandığı, gündelik eylemleri ve hareket örüntülerine ilişkin verileri toplayıp analiz etme imkanı sağlamaktadır. Certeau’nun[22] tabiriyle insanların gündelik yaşamda mekânları kullanırken eylemleri üzerinden ürettikleri “taktik”lerin gözlemlenmesi ve bu verilerin tasarım süreçlerinde kullanılmaları da bir katılımcılık pratiğidir. Bu bağlamda “halk katılımını” halkın

müşterek mekâna / alana dair karar verme süreçlerine arzu, ihtiyaç ve beklentilerini ifade ederek katıldığı “doğrudan katılım” ve buna ek olarak halkın mekan kullanım alışkanlıkları ve sosyomekansal ilişkilerine dair verilerin uzmanlar tarafından analiz edilip haritalandırılması yoluyla tasarım süreçlerine dahil edildiği “dolaylı katılım” olarak iki boyut halinde gruplandırmak yararlı olacaktır.

Diğer taraftan kıyaslamalı proje seçim aşamasında temelde “uzmanlık birikimi” olmadığı öngörülen halk ile konuya yönelik birikimi bulunan, alanın ve toplumun ihtiyaçlarına ilişkin nitelikli saptamaları ve uzmanlıkları bulunduğu düşünülen fakat diğer taraftan tasarım süreçlerinde resmi bir rolü bulunmayan ve süreçte aktif rol alamayan “uzman halkın” görüşleri aynı potada bir araya getirilmektedir. Belirli bir seviyede uzmanlığa sahip olan bu paydaş grubunun içerik ve nitelik bakımından “ayırt edici” karaktere sahip oldukları öngörülen fikirlerinin “uzmanlık birikimine sahip olmayan” gruplar ile “ayrı bir şekilde” sürece dahil edilmesi yararlı olacaktır.[23] Tarafımızca “uzman kaynak kullanımı” (expertsourcing) olarak adlandırılan bu katılım yaklaşımının özellikle Türkiye gibi etkin sivil toplum, kanuni altyapı ve kültürel açıdan “katılımcı tasarım” altyapısının arzu edilen olgunluk seviyesine ulaşmamış olduğu kültür havzalarında kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda “uzmanlığı bulunmayan” halk ile “uzman” halkın süreçlere hangi tasarım aşamasında ve hangi yollarla katılım göstereceği konusu titizlikte düşünülmelidir. Bu noktada “ya o ya bu” ikileminden ziyade paydaşların birikimine göre “hem o hem bu” yaklaşımı benimsenerek “doğrudan” ve  “dolaylı” halk katılımı ve “uzman kaynak kullanımından” yararlanılması faydalı olacaktır. (Resim 6)

Süreç Tasarımı ve Etkileşim Ortamı

Çalışma kapsamında incelenen iki projeye yönelik usul ve süreç yönetimi konularında ciddi eleştiriler yapılmıştır. Müşterek alanların tasarımında katılımcı tasarıma ilişkin yöntem ve süreç yönetimi açısından sabit bir yol haritası bulunmamaktadır. Bu noktada katılımcı tasarım süreçleri bir araştırma projesi titizliği ile tasarlanmalıdır. Yürütülecek çalışmalarda izlenecek yol ve kullanılacak yöntem, dahil edilecek aktör türü, aktörlerin hangi aşamada, hangi yöntemle, nasıl ve hangi eylemlerle dahil edileceği, süreçte halktan beklenen katılım seviyesi ve katılımcılıktan beklenen etki vb. etkenlerin müşterek mekân / alanın bağlamına göre değişiklik göstermesi gerektiği unutulmamalıdır. Katılımcı tasarım süreçlerinde bu tür farklılıklar olmakla beraber süreçlerin etkin bir şekilde yürütülmesi için birtakım “temel” gereksinimler de bulunmaktadır.

Müşterek mekan ve alanların tasarımında farklı ilgi grupları bulunmaktadır. Örneğin, Taksim Meydanı’nda belirli yaş, ilgi alanı, kültürel birikim, mekan kullanım alışkanlığı vb. parametreler açısından farklı özelliklere sahip alt-kullanıcı grupları bulunmaktadır. Bu noktada proje hazırlık süreçlerinin ilk aşamasından itibaren bu grupların belirlenmesi ve özellikle analiz ve şartname hazırlık süreçlerinde bu grupların arzu, ihtiyaç ve beklentilerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu aşamada vatandaşların mevcut müşterek alan/mekanları kullanım alışkanlıkları, gündelik yaşam ilişkileri vb. veriler sürece dahil edilerek “dolaylı katılım” yaklaşımından da yararlanılabilir. Toplanan bu verilerin uzmanlar tarafından belirli kriterler çerçevesinde filtrelenerek gerek şartname gerekse de diğer dokümanlarda görünür kılınması yoluyla halkın arzu ve beklentileri daha ilk aşamadan itibaren anlamlı bir şekilde sürece dahil edilebilir. Bu aşamalarda farklı katılımcı gruplarında sürece dair motivasyon / ilgi eksikliği, beklentilerini ifade etmekte yetersizlik vb. durumlar yaşanabilir. Bu tür grupların süreç içerisinde adil bir şekilde temsiliyetini sağlamak amacıyla bu gruplara eğitimler verilmeli, kolektif vizyon inşası üretmeye yönelik atölye vb. etkinlikler yürütülerek sürece dahil edilmeleri sağlanmalıdır.

Farklı ilgi gruplarına yönelik örneklem gruplarının seçilmesi sonrası her gruba uygun etkileşim ortamı üzerinden katılımcı süreçlerin yürütülmesi gerekmektedir. Örneğin gerek Ankara gerekse de İstanbul’daki süreçte dijital iletişim kanallarını kullanmayı tercih etmeyen gruplar sürecin dışında bırakılmıştır. Bu grupların süreçlere etkin katılımları için fiziksel mekanda atölye, kamuoyu bilgilendirmesi/yoklaması, odak grup toplantıları, halk jurileri vb. etkinlikler düzenlenebilir. Mekanın uzun vadeli kullanıcısı olacak olan gençler için oyun vb. etkileşim çevreleri üzerinden süreç ilerletilebilir.

Taksim Meydanı örneğinde halka farklı bakış açılarından 3 boyutlu render görüntüleri sunulmuş ve projeler arasında karşılaştırmalı bir değerlendirme yapmaları beklenmiştir. Diğer taraftan mimari proje dilinin ve araçlarının “mesleki birikimi bulunmayan” halk tarafından anlaşılmasında ölçek hissi, mekansal unsurları anlama, deneyimleme vb. açılardan zorluklar yaşanabilmektedir.[24] Taksim gibi çok bileşenli karar konularının söz konusu olduğu bir meydanda halka “uzman bir proje okuyucusu ve değerlendiricisi” görevi atfetmek yerine yarışma süreci öncesinde halka geliştirilecek meydanın niteliğine ilişkin çeşitli temalarda (peyzaj unsurları, kent mobilyaları, kamusal donatılar vb.) jenerik görseller sunularak halkın ihtiyaç ve beklentileri belirlenebilir.

Eğer -Taksim ve Ulus Meydanı örneklerinde olduğu gibi- geliştirilen projelere ilişkin halktan geribildirim alınması hedefleniyorsa proje önerileri birtakım temalara eşlik eden görsellerle paylaşılabilir ve halkın önerileri “seçmek” yerine farklı tematik alt kategoriler üzerinden değerlendirme yapmaları beklenebilir. Bu doğrultuda geliştirilen önerilerin üç boyutlu etkileşim ortamları (sanal gerçeklik, arttırılmış gerçeklik, dijital oyun vb.) üzerinden halka sunularak deneyimletilmesi ve ardından halkın belirli tematik başlıklar altında seçim yapmaları sağlanabilir. Bu noktada Ljubljana’daki kamusal bir alanın tasarlanması için yapılan bir çalışmada[25] alanın mevcut durumu ile geliştirilen üç farklı proje önerisi “sanal dünyalar” üzerinden halka sunulmuş ve katılımcılar oluşturdukları avatarlarla projeleri deneyimleme imkanı bulmuştur. Bu deneyimin ardından katılımcılara “var olan durum” ve deneyimledikleri üç farklı proje önerisine dair belirli görseller sunulmuş ve katılımcılardan bu proje önerilerini “yönlendirme”, “kentsel mobilya”, “bağlantılılık”, “doğal elemanlar”, “kullanım esnekliği”, “aktivitelerin çeşitliliği” gibi alt temalarda beğeni seviyelerine göre 1-10 değerleri arasında puanlamaları talep edilmiştir. Yürütülen bu iki aşamalı süreçle katılımcılar projeleri “insan ölçeği” ile kavrama şansı bulmuş ve projelerde beğendikleri durumları farklı alt kategorilerde puanlama ve açık yorum bırakma yoluyla değerlendirmiştir. (Resim 7)

Müştereklerin tasarımına ilişkin farklı katılım yaklaşımları bulunmakta ve yeni yaklaşımlar test edilmektedir. Bu çalışmada Türkiye’deki müşterek alanlar ve mekanların katılımcı bir yaklaşımla tasarlanması konusu süreç tasarımı, katılım çeşidi, paydaşlar / aktörler ve rolleri gibi etmenler üzerinden ele alınmıştır. Çalışmada gündemdeki mevcut sorulara yanıt aramak amacıyla bu konulara odaklanılmıştır. Diğer taraftan etkin bir katılımcılık ekosisteminin oluşturulabilmesi için hukuki altyapının oluşturulması, kolektif karar veren ve topluluk yararını gözeten güçlü sivil toplum mekanizmalarının geliştirilmesi, katılımcı süreçlerde aktörlerdeki rollerin değişmesi  ve rol alacak yeni paydaş grupları gibi konularda gereksinimler de bulunmaktadır. Gelecekte yürütülecek çalışmalarda bu konuların incelenmesi ve kilit başarı kriterlerinin ortaya konulması yararlı olacaktır.

NOTLAR

[1] Acar, Y., 2022, “Popülizm ve Katılımcılık: Türkiye’de Son Dönem Deneyimleri”, Mimarlık, sayı: 427, ss.12-15.

[2] Giritlioğlu, P. P., 2020, “İBB Yarışmalar Sürecine Dair Birkaç Söz”, Mimarlık, sayı: 416, ss.14-15.

[3] Taşdemir, M., 2020, Taksim Meydanı Göstermelik Bir Katılımla Planlanabilir mi?, https://www.e-skop.com/skopbulten/taksim-meydani-gostermelik-bir-katilimla-planlanabilir-mi/ [Erişim: 07.11.2022]

[4] Yırtıcı, H., 2020, “İstanbul’un Meydan Yarışmaları: Halka Oynamak”, GazeteDuvar, https://www.gazeteduvar.com.tr/istanbulun-meydan-yarismalari-halka-oynamak-makale-1502325 [Erişim: 13.11.2022]

[5] Acar, 2022.

[6] Ganiç; Akpınar, 2022, “Kentsel Kuratörlük: Taksim Üzerinden Katılımcı Mimarlık Modeli”, Mimarlık, sayı: 427.

[7] De Carlo, G., 2005, “Architecture’s public. Architecture and participation”, ss.3-18.

[8] Miessen, M., 2013, Katılım Kâbusu, (çev.) Bülent Doğan, Metis Yayınları, İstanbul, s.27.

[9] Finlandiya Alan Kullanım ve Yapım Kanunu (1999) ile tüm vatandaşların yapılı çevreye yapılacak müdahalelere yönelik yürütülen hazırlık çalışmalarına dahil edilme hakkı verilmesinin ve planlama süreci öncesindeki aşamalarda halkın süreçlere katılımı yasal bir hak olarak tanınmıştır (Finlandiya Çevre Bakanlığı, 1999, https://www.finlex.fi/en/laki/kaannokset/1999/en19990132.pdf

Fransa Çevre Kanunu’na (2002) göre ise proje geliştirme süreçlerinin tüm aşamalarında proje sakinleri ve yerel derneklerinin proje geliştirme süreçlerine dahil edilmesi yasal bir gereksinim olarak belirtilmektedir. https://www.legifrance.gouv.fr

[10] Bu tür katılım bu çalışmada “dolaylı katılım” olarak kullanılsa da literatürde farklı kavramlarla kullanıldığı durumlar da gözlemlenmektedir. Bu noktada literatürde dijital teknolojiler yoluyla vatandaşlardan onlara ait verileri çekme durumu olarak “Katılımcı Algılama” (Participatory Sensing) ve “Vatandaş Algılama” (Citizen Sensing) kavramları da kullanılmaktadır.

[11] Devisch, O.; Poplin, A.; Sofronie, S., 2016, The Gamification of Civic Participation: Two Experiments in Improving the Skills of Citizens to Reflect Collectively on Spatial Issues, Journal of Urban Technology, Taylor & Francis Journals, cilt: 23, sayı:2, ss.81-102.

[12] de Andrade, B.; Poplin, A.; Sousa de Sena, Í., 2020, “Minecraft as a tool for engaging children in urban planning: A Case study in Tirol Town, Brazil”, ISPRS International Journal of Geo-Information, cilt:9, sayı:3, s.170.

[13] https://www.blockbyblock.org/projects/gazastrip [Erişim: 12.12.2022]

[14] Senbel, M.; Church, S. P., 2011, “Design empowerment: The limits of accessible visualization media in neighborhood densification”, Journal of Planning Education and Research, cilt:31, sayı:4, ss.423-437.

[15] Arnstein, S. R., 1969, “A ladder of citizen participation”, Journal of the American Institute of Planners, cilt:35, sayı:4, ss. 216-224.

[16] Taksim Kentsel Tasarım Yarışması Şartnamesi, 2020, https://konkur.istanbul/wp-content/uploads/2020/10/sartname_taksim.pdf

[17] Taksim Kentsel Tasarım Yarışması Şartnamesi, 2020.

[18] Yırtıcı, 2020

[19] Acar, 2022

[20] İlgili konuda üç eşdeğer ödül ve beş mansiyon sahibinin sunduğu projelerin 100. Yıl Çarşısı’nın korunarak yeniden işlevlendirilmesi eğiliminde olmasına rağmen Başkent Mobil uygulamasında yer alan halk anketinde oy kullanan vatandaşların % 69’u yapının yıkılarak yeni bir kentsel meydan yapılmasını tercih etmişlerdir.

[21] Bu konuda önceki yerel yönetimlerin bahsi geçen çarşı ve etrafındaki tüm yapıların ortadan kaldırılması yoluyla yeni bir meydan tasarımı projesi meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının yıkım kararına açtığı dava ve uzman itirazları ile durdurulmuştur. (Detaylı bilgi için bknz: Mimarlar Odası Ankara, 2022). 100. Yıl Çarşısı ve Ulus’un Geleceği Anketle Değil, Bilimsel Düşünceyle Belirlenir. http://www.mimarlarodasiankara.org/index.php?Did=12424 [Erişim: 06.11.2022]

[22] De Certeau, M., 2009, Gündelik Yaşamın Keşfi, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, s.104.

[23] Bu konuda Süleymaniye’de yürütülen bir pilot çalışmada bölge halkına ve alana ilişkin birikimi bulunan “uzman yurttaşlara” ilgili mahallenin yenilenmesine yönelik fikir toplanması amacıyla iki paralel atölye yürütülmüştür. Yürütülen atölyelerde toplanan fikirler incelendiğinde “uzmanlık birikimine sahip olmayan” halk ile “uzman” halk arasında üretilen fikrin niteliği, bütüncül ve çok katmanlı fikir üretme, fikir çeşitliliği vb. konularda ciddi farklılıkların ortaya çıktığı saptanmıştır. (Değerlendirme için anonimleştirilmiş kaynak)

[24] Ganiç; Akpınar, 2022.

[25] Jutraz, A.; Zupancic, T., 2015, Virtual worlds as support tools for public engagement in urban design. In Planning support systems and smart cities, Springer, Cham, ss.391-408.

Bu icerik 885 defa görüntülenmiştir.