364
MART-NİSAN 2012
 
MİMARLIK'tan

MİMARLIK DÜNYASINDAN

YAYINLAR



KÜNYE
MİMARİ TASARIM

STADYUMLAR: Kentsel Bağlamda Spor Eksenli Dönüşüm Öğeleri

Adnan Aksu, Dr., Mimar

Kent içi spor alanlarının kullanım hakkı, dünyada yaygın olarak spor kulüplerinde. Yatırım kaynakları kamunun bütçesinden karşılanmasına rağmen, işletme yetkisi tamamen kulüplerin tekelinde. Yazar, kentsel bağlamda değerlendirildiğinde stadyum planlama, tasarım ve uygulamalarında öncelikle kamu yararının gözetilmesi, kamunun sahipliliği ve kentlinin maksimum kullanımının sağlanması yanı sıra işletme yetkisinin yerel yönetimlere bırakılması gerektiğini vurguluyor.

Stadyumlar büyüklükleri ve yüklendikleri çeşitlenen anlamlar nedeniyle kent mekânını fiziksel, sosyal, kültürel vb. düzeylerde etkilemektedir. Mimari imgeleri kent peyzajına egemen olurken, mekânsal olarak zengin kentsel/kamusal pratikler içerme, kentin ve gündelik yaşamın odağı olma potansiyeli taşımaktadır. Kentin altyapı başta olmak üzere tüm kaynaklarını zorlayan bu tür yapılar, doğru konumlandırıldığında, kentsel dönüşüm ekseninde itici güç olarak yer alırlar. Küresel kültürün aracı olarak uluslararası organizasyonlara da sahne olan stadyumlar, ülkenin çok yönlü nitelik ve değerleri ile ülke mimarisinin göstergesi olarak belirginleşmektedirler.

Değişken yapısal özellikler taşıyan stadyumların elde edilme süreçleri kadar işletme modelleri ve toplumsal beklentiler de çelişkiler ve karmaşıklıklar içermektedir. Antik dönemden bugüne gündelik yaşamın parçası olan bu yapılar, spora yönelik işlevsel beklentilerin yanı sıra sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel erke yönelik simgesel anlamlarıyla da öne çıkmaktadır. Aynı zamanda stadyumlar, maliyeti, büyüklüğü, kullanıcı kalabalığı, kullanım yoğunluğu dolayısıyla birçok kentsel sorunu da bünyesinde barındırmaktadır. Uygun olmayan yer seçimine, gereksinmelerle örtüşmeyen kapasitelere ve gelecek kestirimlerindeki tutarsızlıklara neden olan planlama ve programlama başarısızlıklarıyla tasarım ve uygulamadaki yanlışlar, konunun daha eleştirel ve kapsamlı olarak ele alınmasını gerekli kılmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde stadyum yapısının elde etme sürecine yer seçiminden başlamak üzere her aşamasında yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin, kamu ve özel sektör yetkililerinin, üniversitelerin ve özellikle de halktan temsilcilerin de içinde bulunduğu karma disiplinli bir takım, komisyon veya kurum karar verici olarak yer almaktadır.

Ancak dünya genelinde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki uygulamalarda, özellikle stadyumlar gibi büyük ölçekli yatırımlarda, kararlar en çok etkilenecek olanların dışında oluşturulmaktadır. Bu alanda alınacak kararlara veri sağlaması beklenen bilimsel araştırmaların niceliksel ve niteliksel yetersizliği fark edilmektedir. Konunun gündeme taşınmasında belirleyici olması gereken otoriteler (medya, spor teşkilatları, kulüpler, sivil toplum örgütleri vb.) de popülist davranmakta ve takipçi olamamaktadır. Küresel sermaye, sporun evrensel yapısını ve standartlarını da kullanarak bu boşluğu iyi değerlendirmekte ve onu ticari bir meta olarak kullanmaktadır.

Stadyumların “spor sosyal ortamları”nın oluşturulmasındaki rolü ve etkisi, yöneticiler, spor kuruluşları ve yatırımcılar tarafından olduğu kadar, mimarlar ve mimarlık alanındaki sorumlular arasında da önemsenmekte ve benimsenmektedir. Daima mimarlık pratiğinin eşsiz alanı olan stadyumların önemine yaraşır yoğunlukta mimarlık gündemine taşınması, çok geniş ve kapsamlı bir görüş açısıyla değerlendirilmesi gerekli görülmektedir.Bu bağlamda stadyumların planlama, tasarlama, yapım ve işletmelerine yönelik görüş ve deneyimlerimin paylaşılması yararlı olacaktır.

KENTSEL PLANLAMA KARARLARI VE STADYUMLAR

Sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel unsurların yanı sıra trafik, fanatizm, gürültü, çevre kirliliği gibi sorunlar ile kent peyzajına egemen ve kent morfolojisinde belirleyici büyüklükleri stadyumların planlama ve tasarım açısından önemini artırmaktadır. Bu tür yapılara kentsel altyapının etkili bir unsuru olması ve kamusal niteliği dolayısıyla fiziksel, mekânsal, ekonomik olduğu kadar sosyolojik ve kültürel bir değerlendirmeyle yaklaşılması gerekmektedir.

Gündelik yaşamın tek tipleşmesine alternatif yaratma ve sosyal yaşamı örgütlemekteki potansiyelleri dolayısıyla stadyumlar, kentsel geliştirme ve dönüşüm projelerinin başlıca bileşenlerinden kabul edilmektedir. Bu nedenle tek yapı olarak değil, kentsel tasarım ölçeğinde ele alınmaktadır. Özellikle büyük organizasyonlar için yapılmış stadyumların organizasyon sonrası kullanım yetersizliği ve işletme maliyetleri ile yarattıkları çözümsüz sorunlar, yapım öncesi kararların iyi değerlendirilmesi gerekliliğini göstermektedir.

Bir kentte stadyum yapmaya niyet edildiğinde öncelikle kentin özellikleri ve nitelikleri değerlendirilerek uygun olan planlama ve tasarım girdilerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu makale kapsamında, yapım öncesi geliştirilmesi gereken bu kararlar; a) finansal kaynaklar ve mülkiyet, b) işlev, c) yer seçimi ve d) seyirci kapasitesinin belirlenmesi başlıkları altında ortaya konmaktadır.

Finansal Kaynaklar ve Mülkiyet

Yatırım aracı olarak temelde spor yapılarının kent ve kentliye getirisi, ekonomik ve ekonomik olmayan etkiler olarak sınıflandırılabilir. Bu etkiler ekonomik ve sosyal beklentilere göre, zaman zaman birbiri ile çelişmektedir. Yapılan araştırmalar, her koşulda, bir kent için büyük spor yapılarının kentsel gelişimin itici gücü olma yetisi gösterdiğini ortaya koymaktadır. (1)

Stadyumlar büyüklükleri, ölçekleri, altyapı (oto ve yaya ulaşımı, elektrik, su, gaz, güvenlik, alan kullanımı vb.) gereksinmeleri, yapım ve işletme giderleriyle bütçesi en büyük tekil yapılardandır. Günümüzde ekonomik getirisi artmış olmasına karşın özellikle geçmişte stadyumların yatırım maliyetini karşılayamadığı bilinmektedir. Bu durum günümüzde özellikle finansal kaynak yaratılması açısından karar vericilerin çözüme kavuşturmak için çeşitli yollar aradığı bir sorundur. Finansal kaynakların sağlanmasında öncelikle mülkiyet ve işletme kararları belirleyicidir. Her şeyden önce, kamusal niteliği stadyumun mülkiyetinin kamunun elinde olmasını ve kullanımın kamu yararı gözetilerek düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır.


Spor yapıları ve özellikle stadyumların kamunun sahipliğinde olması dünyada giderek daha çok destek bulmakta ve uygulanmaktadır. Özellikle finans kaynakları ve kamusal yapıları sınırlı ülkelerde ve kentlerde kamunun sahipliliğinin bir zorunluluk olarak görülmesi önemsenmektedir. Bir süredir dünyada da artış gösteren kullanım haklarının tamamının spor kulüplerine devredilmesi, araştırmacılar tarafından da belirtildiği gibi, yanlış bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Spor tesislerinin karma kullanım olanaklarının sağladığı ekonomik kazanç ve reklam gelirlerinin çekiciliği stadyum işletmesini kulüplerin kurumsal kaynak yaratmakta öncelikli etkinliği haline getirmektedir.

Sadece 15 günde bir yapılan futbol karşılaşmalarına ayrılmış bir yapı için yatırım yapmak kulüpler için oldukça masraflıdır. Bu nedenle özellikle Türkiye’deki çoğu uygulamada yatırım kaynakları kamunun bütçesinden karşılanmakta, ancak işletme yetkisi tamamen kulüplerin tekeline bırakılmaktadır. (2) Kulüp hiçbir kentsel donatı ve altyapı giderlerine karışmazken stadın gelirini de kendisi almaktadır. Ancak kentsel/kamusal donatılar ve altyapı desteği olmadan ayakta duramayan bir yapının ekonomik ve sosyal kazanımlarının kamuya aktarılmaması kabul edilebilir görülmemektedir. Ayrıca bir kamu kurumunun ulusal günlerde dahi tesisin kullanımı için spor kulüplerden izin istemesi sosyal devlet anlayışı ile bağdaşmamaktadır.

Diğer bir sorun, karar, yapım ve işletme organizasyonları yetki ve sorumluluğunun merkezî yönetimde olmasıdır. Sosyo-kültürel kazanımların öncelikli görülmesi yaklaşımı benimsendiğinde yerel koşullarla uyumlu politikalar ve kararlar üretilerek, tesislerin etkin kullanımının sağlanması amacıyla stadyumların yerel yönetimlerin kullanımına ve sorumluluğuna devredilmesi gerekli ve doğru gözükmektedir.

Yatırım ve işletme için kaynak yaratmak amacıyla, tüm kurum, kuruluş, özel sektör ve kentlinin karar ortamına olduğu gibi finansal sorumluluklara katılımının da sağlanması önemlidir. Yatırım için bölge ve devlet kaynakları ile otoritesinin ortak sorumluluğu benimsenmelidir. Sivil toplum kuruluşlarının ve halkın karar almada olduğu gibi kaynak yaratmada da etkin kullanılması ve kamu yararı gözardı edilmeden, ticari bir işletme olarak ele alınması önemlidir. Yaratılan kaynakların kullanımında, optimum finansal değerlerin yatırımda belirleyici olması, konfor ile lüks ve savurganlığın karıştırılmaması, düşük maliyetli altyapı giderleri ve işletme modeli seçilmesi gerekmektedir.

İşlev

Stadyum tasarımına öncelikle yapının temel ve yan işlevleri belirlenerek başlanmaktadır. Karma kullanım diye tanımlanan kullanım ve kullanıcı çeşitliliğinin artması, başka bir deyişle işlevsel amaçların çeşitlenmesi, stadyumların spor etkinlikleri yanında, sosyal ve kültürel etkinlikler için kullanımını artırmaktadır. Bu bağlamda yapı programı oluşturulurken dünyadaki stadyumların kullanımları ve güncel eğilimlerin yanı sıra, kentin özgün nitelikleri de dikkate alınmaktadır. Dolayısıyla, kentin sosyal hareketlilik ve canlılığı, kamusal alan kullanım alışkanlıkları, kültürel etkinliklerin yoğunluğu ve serbest zaman değerlendirme biçimleri dikkate alınarak tasarlanan stadyumlar gösteri içerikli etkinlikler için uygun sosyal ve mekânsal ortamlar ve hizmet koşulları sunmaktadır. (Resim 1)

Tüketim kültürü ve ticari beklentiler kullanım çeşitliliği için geçerli gerekçe sunmaktadır. Güncel tüketim eğilimlerine yönelik düzenlemeler stadyumlarda da kendilerine yer bulabilmektedir. Bu çeşitlenme zaman zaman konaklama, müze, ofis gibi çelişkili kullanımları spor ortamlarında biraraya getirebilmektedir. (Tablo 1) Kullanım çeşitliliği kullanımın geniş zaman dilimine yayılması açısından da arzu edilen bir durum olarak önem kazanmaktadır.

Stadyumların karma kullanımlı yapılar gibi haftanın her günü ve gün boyunca kullanılması arzulanmakta ve hedeflenmektedir. Bu bağlamda geliştirilen programlarla karma kullanımın çoğaltılması, aynı zamanda stadyumların mimari görünümlerini de benzerlikten kurtararak tasarım zenginliğine ve özgünlüğüne olanak tanımaktadır.

Yapının yükleneceği işlevlere karar verirken kentin sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik yapısıyla ve içinde yer aldığı kentsel çevredeki diğer yapılarla paylaşacağı / bölüşeceği işlevler dikkate alınmaktadır. İşlevlere ilişkin kararların yer seçimi sürecinde yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

 

Yer Seçimi

Son günlerde kent plancıları, yatırımcılar ve tasarımcıların gündeminde stadyumun kent içinde mi yoksa kent dışında mı yapılmasının daha uygun olduğu tartışmaları yer almaktadır. Yer seçiminde farklı kentsel paradigmalar etken olmakta, dolayısıyla yer seçimi kriterleri farklılaşmaktadır. Kentler, özellikle büyük metropoller, nüfus yoğunlukları, farklı tercihler ve birden çok merkez oluşumlarıyla yer seçimi seçeneklerini artırmaktadır. Artık çoğu kentte ve metropolde birden çok stadyum yer almaktadır.

1980’lerden 1990’ların başına kadar stadyumların kent dışında yapılması eğilimi egemen gözükmektedir. Bu eğilim aynı zamanda seyirci kapasitesinin artırılmasının ve büyük stadyumların yapılmasının daha işlevsel ve ekonomik açıdan yararlı olduğu görüşüyle desteklenmekteydi. Kent dışında yapı yapmanın arsa maliyetini düşürmesi, fanatik taraftarların güvenliği, kalabalıkların kontrol kolaylığı, gürültü ve çevresel kirliliklerin kentten uzaklaştırılması ve benzeri nedenler bu inancı pekiştirmekteydi. Ancak zamanla bu görüş zayıflamıştır. 1990’ların sonlarına doğru stadyumların kent içinde yapılmasının daha uygun olduğu görüşü güçlenmeye başlamıştır. (Resim 2, 3)

1992 yılında 25. Olimpiyat Oyunları’na evsahipliği yapan Barselona kenti, bu yeni eğilimlere öncülük etmiştir. İlk kez tüm etkinliklerin yer aldığı bir olimpiyat köyü yapmak yerine, kent merkezinde var olan ve yeni yapılan spor tesisleri olimpiyat oyunlarını gerçekleştirmek üzere örgütlenmiştir. Açılış ve kapanış törenleriyle gösterilerin yapıldığı stadyumun ve diğer birçok spor tesisinin kent merkezinde yer alması, yapılan tüm tesislerin oyunlar sürecinde ve sonrasında etkin kullanımını sağlamıştır. Dolayısıyla stadyumlar ve diğer spor tesislerinin kent merkezinde yer alması görüşü haklılık kazanmıştır. Bu durum, stadyumların çeperlerden merkeze doğru taşınmaları yönündeki çekinceleri yok ederek karar vericileri yüreklendirmiştir.

Kent dışında yer alan stadyumlara ulaşım ve benzeri altyapı hizmetlerinin götürülmesi, kentin var olan altyapı donatısıyla bütünleştirmekteki güçlükler, haftada bir veya iki kez ve kısa süreli kullanımları da göz önüne alındığında, uygulama ve işletme maliyetini artırmaktadır. Öte yandan stadyumun kent içinde yer almasının sağladığı olanaklardan yararlanma fırsatı değerlendirilememektedir. (Resim 4, 5)

Güncel araştırmalar ve uygulamalar stadyumların kent merkezinde yer almasının daha uygun olduğu görüşünü desteklemektedir. (5) Buna rağmen bugün gelinen noktada stadyumun kent içinde veya kent dışında yapılmasına ilişkin kesin tavırlar almak olanağı bulunmamaktadır. Her kentin kendi özgün koşulları ve kent planlama kararları etkili olmaktadır. Stadyumların gereksindiği kentsel altyapının kentin gündelik yaşamına olumlu katkı sağlayacak biçimde varolan sistemle bütünleşmesi, böylece özellikle ulaşım ağının daha verimli ve yaygın kullanımı sağlanması önem kazanmaktadır. Londra ulaşım haritası incelendiğinde, tüm stadyumların yerleşim birimleri için tasarlanan metro ulaşım ağı ile bağlantılı olduğu görülmektedir. (Resim 3)

İstanbul ise, bu konuda hem doğru hem de yanlış uygulamalara sahne olmuştur. (Resim 2) Atatürk Olimpiyat Stadyumu gerekli ulaşım hizmeti götürülemediği için yıllardır etkin kullanılamamaktadır. Çevresinde yeterli yerleşim bulunmaması ulaşım yatırımını verimsiz kılarken, stadyumun 80 bin kişilik kapasitesi ve tasarım yanlışlıkları kullanımı olanaksızlaştırmaktadır. (Resim 6) Benzeri sorunları gidermek için Londra Olimpiyat Stadyumu, olimpiyat oyunları sonrasında, seyirci kapasitesi azaltılacak şekilde tasarlanmıştır. (Resim 7) Bu bağlamda Londra Wembley Stadyumu karma kullanımı ve çevresinde geliştirilmekte olan yerleşim yoğunluğu dolayısıyla stadyum eksenli kentsel dönüşüm yaklaşımları için örnek oluşturmaktadır. (Resim 8)

İstanbul’da “Seyrantepe Kentsel Gelişim Bölgesi” uygulamasında da benzer bir yaklaşımla karşılaşılmaktadır. Seyrantepe’nin kentsel gelişim planlamasının ekseninde Türk Telekom Arena Stadyumu yer almaktadır. (Resim 9) Ancak kentsel gelişimin amacı ve kapsamı kamuoyu ile paylaşılmadığından, planlama politikaları, tasarım yaklaşımları ve uygulama hedefleri bilinememektedir. Son 5-10 yıl içinde Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun yıkılıp yeniden projelendirilmesi kapsamında Kadıköy’de kentsel değişimler yaşanmaktadır. Stadyumun kentsel ulaşım ağları üzerinde yer almasının sağladığı ulaşım kolaylığı ve çeşitli kültürel ve ticari etkinliklerle elde edilen kullanım sıklığı ve yoğunluğunun kentin sosyo-kültürel örgütlenmesine olumlu katkısı olmaktadır. Ancak stadyumun bulunduğu alanın darlığı ve yetersizliği nedeniyle yaşanan yaya ve oto trafiği sorunları kentlinin gündelik yaşamını olumsuz etkilemektedir. (Resim 10) Tahsis edilen arsaların boşaltılamaması dolayısıyla planlanan çevre yollarının henüz gerçekleştirilememiş olması sorunu kalıcı kılmaktadır. Diğer bir örnek olarak Beşiktaş’taki İnönü Stadyumu’nun kentsel sit alanı içerisinde olmasına karşın tüm kentsel değerler gözardı edilerek yıkılıp yerine daha büyük bir stadyumun yapılması çalışmalarında izlenen süreç kaygı uyandırıcıdır. (Resim 11) Bir kentte dört tane 50 bin seyirci kapasitesini aşan stadyum bulunması, hepsinin sadece futbola hizmet etmesi ve tamamında kentsel altyapı sorunlarının çözümsüz olması hiçbir kentsel planlama yaklaşımıyla açıklanamamaktadır.

Gelişen teknolojinin sağladığı olanaklar, konfor koşullarının iyileştirilmesi, karma kullanım ve izleyici profilinin fanatik taraftarın yoğunluğundan kurtularak çeşitlenmesi sonucunda stadyumlar kent merkezinde biçimsel ve kültürel ikonlar olarak yer almaktadır. (Resim 12,13) Örneklerde de görüldüğü üzere, stadyum yapılarının büyüklüğü ve çevresel etkileri tasarımcıları tek yapı değil kent ölçeğinde düşünme ve tasarlamaya yöneltmektedir. Spekülasyon değerleri gözardı edilerek kent içinde arsa üretilmesi durumunda stadyum ve benzeri spor tesisleri kentin kamusal ve yeşil alan gereksinmesine de alternatif çözümler üretmeye olanak sunmaktadır.

Seyirci Kapasitesi

Bir kentte yapılacak stadyumun büyüklüğüne karar vermekte başlıca iki unsurun gözönüne alınması gerekmektedir. Birincisi kentin demografik nitelikleri ve spora olan ilgisidir. Karma kullanım seçenekleri ve geleceğe yönelik kestirimler birlikte değerlendirilerek seyirci kapasitesinin belirlenmesinde kullanılmaktadır. (6)

Seyirci kapasitesini belirlemekte spor etkinliklerinin özelliklerinin yanı sıra kullanım ve kullanıcı çeşitliliği ve kullanım sıklığı başlıca unsurlar olarak gözönüne alınmaktadır. Kullanımın türüne göre izleyici kapasitesi, tasarımsal niteliklerine göre izleme ortamının niteliği değişebilmektedir. Seyirci kapasitesi stadyumda yer alan etkinliklerin niteliklerine göre değişimler gösterdiğinden sadece futbola odaklanarak belirlemek doğru değildir.

Bunun yanında, ulusal ve yerel karar vericilerin uluslararası spor organizasyonlarına evsahipliği yapma hedefleri ve olanakları seyirci kapasitesinin saptanmasında belirleyicidir. Uluslararası sınıflamalarda kapasite tasarım ve işletme verisi olarak değerlendirilmektedir. UEFA ve FIFA, kesin sınırlamalar koymasa da, kendilerine bağlı organizasyonlar için konfor ve güvenlik koşulları yanında seyirci kapasitesi standartları da belirlemektedir. (Tablo 2) Bu kuruluşların stadyumlarda ön değerlendirme yapma ve uluslararası organizasyonlara izin verme yetkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla Olimpiyat Oyunları, Dünya ve Avrupa Şampiyonaları gibi ülkeler ve kulüpler düzeyindeki uluslararası karşılaşmalarda bu standartlar belirleyici rol oynamaktadır.

Optimum seyirci kapasitesinin belirlenmesi için yapılan araştırmalar, diğer bileşenlerde olduğu gibi, karma disiplinli bir takım çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Gösteri ortamı uygun fiziksel koşullar yanında kapasite ve büyüklük olarak da etkinliğe özgü nitelikler içermektedir. Spor etkinliği dışındaki kullanımların da irdelenmesi, hedefler, yatırım tutarlılığı, kaynak savurganlığı ve kullanım niteliği açısından sağlıklı bir yaklaşım olmaktadır.

SONUÇ VE ÇIKARIMLAR

Kentsel bağlamda değerlendirildiğinde stadyum planlama, tasarım ve uygulamalarında öncelikle kamu yararının gözetilmesi, kamunun sahipliliği, kentlinin maksimum kullanımı ve işletme yetkisinin yerel yönetimlere bırakılması benimsenmelidir. Stadyum yapısını elde etme sürecindeki kararlarda tüm ilgili kamu kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin katılımı sağlanmalıdır. Yatırım için bölge ve devlet kaynakları ile otoritesi ortak sorumluluğu paylaşmalı, alt yapı giderleri ve işletme modeli seçiminde parasal kaynakların optimum kullanımı araştırılmalıdır. Stadyumun ticari bir işletme olarak değerlendirilmesi gerekliliği yadsınamaz, ancak, kamu yararı gözetildiğinde sosyal getirim ticari getirime yeğlenmelidir.

Stadyumlar futbol egemenliğinden kurtarılarak bulunduğu kentin yapısal özellikleri ve konumu ile örtüşen çok amaçlı kullanım olanaklarına kavuşturulmalıdır. Uluslararası standartların gereği olan evrensel ölçütlerin baskın yapısına rağmen yerel ve özgün kimlikli tasarım yaklaşımları gözönüne alınmalıdır. İşlevsel önemi, kentsel imge olarak estetik değerlerine ilişkin kaygıları gölgelememelidir.

Kent içindeki konumu belirlenirken, kentsel altyapı olanaklarının ve kentsel gelişimin gözetilmesi yanında kentsel dönüşüm sürecinin belirleyici bir ögesi olarak değerlendirilmelidir. Kullanım cazibesi ve kentsel imge yaratma gücü, dönüşüme ivme kazandırma yetisine sahip olduğunu bugüne kadarki uygulamalarda kanıtlamıştır. Herşeyin ötesinde, dünyanın değişim hızı gelecek perspektifinin ve hedeflerin iyi kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu çıkarımların durağan değil değişken olduğu kabul edilmelidir. Değişen koşullar ve süreç nedeniyle listenin de sürekli yenilemesi gerekliliktir. Tasarımcılar sosyal sorumluluk bilinciyle yaklaştığında özgün tasarımlar geliştirecek, dolayısıyla stadyum ve diğer spor tesisi tasarımları bir örneklikten ve sıradanlıktan kurtulacaktır.

21. yüzyılın başından başlayarak yeniden kent merkezlerinde yer almaya başlayan stadyumların, standart işlev beklentisiyle gelişen yersiz, kimliksiz ve evrensel mimari dillerinden kurtulması, yapıldığı kentin yerel niteliklerini mimari tasarımlarına aktarması gerekmektedir. Böylelikle kentin fiziksel, mekânsal, kültürel nitelikleriyle uzlaşma olanağı doğacaktır. Uzlaşının düzeyi ve niteliğinin beraberinde stadyumların kamusal niteliklerini artıracağı ve kentsel peyzajın fiziksel, ekonomik, sosyal ve çevresel dönüşümünün itici gücü olma yetisini güçlendireceği öngörülmektedir. Böylece stadyumlar kent kimliği ile örtüşen özgün mimari tasarımlarıyla mimarlık ortamındaki yerini alacaktır.

 

NOTLAR

1. Barghchi, 2009.

2. Türkiye’deki tüm stadyumların mülkiyeti devlete aittir. Ancak bu stadyumlar futbol kulüplerine çok düşük kira bedelleri karşılığında tüm haklarıyla uzun süreli kiralanmaktadır. İşletme hakkını kullanan futbol kulübü stadyumun planlama ve tasarım süreçlerinde de mal sahibi gibi karar verici olarak belirleyici rol oynamaktadır.

3. İstanbul’daki 10 bin ve üstü seyirci kapasiteli stadyumlar gözönüne alınarak düzenlenmiştir. Yer seçiminin kentsel ulaşım ağı ve kentsel gelişim öngörüleri ile birlikte değerlendirilmediği gözükmektedir.

4. Londra’daki tüm büyük stadyumlar kentin yerleşim birimlerine hizmet eden ulaşım ağı ile örtüşmektedir.

5. Şubat 2007’de, Kuzey İrlanda, Belfast Kent Konseyi, farklı disiplinlerden gelen Ulster Üniversitesi Öğretim Üyeleri’nden oluşan bir komisyondan bağımsız bir rapor hazırlamasını istemiştir. Yapılan geniş çaplı araştırmalar karma kullanımlı stadyumların kent içinde konumlanmasını desteklemektedir. Araştırma sonuçlarına göre stadyumların kent dışında konumlanmasına verilen destek ise çok sınırlıdır. (Belfast City Council, 2007, s.8)

6. Kuzey İrlanda’da yapılan bir araştırma stadyumların kullanma sıklığı ile doluluğunun önemini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları Kuzey İrlanda kentlerinin demografik özelliklerine göre 20-30 bin seyirci kapasiteli stadyumların gerek kullanıcı deneyimi gerekse izleme atmosferi açısından daha etkin ve başarılı olduğunu ortaya koymaktadır. (Belfast City Council, 2007, s.8)

 

KAYNAKLAR

Bu icerik 8581 defa görüntülenmiştir.