361
EYLÜL-EKİM 2011
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
YARIŞMA DEĞERLENDİRME

Manisa Belediyesi Hizmet Binası ve Çevresi Ulusal Mimari Proje Yarışması Kolokyum Notları

Derleyen: Özge Şahin İmamoğlu, Mimarlar Odası Yarışmalar Komitesi Yürütücüsü

9 Temmuz 2011 tarihinde gerçekleştirilen kolokyumda açış konuşması yapan Manisa Belediyesi Başkanı Cengiz Ergün, "Manisa tarım ağırlıklı gelişimini, sanayi alanındaki gelişime yöneltmiştir. Manisa'nın göç problemine bağlı olarak, belediye hizmetlerinin kaliteli olarak sürmesi adına, Ocak ayında yeni bir hizmet binası inşa etme kararı alındı. Soğuk beton yığını yapılardansa, kentle bütünleşen, verimli tarım alanları ve sanayisi ile modern Manisa'yı ifade edebilecek bir mimari eseri şehrimize katmak istedik. 6 aylık serüvenin sonuna geldiğimizde ise, hepsi başarılı 116 proje içerisinden jüri üyelerinin belirlediği projeyi Manisa'mıza yakıştırdık." dedi.

Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nden Halil İbrahim Alpaslan yönettiği kolokyumda ilk sözü alan jüri başkanı Özcan Uygur, jürinin beklentisinin üzerinde bir katılım gerçekleştiğini söyledi. Değerlendirme yapmakta çok zorlandıklarını, kriterleri fazla, kentsel tasarım ağırlığı olan bu yarışmanın, Manisa'ya kentsel ve yapısal anlamda değerli bir proje kazandırdığını belirterek, Mimarlar Odası ve diğer kurum ve kişilere teşekkür etti. Jürinin genel değerlendirmelerinin ardından, sorulara geçildi. Yarışma katılımcılarından Orhan Ersan, birinci olan projeye ilişkin olarak, pazaryerinin nasıl korunacağı ve üst örtüsünün ne olacağı ile ilgili belirsizlikler olduğunu söyledi. Ayrıca yer yer bölünmüş de olsa, yaklaşık 240 metre uzunluğundaki bir yapının, çok amaçlı salon gibi bazı birimlerin çalışmasında problem yaratacağını, mevcut girişlerin çözümünün zayıf olduğunu ve tasarımın bu haliyle uygulanamayacağını düşündüğünü ifade etti.

Uygur, bu değerlendirme üzerine, jürinin beklentisinin öncelikle pazaryeriyle ilgili olmadığını, örtü eksikliğinin bir sorun olduğunu fakat çözülebileceğini; yapının yatayda gelişimini, "uzunluk" olarak ele almadıklarını, kente olumlu etkiler sağlayacak bir yapılar dizisi olarak tanımladıklarını söyledi. Yarışmaya katılan projelerin eğilimlerine de değinen Uygur, bir grup projenin pazaryerini ön planda tuttuğunu, diğer bir grup projenin pazaryerini ikincil mekân olarak değerlendirdiğini, bir kısım projenin de iki programı entegre biçimde ele alma eğilimi olduğunu belirterek, her projeyi kendi kriterleri çerçevesinde değerlendirmeye çalıştıklarını ifade etti.

Jüri üyesi Mehmet Soylu ise, bu yarışmanın belediyeye park içerisinde bir bina kazandırma çabası olduğunu, detaya inildiğinde her projede bir takım problemlerle karşılaşılabileceğini, fakat birinci seçilen projenin bir gelişme özgürlüğü niteliğine sahip olduğunu belirterek, yapısal programların toprak altında düzenlenmesinin bu projenin özgün yönlerinden biri olduğunu söyledi. Ayrıca, sosyal ve kültürel etkinliklere olanak sağlayan tasarımda, salonların rekreasyonla beslenen özgün mekânlar tanımladıklarını sözlerine ekledi.

Jüri üyesi Enis Öncüoğlu ise, projenin esnek bir sistem içerdiğini, diğer projelerin arsanın belirli bir noktasında odaklanıp çözümlenmeye çalışıldığını, jürinin kent meydanı kurgusu, ticari işletme ve pazaryerinin birbirlerini destekleyen öğeler beklentisiyle yola çıktığını, birinci olan projenin bu üç fonksiyonu tek bir merkez etrafında topladığını ve sözsahibi bir proje olduğunu ve tasarlanan meydan kurgusunun kent içerisinde yaşayacağını düşündüğünü ifade etti.

Sonra söz alan katılımcılardan Seçkin Kutucu, yarışmanın ikinci aşamasının gereksiz olduğunu ve tek aşamada sonuçlandırılabileceğini belirterek, birinci seçilen projenin ikinci aşamada daha ileri götürülemediğini söyledi. Ayrıca, yapının tüm elemanları ile detaylandırılmamış ve oldukça geçirgen olduğunu; geçirgenliğinin yanı sıra kentin içerisine yerleşen bir yapı görüntüsü de vermediği için uygulamada bu değerlerini kaybedebileceğini ifade etti. Jüri üyelerinden Hüseyin Kahvecioğlu, Kutucu’nun değerlendirmelerine cevaben, sürece dair her iki aşamalı yarışmanın beklentileri karşılamayabileceğini, her projenin eleştiri alan yönleri olduğunu, fakat önemli olanın tasarımın kendi yaklaşımını, dayanaklarını kaybetmeden değişiklik yapılıp yapılamayacağı sorusunu yanıtlaması olduğunu belirtti. Birinci ödülü alan projenin ise, değişiklik yapıldığında ana fikrini ve söylemini kaybetmeyecek bir proje olduğu yorumunda bulundu.

Ardından söz alan Uygur, yarışmayı iki aşamalı düzenlemeye karar verdiklerinde, birinci aşama ile yarışmacılara maliyet ve çizim vb. yükü getirmeksizin bağımsız söz söylemelerini ve düşünceye odaklanmalarını teşvik etmek istediklerini; ikinci aşamada ise söylemek istediklerini ifade edebilmeleri için fırsat olarak sunduklarını belirtti. Bu aşamanın ilk 10 projenin kendi içinde atak yapıp farklı bir soluk getirmesini beklerken, ikinci aşamada gerileyen bazı projelerin olduğunu belirtti. Jüri üyesi Mehmet Soylu ise, ilk aşamaların mümkün olduğu kadar çizim ve maket yükü olmadan düşünce ağırlıklı olması, ikinci aşamada esas belirtilmek istenenin teknik olarak ifade edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

İzleyicilerden Cansu Pelin İşbilen’in belediye tarafından, iki yıl önce açılan yarışmanın ardından neden başka bir yarışma açıldığı sorusu üzerine, Manisa Belediyesi Başkan Yardımcısı Azmi Açıkdil, ilk yarışmada elde edilen projenin arazi uygunluğunun tartışılır olduğunu, projenin teknik olarak uygulanabilir olmadığına dair raporlar bulunduğunu; ayrıca ilk yarışmada elde edilenin sadece bir belediye yapısı olduğunu, ikincisinin ise ciddi bir kentsel ölçeği bulunduğunu belirtti.

Son söz, birincilik ödülü alan ekip adına Kerem Piker’de idi. Piker, kamusal hayata katkıda bulunma fikrinden yola çıktıklarını, çözülmemiş yönleriyle riskler taşısa da önceliklerini kaybetmeyen, değer verdikleri bir proje olduğunu belirtti. Ayrıca, genç mimarlar için tartışma ve düşünce geliştirmeleri açısından bu tür kamusal yarışmaları önemli bir fırsat olarak değerlendirdi.

Bu icerik 4224 defa görüntülenmiştir.