371
MAYIS-HAZİRAN 2013
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Kadıovacık
    Ülkü İnceköse, Selim Sarp Tunçoku, Tonguç Akış
    Yazar sırası ile, Öğr. Gör. Dr. / Doç. Dr. / Öğr. Gör. Dr., İYTE Mimarlık Bölümü



KÜNYE
YARIŞMA DEĞERLENDİRME

Uşak Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması Kolokyum Notları

H. İbrahim Alpaslan

10 Aralık 2012 tarihinde ilan edilen Uşak Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması, 16 Mart 2013 tarihinde Uşak Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreni ve kolokyumla tamamlandı. Son yıllarda birbiri ardına açılan yarışmalarla mimarlık ortamının gündemine gelen Uşak Belediyesi, yeni hizmet binasının mimari projesini de yarışma yöntemi ile elde ederek bu alandaki deneyimini yeni bir düzeye taşıdı. Yakın zamanda açılan dört yarışmanın da başarıyla sonuçlanmasında, kentin yapı üretimi bağlamındaki en önemli aktörlerinden Belediye Başkanı Mimar Ali Erdoğan ve Mimarlar Odası Uşak Temsilciliği’nin yarışmalar konusundaki çaba ve inançlarının önemli payı bulunmakta.

Şartnamede yeri ve yakın çevresi “işlevini yitirmiş eski sanayi yapılarının bulunduğu bir alan” olarak tanımlanan yarışma alanının kentsel dönüşüm alanı içerisinde olması, yarışmayı benzerlerinden ayıran ve kentsel dönüşüm tartışmalarına da eklemleyen bir veriydi. Yine şartnamede belediye meclisi salonu yerine yaklaşık 1000 kişilik, halkın kullanımına açık birçok amaçlı salon istenmesi, ihtiyaç programını benzer işlevli binalardan ayrıştıran maddelerdi.

Konusu, ölçeği ve jüri profilinin yanı sıra teslim tarihinin diğer yarışmalarla çakışmamasının da etkisiyle 183 projenin katıldığı yarışmanın sergi ve kolokyumuna her ne kadar yoğun bir katılım olduğunu söylemek güç olsa da, Uşak’ın ulaşım güçlüğü gözönünde tutulursa, salonun yarısından çoğunun dolu olması iyi bir katılım olarak değerlendirilebilir. İzleyiciler arasında ödül alan ekiplerin çoğunun yanı sıra ödülsüz projelerin sahipleri ile Uşak ve yakın çevreden mimarlar bulunmaktaydı. Bunun yanısıra Mimarlar Odası Uşak Temsilciliği’nin ve Belediye Başkanının organizasyonu ile Uşak Milletvekili, Vali, Üniversite Rektörleri, Ticaret Odası Başkanı ve diğer yöneticilerin kolokyumda bulunmaları, yarışmanın ve elde edilen projenin sahiplenilmesinin yanı sıra yetkilileri ve temsil ettikleri kurumları yarışma süreciyle tanıştırmak ve yarışma açmaya özendirmek bağlamında önemliydi. Ayrıca Mimarlar Odası Genel Sekreteri Necip Mutlu’nun kolokyuma katılması ve kolokyum başkanlığını üstlenmesi de Mimarlar Odası’nın yarışmalar alanındaki desteğinin göstergesi idi.

Protokol konuşmaları, ödül töreni ve serginin gezilmesinin ardından başlayan değerlendirme toplantısında ilk olarak jüri sürece ve değerlendirme kriterlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. İlk sözü alan jüri başkanı G. Deniz Dokgöz yarışmaya 183 projenin katılmasının sevindirici olduğunu ancak tipoloji bağlamında bir çeşitlilikten söz etmenin güç olduğundan bahsetti. Projeleri değerlendirirken bireysel olarak birçok kritere dikkat ettiklerini ancak genel olarak 5 ana kriterin belirleyici olduğunu söyleyen jüri başkanı bu kriterleri şu şekilde sıraladı:

  • Üst ölçekte kentsel dış mekân sürekliliği,
  • Bağlam, yakın çevre ilişkisi ve yere aidiyet,
  • Mimari tektonik, ana fikre uygun mekânsal organizasyon,
  • Öncül tavır, temsil niteliği,
  • Şartnamede yer alan ihtiyaç programına uygunluk.

Jüri başkanının ardından söz alan diğer jüri üyelerinin sürece dair genel değerlendirmelerini sunmalarının ardından kolokyum başkanı salona söz verdi. Salondan ilk olarak söz alan Prof. Dr. Aysu Akalın ödül alan projelerin enerji verimliliklerinin sorgulanması gerektiğini belirtirken, Şeref Aldemir tipolojik çeşitliliğin sınırlı olduğunu, ödül alan projelerin çoğunun Bauhaus ekolünün modern temsilleri gibi göründüğünü ve bu kalıbın dışında pek bir öneriye rastlayamadığını söyledi. Jürinin bu iki soruya karşı yanıtı, enerji verimliliğinin şartnamenin bir parçası olmadığı, değerlendirme sürecinde de temel bir kriter olarak alınmadığını, ancak şüphesiz bu konunun gözardı edilmediği ve ödül alan projelerin bu bağlamda belli bir düzeyde oldukları, uygulanacak projenin de daha çevreci ve az enerji tüketecek biçimde revize edilebileceği yönündeydi. Jüri üyesi Tolga İltir bu bağlamda birincilik ödülü alan projeyi incelediğini, projenin yönlenme konusunda bazı eksikliklerinin olmasına rağmen birçok avantajının da olduğunu aktardı. Tipolojik çeşitliliğin sınırlılığı konusunda jüri de hemfikir olduğunu, ancak değerlendirmenin doğal olarak katılan projelerle sınırlı olmak zorunda olduğu ve ödül grubuna farklı biçimsel denemeleri taşımak gibi bir yaklaşımlarının olmadığını ifade etti.

Başkanın tekrar sözü salona vermesinin ardından söz alan ikinci ödül sahibi Emrah Akpınar, birinci olan projenin müelliflerini kutladığını, ödülü hak ettiklerini düşündüğünü söyledi. Ancak projenin elektrik ve mekanik donatıların eklenmesini güçleştirecek nitelikte olduğunu ve bu eklemelerle kat yüksekliği gibi birçok önemli detayın değişmesi gerekeceğini, ayrıca zamanla söz konusu olabilecek gelişme / genişleme taleplerini karşılamasının güç olduğunu düşündüğünü ifade etti. Ayrıca ikinci bir yorum olarak yarışmalarda mimari verimliliğin kısıtlandığını ve katılan projelerin genelde hep aynı “omurga” ve fikirlerin türevleri gibi göründüğünü ifade ederek jürinin bu konudaki düşüncesini merak ettiğini söyledi.

Jürinin bu konudaki yorumunu aktaran Ebru Yılmaz, öncelikle elde edilen projenin bir uygulama projesi olmadığını, uygulama projesi sürecinde bir miktar değişeceğini, gelişeceğini kabul etmek gerektiğini söyledi. Burada kurumlara uygulama projesi sürecini iyi yönetme bağlamında görevler düştüğünü, müellifin kararlarına saygılı olmaları ve gerekli değişikliklere mutlaka müellifle birlikte karar vermeleri gerektiğini ifade etti. Verimlilik bağlamında Almanya örneğini göstererek orada yılda 400 yarışma yapılırken, bizim daha 8-10 yarışmada olduğumuzu, belki de nicelikteki bu kısıtlılığın niteliğe, verimliliğe ve çeşitliliğe de yansıyor olabileceğini düşündüğünü söyledi.

Salondan gelen bir diğer soru da proje alanının kentsel dönüşüm bölgesinde olmasının nasıl bir duruma yol açtığı üzerine idi. Mansiyon ödüllü projenin müellifi Can Günay, kimliksiz yapılaşmanın bu alanın çevresinde yoğunlaşmasına karşı belediye olarak buraya nitelikli bir yapı inşa etme çabasının önemli olduğu; ancak bu yaklaşımın ne kadar başarılı olabileceğinin tartışmalı olduğu, sorunun daha kapsayıcı ele alınması gerektiğini belirtti. Bu yorum üzerine jüri üyesi ve Uşak Temsilciliği YK Başkanı Avni Özgencil, Odanın bu sorun hakkında TOKİ ve Belediye ile sürekli görüştüğünü, bu alanın bir kentsel tasarım yarışması ile düzenlenmesini sağlamaya çalıştıklarını; ancak bu yönde ciddi bir ilerleme kaydedilemediğini ve TOKİ’nin inşaatlara başladığını belirtti. Konu hakkında söz alan Belediye Başkanı Ali Erdoğan da projenin kentsel dönüşüm alanında yer almasını önemsediklerini ve Türkiye’de uygulanan ve haklı olarak eleştirilen niteliksiz dönüşümlere karşı alanda yer alacak nitelikli bir projeyle bir mesaj vermeye çalıştıklarını, ayrıca bununla yetinmeyerek kentsel dönüşüm projesinin niteliğinin arttırılması için girişimlerde bulunduklarını aktardı.

Söz alan Ahenk Yılmaz, jüride olmakla yarışmacı olmak arasındaki farkı sorgulayan ve jürinin kendi tercih ve beğeni alanından çıkarak daha nesnel bir alana nasıl geçebildiğine dair yorumlarını merak ettiğini ifade etti. Bu konuda söz alan jüri başkanı Dokgöz, jüri olduklarında da proje çizer gibi düşündüklerini, ancak doğal olarak kendi beğenilerini ön planda tutarak bir kriter haline getirmemeye özen gösterdiklerini belirtti. Ancak mimarlık alanında mutlak bir nesnellikten bahsetmenin güç olduğunu, bunu da kabul etmek gerektiğini, bu duruma karşı mümkün olduğunca herkes tarafından kabul edilebilecek kriterler çerçevesinde hareket etmeye çalıştıklarını söyledi.

Salondan söz alan Yelda Yeldanlı, ödül grubunun yenilik, çeşitlilik taşıması gerektiğini, ödülün başarılı plan çözümünün üstüne yeni bir şeyler söylemesi gerektiğini düşündüğünü ve sonucun bu bağlamda yeterli olmadığını ifade etti. Jüri bu yoruma karşılık, değerlendirmede istenen işlevlerin gerçekleştirilebilmesine ve ihtiyaç programının karşılanmasına önem verdiklerini, bunları gerçekleştirdikten sonra yeni denemelerde bulunan bir projeye rastlamadıklarını düşündüklerini, işlevi engelleyecek biçimde farklı zorlamaları ise doğru bulmadıklarını belirtti.

Salondan söz alan Şeref Aldemir, statik kararların değerlendirmede ne derece gözönünde bulundurulduğunu ve bu alanın esnetilmesine ne kadar izin verildiğini merak ettiğini dile getiren sorusuna inşaat mühendisi olan jüri üyesi Osman Çalıkuş, tüm statik raporları incelediğini, çok iyi yazılmış raporların yanısıra özensiz ve çok yanlış yaklaşımlar içeren raporlara da rastladığını ifade ederek yanıt verdi. Jüri olarak değerlendirme sürecinde taşıyıcı konusunda çok katı görüşte olunmadığını ancak gerekmediği halde taşıyıcının ekonomik olmayacak biçimde zorlanmasının, örneğin ofis kullanımındaki mekânlarda 9 x 9 metre açıklıkların olumsuz bulunduğunu belirtti.

Salondan söz alan bir diğer yarışmacı Çağlar Samancı, birincilik ödülü alan projede çok az “render” bulunduğunu, bunun da genelde “render”ların yoğun olarak kullanıldığı ortama önemli bir mesaj olduğunu düşündüğünü iletti. Jüri başkanı Dokgöz de yarışma şartnamelerinde “render”ların kısıtlanmasını doğru bulmadığını, olabilecek her tekniğin, yeniliğin yarışmalarda kullanılabileceğini düşündüğünü ancak yarışmacıların projelerini olduğundan farklı göstermeye yeltenmemesi gerektiğini, jürilerin de imajlara boğulmuş paftaların aldatıcılığına kapılmayıp projelerin özünü kavramaları ve değerlendirmeleri gerektiğini düşündüğünü söyledi. Kolokyum, başkan Necip Mutlu’nun kapanış konuşmasıyla sona erdi.

Bu icerik 5860 defa görüntülenmiştir.