427
EKİM-KASIM 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
TEMA[S]

Taklitler Çağında Gerçeklik: Çölde Bir Vaha

Betül Ergün, Arş. Gör., Trakya Üniversitesi Mimarlık Bölümü

 

Desert X, çağdaş sanatın galeri duvarlarından taşan ve kültürler arası diyalog oluşturma gücünden beslenerek ortaya çıkan bir sanat organizasyonu. İlki 2017 yılında Kaliforniya’daki Whitewater doğal koruma alanında ve Coachella vadisinde farklı sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, iklim değişikliği ve göç gibi hassas temalara odaklanırken yaban hayatının korunmasına ve Amerikan yerel kültürüne de dikkat çekmeyi amaçladı. Organizasyon 2022 yılı için Kaliforniya çöllerinden Suudi Arabistan çöllerine taşındı. Kültür mirası alanlarla çevrili El-Ula çölünde gerçekleşen Desert X Alula 2022, 15 uluslararası sanatçının eserine ev sahipliği yaptı.

"Serap" (Sarab) temasıyla yaratılmış eserlerden en dikkat çekici olanı, “Aynı Güneşin Altında” (Under the Same Sun) isimli eserdi şüphesiz. Kanadalı genç sanatçı Stephanie Deumer’a ait olan eser, diğerlerinden farklı olarak yerin altına yerleşmiş, güneşin maddeselliğini, yarattığı enerji, imaj ve formları sorgulayan bir video enstalasyonu. Sanatçının ilk büyük ölçekli eseri olarak ortaya çıkan yerleştirme, Deumer’in simulakra, simülasyon evreni ve yapay gerçeklik üzerine devam eden çalışmalarının bir ara ürünü olarak yorumlanabilir. 20. yüzyılın önemli felsefecilerinden Jean Baudrillard tarafından, “bir gerçeklik olarak algılanmak isteyen görünüm” olarak tanımlanan simulakra, en basit tabirle özü boşaltılmış görüntü veya kopyanın kopyasıdır. Bu felsefi bakış açısıyla, simulasyon evreni ise tamamen taklit ve görüntülerden oluşan, gerçeklikten yoksun bir düzene işaret ediyor. Felsefe, edebiyat ve sinema gibi çeşitli alanlarda çokça işlenen bu kavramlar, Deumer’in eserinde ise yer altına gömülmüş ve yapay güneş ışığıyla fotosentez yapması sağlanan bitkilerin olduğu küçük bir sera üzerinden ziyaretçilere aktarılmış.

Aynı Güneşin Altında, içinde küçük bir bitkinin bulunduğu, yer altına yerleştirilen bir cam küp ve bu alanın üstünü örten güneş panellerinden oluşmakta. Mağara, taş dolgulu gabion duvarlarla çevrelenirken, alanın girişinde yer alan eğimli patika ziyaretçileri gizemli bir alana doğru çeker. Alanın tam ortasına yerleştirilen insan boyutlarındaki bu cam küp, güneş ışığının yansıtıldığı video görüntülerin geçişine ve içerisindeki bitkinin fotosentez yapmasına izin verir. Yaratılan bu yapay ekolojik sistem, ziyaretçiler için adeta çölde karşılaşılan bir serap olarak karşımıza çıkıyor. Yüzeydeki solar panellerin su birikintisini andıran yerleşimin de bu etkiye bir atıf olarak yorumlanabilir. Enstalasyonun tüm enerjisi bu solar paneller aracılığıyla karşılanmış. Gabion duvarların etrafında ise ziyaretçilerin alanı ve yarattığı etkiyi daha uzun deneyimlemesini sağlamak için kerpiçten oturma alanları yer alıyor. Yere özgü olarak tasarlanan bu yerleştirme, sürdürülebilir enerji kaynaklarının ve yerel malzemelerin kullanımını önceleyerek iklim değişikliği temasına da vurgu yapıyor.

Stephanie Deumer, Aynı Güneşin Altında isimli çalışmasıyla toprağın üstündeki gerçekliği, canlı video teknolojisi ve görsel illüzyonlarla toprağın altında taklit etmeye çalışmış. Biyolojik üreme ve gelişimin, teknoloji çağının imkanlarıyla tekrar yorumlandığı çalışmada yaratılan ortam, doğanın simulakrasına bir geçiştir henüz. Bu taklit evren, hâlâ enerjisini doğadan sağlamaya mahkumdur, yani özünden tam olarak koptuğu söylenemez. Aynı Güneşin Altında, Mars’a yerleşmek için keşiflerin yapıldığı bir dönemde, yapay doğa taklitlerinin ne kadar sürdürülebilir olduğunu araştırırken, biyolojik işleyiş ile doğa arasındaki simulasyonu zor, kuvvetli bağları izleyiciyle paylaşıyor.

Bu icerik 1064 defa görüntülenmiştir.