427
EKİM-KASIM 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
ETKİNLİK

COP26, Kültürel Miras ve İklim

Duygu Ergenç,Dr., ODTÜ Mimarlık Bölümü Kültürel Mirası Koruma Programı, ICOMOS Türkiye

ICOMOS tarafından 18 Nisan Dünya Anıtlar ve Sitler Günü kapsamında 2022 yılı için belirlenen “kültürel miras ve iklim” teması, kültürel mirası korumak için iklim adaleti ve eşitliğinin nasıl kullanılabileceği ve iklim eylemi yoluyla kırılgan toplulukların adaletli bir şekilde korunmasının nasıl sağlanabileceği gibi konulara eğilmeyi hedefliyor. Bu kapsamda dönem boyunca planlanan etkinliklere ve COP26’da öne çıkan konulara değinen yazar, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yönelik en temel eylemin, mirasın sürdürülebilir bir şekilde kullanılması olduğunun altını çiziyor.

 

İklim, enerjiden ekonomiye hayatımızdaki pek çok konuyla ilintili, tabii ki kültürle ve mirasla da. Haliyle sözcük dağarcığımıza sağlam bir şekilde yerleşen iklim değişikliği, 18 Nisan Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü’nde de kendine yer buldu ve 2022 yılı için tema “kültürel miras ve iklim” seçildi.

İklimde büyük ölçekte yaşanan küçük değişiklikler mikro-iklimde büyük farklara sebep olduğu için ister anıtsal, ister geleneksel konut, ister arkeolojik, ister taşınır her türlü kültürel mirasa bunların doğrudan ve dolaylı etkisi olmakta. Şiddetli yağmurların ve rüzgarların artması, sıcaklığın, bağıl nemin, deniz suyu seviyesinin yükselmesi / azalması gibi doğrudan fiziksel etkilerin yıkıcı sonuçları, sel, orman yangını, tsunami gibi hazırlıksızlık sonucu zarar veren afetlerle ani olarak görülebilmektedir. Ayrıca nem ve sıcaklıktaki dalgalanmalar ve pH değişimi gibi kümülatif etmenler zamanla daha agresif korozyona, biyolojik birikime, küflenmeye, hava kirliliğine, tuzlanmaya ve dolaylı olarak yapı malzemelerinin hızla bozunmasına, zeminin oturmasına, yapısal sorunlara ve çoğu zaman geri dönüşü olmayan hasar ve kayıplara yol açmaktadır.[1] (Resim 1, 2)

Bunlara ek olarak somut olmayan kültürel mirastaki beşeri etkiler de cabası… Antropojenik iklim değişikliği insanların mirasla, birbirleriyle, toprakla ve özdeşleştikleri yerlerle olan ilişkisini de etkilemekte ve gelenek, kimlik, kapasite ve beceri kaybı yaşanmaktadır. Örneğin biyoçeşitliliğin azalması, tarımı, geleneksel mutfak becerilerini ve gıda güvenliğini olumsuz etkilemekte; bunlar da beraberinde göçleri getirmekte, göçler de bambaşka sorunların yanında kırsal mirasta bakım onarım eksikliğine yol açmaktadır. Bu da dolayısıyla tarihî yapının her türlü çevre olayına karşı kırılganlığını artırmakta, yani bir bakıma “bakarsan bağ bakmazsan dağ olur” atasözü gerçeğe dönüşmektedir. Bu sarmaldan çıkmanın tek yolunun acil eylem planlarıyla sürdürülebilir bir önleyici koruma olduğu düşünülmektedir.

1990’lardan beri çalışılan iklim değişikliğinin kültürel miras üzerindeki etkileri son on yılda artarak dünya çapında ilgi odağı oldu. 2004’ten günümüze bu çerçevede yapılan projelerin sayısı da son yıllarda yerel yönetimlerin de katılımıyla hızla artmaktadır. 2005’te ilk kez Dünya Miras Komitesi’nin gündeminde kendine yer bulan ikim değişikliği, 2017’de ICOMOS’ta şimdiki adı “İklim Eylemi” olan “İklim Değişikliği ve Miras” Çalışma Grubu’nun ve 2018’de çok bileşenli İklim Mirası Ağı’nın kurulmasıyla günümüzde en çok tartışılan konu haline gelmiştir. 2019’da AB’de Avrupa Yeşil Mutabakatı adlı iklim yasasının çıkarılmasının ardından, geçtiğimiz yılın Kasım ayında Glasgow’da BM İklim Değişikliği Konferansı (Taraflar Konferansı, COP26), içinde Türkiye’nin de bulunduğu 197 ülkenin katılımıyla gerçekleşti. Amacı küresel ısınma ve sera gazı salınım oranlarını azaltmak olan toplantının olumlu yönleri olmakla birlikte gezegenimizin tarihinde çok önemli bir an olarak lanse edilen COP26 çok da radikal kararlara sahne olmadı. Peki tarihî çevre ve binalar, hikayelerimiz ve geleneklerimiz yani mirasımız tüm bu tartışmaların neresinde? Kültürel miras iklim eyleminde önemli bir rol oynamakta, ki COP26’da miras bağlamında altı çizilen asıl konu da bu oldu. COP yalnızca resmî müzakerelerden oluşmamakta aynı zamanda yan etkinlikler, toplantılar, konferanslar, sergiler ve gösteriler de düzenlenmekte. İklim Miras Ağı, iklim kriziyle etkin bir şekilde mücadele etmek için kültürün potansiyelini gerçekleştirmeye yönelik eylem planlarıyla bu yan etkinlikleri doldurmakla kalmayıp bir de manifesto hazırladı. COP’ta kültür adlı girişimle on beşin üzerinde etkinlik düzenlendi, kültür-iklim bağlantısını harekete geçirmeyi amaçlayan çeşitli eylem ve tartışma çağrıları başlatıldı. Mart 2021’de Europa Nostra, İklim Miras Ağı, ICOMOS öncülüğünde Avrupa Yatırım Bankası’nın desteğiyle ve uzmanların katkısıyla yayımlanan Avrupa Kültürel Miras Yeşil Belgesi’nde enerji ve kaynak, verimli bir şekilde inşaat ve onarım, kültür turizmi kaynaklı sera gazı salımını azaltım, zanaat ve miras için yeşil finansman ve yeniden beceri kazandırma gibi konuların altı çizildi. Karar vericilere ve miras koruma uygulayıcılarına sunulan önerilerde öne çıkanlar arasında, geleneksel ve yerel enerji üretimi ve yapı teknik bilgisinin tanımlanması, belgelenmesi, korunması ve yaygınlaştırılması, döngüsel ekonomi, karbon okuryazarlığı gibi başlıklar öne çıkmaktadır.

Yakın zamanda gerçekleştirilen ICOMOS, IPCC, UNESCO ortak toplantısında, güney yarım küredeki ülkeler arasına kurulan bir kalkınma iş birliğini temsil eden Güney-Güney ve Üçlü İşbirliğinde[2] kültürün ve mirasın önemi vurgulanmıştır. Yani kalkınmakta olan ülkelerin iklim değişikliği konusunda sırt sırta verip esnek, uygun maliyetli ve yenilikçi çözümler bulmalarının uygun olacağı belirtilmiştir. Bunca girişim, dernek ve projenin hepsinin ortak katkısı, kültürel mirasın iklim değişikliğine karşı savunmasızlığını değerlendirmek için metodolojiler oluşturmak, veriye dayalı karar verme araçları oluşturmak ve farkındalığı artırmaktır. Çalışmaların çoğu anıtsal yapılardan, kırsal mirasa, müzelerden somut olmayan mirasa görülen etkileri, riskleri ve güvenlik açıklarını tespit etmeyi içermekte; çünkü doğru tespit doğru müdahalenin ön koşuludur. Öte yandan bilim insanları yeşil koruma teknikleri üzerine yoğun bir şekilde çalışmakta.

Türkiye'de iklim değişikliği uzun zamandır bilimsel ilgi görmesine rağmen, politikacılar ve kamuoyu tarafından henüz hak ettiği ilgiyi görmeye yeni yeni başladı. 2020 yılında büyükşehir belediyeleri iklim değişikliği ve uyum birimleri kurdu, paneller düzenledi. Paris Anlaşması'nın onaylanmasından sonra, iklim değişikliği çevre ve şehircilik bakanlığının ismine de eklendi ve COP26’ya katılındı. Mirasla ilgili olarak da uluslararası ortaklı, yerel yönetim, üniversite iş birliğiyle çok sayıda proje yapılmaktadır.[3] Şimdiye kadar iklimle ilişkili çalışmalar Avrupa ve kuzey Amerika kıtası yoğunluklu olduğu için,[4] Türkiye’den çıkan her bir verinin önemi hem küresel anlamda hem de bizim açımızdan büyük.

ICOMOS Türkiye İklim Eylemi Çalışma Grubu olarak da bu yıl “kültürel miras ve iklim” temalı webinar serisi düzenlemeye başladık. İlk etkinlikte, Prof. Dr. Levent Kurnaz konuşmasında değişen iklim nedenli göçün çok da uzak olmayan bir gelecekte kontrol edilemez boyutlara ulaşacağını ve bu durumun mirası doğrudan etkileyeceğini gündeme getirdi. Dr. Ege Yıldırım da sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği ve kültürel miras ilişkilerini ele aldığı konuşmasında iklim eyleminin etkinleştirilmesinde kültürel mirasın rolünün bir kez daha altını çizdi. (Resim 3, 4) İkinci buluşmada, Dr. William Megarry, iklim ve mirasın karşılıklı ilişkisine parmak basıp tüm eylemlerimizde iklim adaletinin farkında olmamız gerektiğinden, karbondan arınmayı dünyadaki yoksulluk, eşitsizlik ve çatışmalardan ayrı ele alamayacağımızdan bahsetti. Kendisi de bu çetrefilli konunun üstesinden gelmenin zor olduğunu ama mücadele etmekten başka çaremiz olmadığını tekrarladı. (Resim 5)

Pandeminin başlarında küresel olarak “evde kal”dığımızda sosyal medyada “dereler temiz akıyor” diye fotoğraflar paylaşılmıştı, hatırlarsanız. Ama bu romantizm çok sürmedi ve antropojenik iklim değişikliği tüm dünyada benzeri görülmemiş çevresel olaylara neden olmaya devam etti. İklim değişikliğini artık her yerde, o kadar çok duyuyor, o kadar çok görüyoruz ki toplumda anlam boşalması yaşandığı da yadsınamaz. Proje çıktıları, metinler, açıklamalar, raporlar, toplantılar iklim değişikliğinin yıkıcılığının artacağına işaret ederken, korkuya kapılıp hareketsiz kalmak çok olası. Açıkçası bu çok bilinmeyenli denklemi çözmeye koyulmak için yapılabilecek en emin yol olabildiğince çok örnek çalışıp veriler üzerinden tekrarlanabilir yöntemler üretmek ve bu bilgiyi yaymak. Bir yandan uluslararası iş birliğini artırırken, yerel kapasite ve kaynaklarla yerelde uyum sağlama stratejileri geliştirebilir, dahil olduğumuz ağlar yoluyla bilgi ve deneyimlerimizi paylaşabiliriz. Şüphesiz ki mirasın sürdürülebilir bir şekilde kullanılması iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yönelik en temel eylemdir. Mimarlığın gözde konularından “yeşil bina”ların “en yeşil”lerinin zaten yapılmış olanlar olduğunu[5] hatırlayıp yeniden filizlenen “yeniden işlevlendirme” çalışmalarına dikkatleri çekmek gerekiyor. Ancak bu sayede kaynakları daha verimli kullanabilir ve küresel ısınmaya neden olan karbon emisyonlarını azaltabilir, tarihî yapıları güçlendirerek kullandıkları enerji miktarını azaltabiliriz. Bardağın dolu tarafından bakarsak küresel ve yerel örgütlenme sayesinde dünyada ve Türkiye’de miras koruma hiç olmadığı kadar iş birliğine açık, çok disiplinli ve çok sesli. Kültürel mirasın korunmasında doğru risk yönetimi için iklim önceliklendirilirse, değişik disiplinlerden uzmanlar karar verme sürecine dahil edilirse, yerel halkın deneyim ve bilgileriyle harmanlanıp koordine bir şekilde kapsamlı politikalar üretilirse iklim dirençli sürdürülebilir kalkınma mümkün.

NOTLAR

[1] Sesana, E.; Gagnon, A.S.; Ciantelli, C.; Cassar, J.A.; Hughes, J.J., 2021, “Climate Change İmpacts on Cultural Heritage: A Literature Review”, Wires Climate Change, cilt:12, sayı:4, s.710. https://doi.org/10.1002/wcc.710 [Erişim: 20.08.2022]

[2] South-South and Triangular Cooperation

[3] Shelter, Storm, Prot3ct, Craft vd.

[4] Simpson, N. P.; Clarke, J.; Orr, S.A.; Cundill, G.; Orlove, B.; Fatorić, S.; Sabour, S.; Khalaf, N.; Rockman, M.; Pinho, P.; Maharaj, S.S.; Mascarenhas, P.V.; Shepherd, N.; Sithole, P.M.; Ngaruiya, G.W.; Roberts, D.C; Trisos, C.H., 2022, “Decolonizing climate change–heritage research”, Nature Comments, sayı:12, ss.210-213. https://doi.org/10.1038/s41558-022-01279-8 [Erişim: 20.08.2022]

[5] Elefante, Carl, 2012, “The Greenest Building Is... One That Is Already Built”, Forum Journal, cilt:27, sayı:1, ss.62-72. https://www.muse.jhu.edu/article/494514 [Erişim: 20.08.2022]

Bu icerik 1158 defa görüntülenmiştir.