428
KASIM-ARALIK 2022
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

  • Başkentte Organize Kent Suçu
    Nihal Evirgen, ODTÜ Mimarlık Bölümü Doktora Öğrencisi, Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri

YAYINLAR



KÜNYE
CUMHURİYET DÖNEMİ MİMARLIĞI

Yarışanların Değil, Paul Bonatz’ın Kazandığı Bir Proje: TC Merkez Bankası Samsun Şube Binası

Hasan Tahsin Selçuk, Dr. Öğr. Üyesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Tasarımı 1948 yılında Paul Bonatz tarafından yapılan, proje ve uygulaması ise Ahmet Sabri Oran tarafından gerçekleştirilen TC Merkez Bankası Samsun şube binası 1939 yılında düzenlenen ulusal yarışma üzerine inşa edildi. Yazar, yapının dönemi içerisinde kamu binalarının yapımı konusunda, anonim mimarlık talep eden devlet ile serbest mimarlık hizmetiyle tasarımın mimarın inisiyatifine bırakılmasını savunan tutum arasındaki karşıtlığı / çekişmeyi gösteren yönüne dikkat çekiyor.

 

Cumhuriyet Türkiye’sinin modernleşme yolunda önemli mesafeler almakta kararlı olduğu bir dönemde, kamusal alanın Avrupa’daki güncel estetik anlayış uyarınca biçimlendirilmesi arzu ediliyordu. Bu doğrultuda, 1927 yılında Teşvik-i Sanayi Kanunu’na ek madde olarak “Türkiye’de bulunmayan uzmanların Avrupa’dan getirilmesi” maddesi konuldu. Bu madde uyarınca, Avrupa’dan modern mimarlık alanında önemli tasarımcılar ülkeye davet edildi. Bu uzmanlara hem bakanlıklar bünyesinde oluşturulan proje bürolarında kamu yapıları tasarlatıldı hem de eğitim kurumlarında ders verdirilerek Avrupa’da güncel mimarlık yaklaşımlarının Türkiye’deki okullarda eğitiminin verilmesi planlandı.[1]

1931-1940 dönemi Türkiye’de “yeni mimari” olarak adlandırılır. Y. Gürel’in ifadesiyle, 1930’lardan itibaren modern mimari Batı’da olduğu gibi ekonomik, sosyo-kültürel ve estetik olguların gelişiminin ve dönüşümünün doğal sonucu olarak değil, ancak bir “zeitgeist”i yansıtacak mimari ve modern bir devrimin görsel ideolojik yansıması olarak Türkiye’de uygulanmaktaydı.[2]

Dönemin mimarlık ortamında modern mimarlık anlayışları bakımından biri devlet seçkinlerinin, diğeri Türk mimarların temsil ettiği ikili bir yapı mevcuttu. Serbest mimarlar, devlet kurumları bünyesinde proje büroları oluşturulmasına karşı tavır geliştirerek rekabet ortamı ve bağımsız iş alma mekanizmalarının geliştirilmesini talep etmekteydiler.[3]

Serbest mimarlar ile devlet bürokratları arasındaki temel farkın ise “modern” konusundaki kavrayış olduğu söylenebilir.[4] Türk mimarlar projelerinde uluslararası stil arayışındayken, bakanlıklar bünyesinde kurulan proje bürolarında; bürokratların gözetiminde yabancı mimarlar denetiminde tasarlanan devlet yapılarında moderni yerel kılma çabasında yorumlar, gözlemlere dayalı kavramsal yaklaşımlar söz konusuydu. Devletin resmî temsili olarak “milli mimari” bir tarz geliştirilerek “sembolik değerler” üzerinden yeni Türk toplumunda milli bilinç oluşturulmak isteniyordu.[5] (Resim 1)

Statükoyu meşru kılan Cumhuriyetin modern devrimlerinin, üst düzey bürokratlar ve elitler tarafından gerçekleştiriliyor olması, statükocu bir yapının ulusal egemenlik adına icraat gerçekleştirmesi olarak paradoksal bir durumdu. Bu bağlamda, hizmet alınacak mimarların “her zaman hem bağımlı hem de ideolojik açıdan güvenilirliği” bürokratlarca gerekli görülmüş ve bürokratlara güven veren, bağımlı kişiler ağırlıklı olarak yabancı mimarlar olmuştur.[6]

1930’larda bu profildeki en ün sahibi mimar, E. Egli’den sonra Seyfi Arkan’dır. Avrupa’da tahsilini tamamlaması sonrasında, ülkedeki mimarlık ortamının özerkleşmemiş olması dolayısıyla statükonun sınırları içerisinde kalmayı tercih ederek, Atatürk için çeşitli yapılar tasarlamıştır.[7] Statükonun değişmesi ile de hızla şöhretinin yıldızı sönmüştür. 1940’lar ile birlikte bu kez yeni statüko için güven veren isim Sedat Hakkı Eldem olmuştur. Seyfi Arkan ile aynı yıl mezun olup Avrupa’da tahsilini tamamlayan Eldem, statükoya akademik çalışmaları üzerinden tabi olur. Avrupa'da milliyetçi eğilimlerin güçlenmesi ile "kültürel öz" arayışları ve "devletçilik" 1930'lu yılların sonlarına doğru baskın hale gelince, Kemalist ideolojinin milliyetçi-modernleşmeci niteliğinin temsiline yönelik beklentinin artması; Eldem’in Egli çizgisinde sürdürmüş olduğu “milli mimari” seminerleri II. Dünya Savaşı koşullarında ülkenin imkanları / gerçekleri doğrultusunda meslek pratiği için olumsal bir açılım, paradigma olarak benimsenmiştir.

Bonatz’da “bağımlı ve güvenilir” profilinde bir mimardı. Gerek Stuttgart’taki kariyeri gerekse anonim projeler üretmek üzere, savaşın Almanya aleyhine dönmeye başladığı dönemde Türkiye’ye gelmişti. Tarzı, tutumu belirli ve idareyle uzlaşma sağlayabilen, yapıcı kişiliğiyle bürokrasi çevrelerince de benimsendi. Bonatz, gerek Anıtkabir yarışması gerekse Stuttgart’ta öğrencisi olmuş olan başarılı Türk meslektaşları ile irtibatta olması, ayrıca siyasetçiler ile doğru iletişim kurma becerisi dolayısıyla Türkiye’de çalışmaya başladığı günden itibaren ilgi ve itibar gördü. Kendisini bir mesleki otorite olarak konumlandırarak, yürütülmekte olan proje faaliyetlerini takip etti, hiç olmazsa dışında kalmadı. Bu ona, kendi özgün mimari tarzını Türkiye mimarlığına mal edebileceği mecralarda faaliyette bulunma fırsatlarını yakalayabilme imkanı sundu. Bu imkanı ağırlıklı olarak dört alanda ortaya koymuştur. İlki mimari proje jürilerinin vazgeçilmez isimlerinden biri olması dolayısıyla yarışmalarda; İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi olarak genç mimarların yetişmesinde; en etkili şekilde de Stuttgart’tan öğrencisi A. Sabri Oran ve H. Kemali Söylemezoğlu ile yürüttüğü bakanlık proje ofisinde ve bu öğrencileri ile bireysel talepler doğrultusunda gerçekleştirdiği proje tasarım faaliyetleriydi. Bu tasarım faaliyetlerinden en bilinir olanları Saraçoğlu memur evleri yerleşimi ile Sergi Evi binasının Opera binasına dönüştürülmesi projeleridir. Saraçoğlu Mahallesi, 1933 yılında Almanya’da tasarım ekibi içerisinde bulunduğu Versuchsiedlung am Kochenhof Mahallesi ile geleneksel / milli biçim elemanları ile kurgulanmış bir yerleşke olması bakımından benzeşir. Muhtemeldir ki Versuchsiedlung am Kochenhof Mahallesi yerleşkesi Saraçoğlu Mahallesi projesini üstlenmesinde önemli bir referans olmuştur.

Opera Binası ise P. Bonatz’ın bürokrasi cephesinde, ülkede mimarlık alanında otorite konumunda olduğunun tescilidir. Yapının dönüştürülmesi işini P. Bonatz’a bizzat dönemin kültür bakanı H. Ali Yücel vermiştir.[8] P. Bonatz’ın buradan cesaret alması muhtemeldir ki, Arkitekt dergisinde ifade edildiği şekilde; “Yabancı bir mimar şöhretinin verdiği cesaretle ve hatırlı bir iki kişinin yardımı ile Bakanlıklara, Belediyelere, kooperatiflere, velhasıl her yere müracaat ederek projeler teklif etti ve bunu yaparken de bir mesih tavrı takındı veya öyle gösterildi”.[9] Y. Civelek’in yorumu ile yapının “Türk milli mimari tarzına uygun” bir opera binasına dönüştürülmesi, ülkedeki mimari söylemin “ulusal kimlik”in ne üzerinden tanımlandığına bağlı olarak nasıl kolayca ve çelişkili bir şekilde değişebildiğinin görülmesi bakımından aleni bir örnektir.[10]

II. ULUSAL MİMARLIK AKIMI VE PAUL BONATZ

Ord. Prof. Dr. Paul Bonatz, Stuttgart Technich Okulu’nun tanınmış öğretim üyelerinden ve 1911-1928 yılları arasında tasarlayıp inşa ettiği “Stuttgart Gar Binası” yapısı ile ön plana çıkan bir mimar. Roland May, P. Bonatz’ın geleneksel yapılardan esinlenen modern bir arayışı mimari üslubunda ortaya koyduğunu belirtir.[11] Bunu, 1917 yılında tasarladığı “Stuttgart Tren Garı” yapısında, bir mühendislik yapısını mimari duyarlılıkla tasarlaması ve modern yapı malzemelerini “tarih-üstü” biçim dili ile yorumlayarak gerçekleştirmesindeki becerisi ile tescillemiştir. Bernd Nicolai ise P. Bonatz’ın neoklasik üslubu kırmak ya da değiştirmek zorunda kalmadan, her daim uyguladığını belirtmiştir.[12] B. Tanju’nun yorumuyla; P. Bonatz, geleneksel yapım yöntemleri ve biçim repertuarı arasında eklemlenme biçimleri araştıran mimarlardandı. Bu çabalarıyla mimarlığa öncü modernist katkılarda bulunmuştur.[13]

Paul Bonatz’ın, Türkiye’de bulunduğu dönemde ülke mimarlığı için gerek yarışmalardaki jüri üyelikleri gerekse eğitimci kimliği ile hegemonik etkisi vardı. Yapmış olduğu proje ve uygulamalar ile II. Ulusal Mimarlık akımı içerisinde ve Türkiye’nin 1940’lı yıllarında önemli bir akademisyen-mimar karakterdir.[14] Türkiye’de bulunduğu süreçte, kendi modern mimarlık kavrayışı ile uyumlu; geleneksel malzemeler ile modern mimarinin harmanlandığı bir yaklaşım olarak “II. Ulusal Mimarlık” akımının gelişmesine destek vermiş ve bu tarzda “anıt niteliğinde” birçok eser inşa etmiştir.[15]

Anıtkabir mimari tasarım yarışması için 1942 yılında Türkiye’ye davet edilmesi sonrasında, 1943 yılında maarif vekilliği içerisinde “Teknik Öğretim Mektepleri” proje bürosunda tasarım danışmanlığı yapmış ve 1948 yıllına kadar bu görevi yürütmüştür. Ayrıca 1946 yılından itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (1946-55) öğretim üyesi olarak çalışmıştır. Türkiye’de bulunduğu süreçte birçok özel ve kamu yapısının tasarımını üstlenmiştir.[16] (Resim 2)

Anıtkabir yarışması Türkiye’de kamu yapıları için anıtsal klasik mimari üslubun yerleşmesinde önemli bir eserdir. B. Tanju’nun ifadesiyle, Cumhuriyet seçkinlerinin, (modernist olduğu kabul edilegelen) klasisist mimarlık ile olan ilişkilerini ve bu anlayışın kamu yapılarının tasarımında ağırlıklı yer edinmesinde önemli bir etkendir.[17] Anıtkabir benzeri mimarlık ürünleri tarih-üstü, aşırı tamamlanmış bütünsel örüntüler arayan mimarlık anlayışının ürünleridir.

Kamu yapılarında hâkim olan klasisizmin, bilimsel bilgi dışında ne tarihsel ne mekânsal ne de etnik hiçbir yerel göndergeyi, hiçbir bilgi türünü dikkate almayan soyut yapısı, cumhuriyet seçkinlerinin ulusal kimlik tasarımına uygun düşmüş görünür.

TC MERKEZ BANKASI SAMSUN ŞUBE BİNASI ULUSAL MİMARİ PROJE YARIŞMASI

Ulusal proje yarışması sürecinde belirlenen, yapının arsaya konumlanması, saçak yüksekliği gibi imar kıstasları ve yarışma sonucu kazanan projelerin, Bonatz’ın tasarladığı projedeki kıstasları belirlediği fark edilir. Bu bağlamda sürecin gelişimi önemlidir. TCMB Genel Merkezi’nin 06.03.1938 tarihinde “acil” ibareli bir telgraf ile bina projesinin müsabaka ile yaptırılacağını Samsun şubesine bildirene kadarki beş yıllık süreçte, Samsun Valisi Fuat Tuksal şehirde bu bankanın şubesinin inşa edilmesi beklentisini, aksi takdirde inşaat yapılacak arsayı Halkevi yapımı için ellerinden alacağına dair uyarısını defaten banka yetkililerine bildirmişti.

Samsun şubesi için gerekli yapının ihtiyaç programı TCMB Genel Merkezi’nde belirlenerek, 200 m2 oturum alanında bodrum ve giriş katı ile ön ve arka bahçeden müteşekkil bir yapının bu arsada inşa edilebilirliği ve imara uygunluğunu belediyeden sordurmuştur. Buna göre, yapılacak binanın bahçe içinde konumlanması, bina cephesinin 8.5 metre irtifada olması ve cephesinin 7 metreden alçak olmaması[18] şartları ile “binanın üç katlı olması icabet edeceği” bankanın dilekçesine cevaben belediye tarafından bildirilmiştir.

TCMB Genel Merkezi, 23 Mart 1939 tarihli talimat yazısı ile Samsun şubesinden yerel gazetede müsabaka ilanının duyurulması için talimat ekinde mimari proje müsabaka duyuru metni ile yarışmaya katılacaklara imza karşılığı verilmesi kaydıyla içerisinde yarışma şartnamesi bulunan zarflar gönderdi. Müsabaka ilanı, 31 Mart 1939 tarihinde Samsun Vilayet gazetesinde yayımlandı.[19] Dereceye giren üç projenin de ortak özellikleri kübist kütle kurgularıdır.[20] Bu niteliğiyle dönemin “yeni modern” tarzında tasarımlardır. Jürinin 1. seçtiği projenin diğerlerinden farklılaşan tarafı simetrik olması ve Ankara’da “Emlak Eytam Bankası” için tasarlanıp inşa sürecinde Merkez Bankası’na devredilen C. Holzmeister’in tasarımından öykünmeler içeriyor olmasıdır. Birinci proje dışındaki iki ve üçüncü projelerin cephe kurgularında kademeli yükselme gözlenirken, birinci proje kütlesel görünümü ile anıtsallığa daha yakındır (Resim 5-9)

L. Tomsu’nun projesi ise saçakları ve cephe düzenlemesinde S. H. Eldem tarzı bir modülasyon benimsemesi yanında, kendi tasarımlarının genel karakteristiği olan, programı çevre ve arazi ile ilişkilendirilme çabasıyla diğer projelerden farklı bir yorum ortaya koymuştur.[21] L. Tomsu’ya ilişkin, Dostoğlu ve Erkaslan’ın da gözlemlediği üzere, tasarımında geniş saçaklar ve 1/2 pencere oranları kullanması ile Sedad Hakkı Eldem’in başını çektiği mimari üsluba bu tasarımında da bir yönelim söz konusudur.[22] Bu tutumu II. Ulusal Mimarlık akımının etkilerinin 1939 yılında da ortamda ilgi gördüğünün göstergesidir.[23]

PAUL BONATZ TASARIMI, SABRİ ORAN PROJESİ

II. Dünya Savaşı’nın başlaması ve dolayısıyla Samsun şehrindeki ekonomik hareketliliğin durağanlaşması, yapı inşa malzemesi tedarikindeki kısıtlılıklar, maliyet artışları gibi pek çok etken dolayısıyla TCMB yönetimi şube binası inşasını erteledi. TCMB arşivlerinden çıkan belgelere göre, banka idaresi 1948 yılında Samsun şube binası tasarımı ve projelendirilmesi için Yüksek Mimar Ahmet Sabri Oran (1905-1972) ile sözleşme imzaladı.[24]  

1948 yılında, TCMB banka idaresinin ne gerekçe ile yeni bir proje talep ettiği kesin olarak bilinmemektedir. Fakat A. Sabri Oran’ın 1939 yılında düzenlenmiş olan yarışma ile ilgilenmiş olduğunu, TCMB arşivindeki kendisine yazılan mektup nüshasından öğrenmekteyiz. Diğer taraftan P. Bonatz’ın da 1946 ve öncesinde Ankara’daki kamu kurum yöneticilerine mektuplar yazarak ihtiyaç duyulan yapıları tasarlamayı önerdiğini önceki bölümde belirtilmişti. O dönemde, bu durumdan ülkedeki mimarların ciddi rahatsızlık duyduğu ve tepki gösterdiği, dönemin gazete ve dergilerindeki yazılarda görülür.[25]

Bu duruma rağmen TCMB Samsun Şube binası örneğinde görüldüğü üzere P. Bonatz, milli ve yerli mimarlık üretme iddiasında II. Ulusal Mimarlık akımının biçim diline anıtsal, klasisist çizgisi ile eklemlenmiş; gerek akademisyen gerekse jüri üyesi olması dolayısıyla ve özellikle

Anıtkabir projesinin jüri üyesi olarak, dönemin bürokratlarına güven vermiştir. Öğrencileri A. Sabri Oran ve Kemali Söylemezoğlu’nun sağladığı işgücü desteğiyle tasarladığı projelerle ortamı yönlendirmiştir.

SONSÖZ

TCMB Samsun Şube hizmet binası, yapı detayları ve estetik bütünlüğü bakımından; 1940-1950 arasında Türkiye mimarlığında etkili "anıtsal ve akademik" karakterde, yer ve geleneğin yorumlandığı, II. Ulusal Mimarlık akımı dönem özelliklerini taşıyan bir yapıdır.

1939 yılında düzenlenen yarışmadaki kazanan projenin uygulaması olduğu konusunda yaygın bir kanaat olan TCMB Samsun Şube Hizmet Binası, 1948 yılında Bonatz’ın tasarımını yapması şartıyla, A. Sabri Oran ile yapılan proje sözleşmesi ile elde edilen projeye göre ve A. Sabri Oran’ın inşaat kontrolörlüğünde inşa edilmiştir.

25 Ağustos 1948 tarihinde temeli atılan yapının kesin kabulü 31.03.1950 tarihinde yapılarak hizmet vermeye başlamıştır. TCMB Samsun şube binasının doğusundaki parselde, (Resim 1) 1948 yılında inşası tamamlanarak hizmet vermeye başlayan, Arif Hikmet Holtay’ın projelendirdiği İş Bankası Samsun Şube Binası da 1940’lı yılların söylem angajmanında kurgulanmış bir yapıdır. (Resim 10)

II. Ulusal Mimarlık akımının “aidiyet”, “yerel mimarlık” unsurlarına ilişkin biçimsel göndermelerin yapı bütününde konut üzerinden yorumlandığı izlenimi veren tasarım kurgusundaki naiflik karşısında TCMB Samsun Şube Binası, kurum prestijinin ifadesi için kullanılan biçim dili ve malzeme bakımından açık ara yetkin ve başarılı bir tasarımdır.[26] Bu yapıda gözlemlenen anıtsal klasisist etki dönemin karakteristik estetik niteliği olarak gerek yarışma proje seçkilerinde gerekse birçok kamu-özel sektör yapılarında uygulanmıştır. Samsun, taşınmaz kültür varlıkları envanterine kayıtlı olan TCMB Samsun Şube Binası, günümüzde de aynı işlevle hizmet vermektedir.

NOTLAR

[1] 1927 yılında Akademi müdürlüğüne atanan Namık İsmail’in istişareleri sonucu, C. Holzmeister’in önerisi ile İsviçreli akademisyen ve mimar Ernst A. Egli, Maarif Vekâleti’nin Ankara’daki Tatbikat Bürosu baş mimarlığında ve Sanayi-î Nefise Mektebi Mimarlık Şubesi’nde, Türk hükümetinin daveti ile görev aldı. Bu süreçte Akademi öğretim kadrosundan Giulio Mongeri 1928 yılında, Vedat Tek de 1930 yılında istifa etti. Ernst Egli bu görevi 1936 yılına kadar sürdürdü ve o tarihte yerini Bruno Taut’a bıraktı. Hızlı, Neslinur; Aysel, Nezih R., 2016, “1930-1936 Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Eğitim Reformu ve Ernst Egli”, Mimarlık, sayı:389, ss.16-21.

[2] Gürel, Yasemin; Yücel, Atilla. 2007, “Bir Erken Cumhuriyet Modernist Mimarı: Seyfi Arkan”, İtü Dergisi/a, mimarlık, planlama, tasarım, cilt:6, sayı:2, ss.47-55.

[3] B. İmamoğlu’nun değerlendirmesi ile “Özellikle Arkitekt dergisi çevresinde toplanan mimarlar, ilk zamanlardan başlayarak ve sürekli olarak devlete sağladıkları profesyonel hizmeti devletin memuru olarak değil, ürettiklerini ve emeklerini devlete satan serbest profesyoneller olarak vermekten yana olmuşlar ve kamu birimlerindeki mimari ofislerin görevlerinin denetim ve düzenleme ile sınırlı kalması, bunun karşılığında da mimari proje yarışmaları gibi uygulamaların sıklaştırılması yolunda bir mücadele vermişlerdir. Politik iradenin tercihi ise en başından beri aksi yöndedir. Yabancı mimarlar tarafından tasarlanan en prestijliler de dâhil olmak üzere (ki davet edilen yabancı mimarlar da Holzmeister istisnası dışında çeşitli kamu kurumlarındaki tasarım ofislerinin başında devletin memurları olarak çalışmışlardır), bu dönem boyunca ülkenin dört bir yanında yoğun olarak inşa edilen binlerce kamu yapısı, devletin memuru olan ve çoğunlukla anonim kalan bir mimar nüfus tarafından tasarlanmıştır.” İmamoğlu, Bilge, 2019, “Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığında Ulusal / Mesleki Kimlik / İdeoloji”, Mekânlar / Zamanlar / İnsanlar: Kı̇mlı̇k, Aı̇dı̇yet ve Mı̇marlık Tarı̇hı̇, (ed.), Çağla Caner Yüksel, Ceren Katipoğlu Özmen, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara, s.108.

[4] Sayar, Yasemin, 2000, “Türkiye'de Modernleşme ve Milliyetçilik: Milli Kimlik Sorunu ve Mimari İfadesi”, Mimarlık, sayı:291, ss.50-51.

[5] Civelek, Yusuf. 2009, “Mimarlık, Tarihyazımı ve Rasyonalite: XX. Yüzyılın İlk Yarısındaki Modern Türk Mimarisinde Biçime Dayalı Sembolik Söylem Meselesi”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi (TALİD), cilt:7, sayı:13, ss.131-152, s.143.

[6] Tanju, Bülent, 1999, “1908-1946 Türkiye Mimarlığının Kavramsal Çerçevesi”, İTÜ FBE, yayımlanmamış doktora tezi, İstanbul, s.54.

[7] Sayar, 2000, ss.50-51.

[8] Suda, Betül, 1996, “Bonatz, Holzmeister, Taut ve Egli’nin Mimarlık Çizgileri, Türk Mimarlığı Üzerindeki Etkileri”, İTÜ FBE, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul, s.104.

[9] Sayar, Zeki, 1946, “Mimarlık Politikamız”, Arkitekt, sayı:1-2, s.3.

[10] Suda, 1996, s.104.

[11] May, Roland. 2011, “Paul Bonatz 1877-1956”, (ed.) Wolfgang Voigt, Roland May, Wasmuth.

[12] Nicolai, Bernd. 2011, Modern ve Sürgün, (çev.) Yüksel Pöğün Zander, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara, ss.291-297.

[13] Tanju, 1999, s.54.

[14] Sibel Bozdoğan, Paul Bonatz’ı “on yıla damgasını vuran mimar” olarak tanımlamıştır.

[15] Özal, Gizem, 2019, “Erken Cumhuriyet Dönemi Erkek Sanat Okulları: Niğde Erkek Sanat Okulu Örneği”, Karabük Üniversitesi FBE, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Karabük, ss.70-95.

[16] Ankara Falih Rıfkı Evi, Ankara Hava Terminali, Ankara Saraçoğlu Memur Evleri Mahallesi (1945-1946), Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu, Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu (1948), İstanbul Bebek Sultan Korusu’nda Süren Konutu, İstanbul Ortaköy Emin Vafi Korusu’nda Apartman. Pöğün, Zander, 2011, “Paul Bonatz İstanbul Teknik Üniversitesi’nde”, Boyut Yayınları, Arredamento Mimarlık, s.66. Alsaç, Üstün, 1973, “Türk Mimarlık Düşüncesinin Cumhuriyet Devrindeki Evrimi”, Mimarlık, ss.17-18, http://dergi.mo.org.tr/dergiler/4/465/6831.pdf, [Erişim: 20.10.2022]. Holtay, Arif Hikmet, 1949, “Samsun İş Bankası Binası”, Arkitekt, sayı:5-6, ss.100-102.

[17] B. Tanju bu durumu Tafuri ve Frampton’a referanslarla şöyle değerlendirmiştir, “s.54 Anıtkabir, ideolojiyi dönüştürmekten çok yeniden üretmek bağlamında klasisist bir tasarımdır. Anıtkabir, ‘mutlak’ bir gerçeklik oluşturma biçiminde, verili-söylemin zirve noktasıdır. ‘Yeni gelenekselcilik’ olarak adlandırılabilecek bu mimarlık, ‘modernize edilmiş bir historisist biçem’ anlayışıdır. Frampton, 1996, s.210, s.63. Klasisist kavramsallaştırma açısından, mimarlık pratiği yeniden tarih-üstü genel geçer tasarım ve biçim ilkelerine bağımlı kılınmalıdır. Tafuri; DalCo, 1988, s.67. Sayar, 1946, s.3.

[18] 04.07.1936 tarihli Samsun Merkez Bankası şubesinin belediyeye imar durumuna ilişkin bilgi talebine istinaden 24.04.1936 tarihli belediyenin cevabında belirtilen kıstaslar.

[19] 31.03.1939 yarışma ilanı, yarışma şartnamesi ve arsa hakkında izahat. (TCMB izniyle) Müsabaka şartnamesinde belediyeden defaten talep edilmiş olan arsada yapı konumu ve cephe yüksekliklerine ilişkin belirtilen ölçüler şartnameye konulmamıştır.

[20] Anonim, 1939, “Samsun Merkez Bankası binası proje müsabakası”, Arkitekt, sayı:103-104, ss.164-168. Kazanan projeler bu linklerden incelenebilir: http://dergi.mo.org.tr/dergiler/2/103/1130.pdf [Erişim: 20.10.2022]

[21] Projenin açıklama raporunda “Projenin tanziminde arsa ve ihtiyaçlara uyarak sade şekillerle binaya ciddi bir karakter vermeye çalışılmıştır.” Tomsu, Leman, 1939, “Samsun Merkez Bankası Proje Müsabakası”, Arkitekt, sayı9-10, s.195.

[22] Pöğün, 2011, ss.66. Türkün Dostoğlu, Neslihan; Erdoğdu Erkarslan, Özlem, 2013, Leman Cevat Tomsu: Türk

Mimarlığında Bir Öncü, 1913-1988, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara, s.66.

[23] Yarışmaya katılan L. Tomsu’nun projesinin yayınlandığı Arkitekt dergisinin 1939 yılı 9-10. sayısında, S. H. Eldem ile yapılan “Milli Mimarî Meselesi” konulu söyleşi metni yayımanmıştır. http://dergi.mo.org.tr/detail.php?id=2&sayi_id=104&makale_id=1141 [Erişim: 20.10.22]

[24] A. Sabri Oran 1948-1950 yılları arasında memuriyetten ayrılarak Ankara’da “İsmet Paşa Caddesi No 27,Yeni Mahalle Ankara” adresinde kendi mimarlık bürosunda çalışmaktaydı. Banka ile yapılan sözleşmenin 1. maddesinde; “Binaya ait 1/200 avanprojelerin hazırlanmasiyle Profösör Paul Bonatz ilgilenecek ve bunları tasvip ve tasdik eyleyecektir. Projelerin Profösör Paul Bonatz tarafından tasvibinden sonra 1/50 inşaat planları hazırlanacaktır. Projelerin fenni mes’uliyetini Merkez Bankası’na karşı mimar Sabri Oran deruhde edecektir.” şeklinde belirtilmiştir.

[25] Z. Sayar, Arkitekt dergisinde 1946 yılında bu konuya ilişkin, “Mimarlık Politikamız”, “Meslek Politikamız” ve “İdareciler ve Mimarlar” başlıklarında, farklı sayılarda üç makale kaleme almıştır. “Mimarlık Politikamız” başlıklı makalesinde “Yabancı bir mimar şöhretinin verdiği cesaretle ve hatırlı bir iki kişinin yardım ile, Bakanlıklara, Belediyelere, Kooperatiflere, velhasıl her yere müracaat ederek projeler teklif etti. […] önümüzdeki yıllarda yapılması düşünülen ne kadar mühim bina varsa otel, belediye, tiyatro, adalet sarayı gibi hepsine talip oldu, kendisinden istemeden! Projeler teklif etti. Bu haris hareketi bir millet vekilile, bir kaç mimarımız da maalesef desteklediler, Paul Bonatz'ın müteaddit müracaatları mimarlarımız arasında haklı bir infial uyandırdı. Bundan dolayıdır ki iki aydan beri basında bu mesele üzerine, tanınmış mimarlarımız fikirlerini yazdılar, protestoda bulundular. [...] Bontaz'ın bir iki eski talebesile memleketimizde büyük mimarlık işleri almağa kalkışması, aramızda bir imtiyazlı zümrenin doğmasına yol açar ki; memleket sanatı namına bunu tehlikeli bulmaktayız.” İfadeleri ile durumu duyurmuş ve açıklamıştır. Nicolai, 2011, ss.291-297.

[26] Bu başarılı tasarımdaki malzeme ve biçim dilinin iki yıl sonra Nezih Eldem tarafından Erzurum İş Bankası şube binasında, tekrar Bonatz tarafından İzmir Merkez Bankası şube binası tasarımlarında yorumlandığını görürüz.

KAYNAKLAR

  • Atalay Frank, O., 2015, Politika ve Mimarlık: Ernst Egli ve Türkiye’de Modernliğin Arayışı (1927-1940), Mimarlar Odası Yayınları, Ankara.
  • Batur, A., 2005, A Concise History, Architecture in Turkey During The 20th Century, Mimarlar Odası Yayınları, İstanbul.
  • Bonatz, P.; Holtay, A., 1943, "Yeni Alman Mimari Sergisi", Arkitekt, sayı: 5-6, ss.119-120.
  • Bozdoğan, S., 2008, Modernizm ve Ulusun İnşaası: Erken Cumhuriyet Türkiyesi’nde Mimari Kültür, Metis Yayınları, İstanbul.
  • Bükülmez, C., 2000, 1930’larda Arkitekt Dergisinde Mimari Metinler, İstanbul Teknik Üniversitesi FBE, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul.
  • Can Bilge, N., 2021, "Weissenhof ve Kochenhof Stuttgart Yerleşkelerinin Deutscher Werkbund’un Misyonu Özelinde Tarihsellik Bağlamında Okunması", Mimarlık ve Yaşam, cilt:6, sayı:2, ss.637-658.
  • Can Bilge, N., 2018, "Anıtkabir Yarışması Bağlamında Paul Bonatz’a Dair Bir Okuma", Art-Sanat, sayı:9/2018, s.298.
  • Can Bilge, N., 2017, Paul Bonatz'ın Türkiye Yılları, İTÜ FBE, yayımlanmamış doktora tezi, İstanbul.
  • Atalay Franck, Oya, 2017, “Mimar Kimliğiyle Ernst Egli: Modern İle Yerel Mimarlığın Sentezi Üzerine Denemeler”, Ernst A. Egli: Türkiye’ye Katkılar Yerel Yorumlar . Eğitimde Program Pratiğin Muhasebesi”, (ed.) Ali Cengizkan, Müge Cengizkan, Selda Bancı, Mimarlar Odası Yayınları, Ankara.
  • Çelik Alexander, Z., 2011, "Haymatloz", Arredamento Mimarlık, ss.78-82.
  • DKN Yapı Mühendislik Mimarlık, 2021, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş. Samsun Şubesi Hizmet Binası Rölöve Raporu, Samsun Koruma Uygulama Denetleme Bürosu, Konya.
  • Egli, E., 1930, "Mimari Muhit", Türk Yurdu, sayı: 30-224, ss.32-33.
  • Eldek Güner, H.; Tuncer, F, 2018, "Paul Bonatz İmzalı Tipolojik Bir Deneme: Kayseri Erkek Sanat Okulu", Mimarlık, sayı:402, ss.55-60, http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=416&RecID=4479 [Erişim: 20.10.2022]
  • Gencal, O., 2006, Ulusal Mimari Proje Yarışmalarının İzinden Türkiye'de Mimarlık, İstanbul Kültür Üniversitesi FBE, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul.
  • İnceoğlu, N., 2008, Anılarda Yalnızlar, YEM Yayın, İstanbul.
  • Kayım, E., 2010, "1920-1960: İstanbul Stuttgart Hattı Kemali Söylemezoğlu'nun Kariyeri Üzerine Türk-Alman Mimarlık İlişkilerini Okumak", YTÜ FBE, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul.
  • Kayım, E., 2011, "Bonatz ve Söylemezoğlu: On Yıllık Bir 'Öğretmen-Öğrenci' İlişkisi", Arredamento Mimarlık, ss.71-77.
  • May, R., 2009, "Remigration: Postponed. The Architect Paul Bonatzbetween Turkey and Germany", New German Critique, s.16, s.108.
  • Mortaş, A., 1943, "Yeni Alman Mimari Sergisi", Arkitekt, sayı: 1943-03-04, ss.67-70.
  • Oran, A., 1957, "Üstad Mimar Paul Bonatz", Arkitekt, sayı: 1957-04(289), ss.176-177.
  • Özal, G., 2019, "Erken Cumhuriyet Dönemi Erkek Sanat Okulları: Niğde Erkek Sanat Okulu Örneği", yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Karabük Üniversitesi FBE, Karabük.
  • Sönmez, F., 2021, "Anadolu’da Bir Mimari Proje Yarışması: Vedat Dalokay ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kayseri Şubesi 1964-1968", Online Journal of Art and Design, sayı:43.
  • Tekin, D., 2014, "Saraçoğlu Yerleşkesi’ni İkinci Ulusal Mimarlık ve Bonatz’la Okumak", Şehir Plancıları Odası Haber Bülteni, s.11-16.

Bu icerik 804 defa görüntülenmiştir.