MİMARLIK
360
TEMMUZ-AĞUSTOS 2011
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Siena ve Palio
    Feride Pınar Arabacıoğlu, Arş. Gör. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü
    Burçin Cem Arabacıoğlu, Doç. Dr., MSGSÜ İç Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
OKURLARDAN

Siena ve Palio

Feride Pınar Arabacıoğlu, Arş. Gör. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü
Burçin Cem Arabacıoğlu, Doç. Dr., MSGSÜ İç Mimarlık Bölümü

“Kentsel koruma”, kentlerin yöneticileri tarafından bile çoğunlukla, ilk ve ağırlıklı olarak, dokuların ve yapıların sadece fiziksel korunması olarak algılanıyor. Oysa sosyal çevrenin korunması da, bir kentin sürdürülebilir korunması için önemli dayanaklardan. İtalya’nın Siena kentini farklı kılan, kentin geçmişinden gelen ve halkın büyük oranda katılımıyla gerçekleşen geleneksel etkinliklerinin de aynı başarıyla korunuyor olması. Yazarlar, bu etkinliklerin en önemlisi olan Palio yarışlarına, yarışı kazanan mahallenin (contrada) yöneticisinin belediye yönetiminde söz sahibi olmasına ve beraberinde yapılan diğer etkinliklerin kent ile ilişkisine değiniyorlar.

Tarihî çevrelerde koruma çalışmaları, Türkiye gibi topraklarında geçmişin izlerini önemli ölçüde taşıyan ülkeler için son derece hassas bir konudur. Bu bağlamda tarihî kentlerin korunması amacıyla günümüzde gerek ülkemizde gerek küresel ölçekte birçok yöntem benimsenmekte ve uygulanmaktadır. Bu kentlerdeki tarihî dokuların ve yapıların korunması çabaları kapsamında kullanılan bu yöntemler kimi zaman tartışma konusu olmakta ve pek de azımsanamayacak kadar örnekte geri dönüşü olmayan olumsuz izler bırakmaktadır. Bu nedenle bu yöntemleri sürekli tartışmak, her örneğe göre yeniden düşünmek ve koruma anlayışına sürekli olarak farklı perspektiflerden bakmaya çalışmak son derece önemlidir.

Konu kentsel koruma olduğu zaman ülkemizde sadece meslek dışındaki bireyler tarafından değil birçok meslek insanı ve hatta korunmasına çalışılan kentlerin yöneticileri tarafından bile çoğunlukla ilk ve ağırlıklı olarak algılanan dokuların ve yapıların sadece fiziksel olarak korunması olmaktadır. Oysa sadece fiziksel veya daha dar anlamıyla insan yapımı çevrenin değil, sosyal çevrenin de korunması bir kentin sürdürülebilir korunmasına en önemli dayanağı oluşturacaktır. (1) Aslında tarihî kentteki dokuyu ve yapıları oluşturan, şekillendiren ve yaşatan da oradaki sosyal çevrenin ta kendisidir. Bu yaşantının sürmesi, adeta insanın damarlarında kanın dolaşmaya devam etmesi kadar, o kentin korunması için önem taşımaktadır. Aksi takdirde kent, çürümekten korunmaya çalışılan bir kadavradan öteye gidemeyecektir. Sosyal çevresini hâlihazırda kaybetmiş olan kentler için elbette fiziksel ve yapma çevreyi korumaktan fazla bir şey belki de yoktur. İmitasyon bir sosyal çevre oluşturmak, orayı bir tiyatro sahnesinden öteye götüremeyecektir. Korumanın en önemli kalelerinden olan İtalya’da bile Roma’da Kolezyum etrafında turistlerin birlikte fotoğraf çektirmesi için Romalı asker veya gladyatör kostümü giymiş kişilerin bu kadar önemli bir tarihî yapı yanında ne kadar komik durduğu herhalde tartışılmayacak kadar açıktır. Ancak sosyal yaşantısını halen sürdürmekte olan tarihî kentlerde ve dokularda bu yaşantıyı sağlıklı biçimde devam ettirmenin yollarını aramak, bu tür örneklerde korumaya başlamak için son derece doğru bir nokta olacaktır.

SIENA

İtalya’nın Toskana bölgesinin güneyinde yer alan Siena kenti, İtalya gibi koruma konusunda son derece ileri bir ülkede dahi, sosyal çevrenin korunması özelliği ile benzer kentlerden ayrılmakta ve öne çıkmaktadır. Kent 6 diğer Toskana bölgesi ile birlikte 1995’ten bu yana UNESCO koruması altına yer almaktadır. (2) Birçok Toskana kenti gibi Siena’da da ilk yerleşimler Etrüskler tarafından yapılmış, Saina Kabilesi kentin temellerini atmıştır. Roma İmparatoru Agustus zamanında ise bölgede Saena Julia adında bir kent kurulmuştur. Siena başlarda ana ticaret yollarına uzak kalması sebebiyle uzun yıllar ticaret açısından gelişememiş, ancak Roma’nın Aurelia ve Cassia ticaret yollarının Bizans saldırılarına açık olması yüzünden Roma ve Lombard’ın kuzey bölgeleri arasındaki yolun Siena üzerinden geçecek şekilde kaydırılması ile bu gelişimini hızlandırabilmiştir. (3)

Bu gelişmenin ardından 11. ve 12. yüzyıllarda inşa edilen önemli yapılarla kent bugünkü görünümüne ve yaşantısına kavuşmaya başlamıştır. Bu tarihlerde Siena’nın önemli katedrallerinden Duomo’nun inşasının tamamlanması ve Campo Meydanı’nın (Piazza del Campo) oluşmaya başlaması ile kentin önemli meydanları da şekillenmeye başlamıştır. Campo Meydanı ve ona çıkan yeni yollar düzenlenmiş, meydanın bir kent pazarı, çeşitli spor etkinliklerinin düzenlendiği ve kent yaşantısının merkezi olan bir yer olarak günümüze kadar gelmesi sağlanmıştır. (4) Bu meydan halen Avrupa’da önde gelen kent meydanları arasında oldukça önemli bir yere sahiptir.

Kentin tarihî dokusu ve önemli tarihî mimari eserlerinin başarılı biçimde korunmasının yanı sıra Siena’yı farklı kılan özelliği, kentin geçmişinden gelen ve halkın büyük oranda katılımı ile gerçekleşen geleneksel etkinliklerinin de aynı başarı ile korunmasında yatmaktadır. Siena’da tarihinden gelen birçok geleneksel etkinlik halen kent halkı tarafından benimsenmekte ve kent yaşantısının doğal bir parçası olarak sürmektedir. Burada yapılan etkinlikler geçmişi taklit eden yapay zorlamalar veya tarihi sahneleyen birer imitasyon gösteri değil, tarihin kendisinin birebir sürdürülmesidir.

PALIO

Palio Siena için bu etkinliklerin en önemlisidir. Siena’da yılda iki kez, 2 Temmuz (Palio di Provenzano) ve 16 Ağustos’ta (Palio dell’Assunta) düzenlenen Palio geleneksel at yarışları aslında kent için basit bir yarıştan çok daha fazla şey ifade etmektedir. Önceleri bufalo sırtında yapılan Bufalate ve sonraları eşek sırtında yapılan Asinate yarışlarının ardından 1650’lerde at sırtında yapılan ve bugünkü anlamdaki ilk Palio düzenlenmiştir. Başlarda yılda bir kez 2 Temmuz’da yapılan yarışlar, sonraları istisnai durumlar dışında yılda iki kez olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. (5)

Palio yarışları günümüzde yeni yasalara göre artık tam resmî karşılığı bulunmayan ancak eskiden Siena’yı oluşturan “contrada” adındaki 17 semtin mensupları, temsilcileri ve muhafızları arasında yapılmaktadır. Siena ve Palio arasındaki önemli sosyal ilişki de aslında bu noktada başlamaktadır. Kentin farklı semtlerini oluşturan ve şekillendiren yukarıda da bahsedilmiş olan contrada’lar (contrade) sadece semtleri değil, o semtte oturan meslek gruplarını da temsil etmektedir. (6) Farklı sembollerle temsil edilen bu 17 meslek grubu farklı semtlerde gruplar halinde ikamet ederek kentin semtlerini de şekillendirmiştir.

Palio kendine özgü oldukça ilginç kuralları olan, eyersiz ve zaman zaman oldukça tehlikeli bir at yarışıdır. Kimi zaman ağır yaralanmalar ve hatta ölümler yaşanmıştır. Yarışlar sırasında dış çeperi sıkıştırılmış toprak ile örtülerek oluşturulmuş bir parkurda Campo Meydanı’nı üç kez dönen jokeyler ellerindeki kırbaçları sadece kendi atları için değil diğer atları ve jokeyleri rahatsız etmek için de serbestçe kullanabilmektedir. Bitiş çizgisini ilk geçen at birinci sayılırken, sonuncu değil ikinci gelen at kaybeden sayılır. Yarış sonucunda hangi contrada’nın atının bitiş çizgisini geçtiği önemliyken, jokeyin bitiş çizgisini geçip geçmemesi ise önemli değildir. Bu kurallar bütünü yarış süresince olduğu kadar, yarışın bitişinde de ilginç görüntüler sergilenmesine sebep olur.

PALIO SÜRESİNCE SIENA’DA ATMOSFER

Günümüzde de Palio aynı kurallar ile devam etmekte, etkinlik süresince kente tüm dünyadan turist akını yaşanmaktadır. Yarışlar sırasında Campo Meydanı ahşap tribünler ile donatılmaktaysa da biletler günler öncesinden tükenmekte, meydana bakan binaların balkon ve pencereleri, Monako’da düzenlenen Formula 1 yarışları sırasında piste bakan binaların balkon ve pencereleri ile aynı fiyatlarda izleyicilere kiralanmaktadır. (7) Campo Meydanı’na bakan binaların üzerlerinde ahşap tribünlerin yerleştirilmesine yönelik detaylar ile meydanın zemininin önce parkura ve yarışlar sonunda tekrar kent meydanına dönüşmesine yönelik uygunluğu, Campo Meydanı ile Palio arasında hangisinin hangisini şekillendirdiğinin ayrılamadığı eşdeğer bir etkileşim olduğunu gözler önüne sermektedir.

Palio süresince Siena’nın semtlerine ait sokaklar contrada’ların kendi sembollerini gösteren flamalar ile rengârenk donatılmakta, kent bir festival ortamına bürünmektedir. Tarihî yapılarla çevrili sokakların tarihî atmosferi bu tarihî etkinliğin izleri ile birleşince, ortaya adeta bir zaman makinesi çıkmaktadır. Contrada’ların köklü temsilcileri, kent halkı ve turistler bu etkileşim ortamında kendi rollerini paylaşmakta ve Palio boyunca Siena’nın tarihini yaşamasında üstlerine düşeni gerçekleştirmektedirler.

Yarışlar öncesinde düzenlenen Tarihî Alay (Corteo Storico) belki de Palio ile birlikte Siena’nın tarihinin sergilendiği kadar kent sakinleri tarafından da yeniden hatırlandığı, Adalet Sarayı’nın avlusunda başlayıp Siena sokaklarında süren ve Campo Meydanı’nda son bulan çok aşamalı bir geçit törenidir. Sırasıyla Duomo Katedrali Meydanı, Capitano Caddesi, Postierla Meydanı, San Pietro, Casato di Sopra ve Casato di Sotto Caddelerini geçen alayın yürüyüşü boyunca alayın mensupları katılarak yaklaşık 700 kişilik bir grup oluştururlar. Alayın en önemli parçasını oluşturan Contrada mensupları kendi sembollerini ve renklerini barındıran kıyafetler giymektedir. 17 çift piskoposun taşıdığı Contrada flamaları ile Campo Meydanı’na gelen alay belirli noktalarda durarak çeşitli marşlar eşliğinde geçidi tamamlarlar. (8)

Geçidin en ilginç ve belki de turistler açısından kültürel açıdan ne kadar köklü olduğunu gösteren kısmı, alay içerisinde contrada mensuplarının kuşaklar halinde gruplanarak başta yaşlılar, orta yaşlılar, gençler, çocuklar ve en sonda da pusetlerde veya annelerinin kucaklarında bebekler halinde arka arkaya Campo Meydanı’nı turlamalarıdır. En ön sırada yürüyen grubun bundan belki de birkaç on yıl önce bebekken en arka sırada annelerinin kucaklarında aynı ritüelde birarada olduğu, şu anda en arkada olan grubun da bundan bir o kadar süre sonra aynı törende bu sefer en önde yine birarada olacağı sergilenerek, bu geleneğin sürdürüleceğinin altı çizilmektedir. Bu geçit kentin sadece fiziksel ve yapma çevresi ile değil, tüm sosyal çevresi ile birlikte korunacağının adeta bir bildirgesi, contrada’lar arasında adı konmamış bir anlaşmadır.

SONUÇ

Görüldüğü gibi Palio aslında sadece bir yarış değildir. Palio, Siena’nın tarihinden sentezlenmiş, o tarihi yaşatan ve Siena’nın geçmişini anlatan günümüze kadar korunmuş kentsel ölçekte kültürel bir etkinliktir. Palio’nun katılımcıları, kuralları, öncesinde ve sonrasındaki ritüeller, törenler ve kent ölçeğindeki sosyal yansımaları aslında Siena’nın tarihini gözler önüne sermektedir. Palio’yu yaşatan Siena, Siena’yı yaşatan Palio’dur. Bu bağlamda Palio aslında Siena’nın korunmuş fiziksel ve yapma çevresi içerisindeki önemli tarihî yapılar kadar Siena’nın kentsel korunmasına vazgeçilmez katkısı olan ve Siena’yı gerçek anlamda yaşayan bir müzeye dönüştüren bir kentsel koruma enstrümanıdır.

Bugün kimi yanlış uygulamaların, kentsel “dönüşüm”, “yenileme” veya “iyileştirme” adları altında birçok tarihî yapıya ve dokuya kalıcı hasar verdiğini çoğu zaman üzüntü ile izlemekteyiz. Tarihî çevrelerde yapılan bu talihsiz uygulamalar arasında sadece tarihî yapıların veya dokuların fiziksel olarak kaybolmasından veya zarar görmesinden bahsetmek aslında yeterli değildir. Kentlerde sözde bazı iyileştirmeler yapılırken, tarihî binaları veya yapıları korumak adına, içerisinde yaşayan aileler, hatta kimi zaman çeşitli mahallelerdeki halkın tümü, oradaki yaşantı ile birlikte darmadağın edilebiliyor. Ancak bu yaşantı bir kez parçalandıktan sonra onu tekrar hayata geçirmenin mümkün olmadığı, ne yazık ki dikkate alınmıyor. Bu nedenlerle tarihî yapılar fiziksel olarak korunsa bile tarihî bir kentin gerçek anlamda sağlıklı biçimde korunmasının ancak içindeki yaşantının da devam ettirilmesi ile sağlanabileceği, sürdürülebilir bir sonuç için önemli olanın koruma çalışmalarının fiziksel ve yapma çevre kadar sosyal çevreyi de kapsaması gerektiği unutulmamalıdır.

Tüm bu çabalar içerisinde kentsel korumanın en büyük güvencesi de, orada yaşayan halkın çevresini, kültürünü ve yaşantısını sahiplenmesi olacaktır. Siena örneğinde görüldüğü gibi, tarihî çevrelerde dışarıdan bir zorlama ile değil de, koruma içeriden halkın kendisi tarafından benimsendiğinde sonuçlar da bir o kadar başarılı ve sürdürülebilir olmaktadır.

* Fotoğraflar yazarların arşivinden alınmıştır.

NOTLAR

1. Kostof, 1992; Papageorgiu, 1971

2. URL1

3. Silverman, 1979; Brown ve Buckhardt, 1960

4. Silverman, 1979; Brown ve Buckhardt, 1960

5. Drechsler, 2006; Dundes ve Alessandro, 1975

6. URL2

7. Drechsler, 2006

8. URL3

KAYNAKLAR

Brown, M. M. ve T. Buckhardt, 1960, Siena, the City of the Virgin, Oxford University Press, Oxford.

Drechsler, W. 2006, "The Contrade, the Palio and the Ben Comune: Lessons from Siena", Trames, cilt:10, sayı:2, ss.99-125.

Dundes, A. ve F. Alessandro, 1975, La Terra in Piazza: an Interpretation of the Palio of Siena, University of California Press, Berkeley.

Kostof S. 1992, The City Assembled: The Elements of Urban Form Through History, Thames and Hudson, Londra

Lynch, K. 1960, The Image of the City, MIT Press, Massachusetts.

Papageorgiou A. 1971, Continuity and Change, Preservation in City Planning, Praeger Publishers, Londra.

Silverman, S. 1979, "On the Use of History in Anthropology: The Palio of Siena", American Ethnologist, cilt:6, sayı:3, ss.413-436.

URL1: Siena, http://en.wikipedia.org/wiki/Siena (Erişim Tarihi: 26.01.2011)

URL2: Palio di Siena, http://en.wikipedia.org/wiki/Palio_di_Siena (Erişim Tarihi: 26.01.2011)

URL3: Corteo Storico, http://en.wikipedia.org/wiki/Corteo_Storico (Erişim Tarihi: 26.01.2011)

Bu icerik 3224 defa görüntülenmiştir.