364
MART-NİSAN 2012
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
KIRDAN KENTTEN

Batı Anadolu’nun Çok Katmanlı Köy Dokularına Bir Örnek: AKKÖY

Emel Kayın, Yrd. Doç. Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü

Güçlü nehirlerin hayat verdiği verimli havzalar ve bu havzaların üretimlerini merkezlere taşıyan ticaret yolları ile belirlenen Batı Anadolu’nun çok katmanlı yapısını farklı ölçeklerdeki yerleşimlerde izleyebilmek mümkündür. Bölgeye ilişkin olarak Antik dönem birikimine ve Osmanlı döneminin etnik çeşitlilik içeren yapılanmasına odaklanan mekânsal okumalar, genelde kentleri konu almakta olup, köyler bu kapsamda daha az irdelenmiştir. Böyle bir çerçevede ele alınabilecek köylerden biri de, Büyük Menderes Havzası’nda, Beşparmak Dağları, Samsun Dağları gibi yükseltilerin arka yüz teşkil ettiği bir alanda ve Didim, Milet, Priene gibi antik merkezlere yakın konumda yer alan Akköy’dür.

Aydın ili sınırlarında yer alan Didim’e bağlı olan Akköy, denize kıyısı bulunan bir yerleşim olmakla birlikte, köyün asıl dokusu iklim, üretim biçimi, güvenlik, gelenek, inşa olanakları vb. nedenlerle kıyıdan içeride konumlanmıştır. Köyün içinde devşirme bir görünüm sergileyen antik dönem yapı elemanlarıyla karşılaşılsa da, yerleşime ait ulaşılabilen en eski bilgi 18.-19. yüzyıllara ait olup, daha önceki süreçler bölgenin genel tarihiyle açıklanmaktadır. Batı Anadolu yerleşimlerinde yaygın görüldüğü üzere, Yunanistan karası ve adalar ile bu bölge arasında ekonomik kriz, savaş, iskân politikası vb. süreçlere bağlı biçimde ortaya çıkan nüfus hareketleri, Akköy’ün tarihsel-mekânsal gelişimini etkilemiştir. Köyün 18.-19. yüzyıl nüfus çoğunluğunu Yunanistan karasından ya da Girit vb. adalardan gelen Rumların oluşturduğu, süreç içinde yaşanan geliş gidişlerin nüfusta değişkenlikler oluşturduğu, tarım ve ticari faaliyetlerle zenginleşen köyün kilise, okul, depo vb. yapılara sahip olduğu aktarılmaktadır. Yerleşimdeki asıl dönüşüm savaş sonrasındaki mübadelede gerçekleşmiştir. Köyün yeni iskân sürecinde bağcılık ve zeytincilik yerini tütüncülüğe bırakırken, ticari hareketlilik ortadan kalkmış, başta kilise ve Rumlar tarafından işletilen ticaret-üretim yapıları olmak üzere bazı binalar işlevsiz kalmış ya da yok olmuştur. Günümüzde tütüncülüğün yerini bahçeciliğe bıraktığı, zeytinciliğin canlandırılmasına çalışıldığı ve ekonominin balıkçılıkla desteklendiği görülmektedir.

Akköy tarihî dokusu temelde taş malzeme ile belirlenmektedir. Bölgedeki “Ak” ön eki ile başlayan “Akköy, Akbük, Akyeniköy” gibi yerleşim isimlerinin oluşturduğu gelenek, sosyo-kültürel faktörler kadar yörede çıkarılan gri-beyaz dokulu taşın varlığıyla açıklanmaktadır. Akköy sokaklarının eski taş kaplamaları yer yer görülebilmektedir. Sokağa bakan bir-iki penceresi olan, hayatın daha çok avluda geçtiği mütevazı planlı tek katlı evler ve yüksek olmayan avlu duvarları ile oluşan kiremit çatılı köy dokusu, iki katlı evlerle zenginleşir. Zemin katlarında az açıklık bulunan, üst katları söveli pencereleri ve dışa taşan ocakları-bacalarıyla dikkat çeken iki katlı evler, daha özenli bir taş işçiliği sergiler. Kesme taş dokulu yüksek duvarları, kemerli geniş demir kapıları olan depolar da dokunun etkileyici öğelerindendir. Bu depolardan biri restore edilerek kütüphaneye çevrilmiştir.

Akköy tarihî dokusu kısmen korunmuş olsa da, doku hem yeni betonarme yapılarla zedelenmekte hem de dışarıya göç sonucunda ortaya çıkan boşalmaları ve zamanın getirdiği tahribatları göğüslemektedir. Yerleşimi çevreleyen ikincil konut siteleri ve turistik faaliyetlerin baskısı ise, sadece köy dokusunun değil yakın çevredeki su kemeri, bağ evi, Antik dönem kalıntıları vb. tarihî birikimin de geleceğini ilgilendiren bir gelişmedir.

* Akköy’e yönelik çalışmalarımı bilgi-konukseverlikleriyle destekleyen Adnan Zafer Barlak ve ailesi ile bu desteği gerek kişisel birikimi gerekse bir kültürel merkez olarak kurguladığı Akköy Kütüphanesi aracılığıyla sağlayan Güven Pamukçu’ya teşekkür ederim.

 

Bu icerik 4024 defa görüntülenmiştir.