367
EYLÜL-EKİM 2012
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Cami
    Doğan Kuban, Prof. Dr., Mimarlık Tarihçisi

YAYINLAR



KÜNYE
GÜNCEL

Mimarlık Üzerine Olmayan Bir Tartışma: Çamlıca Camisi ve Yarışması

N. Müge Cengizkan

Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleşen en yüksek ödüllü mimarlık yarışması olan Çamlıca Camisi Mimari Proje Yarışması (Birincilik Ödülü 300.000 TL), 10 Eylül 2012 tarihinde sonuçlanıp kamuoyuna duyurulacak. Bu, konunun geldiği son nokta. (Dergi yayına hazırlanırken, yeni bir gelişme olması da mümkün tabii). Yakın geçmişte hızlı bir tur yapmak gerekiyor, fazla geriye gitmeden 2010’a dönmek yeterli.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2010 yılında Çamlıca Tepesi'nde yeni bir TV-radyo anteni tasarımı için uluslararası fikir projesiyle ilgili olarak UIA’ya başvurmuş, UIA ulusal kesim olan Mimarlar Odası'nın görüşüne dayanarak yarışmanın düzenlenmeyeceğini bildirmiştir. Mimarlar Odası, tarihî ve sembolik bir alan olan Çamlıca Tepesi’nin, doğal ve kültürel miras olması nedeniyle SİT alanı olarak tescillendiği; mevcut eski teknoloji ürünü olan TV ve radyo antenlerinin de insan sağlığına verdiği zararlar bilim insanlarınca yıllardır dile getirildiği; dijital yayın olanaklarının geliştiği günümüzde bölgenin dokusuna, Boğaz’ın siluetine zarar veren antenlerin kaldırılarak başka bir bölgeye taşınması gerekliliği ve tepenin Boğazın en önemli yeşil bölgesi olduğu vurgusuyla kamusal alan olarak kullanımına uygun düzenlemelerin yapılması ama alanın yapılaşmaya açılmamasını savunmuştur.

Uluslararası yarışma açılamayınca İstanbul Büyükşehir Belediyesi “fikir yarışması” adı altında yönetmeliğe aykırı pek çok düzenleme içeren ulusal ölçekte bir yarışma açmış, bir proje seçilmiş ve seçilen proje rafa kaldırılmıştır.

Çamlıca tepesi konusundaki tartışmalar Mayıs 2012’de yeniden alevlenmiştir: Burada “Bütün İstanbul’dan görülebilecek” bir cami yapılacağı ulusal basından duyurulmuş; Kültür ve Turizm Bakanı “mütedeyyin kişilerin Çamlıca’da cami fikrinden hoşlanmadıkları”nı belirterek kamuoyunu yatıştırmış; fakat hemen sonra Kahramanmaraş’ta Başbakanın beğendiği bir caminin mimarı Çevre Bakanlığı Müşavirliği’ne atanmış ve Çamlıca Camisi tasarımı işinin kendisine verildiği basına verdiği demeçlerden öğrenilmiştir. Bu arada, 4 Haziran 2012 tarihinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “1/5000 Ölçekli Nazım ve 1/1000 Ölçekli Büyük Çamlıca Özel Proje Alanı” adı altında, bu konudaki asıl yetkili olan Kültür ve Turizm Bakanlığı devre dışı bırakılarak alan yapılaşmaya açılmıştır.

Kamuoyunun tepkileri üzerine (nedense sadece işin verilme yöntemine ilişkin eleştiriler dikkate alınarak) cami tasarımının beş mimara / ekibe çalışmaları için verildiği duyumu alınmışsa da doğrulanmamış ve 23 Temmuz 2012 tarihinde konu yarışmaya açılmıştır. Çoğunluğu TOKİ ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bürokratlarından olan yarışma jürisinden istifalar olmuş; 8 Ağustos tarihi itibariyle 91 şartname alınmış; yarışmacılara 44 gün süre verilmiştir. Şartnamede yarışmayı kazanan mimarın eser sahipliği hakkından vazgeçmesi de istenmektedir.

Mimarlar Odası, yarışma sürecine ilişkin bilgilendirme sorumluluğu çerçevesinde yarışmayı bir “kent suçu” yaratma sürecinin bir parçası olarak değerlendirmiş ve desteklemediğini kamuoyuna duyurmuştur.

Bu konu üzerine, caminin İstanbul Boğaz öngörünüm bölgesindeki yeri ve kent siluetine etkileri; caminin İstanbul ve o bölge için gerekli olup olmadığı; caminin ölçeği ve simgeselliği; projenin hangi yöntemle elde edilmesi gerektiği; hiç de ilginç olmayan biçimde böyle yüksek bedelli olarak açılan mimarlık yarışmasının türlü zafiyetleri; bu zafiyetlere rağmen yarışmaya girme hevesi; tartışmanın sadece ‘modern’ bir cami tasarımı elde edilmesine indirgenmesi; ya da daha iki yıl önce yine tartışmalı biçimde elde edilen Çamlıca TV Kulesi projesinin neden rafa kalktığı; Çamlıca TV Kulesi yarışma jürisinden veya kazanan ekiplerden kimsenin sesinin neden yeterince çıkmadığı tartışılabilir, tartışılıyor.

İstanbul’a iz bırakmak isteyen iktidarın, yeni ve yersiz hamlelerinden biriyle daha yüzleşmekte olduğumuz bu durumda asıl önemli ve ürpertici soru, bundan sonra kentsel müdahalelerin yeni aracı ve meşruiyet zemininin sahte mimarlık / kentsel tasarım yarışmaları mı olacağı sorusudur.

***

İlerleyen sayfalarda, Haydar Karabey ve Zeynep Ahunbay, Çamlıca Camisi tartışmaları ve yarışması sürecine ilişkin görüşlerini aktarıyorlar. Doğan Kuban’ın henüz yarışma duyurusu yapılmadan önce yazdığı ve basında yer alan yazısına da burada yer veriyoruz.

Bu icerik 3944 defa görüntülenmiştir.