369
OCAK-ŞUBAT 2013
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • MİMARLIK Dergisinin Elli Yıllık Birikimi
    Ali Artun, 1975-1980 arasında Mimarlar Odası'nda Araştırma Sekreteri, Yayın Komitesi Üyesi, Genel Sekreter. Galeri Nev Kurucusu. İletişim Yayınları Sanathayat Dizisi Editörü

YAYINLAR



KÜNYE
KIRDAN KENTTEN

Paşalar Köyü, Akçakoca / Düzce

Aydanur Yenel, Yrd. Doç. Dr., Restorasyon Uzmanı, Atılım Üniversitesi

Doğanın bonkör davrandığı Akçakoca çevresindeki saklı güzellikleri keşfederken yeşil bir dokunun içinden, doğal, şirin evlere sahip olan Paşalar köyüne ulaşıyoruz. Düzce’nin Akçakoca ilçesine bağlı olan köy, tarihin her döneminden izler taşıyor. Yayla evleri, Anadolu coğrafyasının doğal ve kültürel zenginliklerini sergiliyor. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen, eski adı “Kalkın” olan 138 haneli köyün esas geçim kaynağı fındık ziraatı. Yolları asfalt, köy içi yolları parke taşlı, sokaklar dar ve kıvrımlıdır. Evler çoğunlukla sokağa bitişiktir. Çevre verilerine tam olarak karşılık verildiği görülmektedir. Bahçeler üretim alanlarıdır.

Anadolu’nun çoğunlukla batısından Balkanlar’a kadar görülen, Türklerin yüz yıl önceki yaşam biçimlerini yansıtan evlere Paşalar köyünde de rastlanır. Yazlık yaşama biçiminin Türklerin göçebelik zamanından kalma akılcı bir düzenin devamı olduğunu biliyoruz. Anadolu’nun tamamında görülen bu tutumda, yaylalara çıkılarak, bahçelik, serin yerlerine gidilerek doğa ile uyum içinde iki ayrı yerleşme yeri (yazlık-kışlık) ile oluşturulan yaşam biçimini ve fizikî çevre ile yaşam şeklinin uyumu sonucu eylemden biçime uzanan yaklaşımı görüyoruz.

Yukarı Mahalle’de açık hava müzesini andıran sivil mimari örneği 150, 200 yıllık geçmişe sahip tarihî evler, iç içe olmayan ayrık düzenli bahçeler içinde yer alıyorlar. Evlerin cephelerinde, zemin ve üst katlarda kullanılan nitelikli, yatay ahşaplar, düz ve yalın bir görünüm oluşturuyorlar. Birinci ve ikinci katlar üzerinde çıkmalı üst kat, düz saçakla toparlanarak tüm kütleye bir bütünlük kazandırıyor. Zemin kat, sokağın doğal çizgisini izleyerek ana kat olan üst kata temel oluşturuyor. Tamamı kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Ahşap karkas ve Bağdadi tarzda yapılmışlardır. Üst katlarında çok sayıda dar pencere bulunur ve çıkmalarla hareketlendirilmiştir. Çoğunluğu iki katlı olan tarihî evlerdeki belirgin özellik sıvasız cephelerdir. Ahşap karkaslar arasında kırmızı tuğla duvar örgülü evler, sokak çıkmaları, ahşap kapıları, cumbaları ve bahçe içi konumları ve yerleşimleri ile Safranbolu, Beypazarı veya Mudurnu’daki konutlar ve kent dokusu kadar niteliklidir. Batı Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek platosunda, yöreye özgü sağlam bir mimarlık bilgisi ile kurulmuş, eskinin akılcı, insana dönük, yüzyılların deneyimini yansıtan tarihî köy evleri görülmesi gereken değerlerdendir. Bölgede bugün de orman endüstrisi önemini korumaktadır. Sivil mimari örneği ahşap yapılarda, özellikle dayanıklı olması nedeniyle kestane ağacı kullanılmıştır. Evlerin yapımı esnasında keresteler, bir iki yıl boyunca ağacın acı suyunu bırakması için kar altına yatırılarak kar suyu ile dayanıklılık kazandırıldığı için güneşin etkisi altında dönme, çatlama olmamaktadır. Bu durum, bir çeşit doğal fırınlama metodudur. Ayrıca, evin içindeki ahşap kokusu, evi yaşanılır duruma getirerek uzun ömürlü olmasını sağlamaktadır.

Yayla yolu üzerinde bulunan köyün, turizme açılmasında en önemli avantajı, doğasıdır. Gezerken, coğrafi konumu, temiz havası, sessizliği, huzuru, halkının misafirperver davranışları karşısında birçoğu terk edilmiş yaşanası güzellikteki bu sivil mimari örneği evlerin restore edilmesini; temalı konaklama işletmelerinin ürünlerinin sunulmasını; evleri saran asmaların, bahçede dallarından sarkan kiraz, dut ağaçlarının altında köy kahvaltısı yapmayı diliyorsunuz.

Bu icerik 4229 defa görüntülenmiştir.