367
EYLÜL-EKİM 2012
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Cami
    Doğan Kuban, Prof. Dr., Mimarlık Tarihçisi

YAYINLAR



KÜNYE
CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARLIĞI

Bir Erken Cumhuriyet Dönemi Tarımsal İşletmesi: Antalya Sıcak İklim Nebatatları Teksir ve Islah İstasyonu

Sıdıka Çetin, Yrd. Doç. Dr., Süleyman Demirel Üniversitesi, Mimarlık Bölümü

Kırsal alanda geliştirilecek ekonomik kalkınma programına model oluşturacak tarımsal işletmeler, erken Cumhuriyet döneminde tarım sektörü için geçerli olan merkezî örgütlenme çerçevesinde oluşturulmuş modernleştirici unsurlardan biridir. Yazar, Antalya’da kurulan Antalya Sıcak İklim Nebatatları Teksir ve Islah İstasyonu’nun yapılı çevresindeki planlama anlayışını aktarırken, bünyesinde yer alan günümüzde işlevini yitirmiş yapıları da tanıtıyor.

ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE TARIMSAL YAPININ MODERNLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK YASAL VE KURUMSAL DÜZENLEMELER

Erken Cumhuriyet döneminde yerleşke ölçeğinde kurulan tarım ve hayvancılık amaçlı üretme çiftlikleri, devlet merkezli kamusal mekân modellerinden birini oluşturmaktadır. Tarımsal işletmeler kuruluş amacında da belirtildiği gibi, tarım ve hayvancılık alanında bölgelere göre uygun türleri tespit etme, üretim yöntemlerini gösterme ve yaygınlaştırma konusunda öncü bir işlev yüklenmiştir. Temel amaç kentlerin dışında örnek köyler, köy enstitüleri ve örnek çiftlikler aracılığıyla kırsal alanda bir kalkınma sağlamaktır. Üretimin yanı sıra burada yaşayan halkın eğitimine ve modernleşmesine de katkı sağlayacak olan bu kamusal bileşenler, nihai açıdan ekonomik alanda ulus devletin inşasına hizmet edecek kurumsal yapılanma örnekleridir.

Cumhuriyetin kuruluş döneminde bu amaçla bir dizi yasal düzenleme yapılmıştır. 1923-1930 yılları, tarımsal alanda ekonomik örgütlenme ve yeniden yapılanma girişimlerinin başlatıldığı ilk dönemdir. Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk evrede ulusal temellere dayalı tam bağımsız bir ekonominin kurulması ve modern esaslara dayalı yeni bir ulus devletin yasal çerçevesinin ve kurumlarının oluşturulması öncelikli bir amaç olarak görülmüştür. Medeni Kanun’un kabulüyle birlikte Osmanlı dönemine ait miri toprak sistemi sona ermiş, köylüye büyük bir sıkıntı veren aşar vergisi kaldırılmıştır. 1924 yılında kooperatifçilik alanında düzenlemeler yapılmış, 1926 yılında Ziraat Bankası’nın sermayesi artırılarak bankaya tarımda motor işlevi yüklenmiştir. Bu düzenlemelerle, tarımda özendirici bir ortam sağlanmaya ve vergi yükü kırsal kesimden kente doğru yönlendirilmeye çalışılmıştır. (1) Nüfusun önemli bir bölümünün köylerde yaşaması, işgücünün önemli bir kısmının tarım sektöründe istihdam edilmesi, gayrisafi milli gelir içinde tarımın payının fazla olması, bu dönemde tarıma yönelik politikaların öne çıkmasında ana etken olmuştur.

Tarımın desteklenmesi amacıyla atılımların yapıldığı ikinci evre ise, 1930-1950 yılları arasıdır. Bu dönemde tarımda modernleşmenin yasal çerçevesini belirlemek amacıyla gerçekleştirilen iki kuruluş özellikle dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki, 1937’de 3130 sayılı Yasa’yla kurulan Zirai Kombinalar İdaresi’dir. Tarım aletleri, makineleri, tarımsal ilaçlar sağlayarak ve örnek çiftlikler kurarak yurtiçinde tarımsal üretimin artmasına yardım etmek üzere yapılandırılmış bir kuruluştur. Diğeri ise, 1938’de 3308 sayılı Yasa’yla kurulan Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu’dur. Kurumun görevleri bölgelere uygun tarım türleri ve usullerini belirleyip yaymada rehberlik etmek; bu amaçla tarımsal işletme merkezleri, fabrika ve atölyeler kurmak ve işletmek; silo, ambar işleriyle uğraşmak; tarımsal işletmeler kurmak veya bunlara sermaye iştirakinde bulunmak olarak belirlenmiştir. (2)

Köylünün daha kaliteli ve verimli tohum ekerek daha fazla ürün elde etmesi için 1923-1938 yılları arasında 8 tohum ıslah ve deneme istasyonu kurulmuştur. Eskişehir (Sazova), Adana, Adapazarı, İstanbul-Yeşilköy ve Ankara’da kurulan merkezler, bu amaca yönelik faaliyette bulunmuştur. (3) Örneğin 1931 yılında Eskişehir’de kurulan Dry Farming Deneme İstasyonu ile Çifteler Örnek Çiftliği’nde (1935) kuru tarımın modernleştirilmesine, 1938 yılında Ankara ve Trakya’da kurulan çiftliklerde buğday tohumlarının ıslahına dönük denemeler yapılmıştır. (4) Bu istasyonlara 1936 yılından sonra Kayseri Yem Bitkileri, Antalya Sıcak İklim Bitkileri İstasyonları ile Erzurum ve Samsun İstasyonları eklenmiştir. (5) Ayrıca Atatürk bizzat kendisi 1925 yılından itibaren Ankara’da Orman, Yalova’da Millet ve Baltacı, Silifke’de Tekir ve Şövalye, Dörtyol’da Karabasmak, Tarsus’ta Pillioğlu çiftliklerini kurmuş ve 11 Temmuz 1937’de bunların tümünü Hazine’ye bağışlamıştır. (6)

ANTALYA SICAK İKLİM NEBATATLARI TEKSİR VE ISLAH İSTASYONU

Ülkemizde Cumhuriyet döneminde başlatılan tarımsal atılımlar çerçevesinde ılıman iklim bölgesi olan Antalya’da uygun ürün çeşitlerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen ilk girişim, 1925 yılında dönemin Ticaret Bakanı Ali Cemal Bey tarafından başlatılmıştır. Bakan narenciyenin önemli bir emtia olduğunu belirterek kentte bir fidanlık kurulmasını önermiştir. (7) 1926 yılındaki incelemelerin ardından Antalya Özel İdaresi’ne ait 40 dekarlık alan üzerinde ilk narenciye fidanlığı kurulmuştur. (8) Fidanlığın kurulduğu arazi Tekelioğulları Vakfı’na aittir. Vakıf kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla arazi Teke Sancağı Mütesellimi El-Hacc Ahmet Ağa tarafından vakfedilmiştir. (9) Kentte narenciye dışında tarla bitkileriyle ilgili ilk bilimsel çalışmalar ise Aksu bucağında sürdürülmüştür.

1933 yılında Aksu çayı kenarında ve Antalya-Serik şosesinin 18. kilometresi üzerinde işletmeye giren müessesenin o günkü ismi “Antalya Çeltik Deneme Tarlası”dır. (Resim 1) İstasyon, 1937 yılında tümüyle Aksu’ya taşınmış ve ismi “Sıcak İklim Nebatatları Teksir ve Islah İstasyonu” olarak değiştirilmiştir. Araştırma kapsamında incelenen yapılar, Aksu’da bu tarihten itibaren inşa edilmiştir. Ancak daha sonraki yıllarda işletmeye Bölge Tohum Islah ve Deneme İstasyonu (1947), Bölge Zirai Araştırma Enstitüsü (1957), Pamuk Araştırma Enstitüsü (1974) ve Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (1987) gibi farklı isimler verilmiştir. 2004 yılında da Antalya’da bulunan Narenciye Enstitüsü ile birleştirilerek ismi Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’ne (BATEM) dönüştürülmüştür. (10)

Güney Anadolu’da yetiştirilebilecek ürünleri belirleyip, uygun yetiştirme teknikleriyle birlikte üreticiye sunmayı amaç edinen Sıcak İklim Nebatatları Teksir ve Islah İstasyonu’nun ilk kurumsal yapısı, İsveç’ten gelen ve sıcak iklim nebatatları konusunda uzman olan Dr. T.A. Tengwall ve Şevket Bey tarafından oluşturulmuştur. İstasyonun kadrosu toplam 25 kişiden oluşmaktadır. (11) Açıldığı dönemde çalışma konuları genişleyerek çeltik yanında tropikal ve subtropikal iklim bitkileri üzerinde araştırmalar başlatılmıştır. İlk ürün olarak kahve denenmiş, bu amaçla Mairitus Adaları’ndan kahve tohumu getirtilmiştir. Ancak uygun ekolojik ortam oluşmadığı için kahve yerine muz denemelerine geçilmiş, Java ve Rodos adalarından muz klonları getirtilerek bu konuda adaptasyon çalışmalarına başlanmıştır. (12) Aksu’ya taşınan istasyonda daha önce fidanlıkken yapılan jütle ilgili çalışmalara da devam edilmiştir. (13) İstasyonda, daha sonraki yıllarda pamuk, yulaf, yonca, çeltik, yer fıstığı, susam ve hintyağı gibi farklı ürün denemelerine gidilmiştir. (14) Pamuk üretiminin önem kazandığı yıllarda enstitü bünyesinde iki fabrika ve bunlara hizmet eden 18 depo inşa edilmiştir.

YERLEŞKEDEKİ YAPILARIN İŞLEVLERİ VE MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Aksu’da bulunan tesis 805 dekar bahçe, 20 dekar fidanlık arazisi ve 12.000 m2 kapalı alana sahiptir. (15) (Plan 1) İşletmenin ana girişi palmiyelerle süslenmiş geniş bir yol aksından verilmiştir. Aksın tam karşısında istasyon idare binası yer almaktadır. Yapımı 3 Mayıs 1938’de tamamlanan binanın müteahhidi Mehmet Yontaş ve Mustafa Yaldız’dır. Toplam 472 m2 olan bina iki katlıdır. Zemin katında müdür odası, idari bürolar, koleksiyon salonu, genetik, ziraat ve kimya odaları ile ambar ve makine dairesi bulunmaktadır. İkinci kat ise müdür lojmanıdır. (16) Zamanla tesisteki iş çeşitliliğinin artması nedeniyle, sadece kuzey yönünde dizilmiş odalara sahip binanın güney cephesine de idari odalar eklenmiş ve bunların üzerine de bir kat inşa edilerek 872 m2 büyüklüğünde bir idari bina oluşturulmuştur. (Plan 2, Resim 2)

Yapıya ilaveler yapılmadan önce binanın en doğusundaki bölüm, müdür lojmanı olarak işlevlendirilmiştir. Daha sonraki süreçte istasyona yeni binaların inşa edilmesi nedeniyle palmiyeli yolun sağından ve solundan yeni yollar açılmış, ahırlar ve kümeslerin bulunduğu bölüme Antalya-Serik karayolundan tali bir giriş daha verilmiştir. Bununla birlikte hayvancılık alanında da öncü çalışmalar başlatılmıştır. Yapıların yerleşke içindeki işlevlerine uygun dağılımları ve yer seçimi planlamadaki genel kurgunun altyapısını oluşturmuştur. Yerleşkenin ana strüktürünü “Palmiyeli Yol” oluşturmaktadır. (Resim 3)

Rasyonel bir düzene sahip yapılar grubu yoğunluklu olarak bu yolun batısında konumlandırılmıştır. Palmiyeli Yol, yönetim binasının önünde bulunan meydana bağlanmaktadır. Meydana batı yönünde bağlanan yol üzerinde barınma, eğlenme, dinlenme işlevlerinin gerçekleştirildiği sosyal birimler yer almaktadır. İşçi lokali, kantin, daha sonraki yıllarda ilave edilen mescit ve işçilere ait üç farklı tipte lojman bu kısımda bulunmaktadır. (Resim 4, 5)

Bunlar “sekülerleşme” kavramını yerleşke içinde hayata geçiren mekânsal kullanımlar olarak tanımlanabilir. Batılı formatlar içinde sinema ve tiyatro izleme, yemekleri kimi zaman birarada yeme, balolar düzenleme gibi yeni yaşam pratikleri, dönemin Devlet Çiftlikleri’nde benzer bir örgütlenme biçimi meydana getirmiştir. Yerleşkelerin üretim mekânlarında kadın çalışan sayısı çok az olsa da, özellikle sosyal birimlerde ve konut alanlarında kadınlı erkekli toplu kullanıma odaklanan yeni bir mekân anlayışı benimsenmiştir. (17) Sosyal donatılar bu düzende merkezî bir konumda yer almakta ve idari bina ile birlikte üretime dayalı birimleri (fabrika, depolar, atölyeler) işçi konutlarından ayırmaktadır. (Plan 3)

Yerleşkede konutlara ilişkin ilk etapta farklı plan sistemine sahip iki blok tasarlanmıştır. Birinci tip, her odada bir işçinin kalacağı, mutfak ve banyo birimlerinin ortak kullanılacağı, toplam beş işçi kapasiteli olarak planlanmıştır. Daha sonraları bu birimlerde ailelerin kalmasına uygun olacak şekilde bir düzenlemeye gidilmiş, üç oda, küçük bir mutfak, banyo ve tuvaletten oluşan işçi lojmanlarına dönüştürülmüştür. (Plan 4, Resim 6)

İkinci tipte ise, tüm odalar doğuya, ıslak mekânlar batıya bakacak şekilde düzenlenmiştir. İkiz olarak planlanan lojmanların yan ve arka cepheleri boydan boya terasla kaplanmıştır (Plan 5, Resim 7)

Teknisyenlere ait olan üçüncü tipteki lojmanlar ise ikiz birimler olarak tasarlanmıştır. Yapıların girişi kuzeyden verilmiştir ve burada da odalar güneye, ıslak mekânlar kuzeye bakmaktadır (Plan 6)

12 adet mühendis lojmanı ise, girişe ve spor sahasına yakın, Palmiyeli Yolun doğusunda tasarlanmıştır. Bu alan yerleşkenin yapı yoğunluğu olmayan, daha sakin ve nezih bir kısmıdır. Bahçeli, müstakil ev düzenine sahip olan konutların tanımlanmış bir bahçesi yoktur. Dolayısıyla mahremiyet ikinci plandadır. Yoldan altı basamakla bir terasa çıkılır ve buradan tüm odaların açıldığı geniş bir hole (salon) girilir. Islak hacimler ortak düşünülmüş ve ayrı bir koridora bağlanmıştır. (Plan 7, Resim 8) Müstakil konutların tasarımına ilişkin yer seçimi ve plan sistemi gibi temel kararlar, yerleşkedeki hiyerarşik anlayışın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Palmiyeli Yolun devamında, işletmenin Pamuk Araştırma Enstitüsü’ne dönüştürüldüğü yıllarda inşa edilen Çırçır Fabrikası, Sawgın Fabrikası ve 18 adet depo bulunmaktadır (Plan 8, 9) (Resim 9-11) Bunların karşısında, idari binanın arka tarafında ise atölyeler yer almaktadır. (Resim 12) Bu yapılarda da tıpkı diğerleri gibi rasyonel, sade bir estetik hâkimdir. Yapılar ince, uzun ve yüksek kütlelerdir. 1960’ların sonunda inşa edilen Sawgın Fabrikası yerleşkenin diğer yapılarından farklı olarak, yapıldığı döneme uygun bir mimari dile sahiptir.

Yerleşkenin doğusunda yer alan ve tali yolla ilişkilendirilen birimler daha çok hayvancılık bölümüne aittir. Burada farklı büyüklüklerde 8 adet tavukhane ile büyük ve küçükbaş hayvanlara ait 9 adet ahır bulunmaktadır. (Resim 13, 14) Bu birimlerde sığırcılık ve tavukçuluk konularındaki ıslah ve beslenme ile ilgili araştırmalar yanında üretim faaliyetleri de sürdürülmüştür.

Ancak şu anda hayvancılıkla ilgili yapılarda da üretime dönük hiçbir faaliyet yoktur. Yapılar içindeki teçhizatla birlikte atıl olarak bekletilmektedir. Zaten bunların çoğu çürümüş olduğu için işe yaramaz durumdadır. (Resim 15-17)

SONUÇ

Halkçılık ve köycülük ilkelerine dayanılarak gerçekleştirilen tarımsal işletmeler Cumhuriyetin tarım ve hayvancılık alanında modernleşmesini amaçlayan yeni bir mimari model oluşturmuştur. Bu işletmeler bir taraftan çiftçiyi bilimsel metodlarla tanıştırmayı, üretimi rasyonelleştirmeyi, tarımsal üretimi iç ve dış pazara göre düzenlemeyi, ürün çeşitliliği sağlamayı ve ürünleri ıslah etmeyi öğretirken (18) diğer taraftan da devlet merkezli kamusal yaşamı örgütlemişlerdir. Bunlardan biri olan Sıcak İklim Nebatatları Teksir ve Islah İstasyonu erken Cumhuriyet döneminde ülkemizde kurulan ve uzun yıllar bulunduğu bölgenin tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerine yön gösteren bir okul olmuştur. Aynı zamanda sahip olduğu geniş yeşil arazi nedeniyle ekolojik bir değer oluşturmuştur.

Ancak şimdilerde her açıdan önemli bir işleve sahip olan yerleşkede bulunan yapılar, içindeki alet ve teçhizatla birlikte çürümeye terk edilmiş, yetkili kişilerin kendisi hakkında vereceği nihai kararı beklemektedir. Alanın hangi yeni fonksiyonla kullanılacağı, satılacak mı, yoksa kiraya mı verileceği tartışma konusudur. Fakat hangi yeni işlev verilirse verilsin, yerleşke niteliğini kaybedecek, üzerindeki yapılar yıkılacak, tarım arazisi olarak kullanılamayacaktır. Oysa işletmenin mevcut işleviyle varlığını sürdürmesi hem ekolojik, hem de ekonomik açıdan bir gerekliliktir. Sadece yapıları korumaya almak da yeterli değildir. Asıl önemli olan çiftliğin bütünlüğünün bozulmadan korunmasıdır. Nitelikli tarım arazisinin giderek azaldığı Antalya’da, elde kalan az sayıdaki örnekten biri olan bu çiftliğe sahip çıkılması, ranta kurban edilmemesi ve tesisin günümüz koşullarına uygun olarak modernize edilmesi için çaba gösterilmesi hepimizi ilgilendiren bir görevdir.

NOTLAR

* Araştırmanın alan çalışmalarında yardım eden ve yerleşkeye ait yapıların mimari çizimlerini yapan Mimar D. Deniz Ölekli’ye teşekkür ederim. BATEM İşletme Arşivi” olarak belirtilen çizimlerin dışındakilerin tüm çizimler Çetin ve Ölekli Arşivi’ne aittir.

1. Toprak, 1988, ss.22-24.

2. Tecer, 2006, s.115.

3. İstatistik Genel Müdürlüğü, 1951, s.268.

4. Tekeli ve İlkin, 1988, s.121.

5. İstatistik Genel Müdürlüğü, 1951, s.268.

6. Avcıoğlu,1969, s.179.

7. Cenai 1927, s.927.

8. Alçıtepe, 2011, s.2.

9. Sönmez, 2007.

10. BATEM Arşivi.

11. Alçıtepe, 2011, s.2.

12. Alçıtepe, 2011, s.2.

13. 1941, Resmi Antalya

14. BATEM Arşivi.

15. BATEM İşletme Arşivi.

16. 1941, Resmi Antalya

17. Arıtan, 2008.

18. Tevfik, 1933, s.431.

KAYNAKLAR

1941, “Cumhuriyet İdaresinin Tarihî Teessüslerinden Biri: Antalya’da Yapılan Nafia İşleri”, Resmi Antalya, 23 Haziran 1941.

Alçıtepe, A.G. 2011, Antalya’da Tarımsal Kurumların Tarihçesi, Antalya Kent Müzesi Projesi Yayınları, www.antalyakentmuzesi.org.tr/download/17.pdf (12.01.2012)

Arıtan, Ö. 2008, “Modernleşme ve Cumhuriyetin Kamusal Mekân Modelleri”, Mimarlık, sayı:342.

Avcıoğlu, D. 1969, Türkiye’nin Düzeni (Dün, Bugün, Yarın), Bilgi Yayınevi, İstanbul.

BATEM İşletme Arşivi, http://www.batem.gov.tr/bölümler/işletme.htm (06.02.2012)

Cenai, A. 1927, “Sahil Anadolu’nun İktisadi Vaziyetine Dair Notlar”, Ayın Tarihi, cilt:7, sayı:22, s.927.

İstatistik Genel Müdürlüğü, 1951, İstatistik Yıllığı, cilt:19, s.268.

Sönmez, C.C. 2007, “Narenciyeyi Kaptırmayalım”, Radikal, 27 Mayıs 2007.

Tecer, M. 2006, “Atatürk Döneminde Ekonomik Örgütlenme (1923-1938)”, Amme İdaresi Dergisi, cilt:39, sayı:4, ss.75-116.

Tekeli, İ. ve S. İlkin, 1988, “Devletçilik Dönemi Tarım Politikaları”, Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000), Yurt Yayınları, Ankara.

Tevfik, İ. 1933, “TC Ziraat Siyasetinden ve On Senelik Ziraat İşlerine Toptan Bir Bakış”, Ziraat Gazetesi, Eylül-Ekim 1933, sayı:9-10, s.431.

Toprak, Z. 1988, “Türkiye Tarımı ve Yapısal Gelişmeler (1900-1950)”, Türkiye’de Tarımsal Yapılar (1923-2000), Yurt Yayınları, Ankara.


Bu icerik 6590 defa görüntülenmiştir.