MİMARLIK
360
TEMMUZ-AĞUSTOS 2011
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Siena ve Palio
    Feride Pınar Arabacıoğlu, Arş. Gör. Dr., YTÜ Mimarlık Bölümü
    Burçin Cem Arabacıoğlu, Doç. Dr., MSGSÜ İç Mimarlık Bölümü

YAYINLAR



KÜNYE
CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARLIĞI

Erken Cumhuriyet Dönemi İlkokul Binaları

F. Nurşen Kul, Araş. Gör. Dr., İYTE Mimari Restorasyon Bölümü

Erken Cumhuriyet dönemi ilköğretim politikaları, kısa süre içinde halkın tümüne okuma-yazma öğretmenin yanında, ilköğretim hizmetini bütün vatandaşlara ulaştırarak halkın Cumhuriyeti benimseyecek bireyler olarak eğitilmesi ve ulus-devlet bilincinin oluşturulması gibi ideolojik amaçlar da içeriyordu. Bu nedenle ilkokul binalarının tasarım ve inşasına özel önem verildi. “Her mahalle ve köye bir okul” inşa edilerek eğitim hizmeti ülkenin tümüne yaygınlaştırıldı. Bu, ilkokul binalarına, tüm kamu yapıları içinde en yaygın biçimde inşa edilen tek yapı türü olma niteliğini kazandırdı. Yazar, 1920-1940 döneminde izlenen eğitim politikalarındaki gelişmelerin, görece mütevazi bu yapı tipinin biçimlenmesindeki rolüne; planlama ve yapımda görev alan aktörlerin kimler ve hangi kurumlar olduğuna ve bilinen örnekler dışında ne tür yapılar inşa edildiğine değiniyor.

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren kimliğinin tanımlanması, kurumlarının oluşturulması ve modern bir yaşam biçiminin hayata geçirilmesini hedefleyen büyük ve kapsamlı reformlara tanıklık etmiştir. Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştiren kadro, tek parti iktidarının bütün olanaklarını kullanarak uygulamaya koyduğu bu reformların sürekliliğinin sağlanması için eğitim reformlarına öncelik vermiş ve eğitim politikaları, Cumhuriyet rejiminin ideolojik amaçları doğrultusunda biçimlendirilmiştir. Bütün kademelerde eğitime önem verilmekle beraber, çok sayıda ve genç bireyi rejimin amaçları doğrultusunda yetiştirebilmeyi mümkün kılması sebebiyle ilköğretim, genel eğitim politikasının omurgasını oluşturmuştur.

Erken Cumhuriyet döneminin ilköğretim politikasının temel hedefi “kısa süre içinde yüzde yüz okur-yazarlık” sloganıyla formüle edilmiştir. Bu üst söylemin arkasındaki ikinci ama daha önemli hedef ise, ilköğretim hizmetinin tüm vatandaşlara ulaştırılarak halkın Cumhuriyeti benimseyecek bireyler olarak eğitilmesi, ulus-devlet bilincinin oluşturulması ve Cumhuriyet ideolojisinin yaygınlaştırılması ve gelişmesidir. Dolayısıyla rejimin geniş halk kitleleri tarafından içselleştirilebilmesi, ancak ilkokul binalarının bütün ülke genelinde inşa edilmesi başarıldığında gerçekleşebilecektir. Bu nedenle ilkokul binalarının tasarım ve inşasına özel önem verilmiş, farklı ölçek ve niteliklerde birçok ilkokul binası inşa edilmiştir. Ülke genelini kapsamayı hedefleyen bu inşa faliyetleri, ilkokul binalarına, bütün kamu yapıları içinde en yaygın biçimde inşa edilen tek yapı türü olma niteliğini kazandırmıştır.

Ancak ilkokul binalarının bu çeşitliliği ve kapsayıcılığı, döneme ilişkin mimarlık tarih yazımı çalışmalarında yeterince temsil edilmemektedir. Bu çalışmalarda, çoğunlukla büyük kent merkezlerinde yer alan, inşa edildiği dönemin üslup özelliklerini yansıtan ve genellikle önemli mimarlara ait olan az sayıda yapı yer almaktadır. (1) Dönemin kendine özgü inşaat politikalarıyla ve büyük bir çoğunluğu tip projelere göre inşa edilmiş şehir ve köy okulları ise bu çalışmalarda neredeyse hiç yer bulamamaktadır. Erken Cumhuriyet dönemi mimarlığının bu az bilinen yapı türü, bu yazının konusunu oluşturmaktadır. Yazıda, ilkokul binalarının inşasında ne tür politikalar izlendiği, yapıların planlanması ve inşasından görev alan aktörlerin kimler ve hangi kurumlar olduğu ve bilinen örnekler dışında ne tür yapılar inşa edildiği sorularına yanıt aranmaktadır.

İLKOKUL BİNALARI İNŞAATLARININ YASAL ALTYAPISI

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilköğretim örgütlenmesi, İmparatorluktan devralınan ve 1942 yılına kadar zaman zaman değişikliklere uğrayarak yürürlükte kalan 1913 tarihli Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-ı Muvakkati’ne dayanmaktadır. (2) Bu kanunun 15. maddesinde, ilkokulların kurulması için gerekli arsanın sağlanması, okul binasının yapılması, öğretmenler, okul müdürleri ve yardımcılarının aylıklarının ödenmesi ile okul binasının onarılması, ders araç gereçlerinin sağlanması, hademe ücretlerinin ödenmesi gibi konulardaki giderlerin köy ve mahalle ahalisi tarafından karşılanması zorunlu tutulmaktadır ve bu giderlerin köy veya mahallenin ait olduğu kaza, liva ya da il meclis idareleri tarafından toplanacağı belirtilmektedir. (3)

Cumhuriyet kurulduktan sonra İmparatorluktan kalan 1913 tarihli yasanın belirlediği örgütlenme modeli aynen devam etmiştir. 1926 tarihli Maarif Teşkilâtına Dair Kanun, yatılı ilköğretim okullarının giderlerinin bakanlıkça, diğer ilköğretim okullarının bütün giderlerinin “vilayetlerin idare-i hususiye” bütçelerinden karşılanacağını belirtir. (4) Böylece ilköğretim giderleri daha önce olduğu gibi yerel yönetimlere bırakılmaktadır. Cumhuriyet döneminde 1913 tarihli yasayla belirlenen merkez ve taşra örgütlenme şeması da benzer şekilde devam etmiştir. Bu örgütlenmede Maarif Vekâleti ülkedeki bütün eğitim kurumlarından sorumludur. Her vilayette valinin başkanlığını, maarif müdürünün de yardımcı başkanlığını yürüttüğü Tedrisat-ı İptidaiye Meclisleri, bakanlığın aldığı bütün kararları uygulamak ve eğitim-öğretim işlerini denetlemekle yükümlüdür. (5)

1926 tarihli kanun, Maarif Vekâleti’nin gönderdiği planlar dışında okul inşa edilmesini yasaklar. (6) Maarif Vekâleti tarafından hazırlanan tip projeler Maarif Müdürlükleri’ne (7) gönderilirler. Maarif Müdürlükleri, sorumluluk alanlarındaki yerleşimlerin nüfus ve ihtiyaçlarını gözönünde bulundurarak o yerleşime en uygun tip projeyi seçer. Seçilen tip projeler, kent ve kasabalarda İl Özel İdareleri tarafından yaptırılır, ancak okul inşaatının giderleri halktan toplanan vergilerle karşılanır. Köy okullarının inşasında ise tamamen farklı bir sistem vardır. Köy okulları, köylünün maddi desteği yanında bizzat işgücü olarak okul inşaatlarında görev aldıkları bir sistemle inşa edilmektedir. Bu zorunluluk, 1924 tarihli Köy Kanunu’nun 12. maddesinde köylünün yapmakta mecburi olduğu işler arasında “maarif idarelerinin vereceği örneğe göre bir mektep yapmak” şeklinde tanımlanmıştır. (8) Devletin sınırlı imkânlarının bütün eğitim giderlerini karşılamakta yetersiz kaldığı, ancak ilköğretimin acilen ülke geneline yaygınlaştırılmasının gerektiği dönem koşulları böyle bir zorunluluğu gerekli kılmış, bu sayede köylerde kapsamlı bir okullaşma hareketi sürdürülebilmiştir.

İLKOKUL BİNALARININ PLANLANMASINDA ETKİN İKİ KURUM:

Maarif Vekâleti İnşaat Bürosu ve Nafia Vekâleti Yapı İşleri Umum Müdürlüğü

Erken Cumhuriyet dönemi ilköğretim politikalarının diğer bir önemli hedefi de, amaçlanan nitelikte eğitimin yapılacağı modern okul binalarının inşasıdır. Bu amaçla Maarif Vekâleti bünyesinde bir inşaat dairesi kurulmuş ve Ernst Egli 1927 yılında bu dairenin başına “danışman mimar” olarak atanmıştır. (9) 1930 yılına kadar Ankara’da bulunan büro, Egli’nin Güzel Sanatlar Akademisi’nde verilen mimarlık eğitimini modernize etme görevini üstlenmesiyle İstanbul’a taşınmıştır. İstanbul’da bulunduğu süre içinde resmî yazışmalarda adı “Tatbikat Bürosu” adıyla anılan bu birimin işleyiş biçimi, ürettiği projeler ve bünyesinde göre alan mimar ve diğer teknik elemanlara ilişkin sistematik bilgiler olmasa da dolaylı kaynaklardan büroda çalışan bazı mimarlar izlenebilmektedir. (10) İsmail Hakkı Tonguç, İnşaat Dairesi’nde yabancı mimarların danışmanlığındaki Türk ve yabancılardan oluşan bir mimari ekibin çalıştığını belirtmektedir. (11) Büroda danışman olarak çalışan ilk yabancı mimar olan Egli’nin 1936 yılında istifa etmesinden sonra kısa bir süre Robert Vorhoelzer ve daha sonra 1936-38 yılları arasında Bruno Taut bu görevi üstlenmişlerdir. (12) Erick Zimmermann, Franz Hillinger, Wilhelm Schütte, Margrete Schütte-Lihotzky, Friederich E. Grimm ve Paul Hoffman, İnşaat Dairesi’nde uzman olarak görev yapan isimlerdir. (13)

Büroda görev yapan Türk mimarlardan bazıları ise yine farklı dolaylı kaynaklardan, biyografilerden ve anılardan izlenebilmektedir. Şinasi Lügal, Egli ve Taut’un şef muavini olarak görev yapmış (14), Asım Mutlu Akademi’den mezun olduktan sonra büroda ücretli mimar olarak çalışmaya başlamış ve kendisiyle aynı zamanda Rebii Gorbon, Lütfi ve Şekure Niltuna da bu büroda görev almıştır. (15) Bu isimler dışında Burhan Arif Ongun, Mahmut Bilen, Muzaffer Vanlı ve Cihad Burak’ın İnşaat Dairesi’nde görev aldıkları Mimar (Arkitekt) dergisi koleksiyonunun çeşitli sayılarında izlenebilmektedir. Kısacası, Uğur Tanyeli’nin de ifade ettiği gibi “Sözkonusu daire, kayda değer hemen her genç mimarı bir süre istihdam etmiş gibidir”. (16)

1938 tarihinde Bruno Taut’un ani ölümünden sonra Maarif Vekâleti, Tatbikat Bürosu’nun tasfiyesini istemiş, ancak başlamış olan işlerin bitirilebilmesi için Şinasi Lügal’in görevine devam etmesi kararlaştırılmıştır. (17) Demir, Lügal’in büroda görev yaptığına ilişkin son belgenin 5 Nisan 1939 tarihli olduğunu belirtmektedir. (18) Bu tarihten sonra kaynaklarda İnşaat Bürosu veya Tatbikat Bürosu ismi geçmemektedir. Ancak ismi değişmiş de olsa, bugün olduğu gibi Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde okulların tasarımı ve inşasıyla uğraşan bir birim her zaman varolmuştur.

1934 yılına kadar ilkokul binaları inşaatından sorumlu tek kurum Maarif Vekâleti’dir. Ancak 1934 yılında çıkarılan Nafia Vekâletinin Teşkilatı ve Vazifelerine Dair Kanun’la Bayındırlık Bakanlığı “Devlet daire ve müesseselerine ait her türlü bina ve inşaatın Türk mimarisinin tarzını tayin ile birlik temin ve vasıta ve unsurlarını yetiştirme” görevlerini üstlenmiştir. (19) Maarif Vekâleti gibi bünyesinde kendi mimari ofisini barındıran kurumların yapılarını tasarlama ve inşasına izin verilmiş, sadece kurumların kendilerince tasarlanan projelerin uygulanabilmesi için Bayındırlık Bakanlığı Yapı İşleri Umum Müdürlüğü’nün onayı istenmiştir. Dolayısıyla 1935 yılından sonra da Maarif Vekâleti etkin biçimde okul binalarının tasarım ve inşasıyla uğraşmıştır. Bayındırlık Bakanlığı ise daha çok üst kademelerdeki eğitim yapılarını tasarlamış ve inşa etmiş, ilköğretim yapılarıyla ilişkisi ise az sayıda inşa ettiği binalar ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tasarlanan ilkokulların uygulamalarını onaylamakla sınırlı kalmıştır.

Cumhuriyetin kuruluşundan, tek parti iktidarının bittiği döneme kadar her iki bakanlık eliyle yürütülen okul inşaatlarına bakıldığında, eğitim politikalarındaki gelişmelerin binaların biçimlenmesinde belirleyici olduğu görülmektedir. 1920’ler boyunca düşünsel altyapısı oluşturulan eğitim politikaları ancak 1930’lu yıllarda uygulamaya geçmeye başlayabilmiş ve 1940’lı yıllar boyunca da olgunlaştırılmıştır. Değişen eğitim politikalarının mekânsal ihtiyaçlarına cevap verecek çözümlerin üretilmesi, ilkokul binalarının tasarım ve inşasında gözönünde bulundurulan temel girdi olmuştur.

1920’LER: MODERN EĞİTİM SİSTEMİNE HAZIRLIK

Cumhuriyetin ilk 10 yılı, diğer bütün alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da bir geçiş ve hazırlık dönemi niteliğindedir ve ancak modern ve laik bir eğitim sistemi için gerekli yasal çerçevenin oluşturulabilmesi sağlanabilmiştir. Şehir ve köylerdeki eğitim sorunlarının farklılaşması çözüm önerilerine de yansımış; şehir ve köy eğitimleri birbirinden ayrılarak iki farklı sistem ve müfredat programıyla ele alınması öngörülmüştür. Ancak pratikte bu öneriler uygulanamadığı gibi, istenilen nitelikte eğitimin sunulacağı okul binalarının inşası da gerçekleştirilememiştir.

İnşaat Dairesi 1926 yılında kurulmuş olmakla birlikte işlerlik kazanması 1930’lu yılları bulmuş, bu süre içinde ise İmparatorluktan kalan planların kullanılmasına devam edilmiştir. Örneğin Kemalettin Bey tarafından tasarlanan Edirne Karaağaç Mekteb-i İdadisi, Balkan Savaşı nedeniyle Edirne’de hiçbir zaman inşa edilememiş, ancak hem II. Meşrutiyet döneminde ve hem de Cumhuriyetin ilk on yılında köylerde sıkça uygulanan bir tip proje olarak kullanılmıştır. (20) (Resim 1, 2) Bu tip proje, inşa edileceği yerleşimin ihtiyaçlarına göre zaman zaman büyültülmüş veya küçültülmüş ve inşaat bütçesinin olanakları çerçevesinde farklı cephe düzenlemeleriyle inşa edilmiştir. (Resim 3) Benzer şekilde Mukbil Kemal Taş’ın tasarlandığı Ankara’daki Gazi ve Latife Okulları’nın projesi, 1920’ler ve 1930’ların ilk yarısı boyunca ülkenin hemen hemen bütün il ve ilçelerinde ilkokul binalarının inşasında kullanılmıştır. (21) (Resim 4, 5) Aynı tip proje tek katlı olarak köy okullarının inşasında uygulanmıştır. (Resim 6)

1920’lerin sonlarından itibaren Ulusal Mimarlık Akımı çerçevesinde tasarlanmış bu tip projeler, dönemin mimarlık alanındaki gelişmelerine de paralel olarak, cephe süslemelerinden arındırılarak veya cepheleri “modernleştirilerek” uygulanmaya devam edilmiştir. (22) Bu cephe modernleştirme çalışmalarına en iyi örnek, İstanbul’daki Valde Mektebi’dir. İstanbul’un birçok yerinde uygulanan Ulusal Mimarlık Akımının ürünü tip proje, bu örnekte Sırrı Arif (Bilen) tarafından, planı aynı kalmak şartıyla yeni ve modern bir cepheyle inşa edilmiştir. (23) (Resim 7, 8)

1930'LAR: ŞEHİR VE KÖYDE FARKLI EĞİTİM DENEMESİ

1930’lu yılların başından itibaren ilköğretim politikaları şekillenmeye ve kırsal alanların eğitim sorunları üzerinde yoğunlaşmaya başlamıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan beri devam etmekte olan rejimin içselleştirilmesi sorunu ve nüfusun çoğunluğunun köylerde yaşaması; rejimi destekleyecek sosyal bir taban oluşturmanın tek yolunun bütün köylerde okul inşa ederek hem çocukları hem de köylüleri rejimin amaçları doğrultusunda eğitmek olduğunu göstermiştir. Bu amaçla 1930’lu yıllar, özellikle köylerde yoğun okul inşaat faliyetlerine sahne olmuştur.

Dolaylı kaynaklardan, bu dönemde farklı tip projelere göre birçok şehir ve köy okulu inşa edildiği anlaşılmaktadır. (24) Ancak okul inşaatlarından sorumlu her iki bakanlığın da proje arşivlerini kaybetmiş olması, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kuruluşundan itibaren inşa ettirdiği okul binalarına ilişkin bir envanterinin olmaması ve yapıların büyük bir kısmının zaman içinde yıkılmış olmasından dolayı bu dönemde tasarlanmış tip projelerin tümüne, tasarımcılarına ve uygulama yoğunluklarına ilişkin bilgilere ulaşmak zorlaşmaktadır. Bazı tip projelere ilişkin detaylı bilgi veren tek kaynak grubu ise, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesindeki büroya tasarlattığı projeleri ilgili birimlere dağıtmak için hazırladığı yayınlardır. Bu yayınlardan ulaşılabilen en erken tarihlisi 1933 yılına ait “İlkmektep Planları Albümü” isimli kitapçıktır. (25) Bu kitapçıkta mevcut inşaat malzemeleriyle birlikte en az masrafla okul binaları ve öğretmen evleri üretmek için tasarlanmış tip projelere yer verilmiştir. Tip projeler öğrenci sayısına ve başlıca inşaat malzemesine göre sınıflandırılmıştır. Büyüklükler, sınıfların en fazla 60 öğrenci olması koşuluyla bir ile üç sınıf arasında değişir ve her tip inşa edileceği yerleşimdeki en ulaşılabilir malzemeye göre taş, kerpiç ve ahşap seçenekleriyle çizilmiştir. (Resim 9)

1930’larda inşa edilen okullara ilişkin sistematik bilgi veren diğer bir önemli kaynak ise Köy Eğitmenleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra eğitmenlerin gidecekleri köylerde inşa edilmek üzere tasarlanan tip projeleri içeren “Köy Okulu Binası” isimli kitapçıktır. (26) Köy Eğitmenleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra eğitmenlerin gidecekleri köylerde, “az masrafla, maksada elverişli, sade, ucuz, sağlam” binalar inşa etme ihtiyacı gündeme gelmiştir. (27) Bu ilkeler doğrultusunda hazırlanan birbirine çok benzer 2 tip proje, 40 öğrencilik bir dershane, öğrencilerin elbiselerini ve kasketlerini asabilecekleri bir koridor, bir öğretmen (eğitmen) odası ve evi ve bir köy kurulu odasından oluşan ihtiyaç programına sahiptir ve mahalli şartlara göre taş, tuğla, gerektiğinde kerpiç ve ahşap malzemelerle yapılmaları önerilmektedir. (28) (Resim 10, 11)

G. Schütte Lihotzky’nin tasarımlarını içeren “Yeni Köy Okulları Bina Tipleri Üzerinde Deneme” isimli kitapçık, 1930’lu yıllarda köy okulu tip projelerinin hazırlanmasında gözönünde bulundurulan hususlara ilişkin bilgi veren diğer bir önemli kaynaktır. Bu hususlar Lihotzky tarafından, “Okullarının projelerinin ve bütün teknik teferruatının, iyi yetişmiş işçiler bulunmadan da tatbik olunabilmeleri için mümkün olduğunca sade olması lazımdır. Köy okullarının tipleri, memleketin neresinde inşa edileceklerse oraya, iklime, araziye, mahallin inşa malzemesine ve köyün ve kasabanın büyüklüğüne göre, birbirinden tamamen ayrı olmalıdır... Türkiye’deki köy okulları inşaatında tamamen mahalli hayata ve mahalli iş kuvvetine bağlı kalmak mecburiyeti vardır” şeklinde ifade edilmektedir. (29) Lihotzky’nin, bu hususları gözönüne alarak tasarladığı planlar, 30 ve 50-60 öğrenci barındırabilen, önünde bir koridor ve servis mekânları bulunan 2 sınıf birimi ve 2 farklı büyüklükte öğretmen lojmanı birimlerinden oluşmaktadır. Sıcak ve soğuk iklim bölgelerine göre ahşap, kerpiç, taş veya tuğla malzeme ile inşası öngörülen bu birimler, farklı inşaat aşamalarında yan yana eklenerek sınıf ve lojman sayısı artırılabilmekte, böylece okulun ihtiyaç duyulduğunda büyültülmesine olanak tanınmaktadır. (Resim 12)

Lihotzky’nin köy okulu, servis binaları ve açık alanların düzenlenmesini gösteren önerisi dönem koşulları için ütopik ve uygulanamamış olsa da, kırsal alanlarda hedeflenen eğitim politikalarının mekânsal yansımalarını göstermesi bakımından ilgi çekicidir. (Resim 13) Köylerde hedeflenen eğitimin gerektirdiği okul, lojman, servis yapıları, sebze ve meyve bahçelerinin yanı sıra köylülerin devletle ilişkisini sağlayan muhtarlık, ihtiyar heyeti gibi birimleri de bünyesine alan bu öneride, okulun açık alanları da kamusal kullanıma açılmış, böylece cami avlusuna alternatif olarak dini ritüellerden arınmış yeni bir toplanma ve sosyalleşme mekânı oluşturulmaya çalışılmıştır.

1940’LAR: KÖY ENSTİTÜLERİ PROJESİ

1920’li yıllarda düşünsel altyapısı oluşturulan, 1930’lu yıllarda ise deneme aşamasını yaşayan ilköğretim politikaları, 1940 yılında Köy Enstitüleri’nin kuruluşuyla olgunluk evresine ulaşmıştır. (30) Köy Enstitüleri’nin kurulması, mezunlarının gidecekleri köylerde acilen çok sayıda okul binası inşasını da gündeme getirmiştir. Bu amaçla 1940 yılında Köy Enstitüleri mezunlarının çalışacakları köylerde yaptırılacak okul binaları için bir yarışma düzenlenmiştir. Yarışma şartnamesine göre, “Projesi yapılacak ilkokul binaları her vilayetin köylerinde yapılacak binalardır. Onun için müsabakaya iştirak edecek mimarlar; soğuk, sıcak ve mutedil iklim bölgelerini göz önünde tutarak bir bina için bu bölgelere göre üç tip proje teklif edeceklerdir. Mimarların memleket iklim bölgelerinin hususiyetlerinden başka köylerde bulunabilen inşaat malzemesinin cinsini ve evsafını, iklim bölgelerine göre köy binalarının gösterdikleri stil farklarını, köylerdeki inşaatlarda çalıştırılabilecek elemanın teknik durumlarını nazarı itibare alarak projelerini hazırlamaları şarttır”. (31)

Şartnameye göre tasarlanacak okulun ihtiyaç programı, 50 öğrencilik bir dershane, vestiyer, iki oda, bir mutfak, bir tuvalet ve banyodan oluşan öğretmen lojmanı, bir atölye ve odunluktan oluşmaktadır. Binanın ölçek ve yüksekliğinin tespitinde, çatı konstrüksiyonunda, malzeme ve inşaat tekniklerinin seçiminde, ısı yalıtımında mahalli özelliklerin gözönünde bulundurulması gerektiği vurgulanmakta, en kolay ve en ucuz çözümlerin üretilmesi beklenmektedir.

Bu yarışmada Asım Mutlu ve Ahsen Yapanar tarafından hazırlanan projeler birinci seçilmiştir. (32) Mutlu ve Yapanar, yarışma şartnamesinde belirtilen hususlar doğrultusunda sıcak, soğuk ve ılıman iklim bölgelerinde inşa edilmek üzere, sınıf, işlik ve öğretmen evini aynı çatı altında barındıran 3 tip proje hazırlamışlardır. (Resim 14) 1940’lı yıllar boyunca ülke genelinde inşa edilen köy okullarının büyük bir bölümü bu tip projelere göre inşa edilmiştir. (Resim 15, 16) Daha önce varolan okullar ise yine Mutlu ve Yapanar tarafından tasarlanmış öğretmen evi ve işlik binalarıyla ve gerekli açık alan düzenlemeleriyle enstitü mezunlarının kullanımına uygun hale getirilmişlerdir. (Resim 17, 18)

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Erken Cumhuriyet dönemi eğitim politikaları, rejimin öngördüğü ideal vatandaşların yetiştirilebilmesi için ilköğretim hizmetinin yurt çapında yaygınlaştırılmasına yoğunlaşmıştır. Bu hedefin şehir ve kasabalarda gerçekleştirilebilmesi daha olası gözükmektedir; çünkü İmparatorluktan kalan okullar daha çok şehir ve kasabalarda yoğunlaşmakta, mevcut öğretmen okullarından mezun olan öğretmenler hem sayıca, hem de donanım olarak bu okulların ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Dolayısıyla mevcut okulların şartları iyileştirilerek, okul inşaatlarına sistematik olarak devam edilerek ve öğretmen okullarından mezun olacak öğretmenlerin sayıları artırılarak şehir ve kasabaların ilköğretim problemi kısa süre içerisinde çözümlenebilecektir. İmparatorluk döneminde oldukça ihmal edilmiş olan kırsal alanlar ise, Cumhuriyete ciddi bir sorun olarak miras kalmıştır. Oysa nüfusun çoğunluğu köylerde yaşamaktadır ve rejime destek sağlanabilmesi için öncelikli olarak ulaşılması gereken hedef kitle köylülerdir. Bu sebeple Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren eğitim politikaları kırsal alanların eğitim sorunlarını çözmeye yoğunlaşmıştır. Şehir ve köylerde verilecek eğitimin niteliğinin farklılaştırılması ve köy okullarında eğitim verecek öğretmenlerin mevcut öğretmen okullarından farklı bir sistemle yetiştirilmesi yönündeki düşünsel tartışmalar, 1936 yılında Köy Eğitmenleri denemesi ile uygulamaya aktarılmış ve Köy Enstitüleri ile de olgunlaştırılmıştır.

Erken Cumhuriyet döneminde okulların tasarım ve inşaat sürecine bakıldığında ise şehir ve köylerde verilen eğitimin niteliğindeki farklılığın, okul binalarının tasarım, inşaat ve işletme giderlerinin karşılanması sürecine de farklı çözümler şeklinde yansıdığı görülmektedir. Şehir ve kasabalarda okullar devlet tarafından yaptırılmaktadır ancak inşaat masraflarının büyük bir bölümü halktan toplanan vergilerle karşılanmaktadır. Köy okullarının inşasında ise köylülerin maddi ve işgücü desteğiyle kendi okullarını inşa etmelerinin zorunlu tutulduğu bir örgütlenme ve finansman modeli geliştirilmiştir. Ancak köy okullarının tasarımı köylülere bırakılamayacak kadar ciddi bir konudur. Bu sebeple okullar devlet tarafından tasarlanmıştır. Yerel halkın bildiği ve uygulamada zorluk çekmeyeceği malzeme ve inşaat tekniklerinin kullanılması, ucuzluk, basitlik ama aynı zamanda sağlamlık, modernlik ve maksada uygunluk, köy okullarının tasarım sürecini belirleyen temel veriler olmuştur.

Cumhuriyetin ilk yıllarında okul binası ile sınırlı olan tasarım çalışmaları, 1930’lu yıllardan itibaren uygulamalı derslerin müfredata katılımı ve köy öğretmeninin de okul içinde yaşamasının öngörülmesiyle öğretmen lojmanının, servis birimlerinin ve açık alanların da tasarım sürecinde gözönünde bulundurulmasını gerektirmiştir. Köy Enstitüleri’nin kurulmasından sonra ise köy okulları, uygulamalı tarım ve hayvancılık derslerinin yapılabileceği geniş arazileri, bu arazi içinde okul binası dışında yer alan öğretmen lojmanları, teknik derslerin verildiği işlik binaları, ahırlar, samanlıklar, kümesler, depolar gibi servis mekânları ile küçük birer eğitim kompleksi niteliği kazanmıştır.

 

NOTLAR

* Bu makale büyük oranda ODTÜ Mimarlık Bölümü Restorasyon Programı’nda, Doç. Dr. Emre Madran danışmanlığında ve Doç. Dr. Elvan Altan Ergut yardımcı danışmanlığında 2010 yılında tamamlanmış olan “Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığının Koruma Statüsünün Tanımlanmasına Yönelik Yeni Bir Yaklaşım, Örnek Çalışma: İlkokul Binaları, İzmir” isimli doktora çalışmasına dayanmaktadır.

1. Tarih yazımı çalışmalarında yer alan örneklerden başlıcaları: I. Ulusal Mimarlık Akımı çerçevesinde inşa edilen Ankara’daki Gazi ve Latife Okulları, Uluslararası Üslubun uygulandığı İzmir Gazi, İstanbul Fındıklı 13. Okul’lar ve II. Ulusal Mimarlık Akımı çerçevesinde inşa edilen Bursa Haşim İşcan İlkokulu’dur.

2. Başgöz, İ. 2005, Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk, İstanbul, ss.90-91.

3. Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-ı Muvakkati (Tarih: 23.09.1329, Kanun no: 305) Kaynak: Özalp, R. 1982, Milli Eğitimle İlgili Mevzuat (1857-1923), Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, ss.83-102.

4. Maarif Teşkilâtına Dair Kanun (Tarih: 22.03.1926, Kanun no: 789, Madde 5), Kaynak: Milli Eğitim Vekaleti, 1953, Milli Eğitimle İlgili Kanunlar, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, ss.3-9.

5. Benzer şekilde kazalarda kaymakam, livalarda mutasarrıf başkanlığında kaza maarif encümenleri bulundukları yerleşimin ilköğretim işlerinden sorumludurlar.

6. 1926 yasasının 24. maddesinde “Türkiye’de yapılacak resmî mektep binaları, kütüphaneler ve müzeler ancak Maarif Vekâletinin hazırladığı projeler dairesinde yapılır” denilmektedir.

7. 1935 yılından sonra Tedrisat-i İptidaiye Meclisleri’nin görevleri Maarif Müdürlükleri’ne devredilmiştir.

8. Köy Kanunu (Tarih: 07.04.1924, Kanun no: 442), Kaynak: Milli Eğitim Vekaleti, 1953, ss.719-742. Köylüler için aynı sorumluluk 1940 tarihli 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu’nda ve 1942 tarihli 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu’nda tanımlanmıştır. 1948 tarihinde 3803 ve 4274 sayılı kanunların inşaatlarla ilgili maddeleri yeniden düzenlenmiştir. Bu yeni düzenlemede de köy okullarının köylülerin maddi ve işgücü yardımlarıyla inşasını öngörmektedir.

9. Aslanoğlu, İ. 1992, “1923-1950 Yılları Arasında Ankara’da Çalışan Yabancı Mimarlar”, Ankara Konuşmaları, Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yayınları, Ankara, s.124.

10. İnşaat Dairesi’nin İstanbul’da bulunduğu süre içinde bu birimde görev yapan yabancı mimarlara ilişkin bilgi veren en önemli kaynak için bkz. Demir, A. 2008, Arşivdeki Belgeler Işığında Güzel Sanatlar Akademisi’nde Yabancı Hocalar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul.

11. Tonguç, İ.H. 1947, Eğitim Yolu ile Canlandırılacak Köy, Güven Basımevi, İstanbul, s.352.

12. Demir, 2008, s.15.

13. Demir, 2008, s.15.

14. Demir, 2008, ss.39-40.

15. Mutlu, A. 1995, Anılarda Mimarlık, YEM Yayın, İstanbul, s.51.

16. Tanyeli, U. 2007, Mimarlığın Aktörleri Türkiye 1900-2000, Garanti Galeri, İstanbul, s.84.

17. Demir, 2008, s.40.

18. Demir, 2008, s.41.

19. Mutlu, N.Y. 2005, Bayındırlık Bakanlığı Tarihi (Ekim 1848-31 Aralık 2004), Ankara, ss. 289-290.

20. Yavuz, Y. 1981, Mimar Kemalettin ve Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Basım İşliği, Ankara, s.42, s.325.

21. Örneğin Afyon Cumhuriyet, Afyon Kadınana, Ankara Mustafa Kemal, Çankırı Şabanözü, Çankırı Ilgaz, Çankırı Çerkeş, Çankırı Yapraklı, Denizli İsmetpaşa (1933), Denizli Gazi / Atatürk (1931), Denizli 4 Eylül (1926-1928), İzmir Yıldırım Kemal (1927), İzmir Ödemiş Cumhuriyet, İzmir Halitbey (1929), Kayseri Cumhuriyet, Konya Karaman, Konya Hakimiyet-i Milliye, Konya İsmetpaşa, Konya Gazi Mustafa Kemal (1926-1938), Konya 23 Nisan Egemenlik, Konya Doğanhisar ve Yozgat Cumhuriyet ilkokulları bu tip projeye göre inşa edilmişlerdir.

22. Cumhuriyetin geçmişle bağlarını koparmayı ve modern olmayı hedefleyen amaçlarıyla ters düştüğü düşünülen Ulusal Mimarlık Akımı çerçevesinde inşa edilmiş birçok binanın cepheleri 1930’larda sadeleştirilerek modern hale getirilmiştir. Ankara’daki Sayıştay ve Adana’daki Erkek Öğretmen Okulu binaları dönemin kamu yapılarında izlenen cephe sadeleştirmelerine örneklerdir.

23. M. Vedat, 1931, “Valde Mektebi”, Mimar,sayı:1, ss.37-40.

24. Bu bilgi çoğunlukla il yıllıkları, çeşitli süreli yayınlar ve gazetelerden derlenmiştir.

25. Maarif Vekâleti İlk Tedrisat Dairesi, 1933, İlkmektep Planları Albümü, Maarif Vekâleti İlk Tedrisat Dairesi Yayınları, Ankara.

26. 1936 yılındaki deneme aşamasından sonra 1937 tarihinde yürürlüğe giren Köy Eğitmenleri Kanunu’nun amacı, öğretmen sayısının yetersizliği nedeniyle öğretmen gönderilemeyecek kadar az nüfuslu köylerde hem eğitim öğretim işlerini görmek, hem de modern tarım teknikleri konusunda köylüye rehberlik etmek üzere eğitmenler yetiştirilmesidir. Yetiştirilen eğitmenler aynı zamanda kırsal alanlarda rejime destek sağlamakla da görevlidirler.

27. 1937, Köy Okulu Binası, Tarım ve Kültür Bakanlıkları Köy Eğitmeni Yetiştirme Kursları Neşriyatı, İstanbul, s.8.

28. 1937, Köy Okulu Binası, ss.8-9.

29. Lihotzky, M.S. 1939, Yeni Köy Okulları Bina Tipleri Üzerinde Deneme, Maarif Vekilliği, Ankara, s.1.

30. Enstitüler, köy ilkokullarından mezun köylü çocukları alarak beş yıl boyunca eğitecek ve yetiştirilen öğretmenler döndüklerinde köylerin her türlü eğitim ve öğretim işlerinden sorumlu olacaklardır. Bu öğretmenler aynı zamanda Bakanlık tarafından kendilerine tahsis edilecek tarıma uygun arazilerde örnek tarla, bağ ve bahçe uygulamalarıyla ve atölye gibi tesislerle köylülere rehberlik edecek ve köylülerin de bunlardan istifade etmelerini sağlayacaktır. Bütün bu görevlerinin yanında, yetiştirilecek olan bu köy öğretmenlerinin diğer bir önemli görevi de rejime destek sağlamaktır.

31. 1940, “Köy Enstitüleri Mezunlarının Çalışacakları Köylerde Yaptırılacak Okul Binalarının Planlarına Ait Müsabaka Şartnamesi”, Maarif Vekilliği Tebliğler Dergisi, sayı:3, 100, s.79.

32. İkinci Zeki Sayar, üçüncü ise Rebii Gorbon’dur.

Bu icerik 5060 defa görüntülenmiştir.