360
TEMMUZ-AĞUSTOS 2011
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Siena ve Palio
    Feride Pınar Arabacıoğlu, Arş. Gör. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü
    Burçin Cem Arabacıoğlu, Doç. Dr., MSGSÜ İç Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARLIK DÜNYASINDAN

Temyize Giden 1999 Marmara Depremi Davasında Bu Kez Resmî Kurumlar da Suçlu Bulundu

Mimarlar Odası Afet Komitesi öncülüğünde düzenlenen “Deprem ve Hukuk” panelleri dizisi ile ilgili uzmanlar, deprem davaları ve afetle ilgili hukuki süreçleri tartışıyor, araştırıyor. Bu çalışmalarda ve yapılan etkinliklerde, birçok bilirkişi raporu ve mahkeme kararı inceleniyor. Bu örneklerde, bilirkişi raporlarında 1/8 kusur oranı ile mimar ve mühendisler hapis kararına maruz kalırken, resmî kurumlar suçsuz bulunmaktaydı. Herhangi bir kusur oranı olmayan, olsa da cezası hiç de ağır olmayan oldukça çok mahkeme kararı bulunmaktaydı. Yapı üretim sürecinin tüm aktörlerinin sürece dair görev ve sorumluluklarının yeniden tartışılması ve tanımlanmasının yanı sıra sürecin asli sorumluluğunu taşıyan resmî aktörlerin ve mevzuatın eksik ve hatalarının da sorgulanması gerektiği, çeşitli kişi ve kurumlar tarafından defalarca vurgulanmıştı.

Mayıs ayında basında çıkan bir haber, hukuk sistemi açısından önemli bir örnek oluşturdu. Haber şöyleydi:

“17 Ağustos sonrası açılan davalar zaman aşımı ile sonlanırken, belki de çok az deprem mağduru ve belki de sadece biri mücadelesini devam ettirerek temyize gidiyor ve 11 yıl sonra örnek oluşturacak bir sonuç elde ediyor. Marmara depreminde polis eşini ve iki kızını, kiracı oldukları evin yıkılması sonucu kaybeden Derya Cendeoğlu’nun hukuki mücadelesi 11 yıl sonra sonuçlandı. Derya Cendeoğlu, Derince Emniyet Müdürlüğü yakınında oturdukları 6 katlı binanın çökmesinde, görevlerini yerine getirmediği gerekçesiyle Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Derince Belediyesi'ne 2000 yılında Sakarya İdare Mahkemesi'nde dava açtı.

Davalı idare (belediyeler), zamanaşımı oluştuğu iddiasıyla davaya itiraz etmiş, Sakarya İdare Mahkemesi de binanın yıkıldığı tarihi değil, yapıldığı tarihi dikkate alarak itirazı onaylamıştı. Ancak Danıştay, zamanaşımını bozarak dosyayı tekrar Sakarya İdare Mahkemesi'ne iade etmiş ve ardından dosya 2005 yılında açılan Kocaeli İdare Mahkemesi'ne sevk edilmiş; 6 yıllık süreç içinde Bakanlık ve belediyeler, depremin mücbir sebep olduğunu, bunun belirlenemeyeceğini, bu sebeple oluşacak zarardan, idarenin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek itirazlarını tekrarlamışlardı.

Yapılan son duruşmada Kocaeli 1. İdare Mahkemesi, 11 yıllık davayı karara bağladı. Davacının taleplerinin haklı olduğu, deprem riski taşıyan bölgede mevzuatın buna göre hazırlanmasının idarenin görevi olduğu, yine idarenin kontrol yükümlülüğünü yerine getirmede kusuru bulunduğu ifade edilerek:

  • Mahkeme, binanın yıkılmasında Bayındırlık ve İskân Bakanlığının denetim eksikliği bulunduğu ve deprem bölgelerindeki yapılaşmaya ilişkin görevlerini yerine getirmediği gerekçesiyle yüzde 15 kusurlu olduğuna hükmetti.

  • Zemin etüdü yapmadığı, depremden önce afete uğrayabilecek bölgeleri tespit ve ilân etmediği, deprem bölgesinde kat sayısındaki kısıtlamanın belirlenmediği gerekçesiyle, dönemin Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin ise yaşanan can ve mal kaybında hizmet kusuru olduğuna karar veren mahkeme, olayda Büyükşehir Belediyesinin kusur oranının yüzde 15 olduğuna karar verdi. 
  • Mahkeme, ayrıca yapının ruhsata uygun yapılmadığını hatırlatarak, ruhsata uygun yapılara ilişkin müeyyideleri yerine getirmeyen Derince Belediyesinin de olayda yüzde 20 kusurlu olduğuna hükmetti. 
  • Karşı tarafa 65 bin TL maddi ve manevi tazminat ödenmesi hükme bağlandı.”

Kocaeli İdare Mahkemesi'nin verdiği bu karar, resmî kurumların ilk defa suçlu bulunduğu bir karar olması nedeniyle emsal oluşturdu. Bu sonuçla belediyeler başta olmak üzere tüm ilgili kurumların sorumluluğu ortaya kondu.

Bu icerik 1592 defa görüntülenmiştir.